*
Ben ne yapacağımı bilmez bir şekilde Mehmet'e bakarken benden bir cevap bekliyordu daha fazla dayanamayıp konuşmaya başladım.
"Mehmet buradan kurtulur kurtulmaz yanına geleceğim! Ama şimdi olmaz! Lütfen anla beni!"diye mırıldandım. Cevabımla birlikte Mehmet'in yüz ifadesi değişmişti.
"Neden ama yağmur? Yoksa sen bu adamı seviyor!"devamını getirmeden sözünü kestim ve konuşmaya devam ettim.
"Hayır! Sadece bir anlaşma imzaladım ve bu anlaşma bitene kadar burada kalmak zorundayım! Lütfen sen şimdi git!"diye fısıldadım boğuk çıkan sesimle. Mehmet inat ettikçe ediyordu küçüklüğümüzde ki gibiydi hala her şeye inat ediyordu.
"Zorunda falan değilsin yağmur! Hadi ver elini! Çıkarıyım seni bu cehennemin içinden!"diye fısıldadı. Ben önce bana uzattığı eline daha sonra kendisine baktım. Mehmet'i tanıyorsam beni buradan almadan girmeyecekti. Fakat diğer tarafta Araf vardı. Uzaktan gelen araba farlarının ışığıyla bu gelen kişinin Araf olduğunu tahmin etmem uzun sürmemişti. Telaşlı bir şekilde Mehmet'e bakıp konuşmaya başladım.
"Lütfen git Mehmet!"diye mırıldandım yalvarır gibi çıkan sesimle. Mehmet önce sustu daha sonra bakışlarını tekrar bana çevirip konuşmaya başladı.
"Seni almak için tekrar geleceğim!"diye mırıldandı daha sonra karanlığın içine girerek gözden kayboldu. Araf arabadan iner inmez bana doğru yaklaştı.
"Bu saatte burada ne yapıyorsun?"diye sordu kaşlarını çatarak. Telâşımı Araf'a belli etmeden bana sorduğu soruyu cevapladım.
"Seni bekliyordum!"diye bir yalan söyledim.
"Beni içeride de bekleyebilirdin!"diye tısladı. Derin bir nefes alarak konuşmaya devam ettim.
"İçeride boğulacak gibi oldum! Hava almış oldum bende bu sayede!"diye mırıldandım başımı öne eğerek.
"iyi havanı aldıysan içeri geçelim artık! Hava zaten soğuk!"diye tısladı daha sonra beraber içeri geçtik. Mehmet'in bana söyledikleri aklımı karıştırırken aklıma Araf'ın hasta olduğu gelince elimi hızlı bir şekilde alnına götürdüm. Araf bana her ne kadar kaşlarını çatarak baksa da aldırmadım.
"iyi ateşin yok!"diye mırıldandım. Araf'ta umursamaz bir şekilde odaya girdiğinde bende arkasından girdim.Ve hiç bir şey demeden büyük ve geniş yatağa uzanıp Araf'a sırtımı döndüm. Mehmet'e de çok ayıp etmiştim. Bugün onun gözlerinde ilk defa hayal kırıklığı görmüştüm ve bunun sorumlusu bendim buradan çıkar çıkmaz ilk işim onun gönlünü almak olacaktı. Fakat gitmeden önce beni almaya tekrar geleceğini söylemişti. Yine gelir miydi? Ya geldiğinde onu Araf görürse? İşte o zaman hiç iyi şeyler olmazdı. Araf'ın bana seslendiğini duymamla Araf'a doğru döndüm.
"Sana sesleniyorum duymuyor musun?"diye sordu.
"Hı?"diye mırıldandım. Araf kaşlarını çatarak bana baktı daha sonra konuşmaya devam etti.
"Çok dalgınsın! Benden sakladığın bir şey mi var?"diye sordu. Bu sorusu karşısında önce yutkundum daha sonra toparlanarak cevap verdim.
"Hayır! Sadece aklımda bir soru var ve sen cevaplamadan rahat olamayacağım!"diye itiraf ettim. Araf bir kaşını kaldırarak bana baktı.
"Neymiş senin aklını bu kadar kurcalayan soru?"diye mırıldandı. Bende derin bir nefes aldıktan sonra o soruyu sordum.
"Eğer bir gün eve geldiğinde beni göremezsen? Ben gitmiş olsam? Ne yapacaksın?"diye sordum. Araf bir süreliğine düşündü daha sonra beni kendine çekerek cevap verdi.
"Hiç bir şey yapmam!"diye fısıldadı kulağıma doğru eğilerek. Ben verdiği cevabı daha sindirememişken Araf'ın verdiği tepki beni rahatsız etmişti.
"Nasıl hiç bir şey yapmazsın?"diye sordum. Başım Araf'ın göğsündeyken.
"Bir şey yapmam çünkü böyle bir şeyin olmasına asla izin vermeyeceğim! Sen her kaçmak istediğinde seni böyle sıkıca tutacağım!"deyip beni daha iyi kavradı. Boğazım düğümlenmiş ne diyeceğimi bilemez hale gelmiştim Araf'a yakın olduğum her an kalbim delicesine atıyor ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmiyordum.
"Ama olur da böyle bir şeyi aklından geçirirsen karşında beni ilk gördüğün Araf olurum! Ve o gün yaptıklarımın sorumlusu sadece sen olursun!"diye fısıldadı.
"Yani başıma tekrar silah dayayacak kadar mı kötü olursun?"diye sordum.
"Belki silah dayayacak kadar kötü! Belkide daha fazlası!"diye itiraf etti. Ben Araf'ın göğsünden başımı kaldırıp ona bakarken konuşmaya başladım.
"Nasıl daha fazlası?"diye sordum meraklı bakışlarla.
"Bunu duymak istemediğinden eminim! Her neyse bu soruyu neden soruyorsun? Yoksa aklında kaçmak mı var?"diye sordu. Ben bakışlarımı Araf'tan çekerek cevap verdim.
"Hayır! Sadece öğrenmek istedim!"deyip başımı öne eğdim.
"Umarım sadece öğrenmek istemişsindir!"diye mırıldanıp gözlerini kapattı bende aynı şekilde gözlerimi kapattım. Araf'ın"belki silah dayayacak kadar kötü! Belkide daha fazlası!"derken ne kast ediyordu. Buna kalkışacağım sırada Araf'ın ne yapacağını az çok tahmin edebiliyordum. Fakat Mehmet'in tekrar gelecek olması gerçeği aklıma gelince içimde ki korku daha fazla artıyordu. Düşüncelerimi kesip Araf'ın denizimsi kokusunu içime çektim ve uykunun kollarına teslim oldum.Sabah gözlerimi açar açmaz Araf'ın çoktan uyanmış hatta hazırlandığını gördüm.
"Kahvaltı etmeyecek misin?"diye sordum.
"Hayır!"diyerek net bir cevap verdi. Daha sonra tam çıkıyordu ki onu son anda durdurmayı başarmıştım. Hemen doktorun verdiği ilaç kutusunu Araf'a uzattım.
"Kahvaltı yaptıktan sonra bu kutudan bir hap iç!"diye mırıldandım. Araf kaşlarına çatarak bana baktı daha sonra ona uzattığım hap kutusunu bir kenara atıp konuşmaya başladı.
"Gerek yok! Ben iyiyim!"diye tısladı daha sonra konuşmama bile fırsat vermeden çıktı. Bende Araf'ın bu haline ne kadar öfkelensem de çoktan gitmişti bende odadan çıkıp edaya seslendim fakat ses gelmeyince onunda evde olmadığını fark ettim. Bende mutfağa doğru ilerleyecektim ki telefonumun zil sesiyle adımları Araf'la kaldığımız odaya çevirdim ve kimin aradığına bile bakamadan hemen açtım.
"Alo yağmur!"diye mırıldandı tanıdık bir ses.
"Siz kimsiniz?"diye sordum boğuk çıkan sesimle.
"Ben Leyla eski mahalleden!"diye açıkladı. Leyla eski mahallemizde ki en yakın arkadaşlarımdandı fakat taşındıkları için bağlantımız kopmuştu.
"Hatırladım nasılsın?"diye sordum sevecen çıkan sesimle.
"Ben iyiyim fakat Mehmet iyi değil!"diye itiraf etti. Bende telaşlı bir şekilde konuşmaya başlamıştım.
"Nasıl iyi değil?"diye sordum endişeli çıkan sesimle.
"Mehmet dün gece bir trafik kazası geçirmiş ben şu an onun yanındayım! Sende gel sana da ihtiyacı var! Konumu sana mesaj olarak atıyorum!"deyip telefonu kapattı. Bende hemen hazırlanıp bir taksiye bindim ve hastaneye gittim. Kendimi dünyanın en suçlu insanı olarak görüyordum. Dün Mehmet'e olan davranışım onu çok kırmıştı ve dünkü kaza benim yüzümden olmuştu. Hastaneye vardığımda Leyla karşılamıştı beni Mehmet'in yanına çıkarmıştı. Fakat yoğun bakımda olduğu için içeri geçirmediler. Ben bu olanlara dayanamayıp ağlarken yanıma Leyla gelmişti.
"Seni buraya üzülmen veya ağlaman için çağırmadım şu an Mehmet'in bizim desteğimize ihtiyacı var!"deyip beni teselli etmeye çalıştı.
"Bu olanlar benim yüzünden Leyla! Dün Mehmet'i hayal kırıklığına uğrattım!"diye fısıldadım titreyen sesimle.
"Bak dün gece Mehmet'in yanına geldiğini biliyorum! Seninle görüştükten hemen sonra beni aradı ve yanıma geleceğini söyledi! Bana gelemeden bu kaza oldu! Seninle ilgili bir şey yok! Lütfen kendini suçlama!"diye mırıldandı. Göz yaşlarımı silip toparlandım ve derin bir nefes aldıktan sonra Leyla'ya doğru dönüp konuşmaya başladım.
"Durumu nasıl şimdi?"diye sordum. Leyla önce karşımızda ki büyük camın arkasında yatan Mehmet'e baktı daha sonra bana doğru dönerek cevap verdi.
"Uyanmasını bekleyeceğiz! Ve benim tanıdığım Mehmet o kadar güçlü ki bunu da atlatacak!"diye mırıldandı. Tek dileğim Mehmet'in uyanması ve bu vicdan azabının ortadan kalkmasaydı! Benim yüzümden kimseye zarar gelmesini istemiyordum. Mehmet uyanır uyanmaz onun gönlünü alacaktım. Leyla bana sıcak bir kahve getirdikten sonra karşılıklı beraber içtik. Ve saatlerce Mehmet'in uyanmasını bekledik fakat durumunda bir değişiklik yoktu aklıma Araf gelince ona haber vermediğimi hatırladım ve cebimden telefonu çıkarmayı düşünürken telaştan evde kaldığını hatırladım.
"Sen nerelerdeydin? Mehmetle beraber seni çok aradık!"diye söylendi Leyla.
"Olanları da biliyorsundur o zaman! Babamla yaşadıklarımı!"diye mırıldandım başımı öne eğerek.
"Mehmet bahsetti! Buradayken soruyum sana Mehmet hep bana birinden bahsetti seni yanında zorla tutan birini! Bak eğer öyleyse bunu halledebiliriz benim abimin sağlam polis arkadaşları var o bu konuda bize yardım edecektir!"diye önerdi. Bende endişe içerisinde Leyla'nın sözünü kesip konuşmaya devam ettim.
"Hayır! Kimsenin beni zorla yanında tuttuğu falan yok! Mehmet bizi yanlış anladı!"diye açıklama yaptım boğuk çıkan sesimle.
"Emin misin yağmur! Bak eğer ondan korkuyor da!"devamını getiremeden araya girdim."Hayır korktuğum falan yok! Mehmet uyanınca onunla da konuşacağım bu meseleyi!"diye mırıldandım. Daha sonra bu konuyu değiştirmek için farklı bir soru yönelttim.
"Saat kaç?"diye sordum. Leyla bileğinde ki kol saatine bakıp"Beş buçuk!"diye cevap verdi. Az sonra Araf gelecek ve beni evde görmezse kaçıp gittiğimi düşünecekti.
"Leyla benim gitmem gerekiyor! Eğer Mehmet'in durumunda bir değişiklik olursa bana haber verir misin?"diye sordum.
