*
Bir cadde arasında acıyı daha fazla kaldıramayan yorgun bedenim çöküyor kaldırımın köşesine. Ayağa kalkacak gücümü sokak lambasına tutunarak harcıyor usul usul akan göz yaşlarımı görmezden geliyordum. O gün orada çok güçlü durdum ama köşeyi dönünce yine yere çöktüm. Bazı köşeler senin zırhınmış bunu anladım.
Araf'ın yüzü tepkisizdi konuştuklarına kulak misafiri olduğum için bana kızacaktı fakat bu duyduklarımdan sonra bana kızsa bile sorun değildi. Araf'ın bilmemi istemediği şeylerden biri buydu küçük yaşta babasının sayesinde eroin içmesi! Bunu yapan bir baba olamazdı! Araf bana yaklaşarak aramızda ki mesafeyi uyandı.
Sen ne zaman uyandın?"diye sordu az önce ki söylediklerimi görmezden gelerek.
"Telefonda söylediklerin!"devamını getiremeden Araf sözümü kesip konuşmaya başladı."Duyduğun her şeyi unut!"diye kesin bir şekilde konuştu neden kendi hayatını bu kadar gizliyordu anlamıyordum bildiğim tek şey bu duyduklarımın sadece bununla sınırlı olmadığıydı.
"Araf neden kaçıyorsun geçmişinden? Baban sana gerçekten böyle bir şey yaptı mı?"diye sordum aynı şekilde. Araf'ın yüz hatları gerilmişti.
"Daha öncede söylemiştim geçmişim seni ilgilendirmiyor! Açıkçası benimle ilgili hiçbir şey seni ilgilendirmiyor!"diye çıkıştı kaşlarını çatarak. Bu konuyu geçiştirmesine izin vermeyecektim.
"Her zaman bana unutmam gerektiğini söyleyen sen şimdi sen unutuyorsun! Ben istesen de istemesen de senin karınım! Ve seninle ilgili her şey beni de ilgilendiriyor!"diye kesin bir şekilde konuştum Araf'ın çatılan kaşları yerini şaşkın bir ifadeye bırakmıştı.
"Anlaşmada sadece benim söylediklerimi yapmanla yükümlü olduğun yazıyordu! Benim geçmişimi sorgulamak veya öğrenmek değil! Sende her seferinde bu ayrıntıyı unutuyorsun ufaklık!"diye cevap verdi çatallaşmış sesiyle. Her seferinde haklı çıkmayı nasıl başarıyordu? Araf arkasını dönmüş adım atacağı sırada bileğinden tutup kalmasını sağladım. Araf önce tutuğum bileğine daha sonra bana baktı.
"Bu kadar kolay kaçmana izin vermeyeceğim! Benden istediğin kadar kaçabilirsin fakat geçmişinden o kadar kolay kaçamadığını biliyorum!"diyerek sesini alçalttım daha sonra konuşmaya devam ettim Araf bana odaklanmış bir şekilde söyleyeceklerimi duymak istiyordu.
"Neden her defa kaçmak yerine yüzleşmeye çalışmıyorsun? Belki bana neler olduğunu anlatırsan sana bu karanlıktan çıkmana yardım edebilirim! Bir kere şu inadını bir kenara bırak ve benden kaçmak yerine benimle konuş!"diye mırıldandım.
"Bana yardım ediyormuşsun gibi göstermeyi bırak! Benim senin yardımına ihtiyacım falan yok! "diye karşı çıktı.
"Ben bunları istediğim için yapıyorum! Benim amacım sana yardımcı olmak sadece!"diye tersledim. Araf kaşlarını çatarak tuttuğum bileğini kaba bir şekilde çekip bana baktı."Benden de geçmişimden de uzak dur! Emin ol bu senin yararına olacak! Aksini düşünürsen pişman olabilirsin!"deyip dışarı çıktı. Benden sakladığı o kadar şey vardı ki o anlatmadan hiç bir şeyi öğrenemeyecektim. Araf'ın arkasından bende dışarı çıktım Araf kısa bir süre bana baksa da bakışlarını benden çekip etrafı inceledi daha sonra bir şeyler mırıldanmaya başladı.
