6.Bölüm "Araba"

2537 Words
6.Bölüm: “Araba” Sare Elçi… Barlas'ın mekanında toplandığımızda konuştuğumuz gibi kızlar ertesi akşam da bize geldiler. Beni gören biraz şaşırdı. Dün kapalı olduğum için açık halimi görünce biraz, bana göre değişik tepkiler geldi; “Ayyy o saçlar nasıl dümdüz öyle doğru söyle düzleştirdin mi orijinali bu mu!?” (Sıla) “Bol giyindiğin için tam belli olmuyordu ama kalçaların falan maşallahı var…” (Özlem) “Fiziğin manken gibi, tenin harika, bu koltuk altları nasıl bembeyaz oluyor böyle yaaa…” (Meyra) Gibi gibi asla tahmin edemeyeceğim övgüler almıştım. Koltuk altıma bile övgü geldi… Çok şaşkınım, umarım bu konuşmalar burada kalır. Kızlar, başka ortamda dillendirmez. Kız kızayız nasılsa diye dizlerimin altında krem rengi havuç kapri pantolon ve sıfır kol, zemini krem üzerinde boyuna haki renk çizgiler olan gömlek giymiştim. Saçlarımı da önüme gelmeyecek şekilde bir tutamını sağa doğru tokayla tutturmuştum. Kalanı serbest bırakmıştım saçlarımın, sürekli topladığım için evde genelde bu şekilde serbest bırakıyorum saçlarımı. Rengi, açık kestane ve bu tonu çok seviyorum o yüzden hiç boya kullanmadım. Gözlerimde yeşil kahve karışımı ela idi. Aslında saçlarımla çok uyumlu oluyor açıldığımda. Annemi hepsi çok sevdi. Annem yaşlıyla yaşlı gençle genç olan, sıcak kanlı anlayışlı bir insandı. Sevilmediği ortam çok nadir, binde bir olur. Adının hakkını veren, sevgi dolu birisi. Bazen; “Ahhh Sevgi’liimmm ahh elimden alacaklar seni! Korkuyorum herkese çok sevdiriyorsun kendini…” diye takılırdım. Annemde; “Senden başkasına yan gözle bile bakmam hatun…” deyip dalga geçerdi benimle. Bu akşam, aslında Laçin teyze ve Gül ablayı da çağırmıştık ama başka bir yere davetlilermiş, gelemediler.. Sohbet muhabbet derken Özlem ve annem ortak çalışmaya karar verdiler. Özlem iyi bir terzi ancak perde dikmeyi öğrenmek istiyorum deyince annem hemen ben öğretirim banada meşguliyet olur diye atladı. Maaş istemedi annem müsait olduğu saatlerde gidip Özlem’e dikiş öğretecekti sadece. Sırf yardımım dokunsun diye yapıyordu. Bir ara Meyra ile mutfakta iş yaparken konu Barlas'a geldi; “Duydun mu Barlas üçüncü şubeyi açmak üzereymiş Ankara'da hemde.” “Yoo duymadım, hayırlı olur inşallah.” “Buradan alır yürür artık, gerçi yürümüyor koşuyor mübarek.” “Doğrudur, mekanı gerçekten güzeldi. Gördüğüm kadarıyla doluydu da.” “Evet Aslan'la konuşuyoruz da maşallah işleri çok iyi. Geçen sene mülkiyetini de satın aldı, kira derdi yok. İkinci şubede zaten kira değildi. Baya rahatladı…” “Allah bereket versin,” deyip geçiştirdim. Elimizdeki kahveleri alıp salona geçtik. Neredeyse gece yarısına kadar oturmuştuk. Kevser teyzede sonradan dayanamayıp katıldı. En son dağıldığımız da herkes gayet samimi ve mutluydu.. Sonraki günlerde kızlarla sık sık buluştuk. Evde ya da bazen mahallenin kafesinde oluyordu bu buluşmalar. Yine akşam için sözleştik ve her zamanki kafede toplandık. Gayet güzel muhabbet ederken içeri giren başka bir genç kızla hepsinin suratı asıldı; Sıla; “Ayy bu nerden çıktı şimdi inşallah hemen gider, gelip yanımıza oturmaz,” dedi. Galiba sevmedikleri biri diye düşündüm. Maalesef direkt masamıza geldi ve hiç izin istemeden oturdu. Tam karşıma denk gelmişti; “Merhabaaaa kızlar… nasılsınız epey oldu görüşmeyeli. Toplandığınızda çağırmıyosunuz beni…” dedi. Meyra; “Aniden karar verip toplanıyoruz ondan atlamış olabiliriz. Kasıtlı değil yani…” O sırada tekrar açılan kapıyla o tarafa baktık ve erkek tayfa olduğu gibi eksiksiz gelmişti. Barlas içlerinde en irisi. Acaba TSK neyle besledi bu adamı zamanında? Karşımda oturan kız onların geldiğini görünce; “Aaa ne güzel tesadüf bu böyle, Barlascımm nasılsın bayadır görüşemiyoruz, hiç gelmiyorsun bana?” demesiyle şok oldum ama çaktırmıyorum, diğerleri ile baş selamı verdik birbirimize o sırada Barlas; “Yeliz ne saçmalıyorsun? niye geleyim ben size, sanki her gün sizdeymişim gibi konuşma!" diye tersledi. Yanımda Meyra oturuyordu eğilip kulağıma; “Bunun adı Yeliz, mahallenin yollusu sayılır, Barlas restaurant açıp işi ilerlettiğinden beridir de peşinde, ondan bu kadar yılışıyor. Ayrıca Barlas tamirciyken Laçin teyzenin zoruyla bir kere kafede buluşup kahve içtiler, tamirciliği bırak askeriyeye dön o şartla evlenirim demiş. Bir hafta kadar flört ettiler sonra Barlas şutladı bunu. Kuyruk acısı biraz fazla…” diye olanı biteni anlattı bende Meyra'ya; “Eee ben şimdi bu kadar gereksiz bilgiyle ne yapacağım,” deyince inadına yapar gibi öyle bir kahkaha attı ki Aslan bile şaşırmıştı. Meyra'nın kahkahası ile herkes bize döndü ve Yeliz'de varlığımın farkına vardı, bana dik dik bakıp; “Aaa sende mahallenin yeni kiracısısın sanırım! Öylesine denk gelmişti de sohbet ortamında duymuştum adını, Seher'di değil mi canım?” diye ağzını büke büke konuştu. Zoraki bir tebessüm ettim; “Hayır Seher değil Sare. Ayrıca mahallenin kiracısı değilim Kevser teyzenin kiracısıyım. Mahallenin yeni komşusuyum…” Meyra kıkırdadı yanımda ama Yeliz'in pek altta kalmaya niyeti yok gibiydi; “Hımm doğru evet. Kiracı olmakta zor diimii canım yaaa… oradan oraya futbol topu gibi savruluyorsunuz.” Asla haz etmediğim konuşma tarzı ve üslup. Derin bir nefes alıp verdim; “Hayır savrulduğumuz yok. Canımız nereyi isterse, nere işimize gelirse orada oturuyoruz. Mahalleyi ya da komşulardan birini beğenmezsen hemen istediğin yerden ev tutup uzaklaşırsın ama ev sahibi çakılı kalır. Satması gerekir. Eğer marifet ev sahibi olmaktaysa inan Kevser teyze satsa hiç düşünmeden alırım oturduğum evi. Dert etme yani benim kiracı olmamı. Senin tabirinle mahallenin ev sahibi de olurum ama Kevser teyze satmaz işte evini…” dedim net bir tonda. Meyra yine kahkaha attı. Dönüp ‘ne yapıyorsun’ der gibi baktım. Sonra Özlem konu değişsin diye; “Sareeee ya Sevgi ablayı ben çok sevdim. İnan yanımda tutmak için öğrendiğim işi de öğrenmemiş gibi yapıyorum,” dedi. “Söylerim ama anneme bunu…” “Söyle, ne yapayım canım o da teklifimi kabul etsin.” deyince şaşırdım. “Ne teklif ettin ki? Bana bir şey demedi annem.” “Perde nevresim işine beraber girelim diyorum ama kabul etmiyor.” “Etmez… asla ortak iş yapmaz annem, ama yanında istiyorsan elemanım ol de, belki çalışmayı kabul eder.” dedim. Yeliz yeniden yılan dilini çıkardı; “Aslında çalışması iyi olur depremde her şeyinizi kaybetmişsiniz.” dedi. Barlas tam ağzını açıp bir şey diyecekti ki ondan önce atıldım; “Annemin canı sağ, o yetiyor bize. Sen beni kendine dert etme. Hatta annemi de sıkıntı etme kendine! Biz toparlandık hayatımıza anne-kız kaldığımız yerden devam ediyoruz. Haa bu arada yarım yamalak tanıştık seninle. Adını biliyorum ama mesleğin nedir ne iş yapıyorsun? Boş konuşmaktan başka!” deyince herkes kıkırdadı. Ben direkt Yeliz'in gözünün