Kalem önümdeydi. Serdar ’ın adı defterdeki satırda parlıyordu. Kendinden emin, inatçı bir yazıyla yazılmıştı… ve şimdi sıra bendeydi. Albay' ın sesi yankılandı odada... “Kimliğini gördük, şahitler tamam. Yaren, imzanı at.” Elim titredi. Kalemi kavradım ama parmaklarım istemsizce gerildi. İçimde her şey bağırıyordu: Yapma. Dur. Kaç. Ama dış sesler susmuştu. İçimdeki korku, amcamın beni bulma ihtimali, kuma gitme, hatta ölme gerçeği… ağır ağır bastırdı bu çığlıkları. Bu imza, kaçmam için tek yoldu. Başımı kaldırdım. Serdar bana soğuk gözlerle bakıyordu. Albay ise dosyalara geri dönmüş, bu anın ne kadar dayanılmaz olduğunu görmezden geliyordu. Derin bir nefes aldım. Kalemi kağıda koydum. İmzamı attım. Kendi kaderime bir mühür bastım sanki. Nikah memuru defteri kapatırken kısa bir “Ha

