ZİLAN Babamın gidişinin üzerinden yarım saat kadar geçmişti. Saat dokuzu biraz geçiyordu. Yeni gelen çoban bütün gün yemek yememişti. bu saate kadar aç kalmışsa ya çok sabırlıydı ya da insan değildi. Mutfağa girip elimden geldiğince bir şeyler hazırladım. Tencerenin kapağını kapatırken içimde anlamsız bir huzursuzluk vardı. Sebebini bilmiyordum ama sanki o küçük eve yaklaşmak istemiyordum. adamın gözleri sanki insanı oymak, parçalamak ister gibi bakıyordu. Tepsiyi elime alıp çobanın kaldığı eve doğru yürüdüm. Kapının önüne geldiğimde, kapıyı çalacağım zaman, elim havada asılı kaldı. Kapıyı çalamadım. Çünkü kapı, ben daha dokunamadan açıldı. başımı kaldırıp Karşımda dikilen adama baktım. Bir adam değil de, sanki yerinden sökülüp dikilmiş bir kaya vardı. Dev gibiydi. Boyu bir doksanı ra

