Fırat öperek göbeğime ulaştı ve bir süre orada oyalandı. Bu çok tuhaf bir histi. Fırat ’ın nefesi tenime değdiğinde, içimde tarif edemediğim bir ürperti hissettim. Sanki zaman yavaşlamıştı. Göbeğimde oyalandığı her saniye, zihnimde yankılanan düşüncelerle doluydu. Bu his hem yabancı hem de bir şekilde tanıdıktı. Daha kısa bir süre önce bana tamamen yabancı olan biri, şimdi bedenime böylesine yakınken, bu yakınlıktan rahatsız olmak yerine huzur buluyor olmam tuhaftı. Bunu gerçekten istiyor muyum diye geçirdim içimden. Ama düşüncelerimle hislerim birbirine karışıyordu. Kaçmak ya da uzaklaşmak gelmedi içimden. Tam aksine, o anın içinde kalmak, ne hissettiğimi anlamak istiyordum. Fırat ’ın varlığı, bilmediğim bir yanımı ortaya çıkarıyordu. Daha önce inşa ettiğim duvarların gerisinde sakladığ

