Ela Karan: Önce elime zeytin fidanını aldım. Büyüğümüş ağaçların olduğu bölgeye doğru ilerledim. Elime aldığım yerdeki kürek ve çapa ile biraz toprağı kazdım. Sonra elimdeki fidanı nazik bir şekilde toprağa ektim. Etrafını tekrar toprakla kapattım. Az ileride gül ağaçlarının dibindeki sulama bidonu alarak fidanın ilk can suyunu da verdim. Sonra bitkin bir şekilde önüne oturdum " Üzgünüm bebeğim annen seni koruyamadı. Belki daha güçlü bir kadın olabilseydim ya da seni fark etmiş olsaydım her şey daha başka olurdu. Ama ben önce sana sonra kendime söz veriyorum. Artık bu zayıf kadın olmayacağım." "Elbet bir gün buluşacağız. Bizim buluşmamız mahşere kaldı. Seni seviyorum bebeğim. Hoşçakal. Ben yaşadıkça seni hep hatırlayacağım." diyerek kolumdaki ipten yapılmış bilekliği bir dalına bağladı