"Veririm!"diyerek başıyla onayladı. Bende hemen hastaneden ayrılarak bir taksiye bindim. Umarım Araf benden önce eve gitmemiştir aksi takdirde çok kaba ve kırıcı konuşacaktı. Belkide dün söylediği gibi daha fazlasını yapabilirdi.Saatin kaç olduğunu bilmiyordum fakat hava çoktan kararmıştı ve büyük ihtimalle Araf eve gitmiş ve beni göremediğinde deliye dönmüştür. Eve vardığımda Araf'ın telaşlı bir şekilde arabaya bindiğini gördüğümde hemen ona seslendim. Araf öfkeden deliye dönmüş bir şekilde yanıma gelip kolumdan tuttu.
"Neredeydin sen? Bu saate kadar nerede ve kiminleydin? Yoksa kaçma planların mı vardı?"diye sordu kolumu sıkı bir şekilde tutarken. Konuşmama bile fırsat vermiyordu.
"Beni dinle!"diye çıkışsam da o benim aksime beni dinlemiyor bağırıp çağırıyordu.
"Dün gece sorduğun o sorular bu yüzden mi? Benim nasıl bir tepki vereceğimi öğrenip ona göre mi kaçma planları kuracaktın?"diye gürledi. Her ne kadar sıktığı kolumu ondan kurtarmaya çalışsam bile güçlü kolları buna izin vermedi.
"Ne kaçması? Kaçsam neden buraya geleyim?"diye çıkıştım yüksek sesle.
"Bilmem belki unuttuğun bir şeyler vardır! Onu almak için gelmişsindir!"diye kükredi. "Saçmalıyorsun! Kaçtığım falan yok acil bir işim vardı o yüzden dışarı çıktım!"diyerek açıklamaya çalıştım. Fakat Araf o kadar öfkeliydi söylediklerimi duyduğundan bile emin değildim.
"O çocukluk arkadaşın Mehmet'in yanında mıydın? Onunla mı kaçacaktın? Belkide korktuğu için seni yarı yolda bırakmış sende başka çaren olmadığı için gelmişsindir!"diye gürledi. Bu söyledikleri bardağı taşıran son damlaydı. Nasıl bu kadar iğrenç konuşabilirdi hemde şu an hastanede benim yüzümden canıyla mücadele ederken.
"Onun hakkında böyle konuşmana izin vermeyeceğim!"diyerek karşı çıktım.
"Neden? Kalbi mi kırılır sevgili arkadaşının?"diyerek dalga geçti. Araf'ın bu söylediklerinden sonra Araf'ı hızlıca itmiş ondan uzaklaşmıştım.
"O söylediklerinin hiç birini hak etmiyor! Hemde şu an hastanede canıyla mücadele ederken! Ama sen Araf sen o kadar kötüsün ki şu an yaşadığım acıyı bile umursamaz ve o hastanede benim yüzümden yatan adamın arkasından konuşur ancak dalga geçersin!"diye bağırdım yüksek sesle daha sonra göz yaşlarımı silip arkama bile bakmadan koştum. Sadece buradan uzaklaşmak ve Araf'ın yüzünü görmek istemiyordum. Fakat güçlü kolun beni durdurmasıyla duraksamak zorunda kalmıştım.Araf öfkesini kontrol etmek için önce derin bir nefes aldı daha sonra bakışlarını bana çevirerek sakin bir şekilde "Bana her şeyi anlat!"diye fısıldadı.
"Verdiği hasarın farkında olmayan insana neyi nasıl anlatacaksın. Bir kere ben sana bunu nasıl yaptım diye, ben seni nasıl bu hale getirdim diye üzülmeyen, bir kere kaybetme korkusuyla eli ayağına dolanmayan insana neyi anlatacaksın?"diye çıkıştım titreyen sesimle.
"Bende buyum işte kimsenin duygularını önemsemeyen kimseyi kaybetme korkusu ile elim ayağıma dolanmayan sadece kendi çıkarlarını düşünen kaba ve zorba bir adamım! Ama sen yağmur! Hala anlamadın mı?"diye sordu bana yaklaşarak.
"Sana karşı dünyanın en savunmasız insanıyım!"diye fısıldadı. Avuç içiyle yüzümü kavrayarak. Ben Araf'ın sözlerini idrak etmeye çalışırken yüzünü yüzüme yaklaştırdı daha sonra konuşmaya devam etti.
"Şimdi gidelim buradan ve sakin bir şekilde her şeyi anlat bana!"diye mırıldandı bende Araf'ın ellerini yüzümden çekerek aramızda ki mesafeyi açtım.
"Ben anlatırım! Peki sen anlayacak mısın?"diye sordum.
"Anlamaya çalışacağım!"diye mırıldandı daha sonra ben önde o da arkamdan yürüdü ve eve yetişene kadar ikimizde konuşmadık. Eve geldiğimizde Araf'ı takip ederek Arafla kaldığımız odaya geçtik. Araf önce beni büyük ve geniş yatağa oturturdu daha sonra kendisi de aynı şekilde yanıma oturdu.
"Hadi anlat! Sen konuşmanı bitirene kadar sana bir şey sormayacağım ve sözünü kesmeyeceğim!"deyip kollarını bağdaştırmış bir şekilde bana baktı. Bende derin bir nefes aldıktan sonra her şeyi anlattım. Neden hastaneye gittiğimi , Mehmet'in kazasını , her şeyi anlattım. Fakat bir şeyi anlatamamıştım. Evin önüne gelip beni buradan götürmek istediğini! Bunu duyarsa elinden geleni ardına koymayacaktı.
"Neden onun kazasından kendini suçlu buluyorsun?"diye sordu.
"Çünkü onu son gördüğümde gözlerinde bana karşı çok büyük bir hayal kırıklığı vardı!"diye mırıldandım. Daha sonra konuşmasına fırsat vermeden devam ettim.
"Beni başka bir adamın yanında görüyor! sen ona saldırmaya kalkıyorsun! Ve ben ona hiç bir açıklama yapamadan seninle gidiyorum!"diye fısıldadım.
"Öncelikle ona açıklama yapmak zorunda değilsin! Ayrıca başka biri diye bahsettiğin adam senin kocan!"diye çıkıştı sesini yükseltmeden.
"Ona açıklama yapmak zorundayım! Çünkü sen yokken o vardı! O hep benim yanımdaydı iyi günümde ya da kötü günümde hep beraberdik! Küçükken bana bir söz vermişti! Büyüdüğünde benim babamın yanından alıp uzaklara götürecek ve beni mutlu etmek için her şey yapacaktı! Bugün o sözü veren arkadaşım şu an hastanede ve canı için mücadele veriyor! Ama ben hiç bir şey yapamıyorum! Her günümde beni destekleyen adamın bugün en zor gününde yanında değilim! İşte benimde zoruma giden bu!"deyip göz yaşlarımı silecektim ki Araf benden önce davranıp göz yaşlarımı sildi daha sonra bana bakıp konuşmaya başladı.
"Bu durum her ne kadar hoşuma gitmemiş olsa da yarın sabah birlikte o arkadaşının yanına gideceğiz! Ama bunun için önce uyumalıyız! Çünkü bugün beni korkuttuğun kadar yordun! Her sinirlendiğinde beni böyle arkandan koşturacaksan seninle işimiz var!"deyip büyük ve geniş yatağa uzandı. Bende Araf'ın son söylediklerine tebessüm ederek yatağın diğer ucuna geçip gözlerimi kapattım. Sabah gözlerimi açmama sebep olan telefonuma gelen mesaj sesi olmuştu. Mesajı hemen açıp kimin gönderdiğine baktım.
Gelen mesaj Leyla'dandı."Mehmet uyandı! Sende gel hemen!"diye yazmıştı.
Ben Leyla'nın mesajına gülümseyerek hemen Araf'ı uyandırdım. Araf gözlerini açmaya çalışırken konuşmaya başladım.
"Hadi bir an önce hastaneye gidelim Araf! Mehmet uyanmış!"deyip hemen ayağa kalktım. Araf'ta her ne kadar söylense de o da ayağa kalkmıştı. İkimizde hazırlandıktan hemen sonra arabada ki yerlerimizi almıştık.
"Bakıyorum da gitmek için can atıyorsun!"deyip kaşlarını çattı.
"Evet! Çünkü uyandı! Mehmet'i görür görmez gönlünü almalıyım!"diye itiraf ettim gülümseyerek.
"Onunla görüşmene izin verdim fakat sanma ki bu böyle devam edecek! Sadece o bu hastaneden çıkana kadar onun yanında olabilir ona destek olabilirsin tabi yanında ben olmam şartıyla!"diye karşı çıktı.
"Sen hep böyle bizim peşimizde mi olacaksın?"diye sordum.
"Gerekirse evet!"diyerek net bir cevap verdi daha sonra konuşmama fırsat vermeden devam etti."Bu arada onun sana yapacağı en ufak yanlışta rahat durmam! Çocukluk arkadaşın veya hasta olması umurumda bile olmaz!"diye tısladı.
"Biliyorum!"diye mırıldandım.
"İyi o zaman çocukluk arkadaşınla aranda ki mesafeyi koruman gerektiğini de biliyorsundur!"diye tısladı. Araf'ın Mehmet'e bu kadar ön yargılı olduğunu anlamıyordum."Neden ona karşı bu kadar ön yargılısın?"diye sordum.
"Ona karşı değil herkese karşı tavrım bu!"diye açıkladı.
"Peki bana karşı?"diye sordum. Araf kısa bir süreliğine bakışlarını bana çevirdi fakat konuşmasına fırsat vermeden devam ettim. "Gerçi bu sorunun cevabını dün gece çok iyi gösterdin! Kaçmamı düşünerek!"diye mırıldandım. Araf kaşlarını çatarak konuşmaya başladı.
"Bana bundan bir gece önce bir güm eve geldiğinde beni bulamazsan vereceğin tepki nasıl olurdu diye soruyorsun! Daha sonra bir bakıyorum sen yoksun! Sence de verdiğim tepki normal değil miydi? Gittiğini düşündüm!"diye itiraf etti.
"Belki bugün değil ama bir kaç ay sonra bir daha gelmemek üzere gideceğim Araf!"diye söylendim.
"Bak! Gitmek yada kaçmak ile ilgili bir şey daha duymak istemiyorum! En azıdan o gün gelene kadar bu konuyu açma!"diye mırıldandı. Bende hiç bir şey demeden önüme döndüm. Yarım saat sonra hastanenin önündeydik hızla arabadan inip Mehmet'in kaldığı odaya doğru ilerledik. Leyla beni görünce sevinçten sarıldı daha sonra yanında ki Araf'a bakarak kim olduğunu sordu ben cevap vereceğim sırada Araf benden önce davrandı.
"Ben yağmurun eşi Araf!"diye tanıttı. Leyla şaşkın bir şekilde bana bakarken konuşmaya devam etti."Bize bundan hiç bahsetmemiştin yağmur! Biraz şaşırdım!"diyerek gülümsedi.
"Bizde yeni evlendik zaten! Neyse ben Mehmet'in yanına gideyim!"diye mırıldanıp Mehmet'in kaldığı odaya girdim. İçeri girdiğimde Mehmet şaşkın bir şekilde bana baktı.
"Yağmur sen buradasın!"diye mırıldandı gülümsemeye çalışarak.
"Nasılsın? Nasıl oldu bu kaza?"diye sordum."Dalgındım ve karşımda ki arabanın üzerime doğru geldiğini çarptıktan sonra anladım!"diye cevapladı.
"O dalgınlığının sebebi ben miydim? Benim söylediklerim yüzünden!"devamını getiremeden Mehmet konuşmuştu.
"Hayır! O gün zaten kötü bir çok olayla karşılaşmıştım! Kafam karışıktı ve kendimi çok çaresiz hissediyordum!"diye mırıldandı.
"Hem bana anlatman gereken şeyler yok mu? Mesela yanında ki o adam?"diye sordu. Araf'tan bahsettiğini anlamıştım derin bir nefes aldıktan sonra sorduğu sorunun cevabını verecektim ki içeriye Leyla ve Araf girmişti.
"O bahsettiğin adam benim kocam!"diye yanıtlayıp Araf'a baktım. Mehmet şaşkın bir yüz ifadesiyle hem bana hemde Araf'a bakıyordu.
"Nasıl yani siz gerçekten evli misiniz?"diye sordu. Araf yanıma yaklaşıp Mehmet'e baktı daha sonra cevabını verdi.
"Evet evliyiz! Yağmur benim karım!"diyerek net bir cevap verdi soğuk sesiyle.
"Evet Mehmet bende duyunca biraz şaşırdım ama bizim yağmurumuz artık evli!"diyerek araya girdi Leyla. Mehmet yaşadığı şoku hala atlamamıştı o söyleyemese de ben anlamıştım. Ben Mehmet'le konuşurken Araf ara ara konuşmayı bölüp benim yerime cevap veriyordu. Yarım saat sonra Araf ve ben hastaneden çıkarken Araf'a doğru dönüp konuşmaya başlamıştım.
"Mehmet'e olan bakışların sanki her an ona saldıracakmışsın gibiydi!"diye itiraf ettim arabaya yerleşirken.
"O adamı sevmediğimi biliyorsun! Buna rağmen buraya seninle geldim!"diye karşı çıktı."Gelmek zorunda değildin!"diye mırıldandım. Araf'ta kaşlarını çatarak önce bana baktı daha sonra arabayı çalıştırıp konuşmaya devam etti.
"Seni oraya tek başına yollayabileceğimi nasıl düşünürsün?"diye sordu sert bir şekilde.
"Neden düşünmeyeyim ki? Sonuçta biz gerçekten evli bir çift değiliz!"diye açıkladım.
"Bu hiç bir şeyi ifade etmiyor benim için! Sen benim resmi olarak eşimsin!"diye çıkıştı. "Neden sürekli hatırlatıp duruyorsun?"diye tısladım.
"Bilmem bunu söylemek hoşuma gidiyor!"diye mırıldandı dudaklarını alayla kıvırarak. Bir kaç dakika sonra Araf'ın sağa dönmesi gerektiği yerde sola doğru döndü.
"Neden sola döndün?"diye sordum.
"Kahvaltıda mı etmeyeceğiz?"diye sordu. Dakikalar sonra bir mekanın önünde park edip inmiştik mekana girer girmez bir adam karşılamıştı bizi. Ben ve Araf masaya yerleşirken Araf çoktan adamla konuşmuş ne getirmesi gerektiğini söylemişti. Kahvaltı gelene kadar her şey güzeldi fakat yan tarafta ki masada oturan iki kızın Araf'a bakıp bir şeyler fısıldadıklarını gördüm. Araf'a baktığımda pek umursamasa da bu durum beni rahatsız etmişti. Ben geriye yaslanmış Araf'ı dikizleyen kızlara bakarken Araf bana bakıp konuşmaya başladı.
"Neden yemiyorsun?"diye sordu kahvaltısını yapmaya devam ederken.
"Doydum!"diye mırıldandım. Araf önce bana daha sonra bakışlarını yan tarafımızda oturan kızlara baktı.
"Sen nereye bakıyorsun sinirli bir şekilde?"diye sordu. Yan tarafta ki kızları işaret ederek."Hiç kimseye bakmıyorum! Hem sende kahvaltını yap ta bir an önce gidelim buradan!"diye tısladım. Araf önce biraz düşündü daha sonra dudaklarını alayla kıvırarak konuşmaya başladı.
"Ha sen o kızlar için kalkmak istiyorsun!"deyip pişkin pişkin güldü.
"Ne alakası var? Hem ben niye onlar için kalkmak isteyeyim ki? Ben kendimi iyi hissetmediğim için kalkmak istiyorum!"diye çıkıştım.
"Daha sabah bir şeyin yoktu hatta benim aksime çok mutlu ve heyecan doluydun!"diyerek dalga geçti. Bir şey diyememiş başımı öne eğmekle yetinmiştim. Fakat Araf halinden oldukça keyifli gözüküyordu. Nihayet Araf'ta yemeğini yedikten sonra ikimizde ayağa kalktık. Fakat bizimle beraber o kızlarda ayağa kalkmıştı. Ben ve Araf'ı durdurup elinde ki telefonu Araf'a doğru uzatarak konuşmaya başladı.
"Bizi fotoğraf çeker misiniz?"diye sordu Araf'ta alayla gülümsedikten sonra kızın uzattığı telefonu elinden alacaktı ki ben daha önce davranıp elinden telefonu alıp onların fotoğraflarını çektim. Daha sonra Araf'ı kolundan tutup bu mekandan çıkardım. Araf'ın gülmemek için kendini tuttuğunu görsem de aldırmadım. Arabaya yerleşirken Araf'ın alayla bir şeyler mırıldandığını gördüm.
"Neden izin vermedin? Kızlar benden rica etmişti!"diye mırıldandı gülümsemeye devam ederek.
"Sadece buradan bir an önce ayrılmak için biraz daha hızlı davranıp ben çekmek istedim!"diye söylendim.
"Anladım!"deyip keyifli bir şekilde arabayı çalıştırdı.
"Ne anladığının benim için hiç bir önemi yok!"diye mırıldandım umursamaz bir şekilde. Daha sonra bakışlarını yola odakladı bende başımı geriye yaslayıp pencereden dışarıyı izledim kaldırımda yürüyen insanları, satıcıları , birbirlerinin ellerini sımsıkı tutmuş çiftleri ve bunlar gibi bir çok şey daha...Ben dışarıya odaklanmışken Araf'ın ani bir frenle arabayı durdurması bakışlarımı ona çevirmeme neden olmuştu. Araf'a doğru dönüp konuşmaya başladım.
"Ne oldu? Neden durduk?"diye sordum. Araf önce dikiz aynasına daha sonra bakışlarını bana doğru çevirdi.
"Takip ediliyoruz!"diye fısıldadı. Ben tedirgin ve ürkek bir şekilde Araf'a bakarken o da etrafını inceliyordu.
"Nasıl fark ettin?"diye sordum.
"Evden çıktıktan sonra siyah bir arabanın arkamızdan geldiğini gördüm aynı şekilde hastaneden çıkarken ve şimdi bu mekandan çıkarken! Sence bu tesadüf mü?"diye sordu daha sonra bir telefon görüşmesi yapıp arabayı tekrar çalıştırdı.
"Nereye gidiyoruz?"diye sordum korkumu belli etmemeye çalışarak.
"Bizi takip eden kimmiş onu öğrenmeye gidiyoruz!"diye açıkladı.
"Nasıl yapacağız bunu?"diye sordum.
"Sen sadece izle!"diye mırıldandı. Daha sonra tenha yollardan birine girdi benim içimde ki korku artıkça benim aksime Araf çok rahat gözüküyordu aklında bir şey vardı ve zerre korkmuyordu.
"Neden bu kadar rahatsın anlamıyorum? Bu durum seni de korkutmuyor mu?"diye sordum Araf kısa bir süreliğine bakışlarını bana doğru çevirdi daha sonra sorduğum soruya cevap verdi.
"Ben korkmayı değilde daha çok korkutmayı seviyorum!"diyerek alayla gülümsedi. Araf'ı anlamak çok zordu bu durumda bile dalga geçmeyi başarıyordu. Araf dar bir sokağa arabayı park edip bana baktı. Daha sonra arabadan inmemi işaret etti. Bende ürkek bir şekilde arabadan indim ve Araf'ı takip ettim. Bir duvarın arkasına geçip bir kaç dakika bekledik.
"Kimi bekliyoruz? Burada ne işimiz var? Araf lütfen gidelim ben korkmaya başladım!"diye mırıldandım Araf bana doğru dönüp konuşmaya başladı.
"Ştt her şey planladığım gibi gidiyor! Korkma hiç bir şey olmayacak!"diye fısıldadı. Daha sonra tam cevap vereceğim sırada Araf eliyle ağzımı kapattı.
"Beni burada bekle hemen döneceğim!"diye mırıldandı. Daha sonra ellerini üzerimden çekerek beni bırakıp gitti. Ne yapacağımı bilmez bir şekilde etrafı incelerken Araf'ın sesini duydum ve olduğum yerden doğrulup sesin geldiği yöne doğru ilerledim. Araf'ın sesi kulağım yaklaştıkça içimde ki korku tüm bedenimi ele geçiriyordu.
Nihayet görüş açıma Araf girdiğinde biri yerde acı içinde kıvranan adam ve Araf'ın arabaya yaslayarak yakasına yapıştığı başka bir adam daha! Ben Araf'a doğru ilerledikçe Araf'ın yakasına yapıştığı adama bağırarak soru sorduğunu duydum.
"Kimin köpeğisiniz lan? Sahibiniz kim sizin?"diye bağırarak konuşuyordu. Bir adım öne atıp Araf'a doğru baktım daha sonra konuşmaya başladım.
"Muhsinin korumaları."diye cevap verdim. Cevabım üzerine Araf bakışlarını bana doğru çevirdi.