Gecenin ilerleyen saatlerinde prestij yemeğinin o boğucu havası, sahte tebessümleri ve fısıltıları Gani’nin sabır sınırlarını son raddesine kadar zorlamıştı. Nedim Bey’in arkasına bakmadan kaçışının ardından masaya çöken o tekinsiz sessizlik, dışarıdan ne kadar sakin görünse de içeride biriken lavların habercisiydi. Gani, elini Cemre’nin dizinden bir an bile çekmemişti; kemikli parmakları kumaşın üzerinden kızın narin bacağını sahiplenici bir tırpan gibi kavramıştı. Sosyetenin ünlü simaları, holding ortakları ve dedikodu açlığıyla yanıp tutuşan o kibirli kalabalık, Boranların masasına doğrudan bakmaya cesaret edemese de göz ucuyla süzmekten geri durmuyordu. Özellikle yan masalarda toplanan birkaç genç iş adamı ve onların yanındaki şık hanımlar, kadehlerini tokuştururken gözlerini Cemre’ni