içine bakıyordum. “Ev kızıyım…” “Hmmm anladım, belli zaten. Eğitim durumu!?” Soru sorar tonda çıktı sesim. Yeliz; “Neyse ben kalkayım evden beklerler, Barlas’cım görüşürüz gel bana birgün fırsatın olursa…” deyip ayağa kalktı. “Gelmem Yeliz çok yoğunum,” cevabıyla hızlıca kafeden çıktı. Herkes, ‘ohhh beee’ dedi. Hakan; “Sare, seninle uğraşmasını kişisel algılama, ne zaman bir araya gelsek birimize kafayı takar, uğraşır durur. Bu akşam hedefinde sen oldun.” diye açıklama yaptı. Tebessüm ettim; “Önemli değil cevabını alır oturur ya da oturamaz çıkar gider,” deyince güldüler. Meyra yandan koluma girip başını omzuma koydu ve; “Canıımmm Sare'ciimm, seni Yeliz savar ilan ediyorum. Yanımıza gelirse aynen bu şekil bozup gönder.” “Meyra’cıımm sen benden daha yetkilisin, onu en iyi sen yaparsın…” hepimiz güldük, çünkü sesimizi Yeliz gibi yapmıştık konuşurken. Barlas söze girdi; “Neyse boşverin onu, eee Sare okullar açılacak var mı yapabileceğimiz bir şey?” diye sordu. “Teşekkürler Barlas'cıımmm yok…” dedim Yeliz tarzında, bu defa herkes güldü ama Barlas onlar gibi gülmedi dudakları keyifle yukarı doğru kıvrıldı. Bakışları derinleşti.. Sonra normal sohbetimize döndük. Nişanlı çiftlerin düğünü ve ev hazırlığı ile ilgiliydi genelde konuşmalar. Bir ara konu arabalara geldi. Benim kaza yapıp araba kullanmayı bırakmama hepsi kendince üzülüp fikir verdiler. Bende; “Aslında havalar soğumadan yeniden kullanabilsem iyi olur ama cesaret edemiyorum. İşin ilginç yanı hiç özlemiyorum da araba kullanmayı. Neden bu kadar soğudum anlamadım?!” dedim.. Kısa bir an Barlas'la göz göze geldik. Bakışları yine derinleşmişti. Sonra hepimiz ayaklandık, normalde evlere yürüyerek gidecektik ama erkekler gelince arabalara yöneldik. Herkes kendi nişanlısının arabasına ilerledi aslında ben yürüyerek gitmek istiyordum, Barlas; “Hadi Sare neyi bekliyorsun?” deyip arabasının kumandasına basıp o tarafı gösterdi.. “Aslında yürümek istiyorum ben Barlas.” dedim. “Gecenin bu saatinde!!! Üstelik ben buradayken evine yürüyerek gideceksin!!! Bende buna izin vereceğim öyle mi? Hadi Sare, hadi Sare geç arabaya!” diye abartılı ve uyarır tonda konuştu. Hem konuşup hem benden önce geçip arabanın ön kapısını açtı. Bir şey demeden bindim çünkü sonradan Barlas benden kaçıyor musun, bir saygısızlığım mı oldu diye söyleniyordu. Araca bindiğimde bir şey farkettim, o akşam Gül abla ile bindiğimiz Mercedes değildi bu araba. “Mercedes’i sattın mı?” diye sordum. “Hayır duruyor, bu diğer arabam bunu ondan önce almıştım.” Bu arabasıda BMW idi. Galiba spor kasa tercih ediyor diğer aracı gibi bu da spor kasaydı.. “Araba koleksiyonu mu yapıyorsun?” deyip gülümsedim. Arabayı çalıştırıp ilerlemeye başlamıştık. Yine aynı o akşam ki şarkı çalıyordu. Erdal Güney'den Saklımdasın. Yan bakış attı bana tekrar yola çevirdi başını ve; “Yerim müsait olsa hem araba hem motor koleksiyonu yaparım ama koyacak yer yok.” dedi. “Motoru da mı çok seviyorsun? Yani hani varya motor tutkunları, hızı falan severler…” “Severim evet, zaten motora bindiysen yavaş gitmek saçma olur.” Aslında arabayı da hızlı kullanıyordu. Galiba hız seviyordu. Eve kadar kısaca soru cevap şeklinde biraz daha sohbet ettik. Sonra eve geldiğimizde önce benim binaya girmemi bekledi, ben içeri girince o da evlerinin arka tarafına geçti. Arabaları için garaj vardı ama evin arka tarafındaydı. Garaj girişi de o tarafta. Yukarı çıktığımda sessizce kapıyı açtım, annem uyuyorsa uyanmasın diye ama koridorda Sevgi Sultanla karşılaştık. “Balkondayım oraya gel,” dedi. Bende lavaboya gidip, sonra üzerimi değiştirdim. Ev moduna geçtim hemen. Annemin yanına geçtiğimde bana bitki çayı kendine kahve sigara hazırlamıştı, masanın üzerini görünce; “Ooo kraliçem ortam yapmışsın bize…” dedim. Annem yüzünü buruşturup; “Kızım sen öğretmensin ne bu Tofaşcı ağızları?” dedi. “Öğretmenim ama hatırlatırım maganda bir şofördüm zamanında. Tofaşçılar benim yanımda sivil trafik dedektifi gibi kalıyordu.” deyip gülümsedim. “Artık okullar açılmadan şu araba işini çözsen mi?” diye sordu annem. Sandalyede geriye yaslandım; “Anneee… konuştuk defalarca yapamıyorum.” dedim. “Neyse tamam aynı şeyler için tartışmayalım, galiba Barlas bıraktı seni, hani kızlarla buluşacaktınız?” “Sonradan erkek tayfa da geldi beraber oturduk, haliyle hepsi nişanlısıyla ayrıldı mekandan, Barlas da bana kaldı. Grubun iki sapı olarak çok istikrarlıyız… ne o birini buldu ne de ben!” dememle annem kahkaha attı; “Ahh güzel kızım adın gibi safsın. Hiçbir şeyin farkında değilsin…” “Neee, ben mi safım.? Annee yaa küfür etsen daha iyiydi ne demek safsın hem neyin farkında değilim?!” “Tamam tamam… bir şey demedim neyse bakalım, seninle konuşmamız lazım.” “Gönder gelsin sultanım!” “Sare… çok borcumuz var arabayı da satmıyorsun. Özlem bana ortaklık teklif etti ısrar da ediyor ama galiba normal usta olarak yanında çalışmayı kabul edecek gibiyim, sana faydam olsun.” deyince atıldım; “Anne saçmalama! Sadece aldığımız eşyaların taksitleri var borç olarak ve babamdan kalan maaş olduğu gibi oraya gidiyor. Benim maaşım ikimize de yeter, sadece sana meşguliyet olsun kendini iyi hissedeceksen çalış, zorunluluktan değil!” dedim. “Bilemedim kızım, çeyizini olduğu gibi bu eve çıkardın yenisini almak gerekiyor.” “Benim kenarda birikmişim her zaman olur, kirli çıkıyım ben merak etme. Dövizim var olur da acil çeyiz ihtiyacı duyarsam onu bozdurur alırım…” “Bende çalışıp biraz altın yapayım bari, koluna bilezik takarım.” “Görende yarın evleniyorum sanacak! Ne saçma bir muhabbet?” “Nasip kısmet kızım bu işler, bilemezsin.” deyip konuyu değiştirdi annem. Biraz daha oturduk, sonra odalarımıza çekilip uyuduk. Ertesi gün kızlar ısrarla yine kafede buluşalım diye mesaj ve telefon trafiğine tutunca tamam dedim. Anneme haber vermek için balkona çıktığımda telefonla konuştuğunu duydum, karşı tarafa; “Emin misin işe yarar mı? Daha kötü olmasın!” gibisinden bir şeyler diyordu. Beni görünce sadece el salladı git diye bende çıktım. Kafeye geldim, kızlarla oturduk. Yarım saat sonra da erkek tayfa geldi. Hep beraber sohbet muhabbet derken kalkmak için ayaklandığımızda, kafenin az ilerisinde Barlas ve Aslan’ın hararetli bir şekilde konuştuklarını gördüm. İşle ilgili bir sıkıntı mı var acaba diye aklımdan geçirdim. Aslan hemen Meyra'yı aldı ve gitti. Sonra ben yine Barlas'ın arabasına bindim. Sürekli okulla öğrencilerle ilgili sorular soruyordu, ben yine tüm sorularına uzun uzun cevaplar verdim. O an bir şey fark ettim, evin yolunda değildik. “Barlas nereye gidiyoruz?” diye sordum. “Bir yere…” dedi ve daha da hızlandı, araba hızlandıkça ben tedirgin oldum. Emniyet kemerinden tuttum. “Barlas yavaş biraz korkuyorum.” dedim. “Sare… bana güveniyor musun?” diye sordu. “Ayyy… güvenmemeli miyim neler oluyor nereye gidiyoruz Barlas??? Burası tenha bir yol.” dedim. Güldü; “Bence güvenmelisin, eskiden askerdim sonuçta…” dedi. Tenha ve karanlık bir yolda durdu araba çalışıyordu kapıları kitledi; “Barlas neler oluyor, kapıyı neden kitledin?” “Ben istemeden inme diye!” “Yaa… Şeyyy…korkuyorum bizim burada ne işimiz var?” dedim telaşla. “Birazdan anlayacaksın!” dedi ve camı yarıya kadar açtı, sonra kapının kilidini açıp hızlıca indi, kapıyı kapatıp tekrar kitledi arabayı. “Ne yapıyorsun Barlas? Neden indin?” İyice paniklemiştim… Barlas, yarı açık camdan bana bakıp konuştu; “Sare, şimdi ben yola doğru yürüyorum ister sabaha kadar burada oturursun ister gelir beni alırsın. Seçim senin!” dedi. “Hayırr… Yapmaaaa lütfen, ben hazır değilim kullanamam araba falan…” “Kullanamazsan oturursun burada” dedi ve gitti. Araba hâlâ çalışıyordu. Sürücü koltuğunun olduğu tarafa geçtim kilidi açtım dışarı çıktım. Karanlık ve sessizdi. Arabanın etrafında bir tur attım, Barlas buradaysa bile göremiyordum çünkü sadece araba farının ışığı aydınlatıyordu ortalığı. Sanırım şantiye alanı gibi bir yer. Sonra mecburen şoför koltuğuna oturdum. Başımı direksiyona yasladım. “Hadi Sare bugün değilse ne zaman…” dedim ve koltuğu ayarlayıp geri vitese takıp girdiğimiz patika yoldan çıktım. Anayola doğru sürdüm. Biraz ilerleyince takım elbiseli iki elide cebinde ilerleyen Barlas’ı gördüm. Arabayla yanına yaklaştım. Durdurup kornaya bastım. “Al şu arabanı…” deyip kapıyı açacağım sırada dışarıdan müdahale edip kapattı; “Yürüdüm yoruldum, sen kullan ben biraz dinleneceğim.” deyip göz kırptı ve yan tarafıma oturdu. Başımı geriye yatırdım bana bakıyordu. “Hadi Sare ne kadar bekleyeceğim daha!” demesiyle gaza basıp ilerledim. Biraz zaman geçince sessizliği ben bozdum; “Ya arabada oturmaya devam etseydim Barlas, hadi o tenha alanda birileri olsaydı… Sen gidince onlar gelseydi… sarhoşu, sapığı ne olacaktı?” diye sordum. “Aslan ve Meyra sana yakındı, yarım saat süren vardı, arabayla peşimden gelmeseydin ya da dediğin gibi bir durum olsaydı Aslan devreye girecekti!” “Alçaklar!!!” dememle kahkaha attı… Demek kafede çıkmadan Aslan'la bu planı yaptılar. Bende masum masum acaba işyerinde bir sorun mu var diye düşünmüştüm. Mahalleye kadar ben sürdüm, Aslan ve Meyra da peşimden geldiler. Arabadan inince Meyra direkt bana sarıldı ve; “Benim asla haberim yoktu, arabaya bindikten sonra öğrendim. Özür dilerim… İyisin değil mi çok korkmadın!” “Korktum ama geçti iyiyim şimdi.” “Sevindim, eee araba kullanabilecek misin peki?” “Evet bundan sonra trafik düşünsün yeniden dönüyorum.” dememle hepsi kahkaha attı Barlas’a döndüm elimi uzattım, şaşırdı; “Yöntem yanlıştı ama sonuç güzel oldu teşekkürler Barlas,” dedim. Benimle tokalaşıp; “Rica ederim, başka korkuların varsa söyle onları da halledeyim!” dedi. “Yok aman aman bu yetti sağol, bundan sonra tek korkum sensin…” gülümsedi.. Sonra dağıldık. Eve girdiğimde annem sarıldı; “Biliyordum başaracağını…” dedi. “Seninde mi haberin vardı?” “Arayıp izin aldı sonra uyguladı planı.” “Anneee çok hainsin…” Gülüştük... Odama geçtim ve üzerimi değiştirip yatağıma geçtim. Aslında arabadan inince içimde direkt Barlas’a sarılma isteği vardı ama tokalaştım sadece. Elleri sıcacıktı… Barlas, sen harika bir insansın…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD