* * * Beni altüst eden o bakışlarını gözlerimden ayırmadan, "Zorlamıyorum," dedi. "Sadece ne istediğimi söylüyorum." Ses tonu, sanki istediği şey bir çocuk değil de basit bir akşam yemeğiymiş gibiydi. Ama kelimelerinin ağırlığı, içime yerleşen o korku dalgasını durdurmaya yetmiyordu. Duygularım karmakarışıktı. Hem şaşkındım hem de öfkeliydim. Ama en çok da korkuyordum. Çünkü onun gözlerindeki kararlılık, geri adım atmayacağının en açık kanıtıydı. Onunla tartışmak bir işe yaramazdı, bunu biliyordum. Yine de kendimi tutamayıp, "Bu gerçekten senin istediğin bir şey mi yoksa beni kontrol etmek için bir oyun mu?" diye sordum. Sesim ne kadar kararlı çıkmaya çalışsa da, içimdeki kırılganlık dışarı sızıyordu. Tufan hafifçe gülümsedi ama bu sıcak bir gülümseme değildi. Daha çok, sanki söylediği

