Evin Barek Grane (Aşk Ağır Bir Yüktür)
Karakter Tanıtımı
📍 Mardin – Demirhanlar Ailesi
Şehmus Ağa – 75 yaşında, eşi vefat etmiş.
Musa Ağa – Şehmus Ağa’nın ilk oğlu, 53 yaşında.
Ömer Demirhan – 26 yaşında
Cemal Demirhan – 28 yaşında
Anneleri: Helin Hanım, 48 yaşında
Mustafa Ağa – Şehmus Ağa’nın ikinci oğlu, 50 yaşında
Eşi: Havin Hanım, 47 yaşında
Çocukları:
Murat Demirhan – 26 yaşında
Bawer Demirhan – 26 yaşında
Xebat Demirhan – 24 yaşında
Filiz Demirhan – 23 yaşında
📍 Şanlıurfa – Rezeranlar Ailesi
Xezal Yade – 73 yaşında, eşi vefat etmiş
1. Oğlu:
Botan Ağa, 54 yaşında
Eşi: Zeliha Hanım, 50 yaşında
Çocukları:
Serhat – 27 yaşında
Zeynep – 25 yaşında
Ciwan – 24 yaşında
Rukiye – 23 yaşında
2ci Oğlu:
Mehmet Ağa, 50 yaşında
Çocukları:
Evin – 22 yaşında
Roni – 20 yaşında
Adar – 18 yaşında
3. Oğlu:
Şehmus, 48 yaşında
Eşi: Şilan Hanım, 47 yaşında
Çocukları:
İbrahim – 25 yaşında
Dilan – 22 yaşında
Kızı:
Melike Hanım, 45 yaşında – Mardin’de yaşıyor
Çocukları:
Hüseyin – 25 yaşında
Sıdar – 24 yaşında
Elif – 23 yaşında
Oğlu:
Ahmet Rezeran, 33 yaşında
Eşi: Dila Hanım, 30 yaşında
En küçük oğlu:
Hoğır Rezeran, 28 yaşında, bekar
📍 Mardin – Berat’ın Ailesi
Sabri Ağa, 50 yaşında
Eşi: Pelda Hanım, 48 yaşında
Çocukları:
Berat – 27 yaşında
Elfin – 24 yaşında
Zehra – 22 yaşında
> Dila, Berat’ın ablası ve Ahmet Rezeran’ın eşidir.
---
Evin’in Hikâyesi
Roni, şimdiye kadar kimseye gönlünü kaptırmamış, gerçek aşkın bir gün onu bulacağına inanan bir genç kızdı. Annesi Hatun Hanım çok güzel bir kadındı, ama kaderi güzel değildi. O, kızlarının kaderini kendisi yazmak istiyordu. Ne var ki kaderin önüne geçilemezdi…
Evin, ela gözleri, kumral saçları ve ince beliyle güzelliğiyle dillere destandı. Ancak bu güzelliği ona bedel ödetecekti.
Babası Mehmet Ağa, aşiretin itibarlı, sözü geçen lideriydi. Kızları da öyleydi; herkes onları hayranlıkla izlerdi.
Ama Evin’in bir sevdiği vardı. Üç yıldır birbirlerini seviyorlardı, evlenme hayalleri kuruyorlardı. Fakat hayal işte…
Kader karşılaştırır ama nasip eder mi, onu Allah bilir...
Berat, 1.85 boyunda, esmer bir gençti. Babası Sabri Ağa, Evin’i oğluna istemeye karar verdi. Ancak bir sorun vardı:
Serhat, Evin’in amcasının oğluydu ve yıllardır sessizce Evin’i seviyordu.
Töreye göre amca oğlu isterse, kimse kıza talip olamazdı.
Botan Ağa, Evin küçük bir çocukken “Evin benim gelinimdir, kimse istemesin,” demişti.
Bu yazılı olmayan kuralı herkes biliyordu.
Hatun Hanım, Zeliha Hanım’a çıkıştı:
— "Millet gelip istiyor. Adını koyacaksanız koyun!"
Bu sözleri duyan Botan Ağa, ortalığı ayağa kaldırdı:
— "Amca oğlunun sözlüsünü istemeye utanmazlar mı?"
Oysa ne Serhat ne de Evin birbirine söz vermemişti...
Akşamı beklemeye başladılar. Hatun Hanım eve gelip kızına,
— “Hazırlan, amcan seni istemeye gelecek,” dedi.
Evin duyduklarına inanmak istemedi.
— “Ana, ben istemiyorum, yapamam,” deyip ağlamaya başladı.
Annesi,
— “O zaman git, babana ve amcana söyle!” dedi.
— “Gerekirse Serhat’ın ayaklarına kapanırım!”
Annesi küfür etti, bağırdı. Saçından tutup Evin’i dövdü. Evin sadece ağladı, sessizce.
— “Bizi milletin içinde rezil mi edeceksin? Amcanlar yıllardır bu günü bekliyor.”
Ağalar eve gelmişti.
Odada herkes konuşuyordu.
Mehmet Ağa,
— “Kızım istemese vermem,” dedi.
Süleyman Ağa,
— “Senin lafın kızına mı geçmiyor? Serhat gibi delikanlıyı herkes tanır.”
Şehmus Ağa,
— “Abim Boran yıllardır Evin benim gelinimdir diyor. Kimse de bu yüzden istemeye cesaret edemedi.”
Evin, odasında diz çökmüş dua ediyordu:
— “Allah’ım, ne olur al canımı. Kalbim yangın yeri. Ruhum can çekişiyor…”
Roni, mutfakta yemekle uğraşıyordu.
Hatun Hanım,
— “Baban dedi ki, Evin hayır derse o artık benim kızım değildir!”
Evin’in umutları son kez kırıldı.
Babası bugüne kadar bir kötü söz etmemişti ama artık onu da kaybetmişti.
Mehmet Ağa, eşine:
— “Evin hayır derse vermem, ama git konuş. Olaylar kötüye gidiyor,” demişti.
Ancak Hatun Hanım, vicdanını susturmuştu bile.
— “Dila ve Roni hazırlasın. Akşama bir şey kalmadı.”
Evin yerinden kalkamadı. İçinden bir parça kopmuştu.
— “Öldürün beni, ne olur daye...”
Ama kimse duymadı.
Söz kesildi. Fatiha okundu. Her şey birkaç saat içinde olup bitti.
Evin’in ruhu bedeninden çekildi o gün.
Nişan iki gün sonra olacaktı.
Evin alışverişe gitmedi, yüzüğünü görmedi.
“Hastaymış,” dediler. Oysa o, odasında sessizce ağlıyordu.
Çünkü biri onu çok severken, başkasına söz verilmişti...