"Sende kendini iyi hissediyorsan gidelim artık! Fazla bile kaldık!"diye mırıldandı. Bende başımla onayladıktan sonra toparlanıp arabaya yerleştik. Araf tepkisizdi ve yola odaklanmıştı bende bakışlarımı Araf'tan çekerek başımı geriye yaslandım. Araba duraksadığın da beraber indik bizi ilk karşılayan eda olmuştu.
"Hoş geldiniz!"diyerek karşıladı bizi karşılaşma faslından sonra hep beraber içeri girdik hepimiz yerimizi aldıktan sonra Araf umursamaz bir şekilde konuşmaya başladı.
"Siz kaldığınız yerden devam edin! Ben çok yorgunum ve dinleneceğim!"diye mırıldanıp ayağa kalktı. Eda bana bakarak konuşmaya başladı.
"Nesi var bunun?"diye sordu boğuk çıkan sesiyle. Bakışlarımı edaya çevirip cevap verdim."Her zamanki hali!"diye geçiştirmeye çalıştım fakat edayı ikna etmek zordu.
"Bir şeyler var ama!"diye mırıldandı daha sonra konuyu değiştirip bana başka bir soru yöneltti.
"Nasıl geçti 1 hafta yoktunuz!"diye mırıldandı gülümseyerek bende tebessüm ederek cevap verdim."Güzeldi!"diye cevap verdim aynı şekilde.
"Araf'a yaramamış pek bu 1 hafta! Siz tartıştınız mı? Doğruyu söyle lütfen!"diye itiraf etti bende hayır anlamında başımı salladım. Ama eda o kadar uyanık ve inatçıydı ki inanmıyordu. Aklıma gelen fikirle ayağa kalkıp edaya baktım.
"Madem inanmıyorsun o zaman ben Araf'ı buraya çağırayım bir de o söylesin!"diyerek Araf'ın odasına yöneldim edanın arkamdan geldiğini fark etmem uzun sürmedi. Odaya geçer geçmez Araf'ın yanına ilerledim.
"Canım sana vakit ayıramadığım için bana hala kırgın mısın?"diyerek ellerimi Araf'ın boynuna doladım Araf bana şaşkın bir şekilde bakarken onun bu haline gülmemek için kendimi zor tuttum bunları sadece bizi kapıda gizlice izleyen eda için yapıyordum. Araf hala şaşkın bir şekilde bana bakıyordu.
"Ne?"diye mırıldandı şaşkınlığını üzerinden atamamış bir şekilde."Hadi ama ben çoktan unuttuğunu düşünmüştüm!"diyerek Araf'ı dürttüm Araf bir kaç saniye sonra her şeyin farkına varmıştı o da aynı şekilde alayla gülümseyip cevap verdi.
"Unutmadım her yapılan yanlışın bir cezası olmalı!"deyip beni kendine çekti bu sefer ben şaşkın bir şekilde Araf'ın ne yaptığına bakıyordum.
"Ne cezası?"diye mırıldandım başımı öne eğerek. Araf yavaşça yüzünü benim yüzüme yaklaştırdı daha sonra konuşmaya devam etti.
"Bunu söylemek pek uygun değil! En iyisi göstermek!"diyerek bana daha da yakınlaştı dudaklarımızın birleşmesine santim kala geri çekilip Araf'la aramızda ki mesafeyi açtım ve sahte bir o kadar da kızgın bir şekilde gülümsemeye çalışarak konuşmaya başladım.
"Eda bizi bekliyor gidelim mi?"diye mırıldandım yarı şaşkın yarı kızgın bir şekilde ben sadece biraz Araf'a yakınlaşıp edanın bu düşüncelerden kurtulmasını istedim fakat Araf bu oyunu aksine yine abartmıştı. Ben kapıya doğru ilerlerken eda çoktan gitmişti arkamda Araf'ı bırakarak dışarı çıktım benden hemen sonra Araf'ta yanıma gelmiş oturmuştu.
"Eda aramızda bir sorun olduğunu düşünüyor ben tersini söylüyorum ama bana inanmıyor bir den sen anlat!"diyerek tebessüm ettim. Araf'ta aynı şekilde konuşmaya başladı.
"Ben ve yağmurun arasında küçük bir tartışma bile olsa da bir kaç dakika sonra yağmur gelip özür diliyor! Bende onu hep affediyorum!"deyip alayla dudaklarını kıvırdı bende kaşlarımı çatarak cevap verdim.
"Abartma Araf! Hatırlatırım bir kaç gün önce yanıma gelip defalarca af diliyordun! Neredeyse ayağıma kapanacak duruma gelmiştin de ben izin vermemiştim!"deyip aynı şekilde bende gülümsedim. Bu söylediklerimden sonra eda kahkaha atmıştı tabi Araf'ta hemen kaşlarını çatmıştı.
"Doğru mu bunlar kuzen? Görsem bile inanmam!"diye devam etti gülmeye eda.
"Sen ne zaman benim birinden özür dilediğimi gördün? İşte bu sevgili karıcığımın abartılı hayal güçleri!"diye tısladı. Bir an Araf'ın benden özür dilediğini hayal ettim bu sadece hayal ettiğim küçük bir anı olarak kalacaktı. Çünkü Araf'ın özür dilemesi ancak hayallerimi süsleyebilirdi.
"Her neyse umarım aramızda bir sorun olmadığını anlamışsındır! Bizim aramızda ki bağ o kadar güçlü ki istesek te birbirimizden kopamıyoruz değil mi sevgili karıcığım?!"diye sordu gözlerimin içine bakarak bende yalandan gülümseyip cevap verdim.
"Ya çok güçlü aramızda ki bağ!"diye destekledim Araf'ı. Eda da anlamıştı artık aramızda bir sorun olmadığını. Araf ayağa kalkarak elini bana doğru uzatıp konuşmaya başladı.
"Şimdi izin verirsen karımla beraber bu uzun yolculuktan sonra dinlenmek istiyorum!"diye mırıldandı eda da başıyla onayladıktan sonra Araf'ın bana uzattığı elinin üzerine elimi koyarak ayağa kalktım. Terastan çıktıktan hemen sonra Araf'ın tuttuğu elimi bıraktım. Odaya geçer geçmez Araf kapıyı kapattı ben şaşkın bir şekilde Araf'a bakarken konuşmaya başladım.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen?"diye sordum öfkeyle solurken.
"Seni kurtarıyorum! Daha ne istiyorsun?"diye sordu aynı şekilde."Ben beni kurtarmanı istedin mi?"diye karşı çıktım.
"Bak benim amacım seni edanın bitmek bilmeyen sorularından kurtarmak! yurt dışıyla ilgili yanıtlayamayacağın bazı sorular sorabilir açık vermemen için seni buraya getirdim! Sen ne nasındın?"diye tersledi kaşlarını çatarak. Araf'ın yaptığı her şeyin mutlaka bir sebebi olurdu o hiç bir şeyi çıkarı yada başka bir nedeni olmadan yapmazdı.
"Benim hiç bir şey sandığım yok sadece!"devamını getiremeden Araf sözümü kesti ve konuşmaya başladı."Sadece ne? Biliyor musun artık beni önemsediğini falan düşüneceğim!"diye itiraf etti. Bende kaşlarımı çatarak konuşmaya başladım.
"Seni önemsediğimi mi düşünüyorsun? Seni önemsemek bu kulağa bile çok saçma geliyor!"diye açıkladım kızgın bir ifadeyle. Araf umursamaz tavrıyla konuşmaya devam etti.
"Bu benim için hiç bir şey ifade etmiyor! Sana da söylemiştim senin veya başkalarının ne hissettiği umurumda bile değil! Şimdi izin verirsen biraz uyuyacağım!"deyip karşı çıkmama bile izin vermeden büyük ve geniş yatağın bir ucuna sırt üstü uzanıp gözlerini kapattı.
"Ben ne yapacağım? Edanın da yanına gidemeyeceğime göre?"diye mırıldandım sessiz bir şekilde Araf gözlerini aralayıp bana baktı daha sonra hiç bir şey demeden tekrar gözlerini kapattı. Bende ne yapabilirim diye düşünürken odamızda ki balkona çıkıp temiz bir hava aldım daha sonra sandalyelerden birine oturarak başımı geriye yasladım ve gözlerimi kapattım Araf uyanana kadar bende burada dinlenebilirdim. Bir kaç saat sonra gözlerimi açtığımda kendimi Araf'ın büyük ve geniş yatağında bulunca ne zaman buraya geldiğimi düşünmeye başladım karşımda duran Araf'a bakarak konuşmaya başladım.
"Ben nasıl buraya geldim?"diye sordum uykulu gözlerimle."Eda bize seslendi her an içeriye girebilirdi bende risk almak istemediğim için seni buraya getirdim!"diye açıkladı.
"Beni uyandırabilirdin!"diye mırıldandım yataktan doğrularak Araf'a baktığımda ayna da saçlarını düzeltiyordu bir kaç saniye sonra bana doğru dönüp konuşmaya başladı.
"Uyandığına göre hazırlanmaya başlarsan iyi edersin! Fazla vaktimiz yok!"diye açıkladı bende ayağa kalkarak Araf'a baktım.
"Neye vaktimiz yok?"diye sordum düz bir şekilde."Benim için çok özel ve önemli biri sevgili karıcığımla tanışmak istiyor o yüzden bizi onun mekanında yemeğe davet ediyor!"diye itiraf etti dolabından siyah ceketini çıkarıp üzerine giyerek.
"Eda ne olacak?"diye sordum."O bu gece yok arkadaşlarında kalacakmış!"diye açıkladı.
"Ben dışarıda seni bekliyorum geç kalma!"diye emir verip yanımdan ayrıldı. Bende eda yüzünden Araf'ın odasına taşıdığım elbiselerimden mavi renkli olan uzun ve yırtmacı olan elbiseyi üzerime geçirdim ardından saçlarımı düzenli bir şekilde toplayıp hafif bir makyaj yapıp beyaz renginde olan topuklu ayakkabımı giyip dışarı çıktım. Karşımda duran eda ve Araf şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. İlk yanıma gelen eda olmuştu iltifat edip bakışlarını Araf'a çevirmişti.
"Çok şanslısın kuzen O kadar güzel bir eşin var ki her erkeğin hayallerini süsleyecek türden bir duru güzelliğe sahip!"diye mırıldandı. Araf bakışlarını benden ayırarak edaya cevap verdi.
"Hıhı!"diye fısıldadı sessiz bir şekilde daha sonra ikimizde arabada ki yerlerimizi aldık. Araf arabayı çalıştırdı.
"Kim için bu kadar hazırlık? Yani demek istediğim senin için bu kadar önemli ve özel olan kim?"diye sordum başımı öne eğerek.
"Bana hayatım boyunca hep destek çıkan biri!"diye mırıldandı. Kim olduğunu anlamasam da pek kurcalamadım.
"Demek seninde değer verdiğin birileri varmış! Sandığım kadar da duygusuz biri değilsin!"diye itiraf ettim. Araf kısa süreliğine bana bakıp konuşmaya başladı."Sadece hak edene değer veririm!"diye tısladı soğuk sesiyle.
"Bunu hak etmeleri için birilerini öldürmeleri falan gerekiyor herhalde!"diye tısladım aynı şekilde Araf kaşlarını çatarak konuşmaya devam etti.
"Sen benim her önüme geleni öldürdüğümü mü düşünüyorsun? Eğer öyle olsaydı şimdi yanımda oturabilir miydin?"diye çıkıştı. Bende kaşlarımı çatarak Araf'a geri cevap verdim.
"Bende bunu anlamıyorum ya zaten! Herkesi yaptığı bir yanlışın cezası olarak öldürebiliyorsun! Ama beni yanında tutuyorsun!"diye itiraf ettim.
"Sen farkında değilsin belki ama benim yanımda olman ölmekten de beter! Çünkü her an ne olacağını bilemezsin!"diye itiraf etti. Bende Araf'ı destekleyerek konuşmaya devam ettim.
"Bak bu konuda haklısın işte! Senin yanında olmak ölmekten de daha kötü!"diye çıkıştım. Araf'ta dudaklarını kıvırarak alayla konuştu.
"Bunu aklından çıkarma kendi canının güvenliği için benden uzak dur!"diye mırıldandı.
"Sadece 6 ay sonra senden sonsuza dek uzak duracağım merak etme!"diye tısladım. Araf'ta bu cümlem üzerine Araf kaşlarını çatmıştı.
"Bu kadar mı çok gitmek istiyorsun?"diye fısıldadı bakışlarını kısa bir süre yoldan çekip bana çevirerek.
"Bu da sorumu? Elimde olsa senden kurtulmak için zamanı 6 ay ileriye sarardım!"diye mırıldandım. Araf hala kaşlarını çatmış bir şekilde bana baktı fakat hiç bir şey söylemedi. Yüz hatları gerilmişti hatta bakışları az önce ki ifadesine göre daha sertti.Bir kaç saat sonra araba duraksadığın da Araf'ın soğuk sesi doldu kulaklarıma.
"İn!"diye emir verdi. Bende başımla onayladıktan sonra arabadan indim ve Araf'ta karşımızda büyük mekanın içerisine girdik bizi hemen bir garson karşıladı ve yerleşmemiz gereken masayı işaret etti ben ve Araf ileriye doğru ilerlerken garsonun bize işaret ettiği masada arkasına dönük bir adam oturduğunu gördüm arkasına doğru dönük olduğu için sadece beyaz kır renginde olan saçlarını görebiliyordum. Masanın önüne gelir gelmez sadece arkasından gördüğüm adam ayağa kalktı ve bize doğru döndü. Fakat karşımızda gülümseyerek bize bakan bu adamı görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Bu adam babamın beni görüştürmeye çalıştığı ve benim karşı çıktığım o adamdı.
Ben yaşadığım şokun içinden hala çıkamamış bir şekilde karşımda ki adama bakarken Araf'ın beni dürtüp elini bana doğru uzatmış o adama karşılık vermemi işaret ediyordu. Bende elimin titremesini kontrol ederek karşılık verdim ve hemen Araf'ın yanında ki sandalyeye oturdum.
"Eşim yağmur! Bu da benim yakında beraber bir projeye girecek olan ayrıca dedemin en yakın dostu olan Muhsin bey!"diye tanıttı. Ben tepki veremiyordum sadece buradan bir an önce gitmek istiyordum. Adının Muhsin olduğunu öğrendiğim bu adam siparişleri verirken ben sadece başımı öne eğmekle yetinmiştim.
"Araf çok şanslı gözüküyorsun bu derecede güzel ve narin bir bayanın eşi olduğu için!"diye iltifat etti. Bu adamın ettiği iltifatlar kulağımı tırmalıyordu. Araf başını olumlu bir şekilde sallarken iş konuşmaya başlamışlardı. Fakat o adamın iğrenç bakışlarını her ne kadar başımı öne eğsem de üzerimde hissediyordum.Bir kaç dakika sonra yemekler ve içki şişesi gelmişti. Karşımızda ki adam Araf'a bir bardak doldururken bir yandan benimle konuşuyordu.
"Siz de içer misiniz?"diye sordu nazik bir şekilde. Cevap vereceğim sırada Araf benden önce davranıp konuşmaya başladı.
"O içmiyor!"diye yanıtladı.
"Lütfen bir kadeh için buraya gelip te içmeden giden hep pişman oluyor!"diye mırıldandı.
"Peki teşekkürler!"deyip bana uzattığı kadehi aldım. Bunu sadece karşımda ki bu adama olan öfkemden ve beni yatıştırması için içmek istiyordum belki biraz kafam dağılırdı diye düşündüm Araf'ın kulağıma doğru eğilmesiyle bana bir şeyler söylemek istediğini fark etmiştim.
"Bunun hesabını vereceksin daha sonra!"diye fısıldadı fakat ben pek umursamamıştım. Araf ve karşımda ki orta yaşlı bu adam iş konuşurken bende içtikçe kadehimi yeniliyordum. Yaklaşık yarım saat sonra vücuduma yayılan zararlı sıvı etkisini göstermeye başlamıştı yavaş yavaş başımın döndüğünü hissediyordum.Araf'a doğru dönüp konuşmaya başladım.
"Ne zaman kalkarız? Buradan bir an önce gitmek istiyorum!"diye fısıldadım.
"Neden?"diye sordu kaşlarını çatarak bende bulduğum ilk bahaneyi söylemiştim."Uykum var işte!"diye çıkıştım sesimi yükseltmeden.
"Bugün yeterince uyuduğunu düşünüyordum!"diye mırıldandı.
"Sen gelip uyandırınca uykum yarıda kalmıştı!"diye söylendim.
"Az sonra kalkarız!"diye mırıldandı aynı şekilde bende olumlu anda başımı salladıktan sonra bardağımda ki son yudumu tek dikişte içtim ve etrafı incelemeye başladım. Bir kaç kez Araf'ı kalkmak için dürtsem de Araf beni dinlemiyordu başım giderek ağrırken ellerimi başımın arasına alıp bu ağrının bir an önce dinmesini diledim. Bir kaç dakika sonra hepimiz ayağa kalktığımızda vedalaşmak için ayrılırken dengemi kaybedecek duruma gelmiş ve sarsılmıştım ki Muhsin denen o adamın dengemi tamamen kaybetmemem için kolumdan tutarken hızla ellerini üzerimden çekip konuşmaya başladım.
"Çek ellerini üzerimden!"diye çıkıştım Araf'ın yanıma gelmesiyle ona tutundum.
"İyi misiniz?"diye sordu şaşkın bir şekilde.
"Değilim sizin olduğunuz bir ortamda nasıl iyi olabilirim?"diye çıkıştım bunu cesaretimden mi yoksa vücudumda dolaşan kan damarlarında ki içki yoğunluğundan yüzünden mi söyledim bilmiyordum. Araf kaşlarını çatıp bana baktı.
"Ne diyorsun sen?"diye fısıldadı kulağıma doğru.
"Doğruları söylüyorum Araf bu adam göründüğü kadar iyi biri değil!"diye itiraf ettim.
"Araf bey sanırım eşiniz pek iyi gözükmüyor! Onu buradan götürmeniz daha iyi olacaktır!diye açıkladı Araf'ta başıyla onayladıktan sonra düşmemem için beni sıkıca tutarken arabaya doğru ilerledik. Fakat Araf'ın beni arabayla kendisi arasında sıkıştırmasıyla gözlerimi büyüttüm.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen ? Amacın beni rezil etmek mi?"diye gürledi bende gözlerimin dolmasına engel olamadan konuşmaya başladım.
"Hayır ben sadece!"devamını getiremeden Araf sözümü kesip tekrar bağırmaya başladı."Senin derdin ne?!"diyerek tekrar çıkıştı ağlamamak için ne kadar çok diretsem de göz yaşlarım benden habersiz akmıştı.
"Doğruyu söylüyorum neden inanmıyorsun? O adam çok kötü biri!"diye mırıldandım."Sen onu ne kadar tanıyorsun da onu bana bu kadar emin bir şekilde kötüleyebiliyorsun?!"diye gürledi soğuk sesiyle bende ellerimi başıma götürerek ağrıyan başımın acısını umursamadan konuşmaya devam ettim.
"Bunu sana söyleyemem! Ama bana İnan Araf!"diye fısıldadım. Araf söylediğim her kelimeye daha da kızıyordu.
"Sana neden inanayım? Bana söyleyemediğin ne var?!"diye sordu öfkesini kontrol ederek. Ayakta duracak gücümün olmadığını hissediyordum artık! Araf'ın sorduğu soruya cevap verememiştim. Ben sustukça Araf daha çok öfkeleniyor daha çok bağırıyordu.
"Cevap ver bana! Benim bilmediğim ne var? Az önce içeride neden böyle davrandın?"diye sordu. Dayanamayarak yere doğru çöktüm ve başımı arabaya doğru yasladım bir kaç saniye sonra Arafta aynı şekilde çömeldi.
"Bana cevap vermek zorundasın! O adamı nereden tanıyorsun?!"diyerek sorusunu yineledi. "Bana inanmanı istiyorum sadece! Bana İnan ve o adama güvenme!"diye fısıldadım gözyaşlarımı ellerimin tersiyle iterek. Araf'a bunu nasıl söyleyebilirdim! O adamın beni satın alacağını nasıl söylerdim bilmiyorum sadece utanıyordum kendimden değilse bile babamdan onun bu kadar nasıl alçaldığına! Araf kolumdan tutarak beni kaba bir şekilde ayağa kaldırdı ve tekrar konuşmaya başladı.
"Buna engel olan ne? O adamla ne yaşadın da bunu benden saklıyorsun?"diye sordu.
"Sen ne ima etmeye çalışıyorsun?"diye sordum ayakta zor Durmuş bir şekilde.
"O adamla bana anlatamayacağın kadar özel ne geçti aranızda?! Yoksa!"devamını getiremeden kalan son gücümle Araf'ı itip onun benden uzaklaşmasını sağladım. Bunu nasıl düşünebilirdi! O adamla beni aynı kefeye koyup bu kadar iğrenç bir şeyi nasıl düşünürdü?
"Her seferinde bana bunu nasıl ima edersin? Benim böyle bir şey yapacağımı nasıl düşünürsün Araf? Ben o kadar alçalmadım belki ama bugün sen benim gözümde o kadar alçaldın ki! Bunu sana anlatmaya kalksam yine anlamazsın!"diye karşı çıktım göz yaşlarımı elimin tersiyle iterek.
"Benim yaşadığım hayatta bakınca para kazanmak için bu yola başvurduğumu düşünebilirsin! Ama ben bunu hiç bir zaman aklımın ucundan bile geçirmedim! Geçirmem de! Ve bugün burada yaşananları bana ima ettiğin bu şeyi hayatım boyunca unutmayacağım"diye mırıldandım daha sonra arabaya tutunarak ilerlemeye başlayacaktım ki gözlerimin birden bulanıklaşmasıyla dengemi kaybettim fakat Araf'ın beni sıkıcı belimden tutmasıyla ona tutundum.
"Bırak beni!"diye karşı çıksam da Araf beni bırakmadı."İyi değilsin! Ayakta bile zor duruyorsun!"diye tısladı beni iyice kavrayarak.
"Sen neden her seferinde beni bu kadar incitiyorsun?"diye fısıldadım. Başımı onun omzuna yaslayarak.
"Artık her şeyi anlıyorum, sen sevginin çözüm olamayacağı kadar kötü birisisin!"diye mırıldandım. "Keşke sana her şeyi anlatabilseydim!"diye cevap verdi mırıldanarak.
"Neden? Neden bu kadar nefret dolu için?"diye sordum. Araf beni kendine çevirerek elini yüzüme yerleştirdi daha sonra sorduğum soruya cevap verdi.
"Neden nefrete sevgiden daha çok önem veririm biliyor musun yağmur? Çünkü nefretin sahtesi olmaz!"diye fısıldadı kulağıma doğru. Daha sonra cevap vermeme izin vermeden beni sıkıca kavrayarak arabaya yerleştirdi ve vakit kaybetmeden arabaya çalıştırdı Yarım saat sonra araba duraksadığın da geldiğimizi anlamıştım.
Araf arabadan iner inmez benim kapımı açıp inmem için bana yardım etti daha sonra evin kapısını çalıp beni kucağına alıp odasına bıraktı daha sonra konuşmaya başladı.
"Üzerini değiştirebilir misin yoksa yardım"devamını getiremeden konuşmaya başladım.
"Gerek yok!"diye fısıldadım. Araf'ta odadan çıktından sonra zor olsa da üzerimi değiştirmiş yatağın diğer ucuna geçtim bir kaç saniye sonra kapının açılmasıyla Araf'ın denizimsi kokusu yayıldı burnuma daha sonra Araf'ın da yatağa uzanmasıyla bakışlarımı o tarafa doğru çevirdim Araf'ın beni kendine çekmesiyle kendimi yine onun göğsünde bulmuştum bu sefer ona karşı çıkacak gücüm yoktu.
"Senden uzak durmam gerektiği yerde neden ben hep kendimi burada buluyorum?"diye fısıldadım Araf'ın denizimsi kokusunu içime çekerek. Hatırladığım tek şey Araf'ın kokusuyla beraber gözlerimi kapatmam ve Araf'ın kulağıma doğru eğilerek;
"Çünkü ne yaparsan yap tüm yolların bana çıkıyor ufaklık."diye fısıldayışıydı.