Bölüm:Kan Bedelinin Gölgesinde

1150 Words
Yaman’ın Anlatımı Eline çektiğinde sinirle ona baktım, tekrar elini tuttum. Ne olmuştu, kime, kim ona zarar vermişti? Kafamı çevirip ayak bileklerine baktığımda orada da izler vardı. İp izlerine benziyordu; sanki biri onu bağlamıştı. Elim yumruk oldu. Kime lan, kim böyle bir şey yapabilirdi? Tekrar ona baktığımda telaşla yataktan kalkıp kapıya doğru yürüdü. Kolunu tutup onu kendime doğru çektiğimde çırpınmaya başladı. İki kolunu da tutup ellerimi aşağıya, bileklerine getirip havaya kaldırdım. Sinirle ona bakıp öfkeyle bağırdım. “Bunları kim yaptı?” derken bir yandan da bileklerini sıkıyordum. O ise çırpınıyor, onu bırakmamı istiyordu. Dişlerimi sıkıp tıslayarak, “Söylesene Elvan, bunları kim yaptı?” dedim. Bir şey demedi. Sadece korku dolu gözlerle bana bakıyordu. Yüzüne yaklaşıp sinirle bağırdım. “Söylesene!” Korkuyla yerinden sıçradığında bir şey yapmaması beni delirtiyordu. Sabırım tükenmişti. İzlere baktıkça sinirim daha da artıyordu. Elvan’ın gözlerinden yaşlar süzülüyordu, ellerini çekmeye çalışıyordu. Öfkeyle, “Konuşsana Elvan, sana bunu kim yaptı?” dedim. Çırpınmayı bırakıp kırgın gözlerle bana baktı. Konuşamadığını biliyorum ama yine de “konuşsana” demiştim. Gözlerinden yaşlar süzülürken gözlerindeki kırgınlık yavaş yavaş silinip yerini öfkeye bıraktı. Ellerini hızla çekti, elinin tersiyle gözyaşlarını sildi ve işaret diliyle sinirle bir şeyler anlatmaya çalıştı. “Bana konuş deyip durma. Konuşmadığımı biliyorsun. Bana acıyormuş, önemsiyormuş gibi de davranma Yaman.” Kaşlarım çatıldı. Elvan anlatmaya devam etti. “Ayrıca merak etme boşuna. Bu izler… hepsi senin yüzünden oldu.” Ona yaklaşıp, “Ne demek benim yüzümden?” dediğimde şaşırdı. İşaret dili bilmediğimi zannediyordu ama ben biliyordum. Ona yaklaşıp, “Söylesene, ne demek benim yüzümden?” dedim. Şaşırmıştı. İşaret dilini nereden bildiğimi merak ediyordu ama sormadı. Onun yerine izleri gösterip işaret diliyle, “Bu izler seni neden bu kadar ilgilendiriyor, Yaman Karaz?” dedi. Kaşlarım çatıldı. Gerçekten beni neden ilgilendiriyordu? Neden onun canının yanma düşüncesi beni bu kadar öfkelendiriyordu? Üzerine yürüdüm. Ben adım attıkça o geri geri adımlıyordu. Sırtı duvara değdiğinde durmak zorunda kaldı. Ben ise ona doğru gitmeye devam ediyordum. Aramızdaki mesafeyi kapatıp ona doğru eğildim. Dişlerimin arasından, “Hatırlatırım Elvan Şirhan, sen benim karımsın. Ve bu izlerin nasıl olduğunu bana söyleyeceksin, anladın mı karım?” dedim. Bir an afalladı ama dik duruşundan vazgeçmedi. “Karın olabilirim ama bu seni ilgilendirmiyor.” Ellerimi duvara yaslayıp biraz daha üzerine eğildim. Gözlerinin içine bakarak, “İlgilendiriyor, karım,” dedim. “Karım” kelimesine bilerek vurgu yapmıştım. O ise sinirli gözlerle bana bakıp işaret parmağıyla göğsüme dokundu, dudaklarını kıpırdatarak, “İlgilendirmiyor, kocam,” dedi. Dudaklarını yavaş hareket ettirdiği için ne dediğini anlayabilmiştim. Sesini duymasam da dudaklarıyla “kocam” dediğini görmek kalbimden ılık bir rüzgâr geçirmişti. Yüzümde hafif bir gülümseme oluştu. Kimin yaptığını söylememek için direniyordu ama ben biliyordum. Annesi yapmıştı. Ama neden “benim yüzümden” demişti? Benimle evlensin diye mi ona bunları yapmıştı? Tekrar gözlerine bakıp, “Annen mi yaptı?” dediğimde gözlerinde kırgın bir ifade oluştu. Kafasını eğdi. Elimi çenesine koyup kafasını kaldırdım. Bana baktığında gözleri dolmuştu. “Benimle evlenip kan bedeli olduğun için mi bunu yaptı?” dedim. Gözlerini kaçırdı. Elimi çenesinden yanağına kaydırdım. O sırada sol gözünden bir damla yaş süzüldü. Baş parmağımla sildim. Bana öyle acı dolu bakıyordu ki içim acımıştı. Ona karşı ne kadar zalim olmaya çalışsam da başaramıyordum. Ona kıyamıyordum. Gözlerinden ardı ardına yaşlar geldiğinde iki elimle de yanağını avuçladım. Bu aciz durumu onu daha da perişan ediyormuş gibi ağlamaya başladı. Acı dolu, kısık bir sesle, “Ağlama… bana anlat,” dedim. Bunu söylemeyi ben de beklemiyordum. Bir an dudaklarımdan dökülmüştü. Gözlerime baktığında sanki bu sözler onu şaşırttığı kadar beni de şaşırtmıştı. Ağlaması durmuştu. Sözlerim ona iyi gelmişti. Yüzünde hafif bir gülümsemeyle bana baktığında kalbim hızlandı. Ellerim terledi, gerilmeye başladım. Biraz daha böyle kalamazdım. Hızla ellerimi çekip odadan çıktım. Gömleğimin düğmelerini açtım. Nefes alamıyordum. Ellerimi balkon korkuluklarına koyup derin derin nefes aldım. Ne oluyordu lan bana? Neden yüzündeki bir gülümseme beni bu kadar heyecanlandırıyordu? Adeta kalbimi eritiyordu. Elvan odadan çıkıp yanıma doğru geldiğinde kendimi toparlamaya çalıştım. --- Elvan’ın Anlatımı Yaman kapıyı açıp odadan çıktığında gittiği kapıya baktım. Biz az önce ne yaşamıştık, hiçbir fikrim yoktu. Ayak bileklerimdeki izlerin onu neden bu kadar sinirlendirdiğini anlamaya çalışmıştı. Ayrıca işaret dilini nereden biliyordu? Ne söylediysem anlamıştı. Garipti. Yanağımda hâlâ ellerinin sıcaklığı vardı. Onu gerçekten anlamıyordum. Benden nefret etmesine rağmen “Ağlama, bana anlat” demişti. O sözler bana öyle iyi gelmişti ki… İlk kez biri beni dinlemek, anlamak istemişti. Düşüncelerimle yüzümde bir gülümseme oluştuğunu fark edince hemen kendimi toparladım. Odadan çıktım. Yaman aşağı inmek için beni bekliyordu. Yanına gittiğimde kendini düzeltti, bana bakmadan merdivenlere yöneldi. Aşağı inmeye başladığımızda konağın kapısı şiddetle çalındı. “Yaman Karaz, çık dışarı!” duyduğum sesle yerimde donup kaldım. Hayır… Abim olamazdı. Değil mi? Abim gelmiş olamazdı… Kapı tekrar çalındı. “Sana diyorum lan piç, dışarı çıksana!” Yaman durdu, bana baktı. Kaşları çatılmıştı. “Yüreğin varsa aç lan kapıyı!” Kafamı hayır anlamında sağa sola salladım. Açma kapıyı… Ama Yaman gözlerimin içine bakıp, “Açın kapıyı,” dedi. Abim olduğunu biliyordu sanki. Bilerek yapıyordu. Yüreğimdeki korku büyüdü. Korkulu gözlerle ona baktım. Merdivenlerden inip avluya doğru yürüdü. Abim avluya girdiğinde elindeki silahı Yaman’a doğrulttu. Ben de hızla merdivenleri inip yanlarına koştum. Abim beni gördüğünde Yaman’a öfkeyle bağırdı. “Ulan piç, senin derdin benimle. Kardeşimi buna karıştırma!” Yaman kaşlarını çatıp sinirle, “Kardeşin artık benim karım,” dedi. Abim öfkeyle, “Değil lan senin karın değil! Onu bu kanın bedeli yapmam! Ne derdin varsa benimle gör,” dedi. Sonra bana dönüp, “Hadi Elvan, gidiyoruz,” dedi. Korku içinde bakıyordum. Her an kötü bir şey olacak diye ödüm kopuyordu. Seslerden dolayı herkes avluya toplanmıştı. Yaman’ın anne ve babası hemen arkamda duruyordu. Hizmetliler mutfak kapısının önünde korkuyla izliyordu. Yaman’ın annesi Sultan Hanım yanıma gelip kolumdan tutup beni öne itti. Dengemi sağlayamayarak Yaman’la abimin tam ortasına düştüm. Başımı kaldırıp Sultan Hanım’a baktım. Nefret dolu gözlerle bana bakıp, “Defol,” dedi. Gözlerim doldu. Abim silahını indirip yanıma geldi, beni yerden kaldırdı. “Kalk, gidelim Elvan’ım,” dedi. Kafamı sağa sola sallayıp işaret diliyle, “Ben gelmiyorum abi,” dedim. Kaşları çatıldı. “Ne demek gelmiyorum? Seni bu katillerin elinde bırakmam.” Yaman’ın sinirden gülen sesi duyuldu. Gülmesi bir anda kesildi, abime öfkeyle baktı. “Abimi öldüren adam mı bunu söylüyor?” Abim sinirle, “Seni de öldürmeden sus istersen,” dedi. Yaman deliye dönmüştü. Elini beline atıp silahını çıkardı. Babası araya girip, “Yapma oğlum, sakin ol,” dedi. Ama ikisi de onu dinlemiyordu. Abime dönüp gözlerinin içine bakarak, “Abi git,” dedim. Ellerimi tuttu. “Seni almadan hiçbir yere gitmiyorum.” Yaman sinirle, “Biraz yavaş al Seyyid. Karımı hiçbir yere götürmeyeceksin,” dedi. Abim öfkeyle, “Ulan o benim kardeşim! Onu sizin elinizden almaya geldim,” dedi. Beni kolumdan tutup çekiştirerek, “Hadi gidiyoruz,” dedi. Onu durdurup, “Abi bırak beni,” dedim. Acı dolu bir sesle, “Benim yüzümden kan bedeli olmana izin vermem. O yüzden gidiyoruz,” dedi. Ağlamaya başladım. Kan bedeli olmakla yaşayabilirdim ama benim yüzümden abim ölürse yaşayamazdım. Tekrar işaret diliyle, “Abi, ben gelemem. Yaman’ı seviyorum,” dedim. Kaşları çatıldı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD