Elvan’ın Anlatımından Devam
Ayağa kalkıp banyoya doğru gidecekken kasıklarımda bir ağrı hissettim. Yürüyemedim, olduğum yerde duruyordum. Bacaklarım da titriyordu. Bir adım daha attığımda artık daha fazla ayakta duramadım bu sancılarla. Yere yığıldığımda Yaman başıma gelip sesindeki gergin korkuyla, "Elvan, iyi misin?" dedi.
Elimi vajinama götürüp dokunduğumda Yaman kollarımı tutup, "Canın mı yanıyor?" dedi. Kafamı kaldırıp ona baktım. Gözlerimden akan yaşlarla, az önce aşık olduğum adamla sevişmiştim ama şu an hiç mutlu değildim. Az önce dokunduğu her yerim yanıyorken şimdi acıyordu. Kalbim acıyordu, göğüslerim acıyordu, vajinam acıyordu; hepsi acıyordu.
İlk kez cinsel bir ilişkiye girdiğim için canımın yanması normal. Oysaki benim canım sadece ondan yanmıyordu ki.
"Ama gel, ben sana yardım edeyim," deyip beni kucağına aldı. Kırılacak bir eşyaymışım gibi beni taşıyıp banyoya götürdü. Yere bırakıp gözlerime baktı. Şu an bana öyle bir bakıyordu ki, sanki canımı yaktığı için pişman olmuştu.
Duş başlığını alıp sıcak suyu ayarladıktan sonra elimi tutup beni duş kabininin içine çekti. Elindeki duş başlığını alıp kendim yıkanacakken izin vermedi. Kendisi beni yıkamaya başladı. Saçlarımı ıslatmadan boynumdan aşağı su döktü. Bir yandan da vücudumu izlerken, göğüslerimden aşağı inen sulara bakıp yutkundu.
Yukarıdan yavaşça su döktüğünde aşağıya, kadınlığıma gelip oraya su döküp eliyle de okşamaya başladı. Dokunuşuyla birlikte vücudum tekrar ısınmaya başlamıştı. Sıcak suyu vajinamın tepesine tutup eliyle de okşamaya başladığında kafamı duvara yaslayıp gözlerimi kapattım. Hızlı hızlı nefes almaya başlamıştım. Onun da nefeslerinin hızlandığını hissediyordum.
Sonunda suyu kapatıp elini de çektiğinde gözlerimi açtım. Yaman havlu getirip beni havluya sarıp tekrar kucağına aldı ve yatağa taşıdı. Dikkatli bir şekilde yatağa bırakıp doğruldu. "Burada bekle iki dakika, geliyorum," deyip yerdeki baksırını alıp tekrar banyoya gitti. Sanırım bu sefer o temizlenecekti.
Gerçekten iki dakika içinde geri geldiğinde ben hâlâ havlulu bir şekilde yatakta oturuyordum. Benim üstümde havlu vardı, onun üstünde ise sadece baksır.
Beni yavaşça yataktan kaldırıp, "Sen burada dur, ben hemen çarşafı değiştireyim," dedi. Yatakta çarşafı değiştirip yeni bir çarşaf geçirdiğinde beni yatağa yatırmadan önce üzerimdeki havluyu alıp çıplaklığımı tekrar ortaya çıkardı.
Beni yatağın ortasına oturttu. Kendisi de hemen arkama geçti. Bacaklarını iki yanıma da uzatıp elini tekrar vajinama atıp okşamaya başladı. "Hâlâ ağrıyor mu?" dediğinde kafamı salladım. "O zaman bu ona iyi gelecek," dedi.
Yavaş bir şekilde okşamaya başladı.
Dokunuşuyla birlikte sırtımı göğsüne yaslayıp kafamı geriye attım, gözlerimi kapadım. Yaman tekrar yüzüme bakıp ağzının içinden bir şeyler söyledi ama ne dediğini anlamadım.
Bir süre oksadıktan sonra beni yatağa yatırıp üzerime geçti. Önce vajinamın tepesine öpücükler bıraktı. Her yerini öptükten sonra dudaklarını aşağıya doğru kaydırıp zevk noktamı öptüğünde neredeyse aklımı kaybedecektim. Daha da aşağıya kayıp diliyle vajinamın dudaklarını aralayıp orayı da öpmeye başladı.
Az önce girdiği deliği öptü. Her yerini öpüp en aşağıya doğru kaydı. Göt deliğine geldiğinde öpmeyi bıraktı ve bu sefer dilini çıkartıp boydan boya yalamaya başladı.
Yalamasıyla birlikte çarşafları sıkmaya başladım. Yine boşalmak üzereydim. Gözlerim kararıyordu, kasılıyordum, vücudum sertleşmişti. Yaman ellerini bacaklarıma götürüp okşamaya başladı.
Kafasını kaldırıp bana bakarak, "Kendini kasma Elvan, rahat bırak," deyip tekrar yalamaya devam etti. Zevk noktamı alıp öpüp emdiğinde çığlık çığlığa inlemek istedim ama sesim çıkmadı. Yaman’ın saçlarına dokunmak istemediğim için çarşafları sıkıyordum.
Yaman daha da aşağı kayıp dilini vajinamdan içeri soktuğunda bir an nefesim kesildi. Yaman ise dilini içeride götürüp getiriyor, sokup çıkartıyordu.
Dil darbeleri yüzünden kasıklarımdaki kasılmalar artmıştı. Vücudum yanmaya başlamıştı. Şu an Yaman’ın saçlarını tutup kendime daha çok bastırmak istiyordum ama yapamadım. Az önce bana söylediği laf yüzünden kalbim kırılmıştı. Şu an bana dokunmasını da istemiyordum ama engel olamıyordum. Bu şey ikimizin de hoşuna gidiyordu.
Dil darbelerini hızlandırdığında kendimi daha fazla tutamadım ve ağzının içine boşaldım. Boşalmamla Yaman hepsini içip kafasını kaldırıp bana baktı. Hızlı hızlı nefesler alıp kayan gözlerimle ona baktığımda hâlâ dudaklarında benim ıslaklığım vardı.
Dilini çıkartıp gözlerimin içine bakıp dudaklarını yalayıp emdi. Sonra da çenesine bulaşan ıslaklığı eliyle silip onu da yalayıp bana baktı.
Üzerime eğilip dudaklarıma küçük bir öpücük kondurup alnını alnıma yaslayıp, "Daha iyi misin?" dediğinde, iyi olup olmamam onu neden bu kadar ilgilendiriyordu, hiç bilmiyorum ama kafamı salladım. "İyi, o zaman," deyip dudaklarıma bir öpücük daha kondurup, "Şimdi uyuyup dinlen o zaman," deyip üzerimden çekilip dolaba doğru gitti.
İki tane kendi tişörtlerinden çıkartıp birini kendisi giydi, diğerini bana uzattı. O şimdi bana neden kendi tişörtünü veriyordu ki? Benim zaten burada kıyafetlerim vardı. Tişörte garip bakışlar attığımı görmüş olacak ki, "Alsana," dediğinde daha fazla uzatmadan tişörtü alıp giydim ve yatağa girdim.
Yaman da yatağa girdiğinde ikimiz de birbirimize sırtımızı dönüp uyuduk. Sanki az önce ateşli bir şekilde sevişen biz değilmişiz gibi, şimdi sırtlarımız birbirimize dönük bir şekilde uyuyorduk.
Ben yavaşça dönüp ona baktığımda sırtı bana dönüktü. Kendimi tamamen ona döndürüp sırtına bakmaya çalıştım. O güçlü omuzlarına, sağlam duruşuna... Acaba omuzlarında nasıl ağır bir yük taşıyordu? Dokunmak istedim, başımı yastığa değil de onun göğsüne koymak istedim.
Gözlerimden yaş geldi. Böyle olmamalıydı. Kader bizi böyle birleştirmemeliydi. Gözlerimden hızla yaşlar akarken sırtımı tekrar ona dönüp gözlerimi kapattım. Elimi yumruk yapıp kalbime götürdüm. Gözlerim kapalı olmasına rağmen yaşlar akıyordu. Uyumaya çalıştım. Belki bu bir kabustu, bu uykudan uyanmalıydım. Yarın sabah belki bu yatakta uyanmayacaktım. Kendimi uykuya teslim etmeye çalıştım.
Sabah yüzüme vuran güneş ışığıyla gözlerimi açtığımda Yaman kalkmış, hazırlanmıştı. Aynanın önünde gömleğinin yakalarını düzelterken benim kalktığımı aynadan görüp bana döndü. "Uyandığına göre hazırlan da aşağı kahvaltıya inelim birlikte," dediğinde kafamı salladım.
