yazardan... Ömer, yerle bir olan ruhuyla Narin’in ellerine kapanmışken, Narin’in buz kesmiş kalbi bu itirafı kabul etmeye yetmiyordu. Şok, yerini saf bir öfkeye ve reddedişe bıraktı. Narin, ellerini bir yılan görmüşçesine hızla geri çekti. Gözleri dehşetle büyümüş, nefesi daralmıştı. "Dokunma bana!" diye haykırdı Narin. Sesi duvarlarda yankılanırken bir adım geri kaçtı. "Sen kimsin? Kimsin de Ömer’in adını o pis ağzına alıyorsun? Salih’in kapısındaki bir itten başka neysin sen?" Narin’in zihninde bir perde aralandı; ama o perdenin arkasında kavuşma değil, çocukluk kabusları vardı. Salih Çakır’ın, küçük Ömer’i evire çevire dövdüğü, çocuğun çığlıklarının köyün sokaklarında yankılandığı o kara günü hatırladı. Herkes "Öldü o çocuk, Salih canını aldı," demişti. Narin o günün ağırlığıyla sarsı

