"Oral +21"

1793 Words
Bölüm+ 21 dir. Rahatsız edici cinsellik içeri lütfen dikkate alarak okuyunuz!!! Ela Karan: Nikâhtan sonra hep birlikte yemek yedik. Mükemmel bir sofra bizim şerefimize verilmiş gibi olsa da aslında her şey göz boyamadan ibaretti. Yüzsüz amcam ve kızı gitmek bilmiyordu bir türlü. Ama nedense fark ettiğim önemli bir konu vardı ki ondan en az benim kadar haz etmeyen birisi daha vardı. Viktoria Karan. Arada öyle bir bakıyorduki sanki sümüklü böcek eziyor gibiydi. Saat ilerledikçe konsey üyeleri iş konuşmak için ayrı odalara çıktı. Sevgili kayınvalidem ayak altında dolanmamı söyleyince odama çıktım. Ancak odama giderken çok tanıdık gelen bir odanın kapısından geçtim. Burak'ın çalışma odası. O odada üç yıl önce yaşananlar sanki bugün olmuş gibi hafızamda yazılıydı. Ürpererek odanın önünden geçerken şüpheye düşmeyecek şekilde Arzunun kahkahasını duydum. Burak hala onunla ne yapıyordu? Benimle evlendiği günün gecesinde benimle aynı çatı altında onu mu becerecekti? Tırnaklarımı ellerime geçirdim. Ellerime süzülen kanları görene kadar o denli sıktığımın farkında olmadım. İçeriye dalıp ikisine de haddini bildirmeyi o kadar çok isterdimki. Ne yazıkki ben böyle birisi değildim. Kendimi daha fazla küçük düşürmeye niyetim de yoktu. Zaten odaya dalsam eminim Burak sen de katıl diyecek kadar pis bir canavardı. Odama geçtim. Gerçi artık ikimizin odasıydı ya. Deli gibi bir sağa bir sola dönerken saçlarımı yolmaya başlamıştım. Kapının açılması ile aniden yerimden zıpladım. "Viktoria Hanım". böyle hitap etmem ne kadar saçmaydı değil mi. Gecenin bu saatinde ne işi vardı benim odamda. "Anne. Sadede anne diyemiyorsan Viktoria Anne. Kuralları ne çabuk unuttun?" "Been.." diyecek oldum. "Her neyse." diye elini sallayarak beni susturdu. "Biliyor musun bir kadında zayıflıktan nefret ederim. Seni en çok bu yüzden sevmiyorum." "Ama zayıflıktan daha çok nefret ettiğim bir şey var. Kendisini bir erkeğe zorla becerttirmeye çalışan bir kadın. Ne yazıkki sevgili kuzenin yıllardır bunu yapmaya çalışıyor." "Akıllı kadınları severim. Zayıf olabilirsin ama akıllısın. Kendini oğluma peşkeş çekmek yerine kaçtın. Her ne kadar onaylamasamda gene de savaşçı ruhun var. Bir noktada eğitilebilirsin." "Şimdi bunu al. Kocana da sahip çık. Benim gönderdiğimi söyle." dedi elindeki bir mendili uzatarak. Bu normal şartlarda ilk gece yapılan bir ritüeldi. "Merak etme Burak ona hiç bir zaman elini sürmedi." dedi. Benim kusmak üzere olan ifademi anlamış olmalıydı. Eğer onları basarsam onlardan çok benim için kötü olurdu. "Seni sevmiyorum Ela. Ama sana mecburum. Bir nevi geçinmek zorundayız. Yoksa bu hepimizin sonu olur." Haklı bir yaklaşımdı. Beni sevmiyor olabilirdi. Ama oğlunu ve Bora amcayı ve ailesini seviyordu. Kurallar belliydi. Uymazsanız sonunuz gelir. Tarih soyları silinen ailelerle doluydu. O nedenle aile içinde bir karmaşa yerine birlik tercih etmesi anlaşılırdı. Ayrıca tek çocuğu Buraktı. Başka bir varisleri yoktu. Burak ölürse soy da devam etmezdi. Buraktan sonra saldırıya uğramıştı, rahmini delen mermiler sonucunda bir daha çocuğu olmamıştı. Ne kadar güçlü olursa olsun onun için bir zayıflıktı. Mendili aldım. O da çıktı. Tüm cesaretimi toplayıp çalışma odasına doğru ilerledim. Kapıyı vurdum. "Gel." dedi tok sesiyle. Kapıyı açıp girdiğimde Öyle çıplak beklediğim bir manzara yoktu. Ancak gene de yakın duruyorlardı. Arzu yılanı hemen elini Burağın aletine doğru kaydırdı. Sanki ben odaya girmeden önce okşuyormuş gibi yaptı. Pis sürtük. " Ne vardı sevgili karıcığım." "Viktoria Anne bunu sana vermemi istedi." dedim yanına gidip dik durmak için kendimi sıkıyodum. Ne olduğu belliydi. "Seni varya.." diye lafa girdi Arzu sürtüğü. Ne olduğunu anlamıştı. Mendil gerdek gecesinin yerine getirilme emrini temsil ederdi. Viktoria anne gerekliliğin yapıldığını bilse de Burak ona karşı çıkamazdı. "Kes, çık dışarı. Bizi yalnız bırak." sesi ürkütücü bir tona bürünmüştü. "Ama Burak.." derken Burak kolundan tutup dışarı fırlattı. "Sana fikrini sormadım. Babanla defol git." Kapıyı çarpıp kapatınca aniden korktum. Üç yıl öncede aynı bu şekil öfkesine yenik düşmüştü. "Ne o şımarık prenses anıların mı canlandı?" ... Evet canlanmıştı. Zerrin abla Burağın amcasının kızıydı ve abla olarak görürdü. Az çok biliyordum. Zerrin abla bizden bir on yaş kadar büyüktü. Aslan abime söz verilen bir gelindi. Evlenmişler hatta çocukları bile olmuştu. Evliliklerinin güzel gittiğini sanıyordum ben. Bilmiyorum. Bir gün Kuzey olayından sonraydı. Nikah ve düğün için hazırlanıyorduk. 18 ime girer girmez evlenecektik. Her nasıl olduysa Aslan abim saldırıya uğramış. Arabaları alev almış. Aslan abim kurtulurken Zerrin abla yanarak ölmüştü. Burak hep soğuktu ama Zerrin abla öldükten sonra bana nefret kusmaya başlamıştı. Beni gördüğü her yerde bana nefretke bakıp abimin ablasını bilerek öldürdüğünü söylerdi. Düğüne birkaç hafta kala babamdan deli gibi dayak yemiş sonra zorla o zehri içmiştim gene. Bu sefer şişeyi unutunca cebime atmıştım. Benim bayıldığımı sanıp kapıyı kapatmadan dedemle konuşmaya başlamıştı. Gerçek planını duyunca ne yapacağımı bilememiştim. Çünkü her yolda sonu ölümdü. Anastasia'nin geldiği bir akşam dayanamayıp ona yalvardım. Burak'a ihtiyacım olduğunu çok önemli bir şey söylemem gerektiğini belirttim. Benim acınası halime dayanamayıp beni gizlice evden çıkartmıştı. Burak'larda kalıyordu zaten. Tabiki bunda Rus Mafyası lider ailenin artık kraliçesi olma gücü de vardı. Burak'ın nerede olduğunu öğrenince şu an bulunduğum odaya geldim. Görmek istemeyeceğim bir manzara ile karşılaştım. İki kız onu soyuyor birisi pantolonunun üzerinden aletini okşuyordu. Üst kısmı çıplak gibiydi. Sarhoş olduğu belliydi. İçime bir acı saplanıp kalsam da şu an daha önemli bir sorunumuz vardı. Söylemem gerekeni söylemek zorundaydım. İkimizin de hayatı buna bağlıydı. "Burak." demiştim titrek bir sesle. "Oo bakın kimler gelmiş. Şımarık prenses ve katilin kardeşi." "Çıkın." dedi sertçe. "Yaklaş." dedi kızlar çıkınca. "Abim katili değil." dedim inatla. Beni tutup kucağına çekti aniden. Dudaklarıma yapıştı. Ama onu öpemezdim. Kendimi zorla dudaklarından kopardım. "Bana o katil abini savunma." dedi. Eli vücudumda geziniyordu. Ne için geldiğimi unutmuştum resmen. "Birkaç haftaya içinde olacağım zaten. Biraz eğlenmekte sorun olmaz." diyip Elini pantolonuma soktu. Aniden kadınlığıma dokunmaya başlayınca kasılıp kaldım. "Burak bırak." desemde çok sarhoştu. Bense bu halde bile dokunuşuyla yanmıştım. Aniden beni yere indirip ayağa kalktı. Aletini çıkardı. saçındam tutup ağzımı zorla araladı. "Sen sadece benim için bir oyuncak olacaksın. Ablam ne yaşadı bilmiyorum. Ama sen yaşayacaklarına hazır olsan iyi edersin." "Sikimi emmekle başla." diyip aniden ağzıma soktu. Lanet olsun işler bu noktaya hangi ara gelmişti diye düşünürken öğürmeye başlamıştım. Bir refleks olduğunu biliyordum ama kusar gibi yapabilirdim değil mi? Ağzımdan çıkıp bana tepeden baktı. "Bunu bile kaldıramıyorsun. Benimle evlenmeyi nasıl başaracaksın?" "Senin gibi bir canavarla evlenmektense ölürüm daha iyi. " dedim. O an aklıma gelen fikirle aniden ayaklaniıp çıktım. Normal şartlarda belki beni yakalardı ama çok sarhoştu. Lanet olası pislik. Aslında gebermeyi hak ediyordu ama ben ölmek istemiyordum. Koşarak Anastasiayi bulmuştum. "Ne oldu konuşabildin mi?" "Beni dinlemeyecek kadar nefret dolu. Lütfen Anastasia bana sadece sen yardım edebilirsin." dedim ayaklarına kapanarak. "Ne oldu Ela anlat." "Babam Burağı öldürecek." "Nasıl?" "Bana öldürtecek." "Yapmayabilirsin?" dedi sorgularcasına. "Elimde değil." diyip küçük şişeyi çıkardım. Ne olduğunu hemen anladı. Kısaca planımı anlattım. "Tamam. Seni saklayacağım " dedi. Ben de üç yıl boyunca saklandim. Hem ölmemek hem de katil olmamak için. Anastasia beni Kırgızistanin küçük bir kasabasında sakladı. Kimse bulamadı. Ona da araştırması ve detaylı incelemesi için şişeyi bırakmıştım. Zamanı geldiğinde geri dönecektim zaten ve üç yıl sonra geri dönmüştüm. Herkes yakalandığımı sanmıştı. Ama ben de plan yapabilirdim. Belki zayıftım ama aklımı kullanabiliyordum. Sadece Burak'ın bu kadar acımasızca davranabilmesine ihtimal vermemiştim. Niye geri döndün derseniz zaten bir gün yakalancaktım. Bu canavarlardan kaçışım yoktu. Madem yakalancaktım onların oyuncağı olmaktansa kendi oyunumu oynardım. .... Sanki zaman geçmemiş gibi gene aynı bıraktığımız noktadaydık. "Eğlencemi bozdun. Nasıl telafi edeceksin?" dedi beni anılarımdan geri alarak. O geceki gibi içimi bir korku kaplasa da aslında daha cesurdum. Ona alışmam gerekiyordu. Ömrümün sonuna kadar bu canavardan kaçamazdım sonuçta. Aniden ayaklandı ben daha ne olduğunu anlamadan boğazıma sarıldı. Bir an nefesim kesilse de çok sıkmıyordu. Baş parmağını kuruyan dudaklarımda gezdirdi. Bunun beni neden bu kadar etkilediğini bilmiyordum ama dudaklarımı ıslatma ihtiyacı duyuyordum. Aynı zamanda karnımdan kadınlığıma doğru giden o tuhaf hisle dolmuştum gene. "Cevap yok mu?" "Ama biliyor musun üç yıl önce kaldığımız yerden devam edelim." "Ben.." ne diyecektim inanin bilinmiyordum. "Çök." diyip beni dizlerinin önüne indirdi. Üç yıl öncede yapmak istememiştim ama kaçma sebebim bu değildi. Gerçekte yaşamasamda ve deneyimim olmasa da erkeklerin neler isteyeceğini ve benim neler yapmam gerektiğini Anastasia öğretmişti. Ağzıma almanın oral seks olduğunu biliyordum. Ama ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. "Bilmiyorum." dedim boğazımdaki elini tutarak. Beni çekeleyerek koltuğa götürdü. Sonra oturdu. Beni önünde aletine yakın hizada bıraktı. "Önce sikimi çıkarmakla başla." canavar. Ama ondan merhamet beklemem benim hatamdı. Ne sanıyordum ki bana acıyacak mı. Bilmememden tuhaf bir zevk aldığının farkındaydım bana ayrı işkence etmek için kullanıyordu. Ellerim titreyerek kemerini bir şekilde açtım. Fermuarını indirirken eli bacaklarımda dolanıyordu. Keşke elbiseyi çıkarıp pantolon giyseydim diye düşünürken sanki pantolonunun onu durdurması mümkünmüş gibi içimden saçmaladığımı fark ettim. İç çamaşırı gerilmişti aleti zorluyordu. Burak şişme kaslı çam yarması gibi bir adam değildi. Kasları onu daha seksi kılıyordu. Zaten bu kasları spor salonunda değil adam öldürerek yaptığından o kadar emindim ki. Boyu uzundu 1.85 falan olmalıydı bilmiyorum elime mezura alıp ölçmedim sonuçta. Çocukken sarı saçları olduğunu biliyorum altın sarısı hem de. Anastasia bir fotoğrafını göstermişti. Büyüdükçe saçları koyulaşmış olmalıydı. Bora amcaya karizmatik duruşu benzese de yüz hatları genel olarak annesine benziyordu. Diyeceğim oydu ki yakışıklı adamdı. İçindeki o canavarı görmeyen herkesin dibi düşerdi emindim. Bir parmağını içime soktuğuda elim kasılıp kaldı. Hala biraz canım yanıyordu. Ama onun dokuşu farklıydı. İçimde bir yerlerdeki bir noktaya dokunur daha fazlasını istememe neden olurdu. "Niye durdun. Sen gerdek gecesi gerekeni yapmam için gelmemişmiydin." dedi. Haklıydı ben kaşınmıştım. Aniden ayaklandi. İçimden çıkarıldığı parmağını yaladı. Açtığım pantolonunu ayak bileklerine indirdi. Aleti tüm heybetiyle yüzümün önünde duruyordu. Üç yıl önce gerilmekten yeterince taktir etmemişim meğerse. "Gene kendini kusturmaya kalkmayacaksın umarım." Lanet olsun herbir detayı nasıl hatırlıyordu. Sarhoş değil miydi? "Hayır." dedim. "Şimdi yavaş yavaş ağzına almaya başla. Diş yok." Bir an aklımdan aniden ısırsam ne yapar diye geçti. Ama fikri hemen attım kafamdan. Yavaş yavaş ağzıma aldım. Tadı vardı. Gerçekten. İşte kitaplardan okunanlar ile deneyimler asla aynı değildi. ne yapacağımı biliyordum ama nasıl hissedeceğimi hiç bilememiştim. Üç yıl öncekini saymıyorum. Ben yavaş yavaş devam ettikçe. Saçımı kavradı. Saçlarımın uzun olmasını bu yüzden mi istiyorlardı. Ağzımı rahatça becerebilirken yönlendirmek için. Bir ata takılan ağızlık gibi. Sağa çekince sağa sola çekince sola giderdi at. "Şimdi toplarımı yala. Dibinden ucuna kadar." Anında yapmaya başladım. Erkekliği daha da büyümüştü. Bir süre sonra beni yönlendirmeden hareket ediyordum. İç güdüsel olarak. İnlemelerinden ve çıkardığı seslerden nereden daha çok zevk aldığını anlıyordum. Aslında benim de hoşuma gidiyordu. Bacak aramdaki o tanıdık his artmıştı. Ağzımı daha sert hareket etmeye zorlarken boğazıma kadar giriyor beni biraz nefessiz bırakıyordu. Gözlerim yaşarmış ve yutamadığım tükürüklerim ağzımdan taşıyordu. İğrenç bir halde olmalıydım. Ama o bundan zevk alıyor gibiydi. "Boşalacağım ve hepsini yutacaksın." Gözümü kapatıp açmadan tamam dediğimi anlamış olmalıydı. "Siktir " diyerek ağzımda patladı. Ağzımı sıcak bir sıvı kaplarken zor bela yutmaya çalışıyordum. Öyle tek hamlede yutamadım. Ağzım dolu dolu iki kere falan daha yutkundum. Zor bela nefes alabildiğimde o çoktan pantolonunu çekmişti. Adam asla istifini bozmamıştı. "Anneme söyle gereken yapıldı. Şimdi çık." dedi yüzüme bile bakmadan. Piç kurusu diye bağırmak istedim bağıramadım. Gözlerime dolan yaşları tuttum. Asıl kızdığım ise kendimdim. Çünkü bu pislik canavarın nefesi ile bile ıslanıyor onu arzuluyordum. Mendili alarak gerisin geri çıktım. Odaya geçip kendimi yatağa attım. Sanırım burada da sadece kullanılmak için var olacaktım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD