Zilan... hala daha bana çektiği bıçağı, ve yazdığı sözleri unutamamıştım. eve geldiğim gibi mutfağa girdim. korkudan Çığlık çığlığa bağırıp ağlamak istiyordum. bu adam kesinlikle çoban değildi. daha fazlasıydı. bıçağı tutuşundan, yazdığı sözlerden kesinlikle buranın insanı olmadığı o kadar belliydi ki... üstelik sanki etrafındaki herkesin canını almak istercesine bakıyordu. elimi başıma attığım gibi, sandalyeye çöktüm. benim için bu adamdan uzak durmak en iyisiydi. yemeğini verir, bu gün olanlar hiç yaşanmamış gibi davranacağım. " kalk kız... çay koy da, Çardağa götür!" duyduğum ses ile irkildim. başımı kaldırıp baktığımda, annem mutfağın kapısında dikilmiş bana bakıyordu. " kime diyorum kız!" bir anlık aydınlanma ile ayağa kalktım. " ha... tamam, hemen... hemen çay demlerim" d

