Burak Karan:
Evcil hayvanım kapıyı kapatırken arkasından sadece baktım. Ne sanıyorduki iki altıma yatınca ya beni tatmin edince ona iyi davranacağınımı mı? Tam tahmin ettiğim gibi şımarık prensesisin tekiydi. El bebek gül bebek büyümüş insanların nankör olması beni hiç şaşırtmıyordu.
Ona olan nefretim geçmiş değildi. Bir zaman sonra azalır mıydı bilmiyorum ama önce canını acıtmam gerekiyordu. Ona söylediklerim doğruydu onu paramparça edecek parçalarından yeni bir kadın yaratacaktım.
O geceki her şeyi detayına kadar hatırlıyordum. Sarhoş olmam hatıralarıma engel olmazdı. Biz bunlar için eğitilirdik. O gece gözlerindeki korkuyu da tiksinmeyi de görmüştüm. Ama kaçabilecek kadar cesur olabileceğini hiç tahmin etmemiştim.
O zamana kadar ona karşı bir şey hissetmiyordum. Bizim dünyamızda herkes anlaşmalı evlenirdi. Dışarıdan evlenmek çok nadirdi. Evlenenler de rütbelerinden vazgeçerdi. Aynı bu zamanda Prens Harry'nin bir zaman sonra karısı için prens ünvanından ve kraliyet sırasından vazgeçmesi gibiydi.
Erkekler için daha kolaydı. Erkek egemen bir dünyada zaten her şey erkekler için daha kolaydı. Evlenmek erkeği kısıtlayan bir şey değildi. İstersek istediğimiz kadar kadınla yatar kalkar istersek metres tutardık. Sadece doğan çocuklar aileden sayılmazdı. Ayrıca nikahlı eşe saygısızlık derecesinde çevreye duyurulmadan olmalıydı.
O nedenle evlilik işini hiç umursamamiştım. Başıma bu kadar dert açacağını nereden bilecektim ki. Arslan değil miydi yılanın teki olacağını tahmin etmeliydim. Masum duruşu beni aldatmıştı.
En sırttan bıçaklayan en lanetli aile Arslanlardı. Ama Erdal Arslan ve oğulları o kadar hırslı ve acımasızdıkı hızla yükselmişler liderlik koltuğuna oturmuşlardı. Üç lider ailenin de lideri bizdik aslında yani ben.
Karaca lakaplı Kadir Kaleli ile dedem Atmaca lakaplı Ali Karan bu şekilde anlaşma yapmışlardı. Onlar pis işlere bulaşmayacak ama bizim her dediğimizi onaylayacaklardı.
Arslan şerefsizi o nedenle yana yakıla erken doğan kızının daha yaşayıp yaşamayacağinı bilmeden hemen bize peşkeş çekmişti. Belki babam gene de kabul etmezdi. Ama diğer dedesi Reşat Köksala can borcu varmış. O nedenle kabul etmiş.
Erkekler kiminle evleneceğini hayal eder miydi ya da merak eder miydi bilmiyorum. Ama ben kendimi bildim bileli kiminle evleneceğimi bildigim için hiç merak konusu olmadı benim için.
Benim şımarık prensesim ilk kez onu kurtardımda tanıştığımızı sanıyordu. Ama ben gizliden gizliye daha 6-7 yaşlarından beri onu izlerdim. Annem sarı saçlı olduğundan mıdır bilinmez saçları dikkatimi çekerdi. Kömür karası saçlarını ellemek nasıl bir his diye merak ederdim mesela.
Çok iyi hatırlıyorum 10 yaşımda çocukken gerçi biz daha erken olgunlaşırdık. Anastasia ona eğitim vermek için geldiğinde anneme neler istediğini ne gibi eğitimler vereceğini sormuştu.
"Saçları uzun olsun. Kesmesinler." demiştim aniden. Annem bu çıkışıma şaşırsada oğlum ne derse o demişti.
Onu o pisliklerin elinden aldığım gün beş yıllık eğitimimden yeni dönmüştüm. Bizim ailemizde 10 yaşından 15 yaşına kadar özel eğitim kampında eğitim görürdük. Sadece askeri eğitim gibi düşünülmesin. Tarih bilgisayar dil vb gibi bir sürü eğitimden geçerdik. Bir şehzade nasıl sancağa çıkıp eğitiliyorsa bizimki de ona benzer bir sistemdi.
Şımarık prensesimin nasıl olduğunu görmeye gittiğimde çığlık çığlığa bir ses duymuştum. Bir ara sokaktan geliyordu. Az ileride hızlıca oradan ayrılan yılan kılıklı kuzeninin görünce Ela olabilir diye düşündüm. O yılan kılıklı sürtüğe hiç güvenmiyordum.
Adımlarım hızlanmıştı. Hayatimda belki ilk kez korkuyu hissetmiştim. Ela yüzüne bir yumruk yemiş bir gözü kapanacak kadar morarmıştı. Üç tinerci ya da uyuşturucu kullanan pislik ellerini vücudunda gezdiriyor. Eteğinin altından çorabını çıkarmaya çalışıyordu.
Elimdeki bıçağı ne zaman çektim bilmiyorum kendimi hiç böyle kaybetmezdim normalde. İlk adamın boğazını keserken Ela tek gözünü aramıştı. Bir anlık dikkatsizliğimle elime bıçak sapladı birisi. Arkada görmediğim bir dördüncü kişi daha varmış.
Hepsini acımasızca katletmiştim. Kömür karası saçlarına kendi kanı bulaşmıştı. Ama nasıl savaştıysa çorabını çıkarmayı dahi başaramamışlardı. İlk kez gülümsedim ona. Belki Arslan da olsa ona katlanabilirdim.
Benim olana kimse dokunamazdı anlaşılan birilerine bunu hatırlatmam gerekiyordu. Eminim o sürtük kuzeninin bununla bir ilgisi vardı. Ancak bir şey kanıtlamak imkansız olmuştu çünkü adamların hepsi ölmüştü.
Arada sırada davetlerde ya da zoraki yemeklerde bir araya gelirdik. Halihazırda nişanlı olduğumuz için bizim yakın durmamız yasak değildi. İlk kez 19 yaşındayken bir öpücük çalmıştım ondan. O 17 yaşındaydı. Gözleri şokla açılırken hemen kaçmıştı. Bense nedense eğleniyordum.
O küçücük öpücük resmen beni yakmıştı. Dudaklarımdaki hissi hiç gitmemişti. Onun aksine benim ilk öpücüğüm falan değildi. Ama aklımda kalan tek öpücük onunkiydi. Eğitim gördüğümüz zamanlarsa belli yaşa gelince kadın sunulurdu bize. Erkeklerin fazla stresini ve gerginliği almak için derlerdi.
Fiziksel olarak kendimi tatmin ettiğim çok kadın olmuştu. Ama hiç bir kadınla başka bir yakınlığım olmamıştı. Bizim dünyamızda böyle şeylere yer yoktur çünkü. Ya da bilmiyorum gözlerimi her kapattığımda önüme gelen elâ gözlere tutkundum.
Her zaman çocukluktan gelen bir takıntı olduğunu düşünmüştüm. Bana aitti çünkü. Bedeninin her bir zerresi hatta ruhu. Bir kadına aşk olamayacak kadar psikopat olduğum doğruydu. Gerçi annemle babamdan aşkı az çok öğrenmiştim.
O Kuzey adlı takıntılı piç benim olana dokunduğu an zaten ölmüştü. Her yerde gözüm kulağım vardı ve Elâyı öpmeye kalktığını öğrendiğimde Rusya'daydim. Adamlarım bir depoya kaldırsa da gidene kadar kudurmuştum.
Sağ kolum Caner detayları ilettiğinde çılgına dönmüştüm. Önemli bir alt liderin oğluydu ancak masum olamayacak kadar takıntılı bir sapıktı. İtin odasından Ela'nin resim albümü çıkmıştı düşünün. Kimbilir ne yapmalıyı planlıyordu. Masum görünen sapıklar en aşağılık varlıklardı bana göre.
Onu nasıl öldürdüğümü Elâ görsün istemiştim. Camın arkasından izlerken sadece boğazını kesip bırakacaktım. Bu aynı zamanda Ela içinde bir ders olacaktı. Taki o sapık piç Elâyı yakalayıp her yer de sikeceğim dediği ana kadar. Kendimi kaybetmiş bağırsaklarını deşerken bulmuştum. Ela'nin beni canavar olarak görmesi normaldi çünkü ben tam da onun dediği gibi bir canavardım.
Olaylar bununla da kalmamıştı tabiki Birkaç aya evlecekken. Zerrin ablamın ölüm haberi geldi. Benden 8 yaş büyüktü Zerrin ablam ve itiraf etmeliyim ki annemden çok annelik yapmıştı bana. Annem her zaman kuralcı soğuk ve otoriterdi. Sarılmaz ya da öpmezdi. Ama Zerrin ablam yere düşünce beni kaldırır göz yaşlarımı silerdi.
O katil soylular ile evlenmesini hiç istememiştim. Ama kurallar belliydi. Söz verilen gelin evlenmek zorundadır. Aslan itinin piçini doğurduktan sonra daha da solgunlaşmıştı ablam. Kesinlikle Aslan iti düğün olmasın diye yapmıştı. Zaten Ela'nin kaçması da bunu kanıtlamıştı.
Ama asıl amaçlarını öğrenemedik hiç bir zaman çünkü izlerini çok güzel kapatıyorlardı. Elimize kanıt geçmedi. Eğer o zaman evlenseydik Ela'nin elimden çekeceği vardı. Gerçi hala var.
Ailesinin tüm yaptıkları yetmezmiş gibi üstüne kaçmıştı. Beni canavar olarak gördüğünü ve tiksindiğini gözlerinden görebiliyordum. Beni asla istemiyordu. Daha iyiydi. İstemediği adam tarafından becerilmek nasıl olacaktı görsün.
Ona o gece dokunmam bir hataydı. İçimde tutuşan bir ateş yakmış beni de içine çekmişti. Hiç bir kadını arzulamamıştım. Kusarcasına sikimi ağzından çıkarması bile beni tahrik ediyordu. Canını yakmak istiyordum.
Kaçması beni delirtmiş olsada bulamamak daha çok çılgına çevirmişti. Ercan Arslan şerefsizinin sakladığından emindim. Bilerek yapmıştı. Zira konsey devir teslimi kararını ertelemişti. Kesinlikle onun parmağı vardı.
Doğduğumdan beri hakkım olan liderliği Arslan kızı yüzünden alamamış olmak içimde deli bir ateş yakmıştı. Bu ateş ya birimizi ya da ikimizi bir yakıp kül edecekti.
Üç yıl boyunca çeşitli kadınlar denesem de hiç birinde aradığım hazzı bulamamıştım. Neredeyse kendimi bir manastıra kapatılmış rahip gibi hissedecektim.
Yıllarca onu becereyim diye peşimde dolanan o sürtük Arzudan hiç hazzetmezdim. Tipik bir Arslandı. Yılan kılıklı zamanı gelince sokmayı bekleyen. Onu yanımda dolandırmamın tek bir nedeni vardı Ela'nın canını yakmak. Bir kadın başka bir kadının varıldığını asla kabul etmezdi. Aslında devam ederdim belki oyunuma ama aşırı tiksiniyordum. Hele o çiğ parfüm kokusu midemi bulandırıyordu.
Ela sanıyordu ki annem mendili gerdek için gönderdi. Aslında benim için bir uyarıydı. Artık oyunu uzatmamamı belirten. Ben de o sürtüğe yol vermiştim işte.
Ela'nin içine ilk kez girerken canını yaktığımı biliyordum. Ama içimdeki canavar bunu istiyordu. Benden kaçmanın benim olanı benden sakınmanın bedelini ödemeliydi. Bir ara zevkten kıvrandığını da fark etmiştim. Onun zevk alması ona bu zevki benim vermem kabul etmek istemediğim tuhaf bir rahatlama sağlıyordu.
Ona olan arzumu ne kadar inkar etsemde bedenimin tepkilerini anlamayacak kadar toy değildim. Teni, kokusu ve saçları beni cezbediyor onun bana itaat etmesini sağlama arzusu doğuruyordu.
Elimi burnuma götürdüğümde içine soktuğum parmağından kokusu geldi. Düşüncelerimden sıyrıldım. Sikim gene sertleşmişti. Madem mendili alıp geldin sonuçlarına katlan o zaman şımarık prenses diyerek ayaklandım.
Gece karanlıklar prensi için daha yeni başlıyordu.