Sancak bir süre sonra elinde buharı tüten bir fincanla geri geldi. Yatağın kenarına oturdu ve bana uzattı. “Ihlamur,” dedi. “Sinirlerini yatıştırır, kaslarını gevşetir. Sıcak suyun keyfini sürerken iç. Sonra güzel bir kahvaltı yapacağız.” “İlgin gözlerimi yaşartıyor. Doğru söyle. Akşama hazırlık yapıyorsun değil mi? Tadım damağında kaldı di mi? Hangar gibi damak var herhalde sende!” Kahkahası odanın içini doldururken ayağa kalktım. Dolaptan üzerime bir sabahlık geçirip elinden fincanı hırsla aldım. “Kalmaz mı? Dilimin ucunda tadın şu an!” Sinirden deliye dönüyordum. Her söylediğime bir cevabı olması, her hareketimi benden daha iyi okuması canımı sıkıyordu. “Tabii kalır. Köpek gibi yaladın tüm gece! Ayrıca, tadımı alan bir daha unutamaz zaten!” Onu kışkırtmak, ne kadar aptalca olsa d

