10.BÖLÜM

2655 Words
* Sabah gözlerimi edanın kapıyı tıklatmasıyla açtım bir kaç dakika sonra eda kapıyı açıp içeri geçti bende yavaşça Araf'tan ayrılarak edaya baktım. "Sizin için çok güzel bir kahvaltı hazırladım hadi gelin."diye tebessüm edip odadan çıktı bende Araf'ı dürterek uyanmasını sağladım. Araf'ta ayağa kalkarak banyoya geçti bende yatağı düzenledikten sonra odadan ayrıldım ve edanın yanına gittim. Gerçekten de çok güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. "Keşke beni de uyandırsaydın beraber yapardık."diye mırıldandım gülümseyerek. Bir kaç dakika sonra Araf'ta geldikten sonra hep beraber kahvaltımızı yapmıştık. "Kuzen ofise giderken beni de yol üstü bırakır mısın?"diye sordu eda Araf'a doğru bakarak. "Bugün işe gitmeyeceğim evde çalışacağım."diye mırıldandı hala kahvaltısını yapmaya devam ederken. "Sevgili karını evde yalnız bırakmak istemiyorsun sanırım."deyip sinsice güldü eda bana bakarak. "Ya sevgili karıcığımı bir saniye görmesem çok özlüyorum."deyip alayla gülümsedi. Ben utançtan başımı öne eğerken ikisi de alayla gülüyorlardı. Kahvaltıdan sonra eda dışarı çıkarken Araf odasında çalışıyordu. Kapının çalınmasıyla kapıya doğru ilerledim gelen Araf'ın ortağı ve en iyi dostu Burak'tı bana Araf'ı kurtarmama yardım eden kişiydi. "Hoş geldin."diye selamladım o da aynı şekilde tebessüm ederek içeri geçti."Araf nerede?"diye sordu. "Odada."deyip elimle işaret ettim daha sonra elinde bazı dosyalarla Araf'ın yanına geçti. Aslında konuştuklarını merak etmiyor değildim kapıya yaslanıp konuştuklarını dinlemek istedim. Daha çok Burağın sesini duyuyordum. "Nasıl oldu omzun?"diye sordu. Bu soruyu sorması iyi olmuştu bende merak ediyordum fakat onun için meraklandığımı düşünsün istemiyordum. "Biraz daha iyi."diye kısa bir cevap vermişti çatallaşmış sesiyle. "Büyük planı ne zaman harekete geçiriyoruz?"diye sordu Burak ciddi çıkan sesiyle. İlk bir kaç saniye hiç ses duymadım büyük plan derken neyden bahsediyorlardı? "Hemen yarın akşam!"diye net bir cevap vermişti Araf kalın ve sert sesiyle. "Sen daha tam iyileşmedin bile Araf! Bir kaç gün daha erteleyebiliriz!"diye bir öneride bulundu. "Her an elimizden kaçırabiliriz! Risk alamayız bu durumda sen gerekli olan her şeyi hazırla yarın akşam başlıyoruz!"diye kesin bir cevap verdi Araf gergin çıkan sesiyle. Ben hala neyden bahsettiklerini anlamıyordum. "Bu durumda eşin ne olacak! Biliyorsun onların ne yapacağı belli olmuyor biz oradayken yengeye zarar verebilirler!"diye mırıldandı. Burağın bahsettiği yenge ben oluyordum sanırım! "Onu da düşündüm biz oradayken yağmuru babaannemlerde bırakacağım! Orası daha güvenli!"diye cevap verdi Araf! Beni düşünmesi birden bire hoşuma gitmişti. Fakat hala nereye gideceklerini öğrenememiş olmam canımı sıkmıştı. Tehlikeli bir iş olduğu kesindi benim güvenliğim için bu kadar tedbir aldığına göre yapacakları iş hiç güzel değildi. Kapının birden açılmasıyla tüm dengemi kaybedip yere düşüyordum ki güçlü iki kolun beni son anda tutmasıyla yere düşmekten kurtulmuştum. Bu Araf'tı çatılan kaşlarıyla bana bakıyordu. "Bizi mi dinliyordun sen?"diye sordu Beni hala sıkıca tutmuş bir şekilde. "Hayır ben bir şeye ihtiyacınız var mı diye soracaktım!"diye geçiştirmeye çalıştım fakat Araf inanmamıştı. "Ayağı kalkacak mısın artık? Yoksa böyle kalmayı mı planlıyorsun?"diye sordu. Bende hemen toparlanarak Araf'ın kollarından kurtuldum. "Aslında ben bir soğuk su alsam çok iyi olacak!"diye seslendi arkadan Burak bende hemen bu fırsatla Araf'ın yanından ayrıldım ve hızla mutfağa doğru ilerledim. Arkamdan Araf'ta gelmişti. "Ne kadarını duyduğunu bilmiyorum ama umarım yanlış bir harekette bulunmazsın!"diye uyardı. Bende çatılan kaşlarımla Araf'a baktım. "Neden bana karşı bu kadar ön yargılısın? Yaptığım ve yapacağım her şey için uyarıp duruyorsun!"diye karşı çıktım. "Ben sadece yanlış bir şey yapmanı önlemeye çalışıyorum!"diye tersledi. "Ben küçük bir çocuk değilim ne yaptığımın farkındayım!"diye tısladım daha sonra elimde ki su bardağını alıp Araf'ın odasına doğru ilerledim ve elimde ki bardağı vakit kaybetmeden Burağa verdim. Burak'ta bana bardağı nazik bir şekilde verdikten sonra odadan ayrıldım. Ben çıktıktan hemen sonra Araf kapıyı kapatıp Burağa bir şeyle söyledi. Bende aynı şekilde söylediklerini kapının arkasından dinlemeye çalıştım. "Kız hazır mı?"diye sordu Araf burağa! Kız derken bu iş sandığımdan da ciddiydi. "Hazır ama ben bu işi yapacağından pek emin değilim!"diye mırıldandığını duydum burağın. "Yapacak yapmak zorunda! Sende biliyorsun bu günü ne kadar çok beklediğimi! Bir aksilik olmayacak her şey planladığımız gibi gitmek zorunda!"diye tısladı. Ben hala ne olduğunu anlayamıyordum planladıkları ne? Öğrenmek zorundaydım. Sesin birden kesilmesiyle kapıdan uzaklaşıp mutfağa doğru ilerledim sanırım Burak gidiyordu. Bende elimde ki bardağı masaya bırakarak burağı geçirdim. Burak arabasına binerken kapıyı kapattım fakat iki elin arkamdan kapıya yaslamasıyla Araf'a doğru döndüm. "Ne yapıyorsun sen?"diyerek kollarından kurtulmaya çalıştım fakat Araf izin vermedi."Bizi dinlediğini biliyorum!"diye mırıldandı. "Ne demek istiyorsun sen?"diye çıkıştım sert bir şekilde. "Yarın akşam sakın bir delilik yapıp peşimden gelme! Yoksa bu hayatında yapacağın en büyük yanlış olur!"diye mırıldandı kulağıma doğru eğilerek. "Yanlış mı doğru mu bırak ben karar veriyim!"diye fısıldadım aynı şekilde daha sonra onu iterek aramızda ki mesafeyi açtım ona bu kadar yakın olmam kendimden geçmeme sebep oluyordu aramızda ki mesafeyi korumam gerekiyordu. Araf'a baktığım da bu ani hareketime kaşlarını çatmıştı. Kapının bir kez daha çalındığını duyunca vakit kaybetmeden açtım gelen edaydı. "Beni artık kapılarda mı karşılamaya başladınız yoksa?"deyip gülümseyerek içeri geçti Araf tepkisiz bir şekilde odasına geçti ben ve eda ise terasa çıkmıştık. "Araf neden bu kadar gergin?"diye sordu oturur oturmaz."Bilirsin işte her zaman ki hali!"diyerek geçiştirmeye çalıştım. "Bana hala o gece için kızgın mı? Sende biliyorsun Araf'ın bu kadar büyük bir tepki vereceğini bilmiyordum!"diye mırıldandı başını öne eğerek. Bende edanın ellerinden tutarak bana bakmasını sağladım. "Hayır lütfen böyle düşünme biz bunları çoktan atlattık!"diyerek edayı teselli etmeye çalışmıştım. "Araf'ın hayatına girdiğinden beri çok değişti farkında mısın?"diye sordu. Araf ve değişmek hiç sanmıyordum o hala tanıdığım gibiydi. Tam edaya cevap veriyorum ki tanıdık sesin araya girmesiyle duraksadım. "Değişmek? Kuzen beni bugüne kadar hiç tanıyamamışsın! Eğer ki tanısaydın benim kimse için değişmeyeceğimi bilmen gerekirdi!"diye mırıldandı yanımıza doğru yaklaşarak. Doğru tahmin etmiştim Araf'ın değişmesi imkansız gibi bir şeydi. "Benim içeride biraz işim var!"deyip ayağa kalktım fakat Araf'ın kolumdan tutup geri oturmamı sağlamasıyla kaşlarımı çatarak ona baktım. "Bırak şimdi işi ne güzel konuşuyoruz işte!"deyip alayla gülümsedi. Aynı şekilde eda da gülüyordu. "Sevgili karıcığım sanırım beni ne kadar sevdiğini anlatıyordun edaya ben gelince de utanıp kalkmak istedin!"deyip oturduğu sandalyeyi biraz daha bana yaklaştırdı. Araf'ın bu halleri beni iyice sinir etmeye başlamıştı fakat bir yandan da mutlu etmişti. Nasıl bir tepki vereceğimi bile bilemez hale gelmiştim."Hayır Tabiki!"diye çıkıştım birden eda bana şaşkın bir şekilde bakıyordu bende hemen toparlanıp gülümseyerek devam ettim. "Hayır sana olan sevgimi sadece dile getirmek bu birbirimize olan aşkımıza haksızlık olur demek istemiştim!"deyip gülümsedim eda da tebessüm edip bana baktı. Araf başını öne eğmiş gülmemeye çalışıyordu. "Siz ne kadar güzel bir çiftsiniz öyle Allah herkese ikinizin aşkından nasip etsin!"deyip başını gökyüzüne çevirdi. Ben ve Araf'ın aşkı! Gerçekleri bilse bu cümleyi kurduğuna pişman olacağından eminim çünkü orta da aşk yok! Sadece birbiriyle sürekli kavga edip birbirini kıran üzen bir çift vardı! "Öyle deme belki bizden çok daha iyileri vardır!"diyerek gülümsedim. Araf bakışlarını bana doğru çevirmişti fakat yüzünde hiç bir tepki yoktu. "Sizden daha iyisi var mı bilmem ama benim gözümde en güzel çift sizsiniz!"deyip önce benim elimi tuttu daha sonra Araf'ın elini tutarak ben ve Araf'ın elini birleştirdi. "Umarım her zaman elleriniz gibi birbirinize sımsıkı tutunur birbirinizi hiç bırakmazsınız!"diye mırıldandı. Ben önce Araf'la birleşen elimize daha sonra Araf'a baktım o her zaman ki gibi tepkisizdi fakat yüz hatlarının gerildiğini görebiliyordum. Şu an Araf'ın ne hissettiğini bilmeyi o kadar çok isterdim ki! Sanki tek bir Dilek hakkım olsa her şeyi bir kenara bırakıp Araf'ın şu an için ne hissettiğini bilmek isterdim. Fakat eminim o buna bile izin vermezdi duygularını o kadar iyi saklayabiliyordu ki onun hakkında tahmin de bulunmak bile imkansızdan farksızdı. Araf'ın telefonun çalınmasıyla birleşen ellerimizi birbirinden ayırıp ayağa kalktı. "Ben gerekli olan açıklamayı burağa yaptım her şeyin kusursuz olmasını istiyorum bir aksilik olacağı takdirde ne olacağını söylememe gerek yoktur her halde!"diye mırıldandı bizim duymayacağımız bir şekilde fakat ben Araf'a yakın olduğum için konuştuklarını duyabiliyordum. "Yarın akşam olacak saati birazdan size bildiririm!"diyerek telefonu kapattı ve tekrar yanımıza döndü. "Yoğunsun sanırım bu aralar!"diye konuşmaya başladı eda ince çıkan sesiyle Araf'ta başıyla onayladı. "Umarım iş bahanesiyle eşini ihmal etmiyorsundur!"diyerek tebessüm etti. "Bu soruyu bana sormaman gerekirdi! Bu sorunun cevabını ancak yağmur verebilir değil mi?"diyerek bana doğru baktı bende yalandan bir tebessüm ederek Araf'a baktım. "Ah evet edacığım Araf işleri yüzünden bana zaman ayıramıyor!"deyip alayla gülümsedim Araf bana kaşlarını çatarak bakarken eda da Araf'a aynı şekilde bakıyordu. "Bu böyle olmaz hemen arkadaşımı arıyorum ve size çok güzel bir masa ayırtıyor bu akşam yemeği dışarıda yiyeceksiniz!"deyip cebinden telefonu çıkardı bende hemen edaya doğru dönüp telaşlı bir şekilde konuşmaya başladım. "Hayır hayır hiç gerek yok! Ben zaten aç değilim!"diye ikna etmeye çalışsam da eda çoktan arkadaşını arayıp rezervasyonu yapmıştı Araf'a baktığımda sinsice gülüp kulağıma doğru eğildi. "Sen kaşındın! Ayrıca bana bunu söyleseydin ben biraz daha çok zaman ayırırdım sana!"diye fısıldadı bende kaşlarımı çatarak Araf'a baktım. "Böyle bir şey olacağını tahmin etseydim bunu asla söylemezdim!"diyerek edanın duyamayacağı bir şekilde çıkıştım. Eda ayağa kalkarak bana baktı. "Hadi o zaman seni bir an önce hazırlayalım!"diyerek elimden tutup beni odasına doğru götürdü her şeyi kendi elimle batırmıştım nereden çıkmıştı bu yemek? Bir daha Araf'ı sinirlendirmek için böyle konuşmayacaktım sonucu hep beni etkiliyordu. Eda dolabından bana göre kısa bir elbise çıkardı diğerlerine göre kısa değildi fakat üst taraftan fazla açıktı eda beni dinlemeden hemen saçlarımı söküp düzleştirdi daha sonra gözlerimi abartmayacak bir şekilde boyadıktan sonra dudaklarıma kırmızı bir ruj sürmüştü. "Eda bu rujun rengi çok abartılı ben bu şekilde çıkamam!"diye karşı çıksam da eda beni dinlememişti. Nihayet Araf'ın bize seslendiğini duyunca çok bekletmeden dışarı çıkmıştık. Araf beni incelerken bende Araf'ı inceliyordum. Beyaz bir gömlek giymişti fakat bu gömlek o kadar dardı ki Araf'ın tüm vücut hatlarını oraya sermişti saçları her zaman ki dağınıktı. Eda beni Araf'ın önüne itip konuşmaya başladı. "Bizim kıza dikkat et! Bugün tüm gözler bizim kızın üzerinde olacak!"deyip tebessüm etti Araf tepkisizdi. "Ben güzel bir cümle duyamadım? Karına ne kadar güzel olduğunu söylemeyecek misin kuzen?"diye sordu. Araf toparlanarak bakışlarını edaya çevirdi. "Geç kalıyoruz gitmemiz gerek!"deyip kapıyı işaret etti. Araf'tan yalandan bile olsa güzel bir cümle duymak isterdim fakat o kadar kaba ve sert biri ki bu cümleleri yalandan bile olsa söylemezdi. Arabaya yerleştikten sonra Araf arabayı çalıştırdı ve evden uzaklaştık. "Edaya neden bu evliliğin bir anlaşma üzerine kurulduğunu söylemiyoruz? Eğer bilseydi bugün tüm bunlara gerek kalmazdı!"diye mırıldandım. Araf kısa bir süre bakışlarını bana doğru çevirdi. "Edaya güvenmiyorum! Ayrıca sen bugün o cümleyi kurmasaydın tüm bunlara gerek kalmayacaktı bir hata yaptın ve cezasını ödemek zorundasın!"diye tısladı. "Ben böyle bir şey yapacağını bilmiyordum."diye karşı çıktım sesimi çok yükseltmeden. "Neyse olan oldu artık tek istediğim bir an önce eve gidip uyumak senin aksine benim yönetmem gereken bir ofis ve yapmama gereken işler var!"diye tersledi. "Yanlış söyledin ben sana düzelteyim! Yapman gereken bir iş yerine işlemem gereken bir sürü suç var demeliydin!"diye mırıldandım. Bu cümlem üzerine Araf aniden frene basarak arabayı durdurdu. "Sende o suçlardan biri olmak istemiyorsan sus!"diye çıkıştı sesini yükselterek. Bende hemen bakışlarımı Araf'tan çektim bir kaç saniye sonra Araf arabayı tekrar çalıştırdı.Nihayet büyük bir Restaurant'tın önünde durmuştuk Araf ve ben arabadan indik ben bu büyük ve pahalı olan Restaurant'ı incelerken Araf çoktan içeri geçmişti bende Araf'a yetişmek için adımlarımı hızlandırdırmak zorunda kalmıştım. Garson bize oturacağımız masayı gösterirken ben etrafı inceliyordum her yer büyük ve uzun camlarla çevriliydi ve kullanılan ışıklandırmalar göz yormayacak türdendi. Araf tam benim karşımda oturmuştu bakışlarını bana sabitlemişti bende aynı şekilde Araf'a bakarken bitmek bilmeyen telefon sesi duyulmuştu Araf'ın telefonu çalıyordu. Yine ayağa kalkmıştı telefonla konuşmak için! Benim yanımda neden konuşmadığını merak etsem bile fazla kurcalamak istemedim zaten fazlasıyla gergin gözüküyordu şu durumda üstüne gitmemek yapılacak en doğru şeydi. Araf büyük bir telaşla yanıma gelip konuşmaya başladı. "Bak benim çok acil bir işim çıktı çıkmam gerekiyor!"diye tısladı yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğu kesindi. "Ben ne olacağım?"diye sordum. "Burak az sonra gelip buradan seni alacak!"diye söylendikten sonra hızlı bir şekilde çıktı Araf'ın bu telaşlı hali beni de tedirgin etmişti. Hazırladıkları büyük plan ile ilgili bir prüz çıkmıştı sanırım!Yarım saat sonra Burak gelmişti onunda yüzünde ki tepki Araf'tan farksız değildi fazlasıyla tedirgin gözüküyordu. "Hadi yenge bir an önce buradan çıkalım!"diye açıklamada bulundu. "Ne oldu Burak? Araf neden apar topar gitti? Neden ikinizde bu kadar endişeli gözüküyorsunuz?"diye sordum. "Bu konu hakkında bilgi veremem ben sadece bana söyleneni yerine getirmek zorundayım yoksa Araf dost falan demez beni de öldürür!"diye itiraf etti. Burak Araf'ın aksine biraz daha saftı. "Bana ne olduğunu söylemek zorundasın bak ben her şeyi biliyorum sorun hazırlandığınız büyük plandan mı kaynaklanıyor?"diye sordum. Burak biraz şaşırmıştı. "Sen bunu nereden biliyorsun?"diye sordu şaşkın bir ifadeyle."Biliyorum işte şimdi bana neler oldu anlat!"diye çıkıştım Burak derin bir nefes aldıktan sonra konuşmaya başladı."Araf'ın yıllardır ağzından laf almak için yanında tutuğu adam bugün kaçtı! Ve yarın ki planımızın işlemesi için o adam şart!"diye itiraf etti. Tüm bunlar bana ne kadar karmaşık gelse de burağa doğru dönüp konuşmaya devam ettim. "Seninde Araf'ın yanında olman gerekiyor!"diye ekledim. "Olmaz Araf beni bu konuda uyardı o gelene kadar yanınızda ben olacağım! Hem seni eve bırakana kadar Araf o kulübü basar!"diye ekledi. "Ne klubü?"diye sordum kaşlarımı çatarak. "Kaçan adam gerekli olan dosyaları almak için patronunun yanına gidecektir o adam da şuan Araf'ın basacağı olan gece klubünün sahibi!"diye ekledi.Benim kafam allak bulak olmuştu. "Araf'ın yanında olmamız gerekiyor onu orada tek başına bırakamayız!"diye söylendim tedirgin çıkan sesimle. "Hayır olmaz! Araf beni bu sefer kesin öldürür!"diye itiraf etti. "Araf'ın şu an başı dertte olabilir onun yanında olmamız gerekiyor!"diye çıkıştım. Burak ne kadar karşı çıksa da izin vermedim ve ikna ettim. Arabaya yerleştikten hemen sonra Burak hızla arabayı sürdü. Çok geçmeden gece klubünün önüne varmıştık ikimizde arabadan indik ve gece klubünün içine girdik.Her taraf ağır içki ve sigara kokuyordu ayrıca çok kalabalıktı! Araf'ı nasıl bulacaktık? Burağa baktığımda o da benim gibi etrafı inceliyordu. Yakından gelen denizimsi koku bile bakışlarımı o tarafa doğru çevirdim. Araf hızla üzerime doğru geliyordu. Beni bir kenara çekip konuşmaya başladı. "Sen nasıl buraya geldin? Buradan hemen çıkıyorsun! Nasıl bir tehlikenin içinde bulunduğunu bilmiyorsun! Az sonra burası karışacak ve sen hemen buradan gidiyorsun!"diye kükredi. "Ben sana yardım edebilirim! Hem sen benimle gelmeden hiç bir yere gitmiyorum!"diye çıkıştım Araf çatılan kaşlarıyla bana bakıyordu. "Ben senden yardım istedim mi? Yağmur zorluk çıkarmadan hemen git buradan!"diye bağırdı. "Seni burada bırakıp hiç bir yere gitmiyorum!"diye mırıldandım başımı öne eğerek. Araf'ın hızla kolumdan tutup beni kendine çekmesi bir olmuştu. "Ne yapıyorsun?"diye çıkıştım derin bir nefes alarak."Ştt sus! Bizi görmemeleri gerekiyor!"diye fısıldadı. Araf'ın denizimsi kokusu beni sakinleştirirken Araf beni sıkıca kavramış yüzünü saklamak için saçlarıma kapanmıştı. Bir kaç dakika böyle kaldıktan sonra burağın yanımıza yaklaşmasıyla birbirimizden ayrıldık. "Araf pusat yukarı kata çıktı o belgeleri alırsa ne olacağını biliyorsun onu engellememiz gerekiyor!"diye açıkladı. "Ben o adamı oyalayabilirim!"diye mırıldandım fakat Araf sert bir şekilde. Karşı çıktı. "Sen bu işe karışmayacaksın!"diye çıkıştı. "Demiri de daha önce oyalamıştım! Yine yapabilirim!"diye karşı çıktım. Araf'a yardım etmeliydim. "Yağmur haklı o pusatı oyalarken ben belgeleri alırım sende pusatı yakalayıp buradan çıkarırsın!"diye öneride bulundu fakat Araf hala karşı çıkıyordu. "Olmaz yağmuru tehlikeye atacak bir şey yapamayız!"diye mırıldandı. Araf'ın beni neden bu kadar koruduğunu anlamıyordum. "Araf bunu tartışacak vaktimiz yok! Bir an önce harekete geçmeliyiz!"diye çıkıştım. "Bunun hesabını ayrıca ödeyeceksin!"diye mırıldandı daha sonra hepimiz yukarı kata çıktık bu kat diğerine göre hem biraz daha az gürültülüydü. "Sen sadece onu buradan biraz uzaklaştır ben hemen yanınıza geleceğim!"diye mırıldandı bende başımla onayladıktan sonra hemen hızlı adımlarla ilerleyen adama biraz daha yakınlaşıp tiz bir çığlık attım. Ve hemen acıyla yüzümü buruşturdum. Pusat denilen adam hemen tuzağıma düşmüştü bana doğru ilerliyordu. "İyi misiniz?"diyerek yanıma geldi. "Ayağımı burktum ve hareket ettirmekte zorlanıyorum bana koridorun sonuna kadar eşlik eder misiniz?"diye sordum karşımda ki adam önce biraz düşündü daha sonra bana bakarak başıyla onayladı ve bana destek vererek ilerlemeye başladı. Koridorun sonuna yetişmeden önce Araf'ın arkadan gelip yanımda ki adamın başına sert bir cisimle vurmasıyla adam gözlerini kapatarak yere kapaklandı. Ben şaşkınlıkla yerde bayılmış olan adama bakarken Araf adamı kollarından tutmuş başka bir odaya geçiriyordu. Burak geldiğinde Araf hızlıca konuşmaya başladı. "Burak kimse fark etmeden yağmuru buradan çıkarmam gerekiyor pusat sana emanet!"deyip hızlıca elimi kavrayıp beni dışarı çıkarmıştı. "Öldürdün mü adamı?"diye sordum sesimin titremesine hakim olamadan. Araf sesini yükseltmeden cevap verdi. "Ölmedi sadece bayıldı!"diye mırıldandı. Ben ürkekçe Araf'a baktım. "Başı kanıyordu gidip bakalım lütfen!"diye mırıldandım Araf kaşlarını çatarak bana baktı."Saçmalama birazdan burası karışacak! Hemen buradan ayrılmalıyız!"deyip beni arabaya doğru yürüttü fakat Araf'ın arkasından kaşlarını çatarak gelen bir adam dikkatimi çekti elinden bıçak vardı ben şaşkınlıkla önce Araf'a daha sonra Araf'ın arkasından gelen bıçaklı adama baktım ve Araf'ın önüne geçerek bıçağın önüne atladım. Bunu neden yaptım bilmiyorum ama Araf'ın zarar görmesini istemedim ona tekrar zarar vermelerine izin veremezdim. Hatırladığım tek şey elime bulaşan kırmızı sıvı ve ağır bir kan kokusuydu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD