17.BÖLÜM

3106 Words
* Araf ve Burak yanımdan uzaklaşırken bende havuzdan çıkmış üzerimi değiştirmek için odama geçmiştim. Ben üzerimi değiştirirken yan odadan Araf'la burağın sesini duyabiliyordum fakat ses çok net değildi. Deli gibi ne konuştuklarını merak etsem de Araf'ın beni tekrar yakalayabilme ihtimali yüzünden korkuyordum. Kapıyı açıp mutfağa yöneleceğim sırada merakıma yenilip Araf'ın kapısının önünde durup kulağımı kapıya yasladım. Fakat konuştuklarını tam anlayamıyordum Araf'ın bir kaç yüksek sesle"O kızı bulmak zorundasın!"gibi şeyler duysam da neyden bahsettiklerini anlamıyordum. Daha önce bir kaç kez daha Araf'ın Burağ'a başka bir kız hakkında bahsettiğini duymuştum fakat geçiştirmiştim. Ama aklıma takılmıştı yine de Araf neden bu kızı bulmak istiyordu? Hepsinden önce bu kız kimdi? Araf'a sormak ne kadar doğruydu bilmiyorum fakat öğrenmek zorundaydım. Ben kapıdan ayrılıp odama geçerken Araf burağı uğurluyordu. Burak yanımızdan çoktan ayrılmışken Araf'ta hiç bir şey demeden odasına girmişti. Zaten içeri geçip bir kaç dakika sonra yanıma gelmişti. "Benim dışarıda işim var! Bir kaç saat sonra gelirim!"diye açıklayıp yanımdan ayrılacaktı ki Araf'ı son anda durdurmuştum. "Ya o gelirse?"diye sordum başımı öne eğerek. "Gelemez! Hem evin her tarafında korumalar var! En küçük bir sorunda bana haber verecekler! Korkmanı gerektirecek bir durum yok!"diye açıklayıp hiç bir şey söylememe fırsat vermeden çoktan yanımdan uzaklaşmıştı. Araf nereye gidiyordu? Yoksa burağa bahsettiği kızı aramaya mı? Bu sorular aklımı karıştırırken bir an önce Araf'ın gelip sorularıma cevap vermesini istiyordum. Fakat cevap verir miydi işte orası biraz şüpheliydi. Ben pencerenin başında Araf'ı beklerken bu sefer de aklıma Mehmet gelmişti. Benimle buluşup bana önemli bir şeyler söyleyecekti fakat Araf hayatımdayken bu pek mümkün gözükmüyordu. Çok kararsız ve çaresiz hissediyordum kendimi ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Araf'ı beklerken uykum gelmişti fakat ben uykuma direnip ayağa kalkıp evin içinde bir kaç tur attım. Ne olursa olsun bu konuyu Araf'la konuşmalıydım. Nihayet araba farlarının aydınlattığı ışıkla Araf'ın geldiğini anlamıştım. Hızlı bir şekilde kapıyı açtım. Araf beni karşısında görünce önce biraz şaşırdı daha sonra toparlanarak konuşmaya başladı. "Neden uyumadın?"diye sordu düz bir şekilde. "Seninle konuşmam gerekiyor!"diye mırıldandım başımı öne eğerek. "Yarında konuşabilirdik!"diye tısladı. Bende öne eğdiğim başımı kaldırarak bakışlarımı bir çift koyu kahverengi gözlere sabitledim. "Bugün konuşmak istiyorum!"diye karşı çıktım sesimi yükseltmeden. Araf kısa bir süre yüzümü inceledi daha sonra kapıyı kapatarak odasına doğru yöneldi. Bende Araf'ın arkasından odaya geçmiş kapıyı kapatmıştım. "Bak çok yorgunum! Ve uyumak istiyorum! Odana git! Gitmek istemiyorsan bile beni rahatsız etme!"diye uyardı üzerinde ki ceketi çıkarıp büyük ve geniş yatağa doğru yayılarak. "Bu kadar çok yorulmana sebep olacak ne yaptın?"diye sordum. Araf gözlerini aralayarak bana baktı daha sonra uzandığı yerden doğrularak bana baktı. "Ne demek istiyorsan doğruca söyle! Uzatmanın bir anlamı yok!"diye tısladı soğuk sesiyle. "Bugün Burakla konuşurken bir kızdan bahsettin!"diye fısıldadım. Daha sonra konuşmasına fırsat vermeden devam ettim. "Bugün tüm gün onu mu arıyordun? O yüzden mi bu kadar yorgunsun?"diye sordum. Araf kısa bir süreliğine bana baktı daha sonra derin bir nefes aldıktan sonra cevap verdi. "Gerçeği bilmek istiyorsan evet! Bugün tüm gün deli gibi her yerde bir kızı arıyordum! Ve bu yüzden çok yoruldum!"diye mırıldandı. Yutkunamadım önce! Araf'ın böyle bir cevap vereceğini tahmin etmemiştim. Söylenecek bir şey kalmamıştı Araf'a geri cevap vermemiştim sadece susmuş başımı öne eğmekle yetinmiştim. Arkamı dönmüş gideceğim sırada Araf'ın kolumdan tutup beni kendine çekmesiyle kendimi Araf'ın üzerinde bulmuştum. "Keşke sana gerçekleri anlatabilseydim!"diye fısıldadı ılık nefesi boynuma çarparken. Araf'ın ılık nefesi boynuma çarparken derin bir nefes alıp konuşmaya başladım. "Diyelim ki başkalarıyla olan savaşını geçtin! Peki kendinle olan savaşın ne olacak Araf?"diye sordum. Araf gözlerini gözlerimi odakladıktan sonra konuşmaya başlayacaktı ki elimle ağzını kapatarak konuşmama devam ettim. "Biliyorum yorgunsun, göğsün daralıyor, aynada kendi gözlerinden kaçıyorsun ve bazen ölmeyi diliyorsun ama içinde verdiğin savaş hala devam ediyor! Ve bu savaşın sonunda pes eden taraf sen olmayacaksın!"diye fısıldadım. Araf buruk bir gülümsemeyle bana baktı. "Çok tuhaf!"diye mırıldandı. Ben hiç bir şey anlamamış bir yüz ifadeyle Araf'a bakarken cümlesine devam etti. "Bana iyi geliyorsun!"diye itiraf etti koyu kahverengi gözlerini bana odaklayarak. Daha sonra Araf'tan ayrılarak ayağa kalktım. "İyi geceler!"diye mırıldandım kapıya doğru ilerlerken. Fakat Araf'ın sesi buna yine engel olmuştu. "Belki bilmek istersin diye söylüyorum! Bahsettiğim şu kız! Düşündüğün gibi bir şey yok aramızda!"diye açıkladı. Ben Araf'ın bu açıklamasıyla bakışlarımı Araf'a doğru çevirerek konuşmaya başladım. "Bir şey bilmek istediğimi de nereden çıkardın?"diye sordum. Araf'ta ayağa kalkarak yanıma geldi daha sonda dudaklarını alayla kıvırarak cevap verdi. "Çünkü sana her yerde deli gibi o kızı aradığımı söylediğimde suratında ki o ifadeyi görseydin neden sana açıklama yaptığımı anlardın!"deyip göz kırptı. Ben kaşlarımı çatmış bir şekilde Araf'a bakarken Araf gülüyordu. "Zaten düşündüğüm gibi bir şey olamaz! Çünkü o her yerde deli gibi aradığın kız kör değilse eğer elinde ki o yüzüğü görür!"diye karşı çıktım. Daha sonra Araf'ın cevap vermesini beklemeden odadan çıktım. Hemen odama geçip büyük ve geniş yatağıma uzandım ve gözlerimi kapattım. Sabah Araf'ın beni dürtmesiyle açmıştım gözlerimi. "Babaannem ve dedem kapıda!"diye açıkladı telaşlı bir şekilde. Ben daha gözlerimi bile doğru düzgün açamamışken Araf çoktan beni kolumdan tutmuş ayağa kaldırmıştı. Ben ellerinle gözlerimi ovuştururken Araf dengemi kaybetmemem için bana destek veriyordu. "Günaydın çocuklar! İçeri geçmeyeceğiz size küçük bir sürprizimiz var! Hadi siz hazırlanın biz sizi arabada bekleyeceğiz!"deyip yanımızdan uzaklaştılar. Ben ne olduğunu anlamamış bir şekilde Araf'a bakarken Araf çoktan konuşmaya başlamıştı. "Duymadın mı?"diye sordu. "Ne sürprizi? Hiç bir şey anlamadım!"diye itiraf ettim. "Bizi bekliyorlar! Bir an önce hazırlanalım!"deyip odasına doğru yöneldi. Bende odama geçtikten sonra vakit kaybetmeden üzerimi değiştirip saçlarımı açık bıraktım. Yüzüme de hafif dokunuşlar yaptıktan sonra odadan çıkmıştım. Araf'ta çıktığında arabaya yerleştik ve önümüzde olan babaanne ve Dede'nin arabasını takip ettik. "Sen biliyor musun? Bu sürpriz meselesini?"diye sordum. Araf kısa bir süreliğine bakışlarını bana çevirip cevap verdi. "Hayır!"diye kısa bir cevap verdi. Daha sonra cümlesine devam etti. "Ama sabah sabah buraya kadar gelmişlerse önemli olmalı!"diye açıkladı. Yarım saat sonra Büyükanne ve Dede'nin arabası durduğunda bizde durmuştuk. Ben ve Araf arabadan inerken onlar çoktan inmişti. "Önce güzel bir kahvaltı yapalım!"diye önerdi Araf'ın dedesi karşımızda ki mekanı işaret ederek. Ben ve Araf onayladıktan sonra hep beraber içeri geçmiştik. Biz masaya oturur oturmaz kahvaltı servisi yapılırken ben ve Araf ne olduğundan habersiz birbirimize bakıyorduk."Kusura bakmayın çocuklar! Sabah sabah sizi rahatsız ettik! Fakat biz ne zamandır bunu yapmayı düşünüyorduk!"diye itiraf etti babaanne güler yüzle ben ve Araf'a bakarak. "Sorun değil babaanne! Biraz şaşırdık sadece sürpriz falan diyence!"diyerek gülümsedi Araf."Aslında bu biraz yağmura sürpriz olacak!"diye yanıtladı babaannesi bana bakarak. "Bana mı?"diye sordum şaşkın bir ifadeyle. "Evet kızım sana! Kahvaltıdan sonra göreceksin!"diye açıkladı dedesi. Daha sonra hep beraber kahvaltımızı etmiştik babaannenin söylediklerinden sonra aklımda bir sürü soru işareti oluşmuştu. Fakat düşüncelerimi Araf'ın dedesinin bana yönelttiği soruyla yarıda kesilmişti. "Bu deli oğlan üzüyor mu seni kızım?"diye sordu sevecen bir şekilde. Bende aynı şekilde gülümseyip cevap verdim. "Yok beni hiç üzmüyor! Aksine mutluluğum için elinden geleni yapıyor!"diyerek yalandan gülümsedim Araf'ta aynı şekilde sahte bir gülücük atıp bakışlarını bana çevirdi. Biraz daha sohbet ettikten sonra hepimiz kalkmış bize hazırladıkları sürprizi bir an önce göstermek istedikleri için hemen yola koyulduk. Bakışlarımı Araf'a çevirdiğimde yola odaklanmış olduğunu gördüm fakat yüz hatları gerilmiş düşünceli bir hali vardı. İyi olup olmadığını sormak istesem de bu fikirden vazgeçtim.Yarım saat sonra ofisin önünde durduğumuzda bakışlarımı Araf'a çevirdim. "Neden burada durdular?"diye sordum. Fakat Araf