6.BÖLÜM

3787 Words
Savaş odasında yine penceren dışarıyı seyrediyordu genç adam.. Genç adam Hasret'e suni teneffüs yaparken dudaklarının birleştiğini hatırlamıştı.. Kapıyı çalamadan içeri giren Selçuk sayesinde bu hayalden hemen çıkmıştı.. ''Nasılsın'' ''İdare eder'' ''Sabah ki mevzu mu.. Hasret'' Selçuk, Hasret dediğinde Savaş kaşını kaldırmıştı.. Ama yinede o mevzuda durmak istemiyordu.. ''Ne alakası var. Kahramanlık yapma gösterisi işte.. Aptallığı yüzünden az daha ölecekti'' ''Öyle deme Savaş, yani oğlum onun sayesinde bir bakıma hayatta.. Bence kötüyü düşünmekten vazgeç. Şu kız içinde ön yargılarını kenara at artık'' ''Neyse ne, benim bu kadın hakkında düşüncelerim bunlar'' ''Tamam tamam seninle tartışmayacağım.. İhale günü yaklaşıyor, beraber gidelim.. Şimdilik bunlardan ses gelmedi bir sorun olmaz inşallah'' ''Bir halt yiyemezler.. Biz buralara çıkarken böyle itlerle çok uğraştık.. kralı gelse tanımam'' ''Sen daha iyi bilirsin'' ''Biz yinede önlemleri sıkı tutalım.. Sabah gördüm yeni ekipte gelmiş'' ''Haaa evet, Aliye söyledim özellikle gözünün tutadadığını direk gönder diye'' ''Hadi bakalım.. Bak bu ihale için verdiğimiz fiyat senle ikimiz arasında kalacak'' ''Tamam Savaş, bana mı güvenin kalmadı anladık.. Aslı konusuna gelince ona bu kadar taviz verende sendin.. Kadın hayatına girmeye dünden razı'' ''Neyse ne, hayatımıza aldığımız gibi çıkartırız'' ''Dua edelim çıkışı kolay olsun'' Savaş, Selçuk'un bu son sözlerine sinir olmuştu.. Tabi ki hayatından çıkartmak istediği kim olursa kolaylıkla çıkartırdı.. Feriştahı gelse tanımazdı.. Aslı da onlardan birisiydi.. Ve zamanı gelince kolaylıkla gidecekti.. ''Bu arada, yıl için kutlama organizasyonu yapacak mıyız'' Savaş o an koltuğuna yayıldı ''Ne gerek var böyle show'lara'' ''Ya sen buna show olarak bakma.. Bir bakıma zafer çığlı olarak gör.. Hem ihale'yi de kazanmış olacağız.. Ardından bu kutlama, kendini gizleyen düşmanlar da ortaya çıkar'' ''Mantıklı aslında'' ''Evdekilere de bir değişiklik olur'' ''Korumalar, hizmetçiler cümbür cemaat geçelim kutlamaya istersen Selçuk.. Evle ne alakası var'' ''Tamam tamam yorum yapmıyorum.. Ama şirket için bu yıl kutlaması önemli olacak. Bence yapalım'' ''Bakarız o gün gelsin de'' ''Sen bilirsin'' ** Akşamın saatinde Aslı, cüretkar kıyafetlerinden birisini daha geçirmişti üstüne.. Kırmızı, derin dekolte ve arkasında uzun yırtmaç, olmazsa olmazı 10 santim topuklu stiletto 'unu geçirmiş ayaklarına. Kırmızı ruju, kırmızı ojeleri var dalgalı sarı saçları barbie bebek gibi duruyordu.. ''Ben istediğimi istediğim zaman alırım'' Aslı, kendi özel aracına binerek gecenin karanlığına doğru sürüyordu.. Bir dağ evine gelmiş ve derin yırtmacı nın verdiği rahatlıkla inişini sergilemişti.. Korumalar etrafta, buna rağmen gözleri de kadının verdiği frikinge kayıyordu.. Aslı, bu bakışlara alışkın olduğu için hiç umursamadı bile. Tam geçecekken, ona yiyecek gözüyle bakan korumaya döndü ''Evde mi'' ''Evet '' ''Yanında birisi var mı'' ''Hayır yok ama, geleceğini haber vermediğiniz için sinirlenebilir'' Aslı korumanın bu saçma cevabı karşısında gülmüştü.. İğrenerek baktı genç korumaya.. ''Sen işine bak, burnunu o detaylara sokma'' Adam kadına sinir olmuştu ama yapacaktı bir şey yoktu.. Aslı sert topuk sesleri ile, evin girip kapısına geldi. Orta yaşlarda bir hizmetçi açmıştı ''Buyurun'' ''Baran bey evde mi'' ''Evet, odasında şuan'' Aslı, yüksek duran merdivenlere doğru ilerlerken, konuşmasına da devam ediyordu''Tamam, sen odana git'' Onu durduran hizmetçi ''Pardon haber vereyim'' Aslı, bu gün amma çok gereksiz insanlarla diyalog kurmak zorunda kalmıştı.. Hizmetçiye Yeşil gözlerini devirdi, Dişlerini sıkarak '' Bana bak, defol git işine bak.. Ve bizi de sakın rahatsız edeyim deme duydun mu beni'' Kadın ürkerek bakmıştı yeşil gözlere.. Aslı ise arkasında bıraktığı kadını umursamadan merdivenlerden çıkışını sağladı.. Odalardan hangisinin Baran'a ait olduğunu bilmiyordu ama, buna rağmen bir iki seçenek olarak girmişti odalara.. Hepsi boştu, yani aradığı adam yoktu.. En son, bir oda kalmıştı.. Kapıyı çalmadan girmişti.. O sırada zaferine ulaşmış bir nidayla baktı Aslı.. Baran ise, banyodan yeni çıkmış, beline sardığı küçük havlu ile ayakta durarak saçlarını diğer havlu ile kurutuyordu.. kapıdan içeri giren kadına.. Güldü... Ama bu gülüş nefret gülüşüydü.. Aslı ise zaferinin verdiği tada bakıyordu.. Genç adamı baştan aşağıya süzdü.. Baran hiç istifini bozmadan saçından, vücuduna akan suları temizliyordu.. Derin bir nefes aldı, havluyu tekli kanepeye attı.. Aslı ise yavaş adımlarla gelerek genç adamın göğüsün de gezdiriyordu ellerini.. Tam o sırada hızla dönerek Aslı'nın saçını tuttu Baran.. Aslı'nın canı çok yanıyordu, ama bunu fantazi olarak düşündü ''Seni istiyorum ben Baran'' ''Bana bak, bir daha benden izin almadan ne evime geleceksin nede bana dokunacaksın'' Genç adam kararlıydı, bu kadın fazla oluyordu.. ''Ben sadece seni özledim'' Baran, Aslı'nın dudaklarına yaklaştı.. Yavaşça dokundu.. Erkekliğinde verdiği hormonla artık ilerisi gelecekti.. Aslı ise zaferinin tadına bakıyordu.. ** İhsan bey, Zeynep hanım , Eylül ve Selçuk yanlarında Can'ı da alarak bu akşamı dışarıda yemek yiyerek geçirecekti.. Savaş ise, işlerinden ötürü yemeğe yetişemediği için direk eve gelmişti.. Hasret, mutfakta ki bulaşıkları makineye diziyordu.. Etrafı toparlamış, yerde ki kırıntıları da el süpürgesi ile hallediyordu.. Savaş'ın eve geldiğini görünce toparlanmıştı hemen.. Genç adam içeri girer girmez ''Bizimkiler geldi mi'' ''Henüz gelmediler'' ''tamam beni rahatsız etme'' ''Savaş bey, aç mısınız'' Hasret ilk defa naif bir ses kullanmıştı.. Aç olup olmadığını da merak ediyordu.. Fadime ablası söylemişti, Savaş bey'in pek dışarı da yemek yemeyi sevmediğini, aç kalsa bile yemeyeceğini biliyordu.. Aklının bir köşesine kazıdığı bu bilgiyi.. Şimdi bir soru sorarak öğrenmeye çalışıyordu.. Savaş ise durdu bu soru karşısında.. ''Değilim.. Çalışma odasındayım, kahve getir sütsüz olsun'' ''Peki'' Hasret mutfağa geçmişti.. Hemen kahveyi hazırlamaya koyulmuş, Yanında bu gün yaptığı tuzlu pastalardan eklemişti.. Yine Fadime ablasının söylediğine göre Savaş, tuzlu kuru pastayı da seviyordu.. Eline altığı tepsi ile iyi bir sunum hazırlayıp çalışma odasına doğru yol aldı genç kadın.. Kapıyı yavaşça çalarak içeri girdi.. Savaş gelen kadına hiç bakmadı bile.. Maillerini kontrol ediyor arada birde önemli olanlara cevap veriyordu.. Hasret ise tepsiyi yanına masaya yaklaştırıp, içindekileri bir an önce boşaltıp bu odadan çıkmak istiyordu.. kuru pastayı koyduktan sonra kahveyi'de koyacakken. Savaş'ın yüzüne bakmadan ''İnşallah dökmeden masaya bırakmayı becerirsin'' Hasret o an kala kalmıştı.. Bu adam hep böyle olacaktı.. Elinde kahve fincanı ile dururken adamın yüzüne doğru baktı.. Nefret ediyordu bu adamdan, nefreti hep baki kalacaktı.. Sürekli aşağılayıcı tavrı sürekli hakaretleri üst kademe olarak atlayacaktı.. Hasret derin düşünceler eşliğinde elinde fincan ile ayakta ona bakarken, Savaş farkındaydı sinirlendirdiği nin.. Zaten tek amacı da bu kadını sinirlendirmek ve bir an önce geldiği çöplüğe göndermekti.. Durdu savaş, Başını kaldırdı genç kadına baktı.. ''Bırakmayı düşünüyor musun.. Yoksa böyle kalacak mısın'' ''Sizin benle ne derdiniz var'' Bu soru karşısında güldü genç adam, sağında bulunan gamzesi belirdi o an.. Elinde ki fincan ile bekleyen kadına baktı.. ''Senin gibi bir kadın ile benim ne derdim olabilir' ''O zaman bu iğneleyici sözleriniz neden.. Bakın Savaş bey, benim bu işe ihtiyacım var, Sizin için çok önemli değil belki ama benim buradan alacak maaşa ihtiyacım var'' ''Yardım mı dileniyorsun Hasret.. İstersen git yat, bende sana çalışmadan maaş ödeyim.. Seversin sen böyle şeyleri bunu mu duymak istiyorsun'' Savaş, Hasret'in yüzüne bakıyordu.. Karşısında duran kadının acizliği bile onu değiştirmiyordu.. ''Savaş bey, ben çalışmadan gocunmuyorum.. 12 yaşından beridir ben hayat ile mücadelenin peşine düştüm.. Hoş sizi bunu da anlamazsınız.. O kadar cahil görüşlüsünüz ki.. O kadar bencil ve kibirli'' Savaş elini masaya vurarak ayağa kalktı.. Hasret ise elinde duran fincanı o refleks ile yere düşürmüştü.. Hasret yere bakarken, Savaş dişlerini sıkarak.. ''Bana bak, bu seni son uyarışım benimle dikkatli konuş yoksa'' Hasret yutkundu.. Bir tehdit 'in bile boyut farkı vardır.. Ama korkmayacaktı artık. Savaş'ın gözlerine baktı.. İçinde korku gözlerinde ateş vardı Hasret'in. Boğulu gözlerle baktı.. ''Ne yaparsınız... öldürür müsünüz beni'' Savaş, Hasret'in koluna yapışarak kendisine doğru çekti.. İkisi de yakındı birbirlerine.. ''Öldürmem.. Ben düşmanımı ölümden beter ederim'' ''Sizin akıl sağlığınız yerinde değil.. Hiç tanımıyorsunuz beni ama dünden düşman olarak kabul etmişsiniz'' Savaş, kadına yakın olduğunun farkındaydı.. Aynı şekilde Hasret'te.. Bu Yakınlığı daha da yakın yapmak isteyen Savaş, Ama buna karşı koyan da Hasret vardı.. Hasret bu adamın kollarından kurtulup uzaktan savaşını haykırmak istiyordu.. Ama Savaş ise, nefesiyle korkutmak için yaklaştırıyordu.. ''Seni düşman olarak görseydim.. Çoktan ayaklarıma kapanır dın ölmek için yalvarırdın'' ''Bırak kolumu.. Canım acıyor'' Farkında olmadan sıkıyordu Savaş, dişlerinin arasından nefretini kusarken, daha da yaklaştırıyordu kendisine. Artık nefes aralıkları vardı birbirlerine karşı.. ''bırak kolumu'' hasret son kez uyardı.. ''Ne yaparsın'' ''Seni kendi ellerimle öldürürüm'' Hasret , gözünü karartarak söylemişti bunları. Savaş ise, bu kadının bu denli cesur tavrına şaşkın kalmıştı.. Ve o an bıraktı kadını ''Bırak kolumu'' hasret son kez uyardı.. ''Ne yaparsın'' ''Seni kendi ellerimle öldürürüm'' Hasret , gözünü karartarak söylemişti bunları. Savaş ise, bu kadının bu denli cesur tavrına şaşkın kalmıştı.. Ve o an bıraktı kadını.. ''Çık odamdan'' Hasret ikiletmeden çıktı.. Savaş, sert bakışlarını boşluğa bıraktı.. Üstüne fazla gittiğini biliyordu ama o dolan gözlerde yalan yoktu.. Tabi ki korkmamıştı ama bu sözleri de hiç beklemiyordu.. ** Sabah'ın ilk ışıklarıydı.. Aslı, uyuduğu rahat yataktan gözlerini açtı.. Makyajından eser kalmamıştı ve ciddi anlamda korkunç görünüyordu..Gece onun için hem güzel hem uzun geçmişti.. Yan tarafında beklediği adamı görmek isterken, beklediğini göremeyince yüzü asılmıştı.. Hemen banyoya girerek duşu almış ve dün gece ki kıyafetini giyinerek makyajını da yapıp odadan çıkmıştı.. Dün gördüğü hizmetçiye sert bakışını yaparak.. ''Baran bey salonda bekliyor sizi'' Kadını umursamadı bile.. Direk geniş salona doğru geçiş yaptı.. Genç adam kendisine gündüz vakti içki koymuştu.. İçki içmeyi seviyordu.. Uzun bir süre Kıbrıs ta kalmış ve Kıbrıs ta ki arkadaşları sayesinde içkiye alışmıştı.. Tabi duracağı yerde iyi biliyordu.. Aslı genç adama doğru yaklaştığında tam üstüne doğru gelirken, Baran kalktı yerinden Aslı oturuyordu koltuktan, Baran ise ayakta dolanarak genç kadına bakmadı bile ''Bir daha bu eve benden izin almadan geleyim deme'' Baran karşı koltuğa oturdu Aslı bu uyarı karşısında bozulsa da pek umursamadı bu durumu.. Aslı, koltuğa yayılarak bacak bacak üstüne attı. verdiği friking işini sağlama almanın oyunuydu.. Baran içkisinden bir yudum çekti.. Evet kadın güzeldi ve zaten tadına da arada sırada bakıyordu.. Canı istediği zaman kullanacaklarının arasında duruyordu.. Ama çokta umursamadı bacak showu'nu.. ''Seninle bir anlaşma yapmak istiyorum'' ''Ben anlaşma yapmam'' ''Çıkarlar önemlidir Baran bey, iki tarafında şansına.. Siz benden ne istediyseniz hepsini yapıyorum.. şimdi benimde bir isteğim var.. Önemli'' Genç adam güldü.. Bu ucuz kadının ne zırvalayacağını merak ediyordu.. koltuğuna yayıldı, kadının verdiği bacak showu'nu izliyordu.. ''Çok merak ettim neymiş'' ''Biri var, gözüme batıyor.Beni çok rahatsız ediyor... Ondan kurtulmak istiyorum.. Siz hep dersiniz ya, ortalıkta dolanan pisliklerin yeri çöplüktür.. diye.. Bende gözüme batan bir çöplüğün ortadan kalmasını istiyorum.. Ait olduğu yere çöplüğe gitmesini istiyorum'' Genç adam kadehinden bir yudum daha çekti.. ''Kimmiş o gözüne batan çöplük'' ''Gereksiz biri.. Bir hizmetçi parçası... O kızı yok edin bizde kaldığımız yerden devam edelim'' Baran'ın kahkahası Büyük salonda yankılanıyordu.. Aslı bu kahkahaya bozulsa da, sabırlı olacaktı.. ''Bir hizmetçi haaa.'' genç adam tekrar güldü ''merak ettim bu kızı.. Güzel mi bari'' ''Alın, güzel kız, gündelik kullanırsınız.. Sabahları evinizi temizler akşamları gönlünüzü'' Baran , içkisini komple dikti kafasına.. Masaya bıraktı bardağını.. Ayağa kalktı genç adam. Yeşil gözlere baktı, bu kadın cidden ya salaktı yada kendi gibi herkesi salak sanıyordu.. ''Bana bak aptal sarışın.. Seninle oyun oynama yaşını çoktan geçtim.. Benim derdim ihale ben bu ihaleyi kaybedersem senin ecelin olurum.. Hizmetçi parçasını umursayacağına işine odaklan'' Genç adam tam salondan çıkacakken. Aslı kendinden emin bir şekilde ''Yalnız bu hizmetçi parçası, Savaş'ın evinde çalıyor'' Genç adam boynunu kütletti.. Derin bir nefes çekti.. Aslı zaferine ulaşacaktı.. Aslı buna adı gibi emindi.. Ama genç adam bir türlü kendisine dönmüyordu.. ''Aslı... Son 4 gün.. O ihaleyi kaybettim an, Hizmetçi kıza söylerim arada gelir mezarını sular.. '' Genç adam sert bakışını arkasını dönerek Aslı'ya sundu ''Böylelikle sende mezarına gelen hizmetçiyi yanına çekersin.. Kardeş kardeş yatarsınız olur mu.. Bu da sana son kıyağım '' Genç adam umursamadan çıktı kapıdan.. Aslı ise kuduruyordu adeta ''Allah kahretsin.. O ihaleyi sen kazanacaksın ama o hizmetçiyi öldürmezsen ben sana yapacağımı biliyorum BARAN KARAHAN'' Genç adam dış kapıdan çıkmış.. Arabasına doğru ilerlerken güneş gözlüğünü takmıştı.. ''Geri zekalı sarışın.. Bir hizmetçi ile uğraşamazken, bakalım ihaleyi kazandıracak mısın'' ** Bugün de Fadime izinliydi.. Hasret evin bütün işlerine koşturuyordu tek başına.. Eylül arada gelip muhabbet kuruyor Hasret'i tanımaya çalışıyordu.. Zeynep hanım ise kıza emirler yağdırmaya devam ediyordu.. İhsan bey anlayışlı olmaya çalıyor.. Savaş ise, sadece işine odaklanıyordu.. Aradan geçen günlerde.. İhale günü gelmiş çatmıştı.. Selçuk ve Savaş hazırlanmış odada son dosyaları toplarken, yine kapıyı çalmadan Aslı girmişti odaya.. Savaş bu duruma git gide sinirleniyordu.. Selçuk ise elinde ki dosyalarda eksiklik var mı diye kontrol etti'' ''Ben hazırım, çıka biliriz'' Savaş bir evraka imza attığında elinde ki kalemi hızla masaya fırlattı.. '' Makyajını yaptın mı Aslı'' ''Anlamadım Savaş'' ''Biz burada saatlerdir ihale için evrak eksik mi olaylarını tartışıyoruz.. Bu ihale şirketimiz adını i prestijini önemli bir noktaya taşıyacak, kazanırsak tabi ki... Ama sen, Yani bu ihale için sorumluluk verdiğimiz kadın.. Biz tam çıkacakken geliyor.. Tahmini güzelliğine bu kadar önem verdiğin için makyaj yaptığını düşünüyorum sadece.. Yoksa başka bir şey mi'' ''Kırıcı oluyorsun Savaş, bu ihale için bende uğraştım'' ''Ben görmedim.. Sen gördün mü Selçuk'' Selçuk umursamadı bu soruyu.. Onun için önemli olan eksik dosyanın olmamasıydı.. ''Bak oda görmemiş.. Aslı canın istediğinde bu şirkete gelip canın istediğinde çıkıyorsun.. Bunu fark etmiyorum sanma.. Bu öz güven aramızda geçen özel durumdan mı kaynaklanıyor anlamadım.. Ama aklında ne geçiyorsa onu sil.. Ya işine adapte olursun.. Yada dış kapının yerini biliyorsun.. İşi sarsaklamaya devam edersen gideceğin yol orası'' Genç adam evrak çantasını da alıp Selçuk'a işaret verdiği gibi kapıya doğru yönlendi.. ''Sen gelmiyorsun.. Ha unutmadan, bir daha kapımı çalmadan içeri girersen, senin için hiç de iyi olmaz'' Selçuk bu duruma sevinmişti.. Savaş ise arkadaşı ile beraber şirketten çıkıp ihale'nin olacağı yere doğru yola çıktı... Aslı ise odada burnundan solumaya devam etti. ''O ihaleyi kaybettiğinde göreceğim seni Savaş.. Allah kahretsin'' ** Selçuk ve Savaş ihalenin olduğu odaya girdi.. Kendisi de dahil 4 büyük şirket katılacaktı bu ihaleye.. Yerlerine geçtiler.. 2 şirkette oradaydı.. Birisini tanıyordu selamını vermişti uzaktan başını eğerek.. Ama ötekileri tanımıyordu.. Yüzlerine baktığında yönetim de olduğunu düşündüğü kişi bile kötü birisi olarak duruyordu.. ''Bu şerefsizlerden hangisi lan beni tehdit eden'' Selçuk kısık sesle ''Kafa kağıdını henüz yollamadı.. yolladığı zaman, kafası olmayan bir kağıtla geri iadesini yağacağız sen merak etme'' Baran, iki adamıyla içeri girmişti.. 3 şirketi de biliyordu.. genç adam.. Yerlerine geçti.. karşısında duran adamı da tanıyordu az çok.. ''Savaş Erdem'' dedi içinden.. İhale için yönetim kurulundan bir sözcü katılmıştı.. sözcü diğer ekip arkadaşları ile kapalı zarfları açıp söylemişti verilen teklifleri.. Öncelik iki zarf açmıştı.. ilk açılan zarfta öteki tanımadığı firma , ikinci açılan zarfta kaybettiğini duyunca, daha fazla durmadan oradan ayılmıştı.. İkinci açılan zarf ise, Savaş'ın da tanıdığı firmaydı.. 3. açılan zarf ise Baran'a aitti.. Savaş'ın tanıdığı firmadan kaybettiğini öğrenince, direk umursamadan çıkmıştı odadan.. Şimdi ikisi kalmıştı.. ikisi de birbirlerine bakıyordu.. Savaş eğildi arkadaşına.. ''Bu adamı daha önce gördün mü'' ''Görmedim.. Firma ismine de baktıramadım daha'' ''İhale bitince sen bir baktır.. Öğrenelim bakalım bu adam kimmiş'' ''Tamam'' Baran kendinden emindi.. Bu ihaleyi kendisi kazanacaktı.. Eğer kazanamazsa, 2. planını devreye sokacaktı.. Sabırlı adamdı Baran, Sabırlı olduğu için gelmişti buralara kadar.. Karanlık bir adam olmak öyle kolay değildi.. 4. zarf da açılışa sunuldu.. Ve Savaş Erdem.. İhaleyi kazanan taraf olmuştu.. İki adam da birbirlerini tokalaşarak kutladı.. Baran ise oturduğu koltuktan dudak kıvırarak güldü.. Yanında duran iki adam da, Baran'a baktı.. ''Şimdi ne yapmamızı istersiniz Baran bey'' ''Çıkın'' ''Efendim'' ''Siz çıkın, madem kaybettik gidelim rakibi kutlayalım'' İki adam da evraklarını alarak çıkmıştı.. Savaş ve Selçuk yönetim sözcülerinin ellerini sıktı.. Kutlayanlara da teşekkürlerini sundu.. Baran ayağa kalkarak.. Savaş'ın yanına dooğru gitti. ''Tebrik ederim Savaş bey'' Elini uzattı Baran, Savaş'ta karşıdan gelen bu nezaketi geri çevirmeden kabul etti aynı karşılıkla oda elini sıktı.. ''Teşekkür ederim.. İsminiz nedir. İlk defa görüyorum sizi'' Ben Baran Karahan.. Karahan inşaatın sahibiyim.. Daha önce sizinle iş yapmadım.. Ama isminizi çok duydum.. Tanışmak bu güne kısmetmiş'' ''Öyle oldu, bende sizi hiç duymadım ama yine de memnun oldum tanışmamıza'' ''Rakipte olsak dost kalmak isterim.. Madem ihaleyi siz kazandınız, gelin inşaat malzemelerini benden alın, biliyorum bu konular böyle ulu orta konuşulmaz ama, çok isterim sizin gibi bir firma ile iş yapmayı'' ''Ben bunu düşüneceğim'' ''Lütfen Savaş bey, dilediğiniz gibi düşünün.. Ben şu kartımı size vereyim.. Daha sonra haberleşelim'' ''Tabi'' Baran, kartını vererek odadan çıkmıştı.. Selçuk ise diğer adamların yanından ayrılıp Savaş'ın yanına geldi.. ''Ne oldu'' ''İnşaat cıymış adam, malzemeleri benden alın diyor'' ''Bana pek sağlam bir ayak gibi gelmedi.. Ama yine de sen bilirsin'' ''Araştıralım bu adamı Selçuk, bende kıllandım'' *********************** Baran özel aracından inerek, korumalarına beklemesini söyleyip, bir apartmana gelmişti.. Aslı'nın oturduğu yer burasıydı.. Korumalara başta söylediği için, Aslı'nın eve gelip gelmediğinden de haberi vardı.. Üstünde saten geceliği ile mısır patlatıp filmin keyfine bakıyordu genç kadın.. Kapının çalmasıyla kendine çeki düzen verdi.. Delikten baktığında ise yüzünde ki gülücüğe engel olamadı.. Hemen duvarda ki boy aynasında geceliğinin dekoltesini biraz daha aşağıya çekerek göğüslerini ortaya sergiledi.. ''İhaleyi kazanmış'' dedi kadın kendi kendine.. Kapıyı açarak genç adama baktı vücut show'u yaparak.. ''Hiç beklemiyordum.. O kadar güzel bir sürpriz oldu ki.. Kutlama için mi geldin'' Genç adam, boynunu kütletti.. Boynunu sabır çektiği zamanlarda kütletir di ama bu sefer canı istediği için yapmıştı.. Genç kadının buyur etmesiyle içeri girdi.. Kapıyı kapattığı an, Aslı omuz askısını hafiften düşürdü.. ''Beni özleyeceğini biliyordum.. Kıbrıs 'tan harika bir içki geldi sabaha kadar kutlamamızı yaparız'' Genç kadın tam mutfağa doğru gidecekken, Baran, kadını duvara yasladığı gibi boynuna sarıldı elleri.. ''Sen benimle dalgamı geçiyorsun lan'' Aslı'nın gözleri yavaş yavaş kayıyordu.. Kızarıklığın yerini morarma almış, konuşmakta güçlük çekiyordu ''Bırak'' derken bile ses tonu zayıflamaya başlamıştı.. ''Sen benimle dalgamı geçiyorsun.. Hani lan her şeyi hazırlamıştın ihale bana kalacaktı'' Gözlerini kocaman açtı Aslı.. Boğulmakla beraber şaşkındı da, ihale için verilen fiyatı kendisi hazırlamıştı.. Baran kendini toparlayarak.. Çekti ellerini.. Aslı'nın boynu kıp kırmızı olmuştu.. Öksürük tüm vücudunu kaplamış.. Baran'nın gözleri ise ateş saçıyordu.. ''Ben ihale için verilen fiyatı sana söyledim.. Kendi ellerimle hazırladım'' Bunları söylerken bile zorlanıyordu Aslı.. ''Sen salak bir hizmetçinin g.tünde dolanmaktan yeni fiyatı sana söylememişler.. Bana bak'' Aslı'nın saçlarını kavradı, canı yandığı belliydi.. Yalvarır gibi baktı Baran'a.. ''Sana son bir şans daha veriyorum Aslı, son bir şans başka yok.. Eğer bu son şansıda kaybedersen, seni direk diri diri yakarım.. İbreti aleme gösteririm duydun mu lan beni'' ''Duydum ... duydum... Ne istiyorsun.. Ne istersen yaparım söyle ne olur'' ''Savaş ile ortak olmamı sağlayacaksın'' ''Onların kisi aile şirketi ortak olmaz kimseyle, firma sorun yaşasa bile küçülmeye girer ama asla yabancı birini ortak olarak almazlar'' ''Bu yapacakları inşaatın malzemelerini benden alacaklar.. Bu sayede bende ismimi korumuş olacağım.. Geri zekalı bir fahişe yüzünden zarar edersem bedelini tek sana ödetirim onlara değil'' '2Tamam yemin ederim yapacağım'' ''Bu son Aslı.. 3. hakkın olmayacak'' ''Tamam, bırak ne olur saçımı'' Baran bıraktı Aslı'nın saçlarını.. Sakin olmalıydı.. Şirketi gayet iyi pozisyona getirmişti ama çoğu rakipleri onu çökertmek için uğraşıyor ve bazen gücü onlara yetmiyordu.. Evet, şuan büyük zararı vardı bu zararı da bir şekilde kapatmak zorundaydı.. Polislerden gizlediği iş , silah kaçakçılığı ve uyuşturucu ticareti üzerine atılan izlenimden.. Temiz bir iş yaparak bütün izlenimi oraya vermeliydi.. Savaş ile ortak olursa yada onun iş yaparsa Hem ismi duyulacak hemde yaptığı pis işlere bir kılıf bulabilecekti.. Temiz insanlarla iş yapmak demek kendi pisliğini örtmek gibi bir şeydi.. ''Şimdi beni iyi dinle Aslı.. Bugün Savaş ile tanıştım.. Sen benimle ilgili bir dosya hazırlayacaksın bu dosyada onların gözünü boyuyacak her şey olacak.. Eğer bunu da başaramazsan kaçacak delik ara Aslı, emin ol bütün kaybımın acısını senden çıkartırım'' ''Söz veriyorum yapacağım'' Baran, dışarı çıktı.. Yanına gelen adamlarından bir tanesi ''Baran bey, Savaş bey sizi araştırmaya başlamış'' Baran bıyık altı bir gülüş sergiledi.. ''Araştırsın bakalım, polisin bulamadığını kendisi bulabilecek mi'' ''Birde Baran bey, polislerin gözüne iyi batıyoruz onu yapacağız'' ''Şu adamlarla ortak olalım.. Olmadı buluruz bir kılıf'' ** Hasret, gecenin bir yarısı deniz'in yanına doğru gitti. Deniz'in o eşsiz  güzelliği gözüne öyle güzel görünüyordu ki.. Yıllarca İstanbul da yaşamıştı ama bir kez olsun ne deniz görmüş nede elini dokunmuştu.. Şimdi bu evde, ve deniz ayağının dibinde kalıyordu.. Korumalar denize yakın yerde kalmadığı için.. Zemine oturdu ayaklarını denize doğru salladı.. O anın verdiği hassasiyetle.. Bir türkü söyledi. Bahçada yeşil çınar Boyun boyuma uyar Ben seni gizli sevdim Bilmedim alem duyar Aman gülüm nananay Top kaküllüm nananay Nanay kibar yarim Nay nanay ay nay Bahçalarda gül varı Var git ellerin yari Sen bana yar olmazsın Yüzüme gülme bari Aman gülüm nananay Top kaküllüm nananay Nanay kibar yarim Nay nanay ay nay Annesi ona hep bu türküyü söylerdi.. Hasret her duyduğunda her söylediğinde ağlardı.. Savaş ise evin içinden elleri cepte ona bakıyordu.. Bu kadında onu rahatsız eden bir durum vardı.. Ama içinde de anlamını bilmediği bir güven vardı.. Bu durum Savaş'ın hoşuna gitmezken, Kadının sesi de onun hoşuna gitmişti.. Dinlediği türküyü oda severdi hatta o hep türkü dinlerdi.. Ama bu Türkü bir ayrılığın sembolüydü.. En azından kendisi için öyleydi... Sözlerine kulak verdi.. O an kadının ses tonu içine de işliyordu.. Fazla uğraşmak istemediği için, odasına gitti genç adam.. ** Savaş, eli cebinde duruyordu salonda.. Hasret , Yüzüne bile bakmadan kahvesini koyarak salondan çıkışa yöneldi.. ''Ne yaptın evraklar hala hazır değil mi'' Hasret bakmıyordu Savaş'a.. Arkası dönüktü.. O an gözleri kocaman açıldı.. Şimdi ne yapacaktı.. Bu işten nasıl kurtulacaktı.. Yutkundu genç kadın.. Elleri titriyordu, elinde ki tepsi ise düştü düşeceğin arasıydı.. Savaş'a döndü yüzü.. Tam konuşmaya başlayacağı an.. ''Ben hallettim. Hasret kızım evraklarını bana verdi ben muhasebeye gönderdim bile'' İhsan bey araya girmişti hemen.. Hasret şaşkınca bakarken yaşlı adama.. Ondan daha şaşkın olan Savaş ise babasına sinirliydi.. Ellerini çıkarttı cebinden.. Saygıda asla kusur etmezdi.. Öncelikleri vardı Savaş'ın.. ''Anlamadım'' ''Sen git kızım'' İhsan bey başını eğerek git işareti yaptı ''Peki'' ''Ne demek bana bu şimdi'' ''Ne ne demek Savaş.. Kız evraklarını bana teslim etti bende muhasebeye gönderdim.. Anlamadım bunda ne sorun var'' Savaş gözlerini kaçırdı ''Yani bende bir baksaydım'' ''Neyine bakacaksın Savaş.. Evraklar eksiksizdi ve bende gerekeni yaptım.. Sende olsa sende aynısını yapmayacak mıydın'' ''İyide, yani hırlı mı hırsız mı.. Bir baksaydık.. Baba daha dün tanıdığımız bir kadını evimizin içine ailemizin içine kadar soktuk.. Yani bunu bilmeye hakkım olduğunu düşüyorum'' ''Bak Savaş, anlıyorum ailemizi korumak istiyorsun.. Ama unutma ben hala yaşıyorum ölmedim yani.. Ailemizin başına iş açacak birisini de senden önce ben gönderirim.. Hasret'e gelince, kızı araştırdım.. Güvenmeseydim senden önce ben gönderirdim.. Yaşadıkların bir sınav anladım Savaş.. Ama yaşatacakların da senin imtihanın olur.. Rahat bırak şu kızı.. Durmadan açık aramandan sıkıldım.. Karşı karşıya gelmeyelim.. Geçmişte yaşadıklarından sonra hala aynı tavırları sergilemen.. Yanlış yapıyorsun bir gün bunun yüzünden pişman olursun'' Savaş güldü.. ''Bir gün pişman olursam.. bu hizmetçi parçası yüzünden olmaz baba merak etme sen.. Bu kıza çok güveniyorsun.. Dilerim senin güvenini sarsmaz.. Unutma seni üzdüğü an, aileme zararı dokunduğu an... Eceli ben olurum onun'' Savaş kararlı bir şekilde salondan çıktı.. İhsan bey ise tekli koltuğuna oturdu.. ''Ahh evlat ahh, şu kızın ne yaşadığını bilseydin acaba böyle burnun dikine gider miydin.. Çok merak ediyorum.. Zamanı gelince öğreneceksin de, bakalım o zaman ne olacak'' ** Sıtkı, elinde ki rakıyı yudumluyordu evde, pis gece kondu da eşyalar dahi yoktu.. Artık içkinin tiryakisi olmuş, kumar yüzünden de evinde ki bütün eşyaları satmıştı.. ''Ulan or.spuuu sana bu dünyayı zından edeceğim'' Her konuşmasında dinlenerek, içkisinden bir yudum çekerek devam ediyordu.. ''Rıfat'ı öldürdüğün yetmedi birde benden izini kaybettiriyorsun ha'' bir yudum daha çekti Rakıdan.. Gözlerinin altı mosmor, birde üstüne içleri kızarmıştı.. Saçı ve sakalı birbirine karışmış ve bu haliyle mide bulandırıcı bir kılığa bürünmüştü.. Ama hala kendi öz kızından da nefret ediyordu.. ''Seni bulduğumda ölmek için dua edeceksin.. O piçinin yerini öğrenmek için bana mecbursun.. Bana geldiğinde seni doğrayıp ibreti alem için yakmazsam anam avradım olsun'' Yaşlı adam, tehditlerini kendi kendine söylüyordu.. Yanında tıpkı onun gibi olan bir kaç adam vardı.. Onlar çokta içkilerinden içip sızmıştı.. Son sızmasından önce.. ''Senin ecelin benim elimden olacak Hasret'' Sıtkı son sözlerini de söyleyip uykunun kollarına yığılmıştı..    
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD