Yaklaştı, adımları ağır, ölçülü ama bir o kadar da kesindi. Her adımıyla kalbim kendi ritmini unuttu. Göz göze geldiğimiz anda, bir yandan korku, bir yandan hayranlık dalgası beni sardı. “Geçmiş olsun.” dedi, sesi alışılmış soğukluğunun altında, neredeyse insani bir sıcaklık barındırıyordu. “Sağ ol. Serum içinde sağ ol. Sen takmışsın.” diye cevap verdim, kelimelerim titriyordu. Ama onun yanındaki güven, benim korkumu bastırıyordu. Yine de titremek doğal bir refleks gibi hissettiriyordu. “Bir an önce kendine gelmen lazımdı. Merak ettiklerim var.” dedi. Gözlerinde hem soru hem emir vardı. Adam sorguya almak için iyileştiriyordu. Bana da öyle yapmıştı. Onun için her şey net, planlı ve hesaplıydı. Az önceki sıcak ton yok oldu bile. “Sor.” dedim kısa ve kararlı. “Neden bayıldın?” Soru kes

