Doruk Karahan nefreti...

1688 Words
yazardan... " dağ olsa çatlar, dere olsa kurur... çık artık şu banyodan sikik erif!" " olmazkine... daha sakallarıma ağda atacağım. malûm, bir yıla yakın bulamayacağım bakım ürünlerini ayol" " ulan ben senin bakımına sokayım! Mert! lan yeter yeter! çık artık şuradan!" köşede belinde havluyla çıplak şekilde onlar boş gözlerle izleyen Yaman'a dönen Demir, sinir içinde bağıdı. " lan çevik! senin darbelerin güçlü! gel kır şu kapıyı! ulan bir haftadır yıkanamadım şu it yüzünden. adam Kalkmış yüzüne karı gibi ağda yapıyor!" Mert'in suyla karışık sesi banyondan dışarıya yayıldı. " üfff Demirrr! İmam olacaksın dedi Tahir albay! imamlar temiz ve bakımlı olurlar... o yüzden bu çabam kingoo!" Demir tekrar kapıya yüklenip, belindeki düşmek üzere olan havluyu tutarak, kapıya bir tekme savurdu. " lan amına soktuğum ibnesi! aç kapıyı!" Yaman halsiz ve ruhsuz bir halde yerinden kalkıp, boş gözlerle havlusunu beline sıkıştırarak banyodan çıkmak üzereyken, Demir koşup, kolundan tutup, tekar içeri soktu. " abicim nereye gidiyorsun... ben bu sarı oğlanı dövsem kim araya girecek, " diyerek , Yaman'ı tekar köşeye savurdu. Yaman, Demir'in elinde adeta bir yaprak gibi sallanıp duruyordu. kimse bilmiyordu ama Yaman son bir yıldır ağır bir depresyon geçiriyordu. herkes bu hâlini merak etse de, sonradan on iki yıl boyunca birlikte olduğu sevgilisinden ayrıldığını duyunca haliyle bu çöküşünü anlamışlardı. Yaman tek dostu olan Doruk'tan kopmuş, Tahir albayın özel eğittiği ekibindeki beşlinin etrafında dolanmasına neden olmuştu. ama Yaman'ın gözü hiç bir şeyi gömüyor, kimseyle muhatap olamıyordu. adeta ölmüş bir beden gibiydi... geceleri koğuştan çıkar sabaha kadar sigara içer, sesizce ağlardı. ve onu uzaktan izleyen beş kişi onu bu konuda teselli edecek samimiyeti kendilerinde bulmadıkları için Yaman'ı öylece izlerlerdi... Demir, Kerem, Çağlata, Behzat ve Mert... bu yüzden askeriyede ne yaparlarsa yapsınlar Yaman'ı son bir yıldır yanlarından ayırmıyor, eski neşesini bulabilmek için sürekli yanında duruyorlardı.... ama Yaman çevik sadece boş bir ruh gibi oradan oraya dolanıyor, gözleri kan çanağı gibi bakıyordu... nihayet banyo kapısı açıldığında, Mert üstüne hiçbir şey alma zahmetinde bulunmadan çırılçıplak ıslak bir halde kıyafetlerini astığı askılığa yöneldi. herkes Mert'in banyodaki bu barbarlığını bildiği için kimse artık ses çıkarmıyordu. Mert üstünü kurulayıp, kıyafetlerini giyinirken, Demir hızla üstündeki havluyu Mert'in yüzüne savurup banyoya girdi ve kapıyı sertçe üzerine kapattı... " üfff Demir! biraz Kibar olur musun lütfen... yaptığın hiç hoş bir davranış değil" Demir duyduğu sözlerle banyonun kapısını açıp, kontrolsüz sesiyle gürledi. " LAN SEN BANYONUN İÇİNE SİMLİ MİMLİ BİRŞEYLER Mİ SIÇMIŞSIN?! BU NE LAN?!" Mert duyduklarıyla kapıya ilerleyip, Demir'in neye gürlediğine baktı. yerdeki boncuk ağdaları görünce, bıkkın bir nefes verdi. " üff Demir! onlar simli dışkı değil abicim! onlar boncuk ağda" deyip, askıdan aldığı kapşonunu üzerine geçidi. Demir hayretler içinde yerdeki pembe, suyun