Yaman’ın Anlatımından
Elvan gözlerime bakarken birden kaşları çatıldı. Hızla ayağa kalkmak istediğinde iki elimle omuzlarından tutup yatağa bastırdım. Öfkeyle gözlerime bakarken altımda çırpınmaya başladı. Onu daha fazla yatağa bastırdığımda gücümün altında kıpırdanamaz oldu ama bu onu durdurmadı; daha çok çırpındı.
Kendimi onun üzerine yerleştirdim ama ağırlığımı vermeden, üzerine bacaklarımı iki yanında açıp dizlerimin üzerinde durup yüzüne yaklaştım. Şaşkın bir ifadeyle yüzüme baktığında sinirle konuştum: "Rahat dur!"
Ellerimi gevşettiğimde o sadece yüzüme bakıyordu. Kafamı kaldırdığımda sonunda şaşkın halinden çıkıp kaşlarını daha çok çattı.
Elini kaldırıp yumruk yaparak kollarıma ardı ardına vurmaya başladı. Beni üzerinden ittirmeye çalıştığında bu hareketleri beni sinirlendireceğine nedense azdırıyordu. Nedenini bilmiyordum ama sinirli halleri hoşuma gidiyordu.
Kollarıma vurmaya devam edip altımda çırpındığında ellerini tutup başının iki yanında yatağa sabitleyip üzerine eğildim. Aramızda bir karıştan az bir mesafe vardı. Durup yüzüme baktığında sert bir sesle konuşmaya çalıştım: "Uslu dur dilsiz karım! Yoksa dün akşam sana söylediğim şeyi unuttun mu?"
Durdu, bana baktı. Ne dediğimi anlamış olsa bile anlamamış gibi yüzüme bakıyordu.
Şu hali bile hoşuma gidiyordu. Dudağımın köşesi hafifçe yukarı kalktı; anlaşılan yeniden sikilmek istiyordu. Alaylı bir tonla konuştum: "Kocana iyi davranmazsan, dediğim gibi seni sikerek terbiye etmek zorunda kalacağım."
Dediğimde suratıma öylece baktı.
Ellerini tuttuğum için birden kafasını kaldırıp boynumu ısırdı. Dişlerini geçirdiğinde boğukça bir sesle inleyip küfür ettim. "Sikeyim seni Elvan!" dediğimde dişlerini daha fazla boynumu geçirdi. İşte o an bendeki bütün ipler koptu. Zaten kendimi zor tutuyordum; onun bu hareketi içimdeki arzuyu tetikledi.
Elvan’ın Anlatımından
Şu an Yaman’la kavga ettiğime inanamıyordum. Abim iyi miydi, kötü müydü bilmiyordum. Daha doğrusu yaşıyor muydu, yaşamıyor muydu bilmiyordum. Yaman yataktan bile kalkmama izin vermiyordu. Çırpındıkça daha çok üzerime geliyordu ve bu yakınlık, ondan her ne kadar nefret etsem de kalbimin hızlanmasına neden oluyordu. Rahat durmadıkça rahat durmam için elinden geleni yapıyordu.
Ben ise hareket edemediğim için içimdeki öfke kabarıyordu. "Uslu dur dilsiz karım, yoksa dün gece söylediğim şeyi unuttun mu?" dediğinde bana yine "dilsiz" demişti. Bu kusurumu bilmeden mi söylüyordu yoksa canımı yakmak için mi, bilmiyorum. Ona kırgın gözlerle bakmak yerine anlamaz gözlerle baktım. Kırılmıştım ama artık bunu ona göstermeyecektim; çünkü anlamıştım, bu zamana kadar kimse benim yaralarımı sarmamıştı, Yaman da sarmayacaktı. Zaten niye sarsın ki?
"Seni sikerek terbiye ederim," dediğinde içimdeki öfke arzuyla karışıyordu ama dinmiyordu. Boynunu ısırdım; sinirimi bir şekilde bir yerden çıkarmak zorundaydım. Boynunu ısırdığım an Yaman boğukça inleyip küfür ettiğinde daha bir sinirle dişlerimi geçirdim. Adeta dişlerim derisine geçmiş gibiydi, ağzıma da metalik bir tat gelmişti.
Yaman’ın Anlatımından
Elvan boynumu ısırmayı bırakıp yüzüme öfkeyle baktığında bakışlarım dudaklarına kaydı. Boynumu o kadar sert ısırmıştı ki kanatmıştı ve kanım dudaklarında daha bir kırmızı olmuştu. Yüzüne yaklaşıp kulağına fısıltıyla, "Merak etme durumu gayet iyi," deyip yüzüne baktığımda gözlerindeki öfke bir an kırıldı.
Ellerini başının üzerine getirip yatağın başlığına dayadım. Tek elimin içine alıp ağırlığımı hafiften üzerine bıraktım. Gözlerinin içine bakıp dudaklarını öpmeye başladım. Elvan karşılık vermiyordu ama kendini de geri çekmiyordu; sadece onu öpmeme izin veriyordu. Şehvetli bir şekilde öpüp alt dudağını ağzımın içine alıp emdiğimde ağzıma kanımın tadı geldi. İyice emip dişlediğimde Elvan tekrar çırpınmaya başladı.
İyice dikleşen penisimi vajinasına yerleştirdim. İkimizin de üzerinde elbiseleri vardı ama penisimin onu zorladığına emindim. Nefeslenmek için dudaklarından ayrılıp yüzüne baktığımda gözlerinde tarif edemediğim bir duygu vardı. Benim gözlerim ise arzudan kararmıştı. Tekrar üzerinden kalkmamı istediğinde artık her şey için çok geçti. Ben zaten kendimi zor tutuyordum; bu olanlar onun suçuydu ve artık geri dönüşü yoktu.
Kemerimi çıkarıp ellerini bağladım. Yatak başlığımız oymalı olduğu için ellerini bağlarken kemeri oradan da geçirmiştim ki elleri yukarıda havada kalsın. Boğuk bir sesle, "Kocanı ısırmanın bedelini ödeyeceksin karım," deyip ellerimi elbisenin yakalarına atıp iki yana çektiğimde 'çat' diye bir sesle ortadan ikiye ayrıldı. Karşımda tekrar iç çamaşırlarıyla kalmıştı ama yine iç çamaşırı siyahtı. Sinirli değildim, hatta şehvetten yanıyordum ama onu yine siyah bir iç çamaşırının içinde görünce sinirlendim.
Onun üzerinde siyah bir şey görmek beni neden bu kadar sinirlendiriyordu bilmiyorum. Siyah ona yakışıyordu da; bembeyaz tenini daha da belirgin gösteriyordu, daha seksi ve güzeldi ama beni yine de sinirlendiriyordu.
Kafamı kaldırıp ona baktığımda az önce elbisesini yırttığım için korkuyla bana bakıyordu. Üzerinden doğrulup gömleğimin düğmelerini açmaya başladım. Gömleği üzerimden çıkardım.
Pantolonumu çıkarmadan üzerine eğilip tekrar dudaklarını öpmeye başladım. Elbiseyi tamamen üzerinden çıkartıp sütyeninin kopçasını açıp göğüslerini serbest bıraktığımda dik ve dolgun göğüsleri beni nefessiz bırakıyordu. Arzu dolu gözlerle göğüslerine baktığımda Elvan kıvranıp kendini sallamaya çalışıyordu. Bacaklarını büküyor, çıplaklığını örtmeye çalışıyordu ama sadece çırpınıyordu.
Yüzüne bakıp "Bütün hatalar cezalandırılmalıdır değil mi karım?" dediğimde korkulu gözlerle bana baktı. Ellerimle göğüslerini avuçladım, teni sıcacıktı, adeta yanıyordu. Göğüslerinin uçları dikleşmişti; vücudu bana tepki vermeye başlamıştı. Avuçlarımı bastırıp sıktığımda kıvranmaya başladı. Önce iki elimle yoğurmaya başladım, sonra bir elimi daha aşağılara indirim. Külodundan içeriye sokup vajinasının dudaklarını aralayıp ilk başta işaret ve orta parmağımı deliğine sürttüğümde sıcak ve ıslaktı. Ona bakıp "Şimdiden ıslanmışsın karım," dediğimde utandığı her halinden belli oluyordu.
Avucumu bastırıp onu okşadığımda tekrar kıvranmaya başladı. Konuşamıyordu, elleri de bağlı olduğu için işaret diliyle de bir şeyler söyleyemiyordu. Sadece dudaklarını kıpıdatıp bir şeyler söylemeye çalışıyordu o kadar. Bir elimle göğsünü yoğuruyordum bir elimle de vajinasını okşuyordum. O da altımda kıvranıyordu; kıvrandıkça boşta olan göğsü sallanıyordu.
Bacaklarının arasına yerleşip ağırlığı iyice üzerine verip göğsüne yumuldum. Önce dikleşmiş sert pembe tomurcuğunu öptüm. Ağzımın içine alıp emdim. Dişlerimi geçirip çektiğimde Elvan deli gibi kıvranmaya başladı. Tekrar sertçe emmeye başladım. Dilimi etrafında döndürüp emiyordum; emdikçe ıslaklığı artıyordu. Vajinasını okşayan elim ıslaklığının iyice arttığını hissediyordu. İyice hazırdı artık benim için.
Üzerinden kalkıp pantolonumu çıkartıp baksırımı da aşağı indirdim. Penisime baktığımda iyice dikleşmiş ve kalınlaşmıştı. Elvan’ın ıslaklığı bulaşan elimle penisimi okşamaya başladım. Gözlerim kapandığında boğukça inlemeye başladım. Onun ıslaklığı iyice penisime bulaştıkça daha çok kalınlaşıyor ve büyüyordu.
Ellerimi penisimden çektim, artık ikimiz de hazırdık. Külodunu çıkartıp penisimi içine sokmadan önce bir elimi tekrar onun ıslaklığına bulayıp çektim. Gözlerinin içine bakıp o ıslaklığı göğsüne sürdüm. Elvan artık kıvranıyordu; kaçmak için mi yoksa arzudan mı bilmiyorum ama sadece kıvranıp duruyordu.
Sonra yavaşça penisimi vajinasına dayadım ama içine girmedim.
Sadece sürtüyordum. Sürtüp onu daha da ıslatıyordum. Islaklığıyla kirlettiğim göğsüne doğru eğilip gözlerinin içine bakarak yalamaya başladım. tadı çok güzledi doyamıyordum tadına.Gözleri arzuyla koyulaştığında sertçe emip göğsünü tamamen temizlediğimde penisimi sürtmeyi bırakıp ıslaklığını tekrar elime bulayıp göğsüne sürdüm. Sonra elimle penisimi okşayıp bulaşan ıslaklığı iyice sürüp kayganlaştırdım ve yavaşça içine girdim.
Daha biraz bile girmemişti ama beni sımsıkı sarmıştı. Ellerimi göğüslerine atıp yoğurmaya başladım. Kendimi biraz daha ittirip içine girmeye çalıştım ama beni çok zorluyordu. Şimdiden boşalmanın eşiğine gelmiştim.
Terlemeye başladığımda bir küfür savurdum. "Sikeyim seni karım, çok darsın!" deyip sertçe göğüslerini yoğurduğumda Elvan kıvranıyordu. O kadar çok sıkıyordu ki beni, içimde bir şeyler patlamak üzereydi. Daha fazla yavaş ilerleyemedim. Kendimi içine ittirdiğimde Elvan’ın gözleri kocaman açılmıştı; belli ki canı çok yanmıştı.
İçinde gelgitler yapmaya çalıştım ama beni o kadar çok sıkıyordu ki boşalmak üzereydim. "Çok darsın karım, beni çok zorluyorsun," deyip penisimin büyüklüğüne alıştırmaya çalışırken kirlettiğim göğsünü yalayıp emip çekildiğimde Elvan hala kıpırdanıyordu. Ben ise içine girip çıkıyor, taşaklarımla vajinasını dövüyordum. Sesi çıkmıyor, bana daha hızlı olmamı söyleyip beni azdırmıyor olabilirdi ama vücudu bana yetiyordu. Bu güzel dar amı benim hayallerimden öte beni tatmin ediyordu. Mahvediyordu ama doyamıyordum onun şu tatlı amına.
Hızımı iyice arttırdığımda odada duyulan tek şey vücutlarımızın birbirine değme sesi ve benim boğuk iniltilerimdi. Boşalmak üzereydim. Hızımı iyice artırdığımda kendimi daha fazla tutamadım. Elvan da boşalmak üzere olduğu için beni sımsıkı sarmıştı. Sarsılarak Elvan’ın içine boşalmaya başladım. Boşalırken kükreyerek "Sikeyim seni karım!" dediğimde o da kendini daha fazla tutamadı, penisimin üzerine boşaldı. Sıcaklığıyla beni daha fazla sardığında ikimiz de hızla nefes alıyor, göğüslerimiz kalkıp iniyordu.
Daha fazla duramayıp Elvan’ın göğsüne yaslandığımda hala içinden kalkmamıştım. İkimiz de sırılsıklam kalmıştık. Hala üzerindeyken ellerini çözdüğümde, ellerini çıplak sırtıma koyup kollarını bedenime sardığında şaşırdım. Şimdi bunu neden yapıyordu ki? Onun rızası olmadan onunla birlikte olmuştum ama o bana sarılıyordu. Kafamı kaldırıp yüzüne baktığımda ellerini yanaklarıma koyup gözlerime anlamadığım bir ifadeyle baktı. Bu hali beni öyle garip hissettirdi ki daha fazla böyle kalmak istemedim.
Üzerinden kalkıp çıkardığım pantolonum ile baksırımı giydim. Gömleğimi yerden aldığımda, gömleği giyerken ona baktım. "Haberim olmadan bu odadan sakın çıkma." Kafamla tepsiyi işaret edip "Ve onları ye. Bir saate geleceğim, o zamana kadar yemiş ol," deyip arkamı dönüp kapıya doğru yürüdüm. Açıp dışarı çıktım.