Emir yatak odasına geldiğinde hiçbir şey söylemedi. Kapıyı arkasından kapatırken bir an yüzüme bakmasını bekledim, ama bakmadı. O kadar alışmıştım ki bu sessizliğe, artık konuşmasını beklemek bile kendime ihanet gibi geliyordu. Yatak odasının lambası açıktı. Yumuşak bir ışık, odanın bir köşesinden diğerine yayılıyordu. Ama bugün ışık bile soğuk, hissizdi. Tıpkı Emir gibi. Telefonunu eline aldı, ekrana kilitlendi. Parlayan ışık, yüzündeki çizgileri daha belirgin hale getiriyordu. Gözleri, varlığımı tamamen yok sayıyordu. Bir şey söylemesini bekledim. Küçük bir şey. Hiçbir şey istemiyor gibi göründüğümde bile, içimde sessiz bir çığlık yankılanıyordu. "Bir şey söyle. Sadece küçük bir şey. İyi misin, Alisa? Seni düşündüm bugün. Hatta basit bir şey, Sen de bir insansın, Alisa." Bunları dış