altında parlayan küçük noktalara bakıyordu. " lan yalan söyleme! bunlar bildiğin koyun pisliği gibi tane tane..." çıplak şekilde eğilip, yerdeki Pembe noktaları daha detaylı inceledi. bir sonuca varmış gibi başını kaldırıp, kapıdan Mert'e baktı. " lan .. lan yeminler olsun bu boka benziyor..." Yaman daha fazla dayanamayıp, diğer boşalan banyoya kendini atıp üzerine kapıyı sertçe kapattı. üçü de aynı şehirde, Şırnak'ta göreve gideceklerdi. onlardan önce başka bir köye yerleşen ve yaklaşık iki ay olan Behzat ve Çağatay da onların gelişini dört gözle bekliyorlardı. görev nedeniyle her biri araya zaman koyarak Şırnak'taki birbirine yakın çevre köylere yerleşecek, gizli bir ağ kuracaklardı. Mert ve Demir aynı köyde görev alıp, daha erken gidecekken, Yaman ikisinden bir ay sonra gidecekti Şırnak'a... bu yüzden Mert ve Demir ikilisi hazırlıklarını yapmış, bir gün sonra Şırnak'a, Behzat ve Çağatay'ın olduğu köydeki komşu köye yerleşemek için gideceklerdi... Mert daha fazla Demir'in saçmalıklarına katalanamayıp, üstünü giyinip, banyodan çıktı. üstünde normal sivil kıyafetleri vardı. son üç gündür izinliydi. göreve gitmeden önce Tahir albay ona ve Demir'e izin vermiş, ama ikisi de askeriyenin dışına çıkmamışlardı. dün gece Mert ailesine göreve gideceğini söylemek için gittiğinde, ortalığı birbirine katıp, öyle dönmüştü kışlaya... öyle ki, ailesinin güçlü Soyadı bu sabah manşetlerde ve magazine büyük bir boşanma haberiyle bomba gibi düşmüştü Ankara'ya... abisi Şeref, ve yengesi Eylem bu sabah anlaşmalı boşanma davası açmışlardı... buda demek oluyordu ki, Mert sadece kulaklarına gerçekleri fısıldamış, kılıç ailesi ise gelinlerinin terbiyesizliğini sadece boşanarak kapatmışlardı... derin bir nefes alarak, kantine doğru hızla yürüdü. acıkmış ve susamıştı. yaklaşık beş saat önce girdiği banyodan kendini yolarak, bedeninde tek bir kıl tanesi bırakmadan çıkmıştı... elini siyah eşofmanın cebine koyup, büyük kantine girdi. bir iki adım attı ki, tam kapının önünde durdu. içeride bütün yeşil kamuflajlı askerlere inat, mor kısa elbiseli bir kadın öylece elinde koca bir tepsi baklava ile masalarda oturan askerlere baklava ikram ediyordu. herkes kadının etarafında pervane olurken, kadının belinden tutup, beraber masalara baklava dağıtmasına yardımcı olan bir asker vardı... Doruk Karan... bu kadının Doruk Karanın Yeni sevgilisi olduğunu biliyordu Mert. ama merak ettiği, Yaman bu çifti gördüğü an küçük çocuklar gibi neden ağlıyor, kendini sigaralara vuruyordu... Mert, Yaman'ın ve Doruk' un çok yakın arkadaş olduklarını uzun yıllardır görüyordu, hatta Tahir albayın özel ekibinden olmasına rağmen, ekip arkadaşlarıyla takılmayıp, kendinden düşük rütbeli teğmen Doruk ile sürekli takıldığını sık sık görüyordu... ama ne olduysa son bir yılda asla bu ikili bir araya gelmiyor, bulundukları alandan ikisi de kaçarak uzaklaşıyorlardı. sanki birbirlerini gördükleri an, birbirlerini öldürmek ister gibi bakıyorlardı. Mert bu ikilinin arasındaki soğuk, ve sessiz savaşı gözlemleyen ilk kişiydi. Mert sesizce kalabalığın içinden geçip, kantinci olan adamın yanına yaklaşıp, kolunu cam masaya yaslayarak arkasındaki ikiliye baktı.. adam elindeki tostları kese kağıdına sararken, durup Mert'e baktı. " burun komutanım... ne istersiniz? Çay? kahve? sıcak yemekler?..." Mert önüne dönüp, kantincinin yüzüne sorgulayıcı gözlerle baktı. " bu baklava dağıtan kadın kim? ne işi ver burda?" dedi soğuk ve düz bir sesle. kantinci etrafına bakıp, yavaşça tezgaha yaklaştı. Mert'in kulağına eğilip, " Doruk komutanın sevglisiymiş... duyduğuma göre buraya yeni bir aydır taşınmışlar... o yüzden buraya Doruk komutanın arkadaşlarıyla tanışmak için baklava getirip dağıtıyor. ". Mert arkasını dönüp, bu anlamsız hareketlerini boş gözlerle izledi. Doruk karahanı oldu olası hiç bir zaman sevmemiş, daima nefret etmişti. yıllar önce Kerkükte girdikleri bir çatışmada Doruk karahan ve Yaman çevik Bir kayanın dibinde çatışmaya bereber girmiş, mermileri bitmişti. Mert ve Kerem mermi yetiştirmek için kayaya ulaşmaya çalışırken, uzaktan ateşlenen bir kurşunun Yaman'ın karnına isabet ettiğini görmüş, Yaman saniyeler içinde yere yığılmıştı... Mert ve Kerem çatışma esnasında öylece kuşun yağmuruna tutuldukları için Yaman'a yardım edememişlerdi. o an Mert ve Kerem, Yaman'ın yanındaki dostu bildiği Doruk'un Yaman'ı kurtaracağını, veya ilk yardımı yapacağını düşünürken, Doruk öylece yerde can çekişen Yaman'ı izlemiş, Mert Kendi gözleriyle Doruk'un Yaman'ın o haline güldüğünü görmüştü... Kerem ve Mert bu görüntüyü gördükleri an, hiç düşünmeden Yaman'ın olduğu kayanın dibinde koşmuş, Yaman'ı çatışma alanından uzaklaşıp, ilk yardımda bulunmuardı. o zaman operasyon bittiğinde, Mert ve Kerem Bizzat bunu Yaman'a anlatıklarında, Yaman'da o anki Doruk'un yüz ifadesini görmesine rağmen ikisini reddetmiş, Doruk karahanı savunmuş, sadece çatışma esnasında ani bir şoktan dolayı yardım edemediğini savunmuştu. Kerem ne kadar inansa da, Mert bu yalanı yememiş, Doruk'a o günden sonra bilenmişti.. o andan sonra anlamıştı ki, Doruk asla silah arkadaşlarının canını umursamıyordu. ve bu yüzden ne Zaman bir göreve çıktıklarında bizzat uzaktan Yaman'ı koruyup kollamıştı... bir çay isteyip, çayını aldıktan sonra, sesizce cam kenarındaki boş bir masaya oturdu. kadının Güler yüzü, bütün askerlerle anaç şekilde konuşması Mert'in dikkatini çekmişti. askeriyede onca aile , onca yeni evli çift varken, kimse böyle saçma bir şey yapmamıştı. üstelik bildiği kadarıyla Doruk ve bu kadın evli bile olmadan aynı evde yaşıyorlardı. ve sadece buraya taşındılar diye kalkıp baklava dağıtmasını asla hoş karşılamadı Mert... çayından bir yudum alırken, karşıdan gelen Kerem'i gördü. Kerem masaya yaklaşıp, sandalyeyi çekip, elindeki çay ile masaya kuruldu. Mert bir baş Selamı ile Kereme selam verirken, kerem'de karşılık vererek, Mert'in baktığı yere bakıp, Doruk ve kadına baktı. tekrar Mert'e bakıp, " hayırlar olsun... yine Doruk teğmeni ölüm hapsine almışsın bakıyorum". dedi alayla karışık sesiyle. askeriyede ki herkes bilirdi ki, o olaydan sonra Mert ölesiye Doruk Karahandan nefret ederdi. Doruk pek Mert üsteğmeni takmasa da, Mert inadına görev