*
Araf aramızda ki mesafeyi açarak etrafı incelemeye devam etti.
"Seni bir daha yalnız bırakmayacağım!"diye mırıldandı ben şaşkın bir şekilde Araf'a bakarken Araf konuşmaya devam etti."Demek istediğim senin yalnız olduğun bir fırsatta sana zarar verebilirler!"diye düzeltti omuz silerek bende aklıma gelen bir fikirle konuşmaya başladım.
"Benim aklıma çok güzel bir fikir geldi!"diye atıldım aniden Araf bana boş boş baktıktan sonra söyleyeceğim şeyi pür dikkat dinlemeye başladı.
Neden bende seninle gelmiyorum! Hem sen işlerini halledersin hem ben de senin yakınında olurum!"diye mırıldandım heyecanlı bir şekilde.
"Senin dinlenmen gerekiyor!"diye tısladı bende kaşlarımı çatarak Araf'a baktım."Orada taş taşıtmayacağına göre?"diyerek karşı çıktım. Araf bir kaç saniye susup düşünmeye başladı daha sonra tepkisiz bir şekilde konuşmaya başladı.
"Böylece tüm gün gözümün önünde durup başıma bela açmak zorunda kalmayacaksın!"diyerek alayla gülümsedi. Bende öfkeyle Araf'a baktıktan sonra konuşmaya devam ettim.
"Senin tek derdin bu değil mi? Başına bela açmamak!"diye tısladım.
"Evet! Çok inatçısın ve burnunun dikine gitmekten hiç vazgeçmiyorsun!"diye itiraf etti. İnatçı biri değildim fakat konu Araf olunca işler değişiyordu.
"Sende çok kaba ve sertsin hep senin emirlerine uymalarını istiyorsun doğru ve yanlış fark etmiyor senin için! İnsanların senin emrinde çalışmasını ve saçma sapan kurallarına uymalarını istiyorsun! Fakat onların ne düşündüğü ve ne hissettiği senin umurunda bile değil!"diye tersledim.
"Beni bu şekilde hatırlamanı istemezdim sevgili karıcığım fakat söylediğin her şeyde haklısın! Kendi çıkarlarım dışında senin ve başkalarının ne düşündüğü zerre umurumda değil!"deyip alayla gülümsedi.
"Biliyor musun bu anlaşma bittikten sonra sadece bu evi değil bu şehri terk edeceğim!"diye çıkıştım sert bir şekilde. Araf dudaklarını alayla kıvırıp konuşmaya başladı.
"Sadece merak ettiğimden soruyorum! Nereye gideceksin? Kimseyi tanımıyorsun benim dışımda!"diye gülümsedi.
"Beni çok hafife alıyorsun! Unutma benim senden önce de bir hayatım vardı evet belki mahalleme geri dönemem fakat çocukluk arkadaşım Mehmet var o bana bu konuda yardımcı olacaktır eminim!"diye gülümsedim zafer kazanırmışçasına. Araf'ın yüz ifadesi değişmişti Mehmet'ten bahsettikten sonra alayla kıvırdığı dudağı yerini tepkisiz ve sert bir yüz ifadesine bırakmıştı.
"Ben o adama çok güvenmemeni tavsiye ederim! Hatta biliyor musun hiç kimseye güvenme! Çünkü kimse güvenilecek kadar iyi değil!"diye mırıldandı umursamaz tavrıyla.
"Onu tanımıyorsun bile! O yüzden onu neden bu kadar çok kötülediğini farkındayım!"diye tısladım Araf tepkisiz bir şekilde cevap verdi.
"Neymiş o farkında olduğun?"diye sordu tepkisiz bir şekilde.
"Sen herkesi kendin gibi sanıyorsun! Ama Mehmet öyle değil biz beraber büyüdük sayılır onun her hareketinden ne çıkartmam gerektiğini bilecek kadar iyi tanıyorum onu!"diye tısladım Araf kaşlarını çatarak bana baktı daha sonra omuz silkerek cevap verdi.
"Burada durup senin çocukluk arkadaşının zırvalıklarını dinleyecek kadar boş bir zamanım olduğunu sanmıyorum! O yüzden şimdi sus ve beni takip et!"diye emir verip yürümeye başladı her ne kadar belli etmese de öfkelendiğinin farkındaydım benim onun hakkında ki gerçekleri dile getirmem onun öfkelenmesine sebep olmuştu. Araf önden yürürken bende hemen arkasından takip ediyordum onu nihayet eve yetiştiğimizde ikimizde içeri geçtik. Araf siyah deri ceketini giyerken benimde hazırlanmamı söylüyordu.
"Ofise gidip imzalamam gereken bazı dosyalar var sende hazırlan bir an önce çıkalım!"diye uyardı bende aynı şekilde hazırlandıktan sonra ikimizde arabada ki yerlerimizi aldık. Araf vakit kaybetmeden arabayı çalıştırdı ve bu evden uzaklaştık.Nihayet ofisin önüne geldiğimizde Araf önde bende arkasında olmak üzere ona yetişmek için adımlarımı hızlandırdım Araf odasına geçtiğinde bende karşısında ki siyah renkli L şeklinde ki koltuğa oturdum ve Araf'ı izlemeye başladım. Araf ciddi ve gergin bir şekilde önünde ki dosyaları incelerken kapının tıklandığını duydum gelen Buraktı içeri geçer geçmez yanıma gelmişti.
"Nasıl oldun yenge hala ağrın var mı?"diye sordu. Bende bu nazik sorusuna aynı şekilde cevap verdim.
"Daha iyiyim ortağın ve aynı zamanda en yakın dostun bana çok iyi bakıyor!"diye gülümsedim alayla bu cümlem üzerine Araf bakışlarını dosyalardan kaldırıp bize baktı.
"Merak etme ben ve Araf o adamı her yerde arıyoruz! Yakında ortaya çıkacaktır!"diye itiraf etti.
"Neden bu kadar çok istiyorsunuz bu adamı bulmayı?"diye sordum sesimi alçaltarak.
"Aslında ben sadece bu konuda Araf'a yardım ediyorum! Araf o adamı gördüğü yerde öldürmeyi planlıyor! Nedeni çok basit değil mi? Senin için! O adam sana zarar verdi!"diye mırıldandı.
"Bunu sana Araf mı söyledi?"diye sordum merakıma yenilip. Burak çok saf ve iyi niyetli biriydi onun ağızdan laf almak kolay olmuştu.
"Söylemesine gerek yok ki! Araf aile konusunda çok hassas ailesinden birine en ufak bir zarar geldiğinde her şeyi yapabilir!"diye açıkladı. Bende başımla onayladıktan sonra Burak ayağa kalkarak Araf'ın yanına gitti ve iş ile ilgili konuşmaya başladılar. Bende onlar konuşurken lavaboya gitmek için dışarı çıktım Araf'ın asistanına sorarak lavabonun yerini öğrendim ve adımlarımı o tarafa doğru çevirdim. İçeride iki kız vardı beni görünce konuşmayı kestiler.
"Neden sustunuz kızlar? Rahatsız olmayın lütfen! Konuşmaya devam edin!"diye mırıldandım. Kızlarda nazik bir şekilde konuşmaya devam ettiler. Ben elimi yıkarken diğer ikisi belli etmeden bana bakıyorlardı fakat neden bana bu şekilde baktıklarını anlamamıştım. Hiç bir şey demeden bulunduğum ortamdan ayılıp adımlarımı Araf'ın odasına doğru çevirdim. Ve kapıyı açmamla karşımda kaşlarını çatmış Araf'ı görmem bir oldu.
"Nereye kayboldun kaşla göz arasında?"diye sordu Öfkeyle solurken.
"Lavaboya girmiştim sadece!"diye mırıldandım başımı öne eğerek."Seni odamda falan mı bağlamalıyım? Yerinde durman için?!"diye sordu aynı şekilde."Abartmıyor musun? Lavaboya gitmek için bile mi izin alacağım senden?"diye sordum aynı şekilde Araf bana kaşlarını çatarak bakmaya devam edip kolumdan sıkıca tutup beni içeri çekti.
"Bak ben seni buraya her dakika bu kız bu sefer nereye gitti acaba? Diye düşünüp aramak için getirmedim! O yüzden şimdi burada otur ve bir yere kaybolma!"diye emir verip L şeklinde ki koltuğu işaret etti.
Bende bir şey demeden söylediğini yaptım ve oturdum az sonra hava kararacaktı! Zamanın nasıl geçtiğini bile anlamamıştım. Araf önünde ki dosyalarla ilgilenirken bende L şeklinde ki koltuğa uzanarak gözlerimi kapattım Araf işlerini bitirene kadar bende dinlenmeliydim.
Üzerimde hissettiğim kıpırtıyla gözlerimi araladım bu Araf'tı olduğum yerden doğrulacağım sırada Araf'ın bir şeyler mırıldandığını duydum.
"Çok geç oldu! Uyumaya devam et!"diye mırıldandı bende uykulu gözlerimi kapatıp üzerimde ki denizimsi kokulu cekete biraz daha sokuldum ve kendimi uykunun ellerine teslim ettim. Sabah gözlerimi açtığımda karşımda ki sandalyede kollarını bağdaştırmış bir şekilde uyuyakalan Araf'ı görmeyi beklemiyordum. Uzandığım koltuktan doğrularak Araf'a baktım.
Uyurken daha farklı gözüküyordu masum bir çocuk gibi! Ama uyandığında o masum çocuk kendini korkunç bir canavara bırakıyordu! Hangisine inanmalıydım? Gerçek Araf hangisiydi? Bunu ayırt edebilmem sandığımdan da uzun sürecekti!Ama benim o kadar zamanım yoktu geçen her gün beni Araf'tan biraz daha ayırıyordu bu durum beni mutlu edeceğine neden endişelendiriyordu? Ayağa kalkarak düşüncelerimi bir kenara attım ve birden açılan kapıyla bakışlarımı Araf'tan çekip kapıya çevirdim. Gelen buraktı!
"Günaydın!"diyerek girdi içeri bende aynı şekilde gülümseyerek cevap verdim.
"Günaydın!"
"Bizim Araf hala uyuyor! Ben uyandığında tekrar gelirim!"diyerek çıktı. Bende Araf'ı dürterek uyandırmaya çalıştım gözlerini aralayarak bana baktı daha sonra yavaşça gözlerini ovmaya başladı.
"Saat kaç?"diye sordu uyanır uyanmaz.
"Dokuza geliyor!"diye kısa bir cevap verdim. Araf'ta ayağa kalkarak bana baktı daha sonra telefonda bir görüşme yapıp tekrar bana doğru döndü.
"Gidiyoruz!"diye söylendi tepkisiz bir şekilde nereye gideceğimizi bile sormama izin vermeden kolumdan tutarak ofisten çıkardı.
"Nereye?"diye Sorsam da cevap vermedi arabaya yerleştikten sonra Araf vakit kaybetmeden arabayı çalıştırdı."Nereye gittiğimizi söylemeyecek misin?"diye yineledim sorumu Araf kısa bir süreliğine bakışlarını bana doğru çevirdi ve konuşmaya başladı.
"Gidince göreceksin sabırlı ol!"diye ciddi bir şekilde cevap verdi. Araf'ı anlamak Gerçekten de zordu. Yarım saat sonra duraksadığımız da etrafıma baktım Araf arabadan inmemi işaret ediyordu. Etrafımı incelediğimde karşımızda bir siyah araba vardı ve bulunduğumuz yer tamamen ıssızdı. Araf'a baktığımda kolumdan beni arkasından yürütmeye çalışıyordu.
"Araf ne oluyor? Nereye götürüyorsun beni?"diye söylensem de cevap vermedi. Araf'a baktığımda konuşmaya başladı.
"Getirin!"diye seslendi ben ne olduğunu anlamadan karşımızda ki siyah arabadan Araf'ı o gece öldürmeye çalışan adam ve o adamı kolundan tutup kaçmasını engelleyen iki siyah takım elbiseli korumalar indi. Ben ürkek bir şekilde Araf'a bakarken Araf kaşlarını çatmıştı.
"Sana bu adamı bulur bulmaz öldüreceğimi söylemiştim değil mi?"diye tısladı. Ben korkudan Araf'a bile bakamazken az sonra olacakları az çok tahmin edebiliyordum. Araf'ın belinden çıkardığı silahla bir an nefesimin kesildiğini hissettim.
"Araf lütfen yapma!"diye mırıldandım göz yaşlarımın akmasına izin vererek Araf yanıma doğru yaklaşarak konuşmaya devam etti.
"Neden? O adamın hedefinde ben vardım! Ama olan sana oldu! İntikamını almak ister misin? Vücudunda bir bıçak izi bırakan bu adamın bedeninde sende bir yara açmak istemez misin?"diye sordu kaşlarını çatarak. Ben ürkek bir şekilde Araf'a bakarak konuşmaya devam ettim.
"Onun cezasını biz veremeyiz! Bırakalım onun cezasını kanun versin! Lütfen gidelim buradan ben çok korkuyorum!"diye mırıldandım göz yaşlarımı ellerimin tersiyle iterek.
"Kanuna teslim etmek! Bu kadar kolay bırakacağımı mı düşündün gerçekten? Hayır yaptıklarının cezasını canıyla ödeyecek!"diye kükreyip elinde ki silahı karşımızda ki onu öldürmemiz için yalvaran adama çevirdi. Araya girerek Araf'ı engellemeye çalıştım. Fakat o kadar öfkeliydi ki beni duymuyordu bile!
"Araf lütfen yapma!"diye fısıldayıp silahın önüne geçtim. Evet belki o adam Araf'ın yerine bana zarar vermişti fakat bunu canıyla ödemek zorunda değildi buna göz yumamazdım. Araf kaşlarını çatarak bana baktı.
"O sana zarar verdi! Ve sen onu hala koruyor musun?!"diye gürledi.
"Benim kimseyi koruduğum falan yok! Sadece onun cezasını kanun vermeli! Onu öldürerek eline ne geçecek?"diye sordum titreyen sesimle. Araf'ın yüz hatları gerilmişti.
"Bunu gerçekten soruyor musun? Yaptığı yanlışın bedelini ödeyecek!"diye çıkıştı yüksek sesle.
"Bu şekilde mi ödeyecek? O bunu hak etmiyor!"diye çıkıştım aynı şekilde sesim biraz daha yüksek çıkmıştı.
"Sen bunu hak ediyor muydun? Hiç bir suçun olmadığı halde zarar görmeyi hak ediyor muydun?"diye bağırdı. O kadar öfkeliydi ki bunu Boğazında ki damarların belirginleşmesinden anlamıştım.
"Hayır ama!"devamını getiremeden Araf beni önünden çekip silahı tekrar yerde bize yalvaran adama çevirdi.
"Araf!"diye bağırdım hıçkırarak fakat Araf beni dinlemiyordu. Buna izin vermeyecektim o adam bu şekilde cezalandırmayı hak etmiyordu! Dayanamayıp Araf'ın önüne geçtim ve elinde ki silahı alnıma dayayarak sulu gözlerimle Araf'a baktım.
"O zaman bende cezalandırılmayı hak ediyorum! Unutun mu? Bende o gece sen gelmeseydin polisi arayacaktım ve sen suç üstü yakalanacaktın! Beni de öldür o zaman hak yerini bulsun!"diye mırıldandım titreyen sesimle. Araf gerilmişti koyu kahverengi gözlerini bana sabitledi ve konuşmaya başladı.
"Yağmur çekil önümden!"diye gürledi fakat ben çekilmedim aksine konuşmaya devam ettim.
"Biri cezalandırılacaksa o ben olmalıyım!"diye tısladım.
"Çekil önümden dedim sana!"diye hırladı.
"Neden hala tetiği çekmiyorsun? Bende cezalandırılmayı hak ediyorum!"diye çıkıştım. Araf aramızda ki mesafeyi açarak silahı indirdi daha sonra ellerini başının üzerine götürerek sakinleşmeye çalıştı. Araf'a baktığımda öfkeli yüzünden eser kalmamıştı tepkisizdi ve bir şeyler düşünüyor gibiydi.Bir kaç saniye sonra karşımızda ki siyah takım elbiseli adama bir işaret verdi bu işaretle beraber beni yaralayan adamı tekrar arabaya bindirip buradan uzaklaştılar. Bulunduğumuz yerde sadece ben ve Araf vardık ve ben hala korkuyor göz yaşlarımın durmasını engelleyemiyordum. Araf yanıma yaklaşarak konuşmaya devam etti.
"Seni anlayamıyorum elinde böyle bir fırsat varken bunu neden kullanmadın? Neden o adamı öldürmeme izin vermedin?"diye sordu tepkisiz bir şekilde.
"Çünkü o adam böyle bir cezalandırılmayı hak etmiyordu!"diyerek cevap verdim Araf bakışlarını bana sabitleyerek konuşmaya devam edecekti ki buna fırsat vermeden araya girdim.
"Gidelim buradan lütfen!"diye fısıldadım başımı öne eğerek Araf'ta başıyla onayladıktan sonra ikimizde arabada ki yerimizi aldık.
Yol boyunca ikimizde konuşmamıştık ben hala olayların şokundaydım Araf'ın böyle bir şey yapacağını tahmin etmemiştim. Araba duraksadığın da etrafımı inceledim burası yine o evdi yaralandığımda Araf'ın beni getirdiği evdi ikimizde arabadan indik.
"Neden hala buraya geliyoruz? Dönelim artık!"diye mırıldandım başımı öne eğerek az önce yaşananlardan dolayı hala korkuyordum. Araf bana yaklaşarak aramızda ki mesafeyi kapattı daha sonra öne eğdiğim başımı ona doğru çevirerek koyu kahverengi gözlerine bakmamı sağladı.
"Daha tam olarak iyileşmedin! Sen iyi olana kadar buradayız!"diye fısıldadı daha sonra kolumdan tutarak beni içeri geçirdi. Bugün bir kere daha Araf'a güvenemeyeceğimi anlamıştım. İçeri girdikten sonra Araf hızlı bir şekilde kapıyı kapattı. Ben korkuyla adımlarımı atarken Araf'ın yüz hatları gerilmişti. Ürkek bir şekilde büyük ve geniş yatağın üzerine oturdum Araf'ta tam karşımda ki koltuğa oturmuştu ikimizde konuşmuyorduk.
"Umarım bugün gördüklerinden sonra kime ve neye ne kadar güvenmen gerektiğini öğretmiştir"diye mırıldandı fakat ben cevap vermedim. Araf konuştukça ben susuyordum olanlardan sonra onunla konuşmak bile istemiyordum. Bir süre sonra Araf kaşlarını çatarak ayağa kalktı ve yanıma oturdu.
"Neden susuyorsun cevap versene!"diye kükredi. Eğdiğim başımı kaldırarak bana öfkeyle bakan Araf'a dayanamayıp cevap verdim.
"Neye cevap vermemi istiyorsun? Bugün de şaşırtmadın beni! Bir an olsun yavaş yavaş düzeldiğine inanmıştım ama sen beni her zaman ki gibi yanıltmayı başardın! Senin gibi intikam hırsı yüzünden gözünü öfkeyle bürümüş bir adama ne cevabım olabilir?!"diyerek sesimi yükselttim. Araf hala kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakıyordu.
"Benim düzeleceğime inanmak! Seni o gün öldürmeliydim aslında!"diye itiraf etti bağırmaya devam ederek Araf'ın son söylediği cümleyle iyice sinirlenmiştim.
"Geç kalmadın! Hala vaktin var hadi öldür beni!"diye çıkıştım. Araf Sinirle ayağa kalktı.
"Ona ancak ben karar veririm! Unutma ben resmi olarak senin kocanım ve sen de benim sorumluluğum altındasın!"diye çıkıştı.
"Sadece resmi olarak eşimsin! Onun dışında başka bağımız yok bizim! Sende şunu unutuyorsun! Biz seninle altı aylık bir anlaşma yaptık! Bu anlaşma bitince senin yüzünü bir daha görmeyeceğim!"diye çıkıştım bu söylediklerim Araf'ı daha da sinirlenmesine yol açmıştı.
"Ben istediğim zaman seni görebilirim! Buna engel olabilir misin?"diye çıkıştı.
"Olabilirim! Eğer sen istemediğim şeyleri bana yaptırmak zorunda kalırsan benim dirimi değil ölümü görebilirsin ancak!"diye sertçe çıkıştım. Araf sıkıca kolumdan tutup konuşmaya devam etti.
"Ben izin vermediğim sürece hiç bir yere gidemezsin! Gidersen bile yerin yedi kat dibine bile saklansan bulurum seni! Sana yapabileceklerim hakkında hiç bir fikrin yok!"diye itiraf etti kaba bir şekilde kolumu sıkmaya devam ederek.
"Sen bana daha fazla ne yapabilirsin? Biliyor musun Paristeyken yolumuzu kesen o adamdan hiç bir farkın yok! İkinizin niyeti beni saçma sapan oyunlarınıza alet etmek!"diye itiraf ettim kolumu Araf'tan kurtararak.
"Beni o adamla karıştırma! O gördüğün adam sadece sözleriyle korkutmaya çalışır fakat ben öyle değilim! Sözlerimle korkutmak yerine bunu direk gösteririm! Tıpkı bugün sabah olanlar gibi! Eğer sen durdurmasaydın ben o tetiği gözümü bile kırpmadan çekerdim!"diye tısladı. Doğru söylüyordu bugün Araf'ın yaptıklarını ömür boyu hatırlayacaktım.
"Sahi Araf? Sana bu soruyu bugünde sordum fakat bir cevap alamadım! Beni de o adam gibi gözünü kırpmadan öldürebilir misin?"diye sordum. Araf bir kaç saniye sustu daha sonra kaşlarını çatarak bana bakıp sorduğum soruya cevap verdi.
"Neden öldürmeyeyim? Senin diğerlerinden bir farkın olduğunu mu düşünüyorsun?"diye tısladı. Bir şey söyleyemedim bunun farkındaydım fakat bunu Araf'ın ağzından duymak tuhaf hissettirmişti. Sustum ve yavaş bir şekilde büyük ve geniş yatağa oturdum.
"Haklısın!"diye mırıldandım. Araf'ın bir kaç saniye öfkesini kontrol etmeye çalıştığını gördüm. Bir kaç dakika sonra oturduğum yatağın diğer ucuna geçip sırtımı Araf'a dönerek sıkıca gözlerimi kapattım ağladığımı görerek zafer kazanmış gibi hissetmesini istemiyordum. Araf'ın bu olaylardan sonra daha kabalaşmıştı fakat bugünkü hali onu ilk gördüğümde bana verdiği tepki kadar kötüydü. Yatağın üzerinde hareket sezmemle bakışlarımı o tarafa doğru çevirmek istedim fakat yapamadım.
"Benim gözümde sıradan biri olman seni neden bu kadar üzdü?"diye sordu fakat cevap vermedim fakat çok geçmeden Araf ona dönmemi sağlamıştı.
"Sana bir soru sordum! Ve uyumadığını biliyorum!"diye mırıldandı. Dayanamayıp gözlerimi açtım ve sorduğu soruyu cevapladım.
"Benim gibi sıradan birinin duygularını neden öğrenmek istiyorsun?"diye sordum sorduğu soruya karşılık. Araf koyu kahverengi gözlerini bana sabitledi.
"Bende bunu bilmek istiyorum bu durum seni neden bu kadar rahatsız etti?"diye mırıldandı. Her defasında ağzımdan bu kadar kolay laf almasına izin vermeyecektim.
"Bak beni hiç bir şeyin rahatsız ettiği falan yok! Şimdi izin verirsen uyumak istiyorum!"deyip tekrar Araf'a sırtımı döndüm. Fakat Araf'ın beni kendine çekmesiyle kendimi onun kaslı göğsünde bulmuştum. Kaşlarımı çatarak Araf'a bakıp ondan kurtulmaya çalıştım fakat güçlü kolları buna yine izin vermedi.
"Araf bırak beni!"diye çıkıştım Araf beni kendine biraz daha çekip konuşmaya başladı.
"Soruma cevap verene kadar bırakmıyorum!"diye kesin bir şekilde konuştu.
"Sorduğun sorunun bir cevabı yok!"diye karşı çıktım.
"O zaman buradan kurtulmanın da başka bir yolu yok!"diye tersledi. Bu kadarı fazlaydı her defasında onun kazanmasına izin vermeyecektim. Araf'ın beklemediği bir anda ondan ayrılacaktım bir kaç dakika sonra hazır olduğumu hissettim daha sonra ani bir hareketle Araf'ın kolunun altıdan çıktım fakat Araf'ın tekrar beni kendine çekmesiyle ona biraz daha yaklaşmıştım.
Yüzümüzün arasında santimler kalmıştı ve benim kalbim olduğundan hızlı çarpmaya başlamıştı Araf'ın koyu kahverengi gözlerini çok daha yakından görebiliyordum yüzü tepkisizdi o da en az benim gibi böyle bir yakınlığı tahmin etmiyordu. Araf'la aramızda ki mesafeyi açarak nefesimi kontrol etmeye çalıştım onunla bu kadar yakın olmak kendimden geçmeme sebep oluyordu.
"Sen söylemesen de ben cevabımı aldım!"diye fısıldadı kulağıma doğru eğilerek bende Arafla aramda ki mesafeyi açarak konuşmaya devam ettim.
"İyi o zaman beni rahat bırak!"diye çıkıştım fakat Araf benimle inatlaşmaya devam ediyordu."Sana yaklaşmam seni neden bu kadar rahatsız ediyor? Sonuçta ben senin kocanım! Benden utanıyor musun?"diye sordu alaycı bir şekilde daha fazla dayanamayıp ayağa kalktım. Benim arkamdan Araf'ta ayağa kalktı.
"Benimle oynamayı kes! Ne yaptığını anlamıyor olabilirim ama benden uzak dur!"diye çıkıştım. Her seferinde beni böyle etkilemesine izin vermemeliydim.
"İstesem de bunu yapamam ufaklık! Çünkü ben senin kocanım ve her eş gibi kadının yeri kocasının yanıdır!"diye mırıldanıp sıkıca kolumdan tuttu ve konuşmaya devam etti.
"Şimdi yaralarının bir an önce iyileşmesi için dinlenmelisin!"deyip beni tekrar yatağın üzerine oturturdu. Bende kaşlarımı çatarak önce Araf'a baktım daha sonra yatağın diğer ucuna geçip sırtımı Araf'a döndüm ve gözlerimi kapattım. Tek istediğim buradan bir an önce kurtulmaktı. Sabah gözlerimi Araf'ın sesiyle açmıştım fakat bana seslenmiyordu ne olduğunu daha iyi anlamak için gözlerimi açtım Araf'ın sırtı bana dönük olduğu için beni görmüyordu.
"Bu akşam tüm sırlar açığa çıkacak! Ve o adam yaptıklarını için çok pişman olacak!"diye tısladı sesini yükseltmeden ben ne olduğunu anlamamıştım Araf Neyden bahsediyordu? Açığa çıkacak olan sırlarda neydi? Düşüncelerimi kesip Araf'ın söylediklerine odaklandım.
"Hangi baba küçük yaşta ki oğluna eroin içmeyi öğretir?"diye tısladı. Ben duyduklarım karşısında kısa bir şok geçirmiştim bu olabilir miydi? Araf'ın babası ona küçücük yaşında sayıları ve okumayı öğretmesi gerektiği yerde eroin içmeyi öğretir? Bu çok iğrençti bunu yapan bir baba olmamalı! Yavaşça ayağa kalkarak Araf'ın telefon konuşmasını bitirmesini bekledim bir kaç dakika sonra Araf konuşmayı bitirip arkasına döndü. Ben Araf'ın bir şeyler söylemesine izin vermeden yanına yaklaştım.
"Seni küçük yaşta eroinle tanıştıran baban mıydı?"diye sordum hala şokun içinden çıkamamış bir şekilde.