yazardan... Muhtar önden yürüyordu. Demir yanında, ağır adımlarla. Mert ise arkadan geliyor… ama susmuyordu, “Muhtarım ev rutubetli değildir inşallah? Benim sinüsler nazlıdır da. Manevi hassasiyet yapmalarını istemem doğrusu....” Demir göz ucuyla dönüp Mert'e baktı. dişlerini gıcırdatarak “ Abdul... sus evladım” derken oldukça sakindi. ama onu tanıyanlar bilirdi ki, bu sadece göstermelik bir sakinlikti... ama Mert onun aksine oldukça gırgır şamata hâlindeydi “İmamım yaa ben imam! lütfen ama yani,” diye fısıldadı Mert. Demir önüne dönüp muhtar ile yürümeye devam etti. kahvenin önünde park ettikleri araçtan çantaları alıp gelmişti, ama Mert yine kendi çantasını Demir'e postalamış, etrafı inceleniyordu... Köyün içinden geçerken kadınlar kapı aralığından bakıyor, çocuklar arkalarından