önceleri girdikleri zorlu eğitimlerde Doruk Karanın canını okuyordu.. ve bundan son derece zevk duyuyordu. öyleki daha bir hafta önce parkur demesine giren çaylak askerlerin önünde çay içerken, Doruk'a emredip kantinden semaver getirtmişti. bunu saf bir istek olduğunu düşünen çaylak askerler ise çok büyük yanılmışlardı. şayet Doruk elinde dikkatlice taşıdığı dolu semaveri parkur alanına getirdiğinde Mert oturduğu sandalyeden fırlayıp, ayağıyla semavere uçan tekme atarak Doruk'a ölümü yaşatmıştı... Doruk tam üç gün izin alarak bedenindeki yanıklar ile hastanede kalırken, zerre pişmanlık duymadan, Tahir albayın önünde hesap vereceği an, Doruk tökezledi, ve yere düştü demişti. herkes biliyordu gerçeği ve köşe gerçeği söylemeyi de göze alamıyordu. çünkü Mert göründüğünün aksine deli bir adamdı. Doruk ise sesini çıkarmadan susmuştu. ve Mert biliyordu ki, Doruk kendini Ancak operasyonlarda, sağ başında belli ederdi. ve yine biliyordu ki, Doruk onun için bir plan Yapmıştı... Mert, Kerem'i takmadan başını yok bir şey dercesine sallayıp, kadına odaklandı. kadının geldiği günden beri sürekli askeriyede askerlerin arasında görüyordu. ve bundan son derece rahatsızlık duyuyordu. bir kadının kalkıp, onca küfürbaz erkeğin içinde her gün bulunması Mert'in garibine gidiyordu. Kendi içinden, Doruk nasıl izin veriyordu bu kadının burada böyle elini kolunu sallayarak erkeklerin içinde dolanamasına... üstelik son derece dekolteli ve kısa elbisesileriyle geliyordu askeriyeye... diye geçiriyordu... Kerem elindeki bardağından bir yudum alırken, Mert yine Doruk teğmene anlamsız bir şekilde bilenmiş gibi, yeniden bir anda bir şeyler görmüş gibi yerinden fırlamış, üstündeki kapşonlu Hırkayı çıkarıp, Kerem'in yüzüne fırlattı. Kerem daha ne olduğunu anlamadan, Mert sıcak çayı bir hışım kafasına dikip ağzından buhar kusarak " ŞİMDİ SİKTİM BELANI DOREYEMON KALTAĞI!" diyerek Doruk'un üzerine üzerine uçmuş, sevgilinin yanında kafasına bir uçan tekme atmıştı.. kantin saniyeler içinde karışırken, Aslı'nın çığlıkları doldurdu alanı. Doruk kafasına aldığı darbeyle yere yığılmıştı... kimse bilmese de, Doruk, sevgilisi Aslı baklava dağıtırken, kendiside başka asker olan bir kızın yanağından gizlice makas almış, kalçasına bir şaplak atmıştı. .. ve tabii bu anlık görüntü Mert'in gözünden kaçmamış... Doruk'u dövmek için yeterli bir sebep olmuştu... Mert kolundan Tutup çekiştirerek alandan uzaklaştırmaya çalışan askerleri umursamdan, Aslı' nın elinde duran baklava tepsisine uzanıp, yerde yatan Doruk'un kafasına fırlattı... " MANYAK ERİFF! ÖLDÜRDÜN ADAMI!! YARDIM EDİN!" Aslı çığlık çığlığa bağırıp ağlarken, Mert'in umrunda bile değildi. Kerem Mert'in kolundan tutup çıkışa doğru yürüdüğünde, kapı girişinde Yaman'ı öylece onları izlerken gördü... Yaman'ın gözleri öylece ağlayan Aslı'ya takılmış, sanki Aslı ağladıkça Yaman daha bir kötü oluyormuş gibi yüzü kıpkırmızı olmuştu... kimse anlamasa da, o an Mert Yaman'a bakıp korkuyla yutkundu... aklına gelen düşünceler ile Yaman'a bakıp, öylece dona kaldı... ...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD