Bölüm:YARALAR🥺

1745 Words
Elvan’ın Anlatımından... Sabah güneş yüzüme vurduğunda, gözlerimi açmadan hissettiğim ilk şey kafamın sert bir şeye yaslı olmasıydı; ama bacaklarım bunun aksine daha yumuşak bir yerdeydi. Gözlerimi açmadan ne olduğunu anlamak adına elimi gezdirdiğimde algımı mı kaybetmiştim bilmiyorum ama ne olduğunu anlamıyordum. Elimi gezdirip bir yerde durdurduğumda sert ve kalın bir şeye dokunduğumu hissettim. Elim hareket ettiği için her dokunduğumda sanki daha çok kalkıyor, kalınlaşıyor gibiydi. Tam ne olduğunu anlamıştım ki, Yaman’ın nefesinin saçlarıma vurduğunu daha yeni hissediyordum. Birden penisinin üstündeki elimi tutup, “Eğer biraz daha böyle devam edersen içine almak zorunda kalacaksın,” dediğinde gözlerimi kocaman açıp hızla elimi çekip kalktım. Doğrulduğumda kalbim resmen ağzımda atıyordu. Ben az önce onun penisine mi dokunmuştum? Ve dokunuşumla tahrik mi oluyordu da penisi kalınlaşıp kalkıyordu? İnanamıyorum... Hızla kalktığım için saçlarım yüzüme savrulmuştu; onları çekip kendimi düzeltmeye çalıştığımda o da kalkmıştı ama utandığım için ona bakamıyordum. Kalkıp dolaba doğru yürüdüğünde bile bakamadım. Bir şeyler alıp banyoya gidecekken konuştu: “Bugün biraz işim var, şirkete gitmem gerekiyor ama en fazla üç gibi evde olurum,” dediğinde kafamı kaldırıp ona baktım. Duyduklarıma inanmak için... O şimdi bana nereye gideceğini ve ne zaman geleceğini mi söylemişti? Ama neden? Ona nasıl baktığımı bilmiyorum ama o bana öyle bir bakıyordu ki vücudum adeta alev alıyordu. Elinde bir beyaz gömlek tutuyordu, sonra onu birden yatağa bırakıp üzerime doğru yürüdü. Kaşları çatık olduğu için bu hali beni ürkütüyordu. Korkuyla geriye doğru gittiğimde sırtım yatağın başlığına değdi. Hala üzerime geldiğinde korkuyla ne yapacağını bekliyordum. Sonra birden üzerime eğildi. Yüz hizama gelip aramızda milim mesafe bırakarak suratıma baktı. Gözlerinde anlamlandıramadığım duygularla yüzüme bakıyordu. Yüzümün her bir santimine bakıp inceledikten sonra dudağımın kenarına bir öpücük kondurdu. Afalladım. O kadar yumuşacık bir öpücüktü ki anlatamam; adeta tüy gibi bir öpücük kondurmuştu. Yanaklarımın daha da ısındığını hissediyordum. Ama bir dakika, ben utanıyor muyum? Hem de halime bakacak olursak bayağı cilveli bir şekilde utanıyorum. Sonra kulağıma fısıldayarak, “Sen de uslu uslu durup kocanı bekleyeceksiniz,” deyip kulağıma üflediğinde, her ne kadar içim bir hoş olsa da kaşlarım çatıldı. Bu ne ya? Küçük çocuk tembihler gibi "uslu dur" falan... Yüzüme baktığında sinirli halimi görünce dudaklarında bir gülümseme belirdi ve bu beni daha fazla sinirlendirdi. Kalkıp banyoya doğru gittiğinde bile ben ona sinirli bir şekilde bakıyordum. Konuşabiliyor olsaydım şu an arkasından "Lanet olası pislik!" diye bağırmak isterdim ama bu imkansız. Öküz herif, nefret ediyorum ondan! Ama bir dakika, şu an aklıma geliyor; ben ne ara bu yatağa geldim de üzerimi değiştirdim? Aklımda dün geceyi hayal etmeye çalışıyordum ama yok. En son dedemlerin mezarının başında uyuyakaldığımı hatırlıyordum. Peki, ben buraya nasıl gelmiştim? Tahmin etmesi zor değildi; büyük ihtimalle Yaman beni getirmişti. Ama o benim mezarlığa gittiğimi nereden görmüştü? Etrafa baktığımda onu görmemiştim ama belli ki o beni görmüştü. Hatta mezarlığa kadar takip etmiş, ben uyuyana kadar beklemiş miydi? Düşündüğüm şeylerle gözlerimi kocaman açtım. Hadi ama Elvan, Yaman asla böyle bir şey yapmaz. Gittiğimi görmemiştir bence... Ama bu sefer de nasıl buldu beni? Hadi takip etti, neden ben uyuyana kadar bekledi? Ben neredeyse orada saatlerce ağladım, o orada beni beklemiş olması imkansız. Ve ayrıca bu adam beni getirdi diyelim, üstümü niye değiştirsin ki? Bir şeyler eksik ama ne? Düşünmeye çalıştığımda birkaç an gözlerimin önüne geldiğinde gözlerim kocaman açıldı. Kendimden utanıyorum resmen! Ben o beni taşırken daha çok mu göğsüne sokulmuştum? İnanamıyorum! Bir görüntü daha vardı, o da benim üzerimi giydirerek kaldırdığı zaman... Anlaşılan gerçekten o değiştirmişti. Ama neden? Hayır yani, bu adam çift kişilikli mi? Bir kızıyor bir seviyor diyeceğim de... Sapık adam, kesin sevdiğinden değil, beni çıplak görmek için üzerimi değiştirmiştir. Neyse, daha fazla Yaman’ı düşünmek istemiyordum. Canım yeterince sıkkındı zaten, bir de onun saçma sapan hareketlerini düşünüp duramam. Yataktan kalkıp dolabın kapaklarını açarak bir etek ve üstü beyaz bir takım çıkardım. Üstü ceket gibi, altı da dizlerime kadar gelen bir etekti. Duş almak istiyordum ama şu an Yaman banyodaydı ve o çıkar çıkmaz aşağı inmeliydik. O yüzden vaktim yoktu. Hemen üzerimdeki pijama takımını çıkarıp takımı giydiğimde, saçlarımı taramak için makyaj aynasına oturdum. Kahverengi, daha doğrusu kumral uzun saçlarımı öne doğru getirip taramaya başladım. Saçlarıma her baktığımda ağlamak istiyordum. Tarak her saçlarımdan aşağı doğru kaydığında boğazımda bir yumru oluşuyordu. Dolu dolu gözlerle bakıyordum saçlarıma. Benden ve dedemden başka kimse hiçbir zaman merhametle dokunmamış, okşamamıştı. Tek dedem sevgiyle okşar, öperdi; ama o gittikten sonra kimse sevmedi. Saçıma değen her el onu çekmek, koparmak, kökünden kesmek ya da beni yerlerde sürüklemek için uzanıyordu. O yüzden hep merak ediyordum: Bir anne kızının saçlarını nasıl tarar? Çizgi filmlerde gördüğümde hep merak etmişimdir; annemin benim saçımı sevgiyle tarayıp örseydi nasıl olacağını ya da o duygunun nasıl bir şey olduğunu hep merak etmiş ama hiç yaşayamamıştım. Çünkü benim annem sırf saçlarıma dokunmamak, taramamak için hep kısa kestirir ya da tıraş ederdi ki saçlarım olmasın. Hatta ben on beş yaşına gelene kadar bu böyleydi. Sonra anladım ki annem o saçlara hiçbir zaman sevgiyle dokunmayacak, o yüzden kestirilmesine ses çıkarmamıştım. Ama artık bıkmıştım. Sırf sevilmiyorum diye ceza çekenin ben olmasından usanmıştım. Anlamıyordum, doğduğum için suçlu ben miydim? Ya da şu ana kadar hayatta kaldığım için hatalı ben miydim? Neden bunları yaşıyordum ki? Sesimin olmaması zaten yeterince bu hayatı bana zindan etmiyor muydu? Bir de neden hapis gibi bir hayat yaşıyordum? Düşündüklerimle gözümden bir damla yaş süzüldü. Tarağı kucağıma bırakıp elimin tersiyle gözyaşımı sildiğimde kendime bir söz verdim: Artık ağlamayacaktım. İçimden ağlasam bile dışarıdan tek damla gözyaşım akmayacaktı. Ezilmeyecektim, durmayacaktım, hatta susmayacaktım. Evet, belki konuşamayacaktım ama bana yaptıklarına da boyun eğmeyecektim artık. Beni kanattıkları kadar ben de onları kanatacak, beni kıranları ben paramparça edecektim. Daha 23 yaşındaydım ama 13 yıldır sürekli işkence görüyordum. Artık yeter, kimse beni üzemeyecek diye düşünüp içim acıya acıya dalgın bir şekilde saçlarımı örmek için kafamı kaldırıp aynaya baktığımda korkudan sıçradım. Vallahi sesim olsaydı çığlık atardım! Korkuyla Yaman’a döndüm. Bu adam ne ara banyodan çıkmıştı? Belinde havluyla, üzeri tamamen çıplak bir şekilde durmuş aynadan bana bakıyordu. Ve haline bakacak olursak banyodan çıkalı bayağı olmuştu. Çatık kaşlarla bana bakıyordu, ben de ona... Ama sonra gözlerim onun taş gibi sıkı göğüslerine kaydı. Esmer bir teni olmasına rağmen pürüzsüz bir göğsü vardı ve baktıkça nefesim kesiliyordu adeta. Şu an ayağa kalkıp ona dokunmak istiyordum. Evet, birkaç kere birlikte olmuştuk ama ben hiçbir zaman ona dokunamamış, hissedememiştim. Ama şimdi yapmak istiyordum; şimdi dokunmak, göğsündeki o gücü hissetmek istiyordum. Ama bir yanıyla da yapmak istemiyordum, ondan korkuyordum. Kendimi zorlayarak tekrar gözlerine baktığımda kaşları hala çatıktı. Sesindeki siniri bastırmaya çalışarak, “Ne düşünüyordun?” dediğinde saçlarımı taradığım andan beri beni izlediğini anladım. Üzerime daha fazla gelmesin diye kafamı sağa sola sallayıp omuz silktim. Tekrar aynaya doğru döndüğümde o hala beni izliyordu. Saçlarımı örmeye başladığımda aynadan gözlerimin içine bakıp bana doğru gelmeye başladı. Ben de ona bakıyordum ama arkamı dönmedim, saçlarımı örmeye devam ettim. Yanıma gelip sol tarafıma doğru başını eğdi. Aynadan bakınca sanki kafası omzumdaymış gibi görünüyordu ve bana bu kadar yakın olması, çıplak olması aklımda hiç de güzel şeyler canlandırmıyordu. Gözlerimin içine içine bakıyordu; sanki az önce düşündüğüm şeyleri öğrenmek ister gibi bakıyordu. Sonra birden kafasını omzuna koyup burnunu boynuma gömdü. O an adeta kaskatı kesildim. Afallamıştım, ne yapacağımı bilemiyordum. Bir süre öyle boynumu kokladı sanki; ama emin olamadım çünkü derin derin nefesler almıyordu, sadece burnu boynuma gömülüydü o kadar. Daha fazlası yok derken birden dudaklarını bastırıp öpmeye başladı. Yaptığı her hareketle hem şaşırıyordum hem de kalbim iki katı hızla atıyordu. Ne olmuştu bu adama da bana böyle davranıyordu? Sanki seviyor gibi... Ama imkansız. Onun tek derdi içindeki şehvet yangını sönsün diye beni öpüyor ya da benimle sevişiyordu. Ama sanki bu sefer farklıydı; bu sefer sanki sadece bedenimi değil, beni arzuluyormuş gibi, kokumu merak ediyormuş gibi... Ama nasıl olur? Yaman böyle bir şey asla yapmazdı. Acaba ben şu an bir rüya mı görüyorum yoksa hayal mi ediyorum? Ya da gerçekten yaşıyor muyum? Ama eğer gerçekten yaşamıyorsam, ben iyice terbiyesiz biri olmuşum da hayalimde veya rüyamda böyle şeyler görüyordum. Kendime gelmek amacıyla kolumu çimdiklediğimde canım yanmıştı ve Yaman hala yanımdaydı. Demek ki rüya veya hayal görmüyorum. Allah’ıma şükürler olsun ki henüz böyle şeyler hayal edecek kadar terbiyesizleşmemişim. Yaman hala boynumu öpmeye devam ederken, düşüncelerimden dolayı kendimi onun dokunuşlarına bırakamıyordum. Dudaklarını boynumdan geçirip kulağıma doğru getirerek, “Hazır ol, seni yatağımda istiyorum,” dediğinde o büyülü an bozuldu. Kaşlarım çatıldı. Örgüm bittiği için saçımı arkaya atıp dolaba doğru yürüyen Yaman’a baktım. O ise bana değil de dolaba bakıyordu. Kıyafetleri çıkarıp yatağa bıraktı ama üzerindeki havluyu indirdi ve o an karşımda çırılçıplak kalmıştı. Bana dönük olduğu için gözlerimin gördüğü ilk şey sert, kaslı kasıkları ile uzun penisiydi. Normalde rahatsız olmam gerekiyordu ama daha çok nefessiz kalmıştım. Penisinin büyük olduğunu ilk defa fark ediyordum ve nedense kalkık duruyordu. Öyle ki şu an o alete dokunmak istiyordum. Düşündüğüm şeylerle gözlerimi kocaman açıp kafamı çevirdim. Zaten o da boxerını giymişti. Kafamı sağa sola sallayıp aklımdaki lanet düşüncelerden kurtulmak istedim. Hadi ama, bugün benim neyim vardı da ben böyle şeyler arzulayıp duruyordum? En iyisi bir an önce onun işe gitmesiydi. Kafamı çevirip tekrar baktığımda çoktan hazırdı. Eli kravatların olduğu bir askıyı tutmuş, siyah takım elbisenin üstüne hangisini takması gerektiğini seçiyordu ama sanki bir türlü beğenemediği için çatık kaşlarla bakıyordu. Ayağa kalkıp ona doğru yürüyerek elindeki askıyı alıp kravatlara baktığımda, içimden bir ses "Kırmızı tak ki bütün gün kızgın boğalar gibi etrafta gezinsin," dediğinde gülümsedim. Şirketteki çalışanlara acıdığım için yapmıyorum; mazallah eve gelene kadar hayatı onlara zindan eder falan. Onun yerine siyah, içinde de beyaz çizgileri olan bir kravatı alıp elimdeki askıyı dolaba astıktan sonra kravatı ona uzattım. Kafamı kaldırıp ona baktığımda bakışları dudaklarımdaydı ve gözleri şehvetle yanıyordu. Bu hali beni affallattı. Bu adam gerçekten sapık mıdır nedir, sürekli bana arzu dolu gözlerle bakıyor. Sonunda gözlerime baktığında elimdeki kravatını göz hizasına getirip "Al" der gibi yaptığımda, hala bana arzu dolu baktığı için ister istemez vücudum ısınıyordu. O yüzden daha fazla bekleyemezdim. Ona yaklaşıp gözlerine bakmamaya çalışarak kravatı boynuna asıp hızla banyoya doğru yürüdüm. Suyu açıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra suratıma baktım. Dudağımın kenarında küçük bir yara, boynumun sol kısmında da kızarıklıklar vardı. Hepsi dün gece annem ile babamın yaptığı izlerdi. Yine gözlerim dolacak gibi oldu ama hemen kendimi toparladım. Ne demiştik? Ağlamak yok Elvan! Ama suratıma bakarken bir şey fark ettim; Yaman beni öperken özellikle iz kalan yerlerimi öpmüştü. İlginçti... Bu adamın nesi vardı bugün ya da daha doğrusu bugün bizim neyimiz vardı? İkimiz de saçma sapan davranıyorduk. Neyse, kendimi düzeltip banyodan çıktığımda o da çoktan hazırdı. Birlikte odadan çıkıp avludaki kahvaltı masasına doğru yürüyüp oturduğumuzda kimse suratıma bile bakmıyordu. Sultan Hanım'ın kaşları çatık, Rıza Bey de oğluyla bir şeyler konuşuyordu. Sessiz bir şekilde kahvaltımı yaptıktan sonra Yaman kalkıp şirkete gitti. Ben de evdeki hizmetli insanlara yardım etmek için mutfağa gittim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD