Gani yatak odasının kapısını açtığında, içerideki ağır sessizlik doğrudan yüzüne çarptı. Cemre, yatağın arkasındaki girintiye büzülmüş, dizlerini göğsüne çekmiş halde bekliyordu. Gözleri kapının koluna kilitlenmişti; içeri girenin Gani olduğunu görünce göğsünden derin, titrek bir nefes boşaldı. Gani belindeki Desert Eagle’ı komodinin üstüne bıraktı. Metalin ahşaba çarparken çıkardığı o soğuk ses bile Cemre’nin irkilmesine yetti. Gani adımlarını yumuşatmaya çalışarak ona doğru yürüdü, dizlerinin üzerine çöktü. Yüzündeki o az önceki cinnet halinden iz bırakmamaya çalışıyordu ama üzerindeki barut ve taze kan kokusunu gizlemesi imkânsızdı. "Bitti Yeşilim," dedi, sesi neredeyse fısıltı gibiydi. "Geçti. Kimse içeri giremez artık." Cemre, Gani’nin elini tuttu. Parmakları buz gibiydi. "Gani...