Yataktan çıktığımda kasıklarımda bir ağrı vardı, canımı yakıyordu ama dayanmaya çalışıyordum.
Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadıktan sonra odaya gelip dolaptan uzun kollu, lacivert, belime kadar oturmalı, geri kalanı geniş, boyundan elbisemi alıp çekmeceden de siyah iç çamaşırı ile sütyeni alıp çıktığım banyoya geri girdim.
Üzerimdeki onun tişörtünü çıkarıp iç çamaşırlarımı giyip elbiseyi de giydiğimde ayakta durmakta zorlanıyordum. Aynada kendime baktığımda yüzüm solmuştu. Genelde kırmızı olan dudaklarım renksizdi.
Aynada saçlarımı düzelttiğimde hafiften başım da dönüyordu. Bana ne oluyordu, hiç bilmiyorum ama adım atacak halim yoktu.
Kendimi düzeltip banyodan çıktığımda Yaman da hazırlanmış beni bekliyordu. Kafamı kaldırıp ona baktığımda beyaz bir gömlek, siyah bir kumaş pantolon giymişti. Göz göze geldiğimizde beni baştan aşağı süzüp tekrar gözlerime baktığında yüzünde bu halimi beğenen bir ifade vardı.
Yaman, "Hadi aşağı inelim," dediğinde kafamı salladım. Bana sırtını dönüp kapıya doğru yürüdüğünde ben de peşinden gitmek için adım attığım an gözlerim karardı. Ne oldu hiç bilmiyorum ama gözlerim tekrar karardığında yere yığıldım.
Yaman’ın Anlatımından Devam
Elvan lacivert elbisesiyle karşımda durduğunda neredeyse nefesim kesilecekti. Her zamanki gibi çok güzel olmuştu ama yüzü biraz solgundu. Gözleriyle bile sanki bana tam odaklanamıyordu gibi. "Hadi gelelim," deyip arkamı ona dönüp kapıya doğru yürüdüm. Dışarı çıkacakken arkamdan geliyor mu diye baktığımda Elvan’ı yerde yatarken gördüm.
Telaşla ona doğru gidip yere çömeldim. Kafasını çevirip yüzündeki saçları çekerek, "Elvan uyan güzelim, Elvan iyi misin?" dedim korku dolu bir sesle. Ama hiçbir cevap yoktu, bayılmıştı.
Ne olmuştu ona? Dün gece sadece bir kere birlikte olmuştuk ve onda bile canını yakmamak için elimden geleni yapmıştım. Onu yerden kaldırıp kucağıma dikkatli bir şekilde alıp yatağa taşıdım. Onu yatağa bırakıp açık olan kapıyı kapattım.
Elime kolonya alıp tekrar yanına gelip yatağa oturdum. Yüzündeki saçları çektim, ellerime kolonya sürüp burnuna götürdüm. Diğer elimle de saçını okşayıp, "Hadi güzelim, aç gözlerini," dedim.
Elimi tekrar burnuna götürdüğümde yüzünü buruşturarak gözlerini açtı. Bana baktığında ne olduğunu anlamaya çalışır gibiydi. Korku dolu bir sesle, "İyi misin?" dediğimde kafasını salladı. Ona yaklaşıp, "Bayıldın, iyi olduğuna emin misin?" dediğimde yine sadece başını salladı. Onun sesini duyamamak, dilsiz olduğunu bilmek beni sinirlendiriyordu. "Ne oldu, neden bayıldın?" dediğimde kafasını bilmiyorum anlamında sağa sola salladığında sanırım ben anlamıştım.
Dün akşam ona baktığımda hiçbir yemek yemediğini görmüştüm. Ağzına bir lokma bile koymamıştı. Gözlerim bileklerine kaydığında izleri daha yeni fark ediyordum. İsteme günü gördüğüm izler şimdi morarmış ve belirginleşmişti.
İzlere bakıp kaşlarım çatılırken, "Ben bu izleri nasıl yeni fark ederim? Nasıl hiç dikkat etmem?" Elini elime alıp tuttuğumda izleri fark ettiğimi görmüş olacak ki telaşla elini çekmeye çalıştı.