ZİLAN oluk oluk yağmur yağıyordu, şimşekler odamın içini aydınlatıyordu. aklıma gelenler ile bir o yana bir bu yana gidip geliyordum. ama bunu yapmaktan başka çarem de yoktu. hızla küçük dolabıma yanaşıp, içinden siyah uzun bir elbise çıkarıp giydim. vakit kaybedemezdim. ne olursa olsun bunu göze almalıydım. yani, anlamdan dinlemeden öldürecek hali yoktu ya... oda bir insandı... umarım... kapıya yaklaşıp, anahtarı çıkardım. kapıyı sessizce açıp, uzun koridora baktım. kimse yoktu. bazı sesler geliyordu. bütün kapılar kapalıydı. büyük ihtimalle ya mutfakta yemek yapıyorlardı, yada büyük salondaydılar... acaba kadir hala buralarda mıydı... sesizce odamdan çıkıp, ardımdan kapıyı kapatıp kilitledim. hızlı adımlarla dış kapıya doğru yürüdüm. kapıyı yavaşça açıp, tekrar arkamdaki uzu

