Zilan… Etraf her ne kadar sıradan bir gün gibi akıp gidiyor olsa da, ben içimde durmak bilmeyen bir gerginlikle yaşıyordum. Kalbim, sanki her an olacakları önceden hissediyor gibiydi. Kimse hâlimi sormuyor, kimse benimle konuşmuyordu. Salih Çakır’ın kızı olduğum için ulaşılmaz sanıyorlardı. Oysa hayatım, bir köleninkinden farksızdı. Büyük ağacın gölgesinde oturan çoban efendinin yanına yaklaştığımda, istemsizce durup arkama baktım. Sanki birileri beni izliyor, adımlarımı sayıyordu. Gölgeler uzundu… ama ortalıkta kimse yoktu. Ya kafayı yiyordum… Ya da gerçekten beni izleyen gözler vardı... Önüme döndüğümde, onu tam karşımda dikilmiş halde görünce irkilip bir adım geri attım. Bu kadar sessiz yaklaşması kalbimi yerinden sökecek gibiydi. İrkildiğimi anlamış olacak ki, tek bir kelime etmed