cevap vermeden arabadan inmişti. Bende inerken büyükanne ve dedesiyle beraber içeri geçtik.Büyük geniş bir toplantı odasına girdiğimizde herkes yerini aldı Araf ve ben yan yana otururken karşımızda da büyükanne ve dede oturmuştu. "Buraya neden geldiğimizi merak ediyorsunuz biliyorum! Buraya yağmur kızımızın artık bizim ailemizin bir parçası olduğunu kanıtlamak için geldik!"diye söze başladı Araf'ın dedesi güler bir yüzle. Tüm gözler bana çevrilirken ben sadece başımı öne eğmekle yetinmiştim. "Bu şirketin %50 olan kısmı zaten Arafındı fakat ben ve babaannen bu şirketin geri kalan %50 bölümünü yağmur kızımıza vermeyi düşündük!"diye itiraf etti. Ben ve Araf şaşkın bir şekilde birbirimize bakarken ben söylenenleri idrak etmeye çalışıyordum. "Ben istemiyorum!"diye mırıldandım. Büyükanne ve dede bana şaşkın bir şekilde bakarken Araf tepkisizliğini koruyordu. "Neden?"diye sordu büyükannesi. "Ben üstesinden gelemem! Bu çok büyük bir sorumluluk!"diye açıkladım. "Nereden çıktı bu fikir babaanne?"diye sordu Araf soğuk sesiyle. "Oğlum siz artık bir çiftsiniz ve bu artık sizin üstlenmeniz gereken bir sorumluluk! Eminim ki ikinizde size verdiğimiz bu sorumluluğu başarıyla yerine getireceksiniz!"diye açıkladı babaannesi. "Hem bizde yaşlandık! Bizim soyumuzu devam ettirecek olan sizlersiniz!"diyerek destekledi dedesi. "Ben yine de emin değilim!"diye mırıldandım. "Bunda emin olacak bir şey yok kızım! Hem anlamadığın bir şey olursa hemen yan odada kocan var! Ona sorabilirsin! Araf bu konuda sana destek olacaktır! Değil mi Araf?"diye sordu babaannesi gülümseyerek. "Evet!"diye onayladı Araf sahte bir tebessümle. "Ondan şüphem yok zaten!"diye itiraf ettim çatallaşmış sesimle. Bir kaç dakika sonra içeri şirketten bir kaç kişi girerek bana bir kaç evrak imzalattılar. Daha sonra herkes çıkmış ve odada sadece ben ve Araf kalmıştık. Araf yanıma gelerek aramızda ki mesafeyi kapatmıştı. "Araf ben bunu yapamam! Böyle şeylerden anlamam ben!"diye fısıldadım. "Korkma! Ben sana her şeyi anlatacağım! Ayrıca sende fark ettin mi sevgili karıcığım!"diyerek alayla gülümsedi."Neyi?"diye sordum derin bir nefes alarak. "Sen benden uzaklaşmak istedikçe kader bizi sürekli yan yana getiriyor! Karı koca olduğumuz kadar bir de iş ortağı olduk!"diye fısıldadı ılık nefesi boynuma çarparken. "Bu doğru değil! Tüm bunların olmaması gerekirdi! Biz gerçekten karı koca bile değiliz!"diye mırıldandım başımı öne eğerek. "Evet sahte , sadece kağıt üzerinde bir evliliğimiz var! Fakat şimdi gerçek iş ortaklarıyız!"diye açıkladı. Ben Araf'la aramızda ki mesafeyi açarken konuşmaya devam ettim. "Bu hiç bir şeyi değiştirmiyor! Bir kaç ay sonra ortada ne bir evlilik ne de bir ortaklık kalacak!"diye karşı çıktım sesimi yükseltmeyecek bir şekilde. "Aslında bakarsan bu ortaklık işi benimde hoşuma gitmedi! Sen buradayken bende rahat hareket edemeyeceğim!"diye itiraf etti. "Neden? Yoksa o deli gibi her yerde aradığın kızı rahat bir şekilde arayamayacak mısın?"diye sordum çatılan kaşlarımla. "Sen hala unutmadın mı şu meseleyi? Ayrıca sen her ne kadar yakınımda olursan ol ben yine yapmak istediklerimi yapacağım!"diye tersledi. "Bunu biliyorum! Sen her zaman yapmak istediklerini yaparsın zaten!"diye tısladım. "Aferin! Şimdiden öğrenmeye başlıyorsun!"diyerek dudaklarını alayla kıvırdı. "Peki Burak? O senin ortağın değil miydi?"diye sordum. "Burak bazı sebeplerden dolayı ayrılmak zorunda kaldı!"diye açıkladı. "Neden yoksa kavga mı ettiniz?"diye sordum. "Hayır!"diye kısa bir şekilde cevap verdi. Daha sonra cümlesine devam edecekti ki Araf'a gelen telefonla duraksadı ve çalan telefonuna cevap verdi. "Efendim eda?"diye konuştu soğuk sesiyle. Eda diye seslenmesiyle edayla konuştuğunu anlamıştım. "Nereden çıkardın şimdi bunu?"diye sordu. Araf'ın neyden bahsettiğini merak etsem de şimdilik bir şey söylememiştim. "Vazgeçmeyeceksin değil mi? Peki tamam!"diyerek telefonu kapattı daha sonra bana bakarak konuşmaya başladı. "Eda bu ortaklık işini konuşmak için bizi yanına çağırıyor!"diye açıkladı umursamaz bir şekilde. Hava yavaş yavaş kararıyordu neredeyse bir kaç saat sonra hava kararacaktı. "Çok fazla ısrar etti kabul etmek zorunda kaldım!"diye mırıldandı. "Biliyorum edanın ne kadar ısrarcı biri olduğunu!"diye mırıldandım daha sonra toparlanarak Araf'ın arabasına doğru ilerledik. Ben ve Araf arabaya yerleştikten hemen sonra Araf arabayı çalıştırmıştı nerede kutlayacağını bilmiyordum fakat az sonra göreceğim için Araf'a nereye gideceğimizi sorma gereği duymadım.Yarım saat sonra büyük ve geniş bir evin önünde durduğumuzda bakışlarımı Araf'a doğru çevirdim. "Eda burada mı kalıyor?"diye sordum. "Evet yeni taşındı!"diye kısa bir cevap verdi. Daha sonra Araf'la beraber arabadan inip bu büyük ve güzel eve girmek için adımlarımızı attık. Çok fazla kişi yoktu şirketten bir kaç çalışan vardı. Ben ve Araf eve adımlarımızı attığımız anda ışıklandırmalar açılmıştı. Her yer çok güzel döşenmişti büyük ve geniş havuzun etrafında ki ışıklandırmalar ve süsler hepsi çok güzel gözüküyordu. Eda yanıma gelip tebrik etmişti beni. "Siz harika bir çift olduğunuz kadar çok ta güzel bir iş arkadaşı olabilirsiniz! Yeni işin hayırlı olsun yağmur!"deyip sarılmıştı. Bende tebessüm ederek teşekkür etmiştim. Daha sonra diğer çalışanların yanına gidip hepsine ayrı ayrı teşekkür etmiştim. Araf'a baktığımda etrafı inceliyordu. "Her şey için çok teşekkür ederim eda!"diyerek gülümsedim. "Lafı bile olmaz!"diye cevap verdi. Daha sonra her ne kadar dans etmek için beni ikna etmeye çalışsa da izin vermedim. Araf yanımda oturmuş içki içiyor ve bazı telefon görüşmeleri yapıyordu. Bir kaç dakika sonra elinde ki içki bardağını bırakıp başka bir telefon görüşmesi yapmak için ayağa kalkıp havuzun kimse olmayan karanlık köşesine çekildi. Merakıma dayanamadan Araf'ın biraz uzağında saklandım. Ve konuşmalarını dinledim. "Ben bir kaç saate yanına gelirim! Sen zaten ne yapman gerektiğini biliyorsun!"deyip telefonu kapattı daha sonra arkasına dönüyordu ki hızlı bir şekilde buradan ayrılacaktım ki ne olduğunu anlamadan kayarak havuzun içine düşmüştüm. Araf bana şaşkın bir şekilde bakarken ben suyun yüzeyine çıkıp önüme dağılan saçlarımı geriye ittim. "Fazla meraklısın ve bu merak seni daha kötü durumlara düşürecek!"deyip alayla güldü. Ben kaşlarımı çatmış bir şekilde Araf'a bakarken Araf hala gülüyordu. "Merak mı? Onu nereden çıkardın? Ben sadece etrafı incelemek için geziniyordum!"diyerek karşı çıktım. "Ne sanıyordun? Seni fark etmeyeceğimi mi? Kendini çok kurnaz sanıyorsun fakat aramızda en safı sensin!"diye itiraf etti. "Senin benimle uğraşmaktan başka işin yok mu?"diye sordum sesimi yükselterek. Araf önce dudaklarını alayla kıvırdı daha sonra elini bana uzattı havuzdan çıkmam için fakat aklıma gelen fikirle Araf'ın uzattığı elini tutup onu da havuzun içine düşürdüm. Bu sefer Araf'ın aksine ben gülmeye başlamıştım. Araf'ta kaşlarını çatarak bana baktı daha sonra konuşmaya başladı. "Madem havuz keyfi istiyorsun o zaman havuzun keyfini çıkaralım!"deyip üzerime doğru gelmeye başladı. Ben Araf'ın ne yaptığını tahmin etmeye çalışırken Araf üstüme doğru geliyordu."Ne yapıyorsun sen? Üstüme doğru neden geliyorsun?"diye sordum başımı öne eğerek. Araf dudaklarını alayla kıvırarak cevap verdi. "Sevgili karımın havuz keyfine ayak uydurmaya çalışıyorum!"deyip aramızda ki son mesafeyi de kapattı. Herkes içeride olduğu için bizi kimse görmüyor ve duymuyordu. Araf bana yaklaştıkça nefes alışverişlerim zorlaşıyor boğazım düğümleniyor konuşamıyordum. Araf yüzümü yüzüne yaklaştırıp gözlerimin içine baktı. Ben sadece havuzun etrafında ki ışıklandırmaların aydınlattığı kadar görebiliyordum Araf'ı. "Birazdan bizi fark edecekler içeri dönelim!"diye fısıldadım. Fakat Araf cevap vermemişti. "Ben neden burada kalmak ve bu anın tadını çıkarmak istiyorum o zaman?"diye sordu gözlerimin içine bakarak. Araf'a verecek bir cevabım yoktu fakat eğer biraz daha burada kalırsak biri bizi görebilirdi. "Araf!"diye fısıldadım. Fakat Araf geri çekilmemişti aksine yüzünü yüzüme biraz daha yaklaştırmış bakışlarını gözlerimden çekerek dudaklarıma kaydırmıştı. Kalbim duracak gibi hissetmiş gözlerimi kapatmıştım. Fakat yanı başımızda bize alayla bakıp konuşan edayı görüp birbirimizden ayrılmamız saniyeler sürmüştü. "Bölüyorum ama pasta kesmek için sizi bekliyorlar! Fakat siz bu şekilde mi geleceksiniz? Ikinizde sırılsıklam ıslanmışsınız!"deyip alayla gülümsedi. Ben utançla başımı öne eğerken Araf çoktan havuzdan çıkmış konuşmaya başlamıştı. "Bu şekilde çıkamayız! Hem bir an önce üzerimizi değiştirmezsek ikimizde hasta olabiliriz! Biz gitsek iyi olacak!"diye açıkladı. Edayı ikna etmek ne kadar zor olsa da Araf edayı ikna etmişti. "Bu hiç hoşuma gitmese de kabul ediyorum! Fakat bunu daha sonra telafi edeceksiniz!"diye tısladı Araf'ta onayladıktan sonra kimseye görünmeden ikimizde çıkmış arabaya doğru ilerlemiştik. Fakat arkamızdan gelen sesle duraksamak zorunda kalmıştık. "Nereye gidiyorsunuz kutlama daha yeni başlıyordu!"deyip alayla gülümseyen bir kadın yaklaştı yanımıza. Benim hayatımda ilk kez gördüğüm bu kadını Araf tanıyordu. "Sen buraya nasıl geldin?"diye sordu Araf gergin çıkan sesiyle. Ben ne olduğunu anlamaz bir şekilde sadece dinliyordum. "Beni her yerde arıyordun değil mi? İşte şimdi tam karşındayım!"diye itiraf etti karşımızda ki yeşil gözlü kadın. Yoksa bu Araf'ın her yerde deli gibi aradığı kız mıydı? Araf önümüzde duran kadının önüne geçip konuşmaya başladı. "Neden buradasın peki? Neden seni her yerde aramama rağmen bugün ortaya çıkıyorsun?"diye sordu. Ben neyden bahsettiklerini bile anlamamıştım. "Çünkü artık zamanın geldiğini düşünmüştüm! Yüzleşmek için en doğru zaman!"diye ekledi ellerini Araf'ın omzuna koyarak. "Ne yapmaya çalıştığını çok iyi biliyorum! O yüzden şimdi git buradan!"diye çıkıştı Araf yanıma gelerek. "Peki Araf Demirsoy en yakın zamanda tekrar görüşmek dileğiyle! Hoşça kal!"diye mırıldandı daha sonra karanlığın içinde kayboldu. Ben Araf'a bakarken Araf çok düşünceli gözüküyordu. Bu kız kimdi ve Araf neden bu kızı arıyordu? Aralarında ne geçmişti? Hepsini bilmek istiyordum. "O kız kimdi? Siz nereden tanışıyorsunuz?"diye sordum. Fakat cevap vermedi. Rüzgar estikçe ıslanan bedenim titriyor ve ben bu titremeye engel olamıyordum.Araf yanıma yaklaşıp bakışlarını başka yöne doğru çevirdi."Araf Konuşsana! Bir cevap ver bana!"diye çıkıştım titreyen sesimle. "Üşüyorsun! Gidelim buradan!"diye diretti Araf. Fakat ben o konuşmadan buradan gitmeyecektim."Yağmur gidelim!"diye karşı çıktı aynı şekilde. Benden bir çok şey saklıyordu ve Buda aramızda başka bir soruna neden oluyordu."Araf! Soruma cevap ver!"diye üsteledim yorgun çıkan sesimle. "Bak üşüteceksin! Eve gidelim sakin bir kafayla konuşuruz bunları!"diye mırıldandı yanıma yaklaşarak. Fakat Araf bana yaklaştıkça ben geri adım atıyor aramızda ki mesafeyi açıyordum."Umurunda olduğunu sanmıyorum! Hasta olup olmamın! Ben sadece senden bir açıklama istiyorum!"diye yineledim cevabımı. "Bak sana karşı zor kullanmak istemiyorum! Ben zorla bindirmeden önce sen kendi isteğinle bin!"diye karşı çıktı öfkesini kontrol etmeye çalışarak. "Hayır! Bana önce anlatacaksın! O kızı! Aranızdakileri!"diye tısladım. "Peki sen bilirsin!"deyip ani bir hareketle iki kolumdan tutup arabaya sürükledi ben her ne kadar ona direnmeye çalışsam da buna izin vermedi. Arabaya geçer geçmez kapıları kilitlemiş ısıtıcıyı açmıştı. "Araf kapıyı aç!"diye tısladım. Fakat Araf söylediklerimi duymazlıktan gelmiş hızlı bir şekilde arabayı çalıştırıp bizi bu evden uzaklaştırmıştı. "Ne bilmek istiyorsun söyle!"diye gürledi ani bir frenle arabayı durdurarak. "Benden sakladığın her şeyi!"diye çıkıştım. Araf'ta öfkeyle beni arabadan kaba bir şekilde indirip arabayla kendisi arasında sıkıştırdı. "Beni anlaman için hevesle baktığın her şeyin hevesle darmadağın edildiğini ve senin buna hiçbir şey yapamıyor olman gerek. O zaman anlarsın."diye fısıldadı öfkesini kontrol etmeye çalışarak. Daha sonra derin bir nefes aldı ve bakışlarını benden çekti. "Bazı şeyler geçmişte kalır, yeniden karşına alıp da oturtamazsın. O cümleyi kursaydın değiştiremezdin, bir şey daha yapsaydın da olduramazdın. Bazı şeyleri kurtaramazsın. Senaryo bu, yitirmek zorundasın."diye mırıldandım başımı öne eğerek. Araf benden uzaklaşarak aramızda ki mesafeyi açtı. Daha sonra bakışlarını tekrar benimkiyle buluşturdu. Daha sonra aramızda ki mesafeyi kapatarak kulağıma doğru eğildi. "O kız benim geçmişim! Bana karşı çok büyük bir hata yaptı!"diye fısıldadı. Daha sonra geri çekilerek ellerini yüzüme yerleştirdi. "O kız benim geçmişimi , ailemi mahvetti! Daha sonra kaçtı!"diyerek devam etti. "Nasıl?"diye sordum sesimi alçaltarak. "Yağmur! O benim kardeşimi ölüme sürükledi! Benim kardeşimi çaldı benden!"diye fısıldadı yorgun çıkan sesiyle. Araf'ın gözlerinde hayal kırıklığı vardı bunu görebiliyordum. "8 yaşındayken onun ve bizim ailemiz çok iyi bir dosttu fakat bir gün işler tersine dönünce iflas ettiler biz onlara elimizden geldiği kadar yardım etmiştik fakat onlar daha fazlasını istediler! Bizde vermeyince annemi ve kardeşimi aldılar ben o zamanlar babaannemlerle tatile çıkmıştım. Hiç bir şeyden haberim yoktu! O tatilden döndükten sonra eskisi gibi olmadı hiç bir şey! Ailem yoktu her şey darmadağındı!"diye fısıldadı. Daha sonra benden uzaklaşarak derin bir nefes aldı. "Başka ne bilmek istiyorsun söyle!"diye tısladı. Araf'ı karşımda ilk defa bu kadar çaresiz görüyordum. Bilmediğim daha bir çok gerçek vardı fakat Araf karşımda bu haldeyken daha fazla üstüne gitmemeliydim bu doğru olmazdı. Yanına gittim ve bugüne kadar yapmadığım bir şey yaptım ve ona sıkıca sarıldım. Birinin desteğine ihtiyacı vardı. Ve bende bu anlaşmanın sonuna kadar ona destek verecektim. Ellerimi Araf'ın boynuna yerleştirirken Araf'ta ellerini belime yerleştirdi. Onunla yaşadığımız bunca şeyden sonra yapmamam gereken bir hareketti fakat zor bir dönemden geçiyordu. Annem her zaman "Kim olursa olsun yardıma veya desteğe ihtiyacı olan birine asla sırtını dönmemeyi öğretmişti." Belki de o yüzden Araf'ın yanında olup ona yardımcı olmak istiyordum. Araf'la ayrıldıktan sonra aklımı kurcalayan o soruyu sordum. "Peki o kız karşına çıktığı zaman neden onu yakalamadın? Onu bu kadar çok arayıpta bulamamana rağmen?"diye sordum. "O çok tehlikeli biri! Yanımda sen varken seni riske atamazdım!"diye cevap verdi. "Neden? Ailenin intikamı benden daha mı önemli?"diye sordum. Araf öne eğdiği başını kaldırıp bana baktı yüzünde ki ifade karşısında böyle bir soru beklemediğinin kanıtıydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD