Bölüm: Siyah Gelinlik

1512 Words
Elva’nın Anlatımı Yaman dudaklarıma öpmeye devam ederken ona karşılık vermemek için kendimi zor tutuyordum. Kendini bana bastırıp bastırdığında konuşabilseydim inleyecektim neredeyse. Kendimi toparlamaya çalışıp onu ittirdiğimde dudaklarımdan ayrılıp bana baktı. Çatık kaşlarla ona bakıp elimi kaldırıp tam ona bir tane tokat atacakken elimi havada yakalayıp geri duvara sabitleyip üzerime doğru eğilip, “Ne yapıyorsun Elvan? Yoksa kocana mı vuracaksın?” dediğinde kaşlarım daha çok çatıldı. Ne kocası ya? Kocam değil ki benim, yani en azından daha kocam olmamıştı ama duruma bakılırsa Yaman iyice havaya girmişti. Konuşmak istedim, “Daha kocam değilsin,” demek istedim ama konuşamadığım için bir şey söyleyemedim. Sadece gözlerine öylece baktım. Keşke şu an ne düşündüğümü anlasa. Konuşamıyordum bari söylemek istediğim şeyler kafamın üstünde bir baloncuk gibi belirse ama yok. Yaman gözlerime bakarken sanki ne demek istediğimi anlamış gibi, “Şu an kocan olmayabilirim ama çok yakında olacağım,” deyip çenemi tutup kafamı biraz yukarı kaldırdı. O yüzünde, “Dilsiz karım, uslu dursan iyi olur,” deyip tekrar dudaklarımı öptüğünde bana dilsiz demesi canımı çok yakmıştı. Onu ittirmek, kendimden uzaklaştırmak istedim ama o kadar güçlüydü ki ben onu ittirmeye kalksam da bir milim yerinden oynamayacaktı. Dudaklarımı öpüp geri çekildi. Alnını alnıma yaslayıp konuştu: “Bu karım,” deyip tekrar dudaklarımı öpüp geri geldi. “Bu senin cezan. Bir daha kocana yalan söylemezsin. Eğer söylersen…” deyip elini elbiseme atıp uzun elbisemi yukarı kadar toplayıp bacağımdan kadınlığıma doğru yukarı çıktı. Eli en hassas noktama geldiğinde avucunu bastırıp, “O zaman cezanı daha farklı yollarla keselim,” deyip iç çamaşırımın üstünden kadınlığımı okşamaya başladığında sırtım duvara sabitledim. Gözlerim kapandı. Eğer sesim çıksaydı yüksek sesle inlerdim. Bana yaptığı şey öyle güzeldi ki, sadece okşamasıyla bile kendimden geçmiştim. O işte eliyle kadınlığımı okşarken gözleriyle bana bakıyordu. Sanki beni getirdiği hâl hoşuna gitmiş gibi. Daha sert okşadığında yanmaya başlamıştım. Alev alev yanıyordum. Eğer şu an durmasa her an boşalabilirdim. Dizlerim titrediğinde ayakta kalmak için ellerimi boynuna atıp onu kendime biraz daha çektim. Avucunu çekip baş ve orta parmağını üzerinde gezdirdiğinde kendimi ona bastırdım. Şu an bana ne yaşatıyordu bilmiyorum ama bana yaşattığı bu şey çok hoşuma gidiyordu. Her ne kadar birbirimizden nefret etsek de belki de aslında seviyorduk birbirimizi. Sonunda elini çekip belime attı. İki elini de belime getirip beni kendine iyice bastırıp kulağıma, “Yarın geceyi bekle benim azgın karım,” dediğinde sadece gözlerine bakıyordum. “Yarın gece mi?” Neden yarın gece? Beni bıraktığında az önce bana yaptığı şeyler yüzünden derin derin nefesler alıyordum. Yaman kendini düzeltip bana baktığında, “Hadi toparlanalım içeri girelim,” dediğinde kendime gelmeye çalıştım. Üstümü başımı düzeltip toparlandığımda Yaman önde ben arkada birlikte içeri girdik. O eski yerine oturduğunda ben de ayakta durdum. Rıza Amca, “O zaman en geç bir ay içinde düğünü yapalım,” dediğinde Yaman araya girip, “Yarın düğün olacak,” dediğinde ben dahil herkes şoka uğramıştı. Yaman ise konuşmaya devam etti. Babama dönüp, “Kan davasını bitiriyoruz. O yüzden öyle ahım şahım bir düğün olmayacak. Sadece imam nikâhı kıyılacak o kadar. O da yarın olacak. Kendinizi ona göre hazırlayın,” dediğinde babam bile Yaman’dan korkuyordu, tek bir kelime bile etmedi. Yaman ayağa kalkıp, “Yarın iki gibi Elvan’ı almaya gelirim,” deyip babasına bakarak, “Hadi gidelim,” dediğinde annesi ile babası ayağa kalktı. Birlikte içerden çıktıklarında ben hâlâ şok içindeydim. Daha şimdi anlıyordum. Bana “yarın geceyi bekle” derken gerdek gecesinden bahsettiğini şimdi anladım. Ama bu kadar erken olmazdı değil mi? Beni bu kadar çabuk almak istemezdi. Neden bu kadar acele ediyordu ki? Odamdan çıkıp kendi odama gitmek için merdivenleri çıktığımda onlar çoktan gitmiş olacak ki annem arkamdan seslenip, “Kız dilsiz, hazırlan, toparla eşyalarını. Yarın senden kurtuluyorum artık,” dediğinde yüzümü ona dönmedim bile. Yürüyüp odama girdiğimde ağlamak istedim. Sevdiğim adamdı ama bir o kadar da nefret ettiğim biriydi. O zalimdi, vicdansızdı. Nereden bilebilirdim ki tesadüf eseri gördüğüm bir adamla artık kaderlerimizin bağlandığını? Ben nereden bilebilirdim? Kader hep mutlu etmiyordu. Bazen insan acı bir kaderi yaşardı. Gözlerimi kapattım. Kapatmamla birlikte Yaman’ın bana dokunuşları aklıma geldi. O an tekrar kendimden geçmek üzereydim. Hatırladıkça kendime dokunasım geliyordu. Kendimi toparlayıp üstümü değiştirip yatağa girdim. Uyumaya çalıştım, tabii uyuyabilirsem. Yaman’ın Anlatımı Elvan’ı öyle karşımda görünce dayanamadım, öptüm dudaklarını. O kadar güzeldi ki onu öpmeyi hiç bırakmak istemedim. Dudaklarından uzaklaştım. Bu onun cezasıydı. Bana yalan söylemişti ve cezasını kesmiştim. Ve bir daha bana yalan söylerse deyip elbisesini toparlayıp elimi yukarı doğru götürdüm. Aramızdaki sınırı bu hareketimle biraz daha aştım. Belki de. Kadınlığına dokunduğum anda sıcaklığı neredeyse benim aklımı başımdan alacaktı. Okşadığımda ise Elvan kendinden geçmişti. Ayakta duracak hâli kalmamıştı. Ayakta kalmak için kollarını boynuma doladığında, elim onu okşarken ben onun yüzüne bakıyordum. Gözleri kapalıydı ama okşayışımla belini hareket ettirip bana ritim uydurmaya çalışıyordu. Şu an belki hayatımda gördüğüm en güzel manzaraydı Elvan’ın bu hâli. Sadece dokunarak bu kadar güzel bir hâle geliyorsa onu sikerkenki hâlini düşünmek istemiyordum. İntihar sebebim olabilirdi. Ona dokunuşumla benim de penisim büyüyordu. Daha fazla devam edersem sonu gelmeyen bir şey olacaktı. Onu hemen burada sikmek zorunda kalacaktım. Elimi çekip iki parmağımı ona sürttüğümde ikimizin de kendimizi kaybetmek üzere olduğumuzu biliyordum. Kulağına eğilip, “Yarın akşamı bekle benim azgın karım,” dediğimde “karım” kelimesini her söylediğimde içim bir tuhaf oluyordu. Karım olacaktı, değil mi? Hem de yarın. Bu işi daha fazla uzatmayacaktım. Yarın nikâh kıyacaktım. Belki âşık değildim ama cinsel ihtiyaçlarımı karşılamam için Elvan’a ihtiyacım vardı. Her şeyi halledip konağa geldiğimizde hızla kendi odama geçtim. Üzerimi değiştirmeden soğuk bir duş almam gerekiyordu. Elvan yüzünden kalkan bu sikimi indirmem gerekiyordu, boşalmam lazımdı. Bu gün kendim boşalacaktım ama yarın onun içine boşalacaktım. Banyoya girdim. Elva’nın Anlatımı Sabah uyandığımda Esma odaya gelip, “Elvan, çabuk hazırlan. Yaman Ağa seni almaya geliyor,” dediğinde şoka uğradım. Saat kaçtı ki? Ben kaça kadar uyumuştum? Saate bir baktığımda saat ikiydi. Şaşırdım. Ben bu saate kadar nasıl uyudum ki? Sanırım dün gece uyuyamadığım için bu gün fazlasıyla uyumuştum. Yataktan kalkıp banyoya gittim. Hızla bir duş alıp bornozumu üzerime giyip banyodan çıktığımda Esma odamı toparlıyordu. Dolabımın kapaklarını açtığımda en köşede siyah bir gelinlik vardı. Neden mi siyah bir gelinlik? Bir gün olur da kan davası yüzünden o Yaman denilen adamla evlenirsem kendime sözüm vardı, evlendiğim gün o siyah gelinliği giyecektim. Çıkarttım, aldım dolaptan onu. Sonra çekmeceden de dantelli siyah iç çamaşırı takımı çıkarıp Esma’ya bakıp odamdan çıkmasını işaret ettikten sonra Esma odamdan çıktığında çıkardığım şeyleri giymeye başladım. Gelinliği bağlamak için Esma tekrar odaya geldiğinde beni siyah bir gelinliğin içinde görünce şaşırdı. “Kız Elvan, taziyeye gider gibi ne o öyle siyah giymişsin? Düğüne gidiyorsun, beyaz giymen lazım,” dediğinde ona gözlerim dolu dolu baktım. Ne fark ederdi ki? Bu benim için bir taziyeydi, düğün değil. Gelinliği bağladığında makyajımı yapmak için masama oturduğumda yine basit bir makyaj yapıp saçlarımı da dağınık topuz yaptım yine ama bu sefer önden iki saç tutamımı çıkardım. Hazır olduğumda tülü de başıma atmadan önce Esma bana bakıp, “Kız Elvan, ne giysen çok yakışıyor. Her zamanki gibi çok güzel olmuşsun,” dediğinde ona sadece gülümsedim. Tülü başıma atıp önden kaldırdığımda annem kapıyı açıp, “Kocan seni aşağıda bekliyor,” dediğinde siyah topuklu ayakkabılarımı da giyip aşağı inmek için odamdan çıktığımda annem beni baştan aşağı süzdü ama bir şey demesine izin vermeden merdivenlere yönelip aşağı indim. Avluya geldiğimde Yaman beni avlunun ortasında bekliyordu. Bana baktığında ben de ona baktım. O da siyah bir takım giymişti ama bu sefer gömleği beyazdı. Beni baştan aşağı süzüp siyah bir gelinliğin içinde görünce kaşları çatıldı. Sinirlendiği her hâlinden belliydi. Onun gözlerinin içine bakıp tülü indirdiğimde elleri yumruk olmuştu. Bana yaklaşıp kolunu uzattığında koluna girdim. Bir şey demeden beni konaktan dışarı çıkartıp arabaya bindirdi. Onun evine doğru gittik. Vardığımızda evde bir kalabalık vardı. Yaman inip beni de indirdiğinde birlikte konaktan içeri girdik. Şu an kaçıp gidesim vardı. Bu kadere boyun eğmek istemiyordum ama abimin yaşaması için bu şarttı. Avluya adım attığımızda ortada bir masa vardı, imam orada bekliyordu. Yürüyüp masaya oturduğumuzda imam bana bakıp, “Söyle kızım, nikâhını neyin üzerine kıymamızı istersin?” dediğinde ben daha konuşmadan Yaman, “Çetin getir!” dediğinde bir adam beyaz bir torba bıraktı imamın önüne. Yaman konuşmaya devam etti: “Burada bir kilo altın var. Nikâhı bunun üzerine kıyın,” dediğinde şoka uğradım. Bir kilo altın mı? İçimden, “Yok kilom kadar altın taksaydı, bir kilo nedir ya?” İmam nikâhı kıydığında yemek yiyip odaya çıktık. Yaman beni yukarı odaya çıkarttığında korkudan titremeye başlamıştım. Odaya girip kapıyı kapattığında ben odanın ortasında ayakta duruyordum. Bana yaklaşıp sinirle, “Siyah gelinlik öyle mi? Bu gelinlikle ne demek istiyorsun dilsiz karım?” dediğinde tülü başımdan kaldırıp ona öfkeyle baktım. Ne demek istediğimi gayet iyi biliyordu. Bana yaklaşıp, “Söylesene lan ne demek istiyorsun?” Konuşamadığımı bile bile konuşmamı beklemesi zalimlikten başka bir şey değildi. Bana yaklaşıp çenemi tuttuğunda, “Söylesene karım!” Çenemi sıkmaya başladığında çırpınıp ondan kurtulmaya çalıştığımda ise dudaklarıma doğru yaklaşarak, “Bir daha konuşarak anlatamayacağın şeyleri yapmaya kalkma,” dediğinde durup ona baktım. Sinirle, “Bu ne demek? Bana hiçbir şey yapma mı diyordu?” Ama o görürdü. Ayağımı kaldırıp erkekliğine bir tekme attığımda çenemi bıraktı. Penisini tutarak, “Siktir!” diye bir küfür savurdu. Acısı dindiğinde kendini toparlayıp, “Bunun yapmanın bedelini ödeyeceksin karım,” deyip üzerime doğru yürüyüp kravatını çözmeye başladı
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD