18.BÖLÜM

3550 Words
Bir çift kahverengi göz. Göz bebeklerinin içinde yatan inciler, incilerin boynunu süslediği karanlık gece. Karanlığın ayında parlayan bakışlar. Ruhumun çölünde kuruyan dudaklar. Hepsini gerçek kılan tek şey, bir çift göz. Karanlığın sonunda ki ışığın görünmemesi kadar uzak. Araf boğazını temizleyip konuşmaya başladı. "Bilmen gereken her şeyi biliyorsun artık! İkimizde hastalanmadan bir an önce gidelim!"diye mırıldandı daha sonra yanımdan uzaklaşıp arabada ki sürücü koltuğunda ki yerini aldı. Araf'ın verdiği cevap her ne kadar sorduğum soruyla alakasız olsa da bende vakit kaybetmeden sürücü koltuğunun yanında ki yolcu koltuğunda ki yerimi aldım. Yarım saat sonra eve vardığımızda Araf kendi odasına bende kendi odama yönelmiştim. Bugün yaşananlardan sonra ılık bir duşun iyi geleceğini düşünüp banyoya geçtim. Banyodan çıkar çıkmaz üzerimi değiştirip büyük ve geniş yatağıma geçecektim ki Araf'ın oda kapısının açılmasıyla duraksadım ve kapıyı aralayıp dışarı çıktım. Araf'ı terasın kapısını açarken görmüştüm. "Neden uyumadın?"diye sordum. Araf arkasına dönerek bakışlarını bana çevirdi. "Benim gördüğüm kabusu sen de görebilseydin bir daha hiç ayrı yatmazdık!"diye fısıldadı sessiz bir şekilde. "Hı?"diye bir fısıltı çıkmıştı benden. Araf toparlanarak derin bir nefes aldı daha sonra konuşmasına devam etti. "Sen neden uyumadın?"diye sordu. "Bilmem!"diye mırıldandım başımı öne eğerek. Daha sonra bakışlarım masanın üzerinde ki içki bardağına kayınca Araf'a baktım. "Bu saate neden içiyorsun?"diye sordum. Araf masanın üzerinde ki içki bardağını alarak koyu kahverengi gözlerini bana sabitleyerek cevap verdi. "Bugün yaşadıklarımız, onun birden karşıma çıkması, ve bunun gibi bir çok şey daha! Hepsi üst üste geldi!"diye cevap verdi. "Biliyorum! Şu an içinde bulunduğun durum çok karmaşık! Ama bunu aklından çıkarma yanında olduğum sürece her zaman destek olacağım sana!"diye itiraf ettim. Araf bu itirafım üzerine biraz şaşırmıştı. "Sana bunca şey yaşatmama rağmen neden bugün hala bana bu kadar iyi davranıyorsun?"diye sordu yanıma yaklaşıp aramada ki son mesafeyi de kapatarak. "Sana özel değil! Kim olsaydı yerinde!"devamını getiremeden Araf eliyle ağzımı kapattı. "O cümlenin devamını getirme! Beni sıradan biri olarak görmen hiç hoşuma gitmiyor!"diye fısıldadı ılık nefesi boynuma çarparken. Ben derim bir nefes alıp toparlanmaya çalıştım. "Seni ne olarak görmem gerekiyor ki?"diye sordum Araf'ın büyüsüne kapılmamaya çalışarak. "Mesela kocan! Evet beni kocan olarak görebilirsin! Hatta görmek zorundasın!"deyip elini boynumda ki kolyeye doğru uzattı. Bu kolye evlenmeden önce boynuma taktığı kolyeydi. Nefes alış verişlerimi düzene sokup cevap verdim. "Burada kimse olmadığına göre Evcilik oyunu oynamamıza gerek yok!"deyip aramızda ki mesafeyi açtım. Fakat Araf açtığım mesafeyi üzerime doğru gelerek kapatmıştı. "Ben oyun falan oynamıyorum! Ayrıca çocukça oyunlar oynamayı da hiç sevmem!"diye fısıldadı. Daha sonra kulağıma doğru eğildi. "Sende fark ettin mi?"diye sordu. "Neyi?"diye sordum zar zor çıkan sesimle. "Benim seninle unuttuğum acılarım var! Mesela eda buradayken benimle uyuduğun geceler kabus görmüyordum eskisi gibi!"diye fısıldadı. Ben Araf'ın söylediklerini idrak etmeye çalışırken Araf'ın ılık nefesi buna izin vermiyordu. Bir zamanlar bana uzak gelen bu hisler artık hiç yabancı gelmiyordu. Araf'ın büyüsüne kapılmak istemiyordum başarabilirsem ondan uzak durmak istiyorum fakat o sanki bunu biliyormuş gibi her seferinde yanı başımda bitiyordu. Belkide ileride boğulacağım okyanusa hayranlıkla bakmaktı benimkisi. "Bu yüzden senden en azından ben uyuyana kadar yanımda kalmanı istiyorum! İstiyorsan sonra yine gidersin!"diye mırıldanıp yanımdan uzaklaştı. Bugün bu yaşananlardan sonra onu yalnız bırakmak istemiyordum en azından yanımda olduğunu hissetmesi için yanında kalabilirdim. Başımla onayladıktan sonra Araf'ın odasına doğru ilerledim. Araf'ta geldikten sonra büyük ve geniş yatağa uzandı bende yanına uzandıktan sonra derin bir nefes aldım Araf'ın yanındayken kalbimin bu denli hızlı atmasına engel olmalıydım. Araf kısa bir süreliğine bana baktı daha sonra hiç bir şey demeden gözlerini kapattı. Dakikalar yada saatlerce Araf'ı uyurken izledim. Bu hali çok tuhaf geliyordu! Bir insan uyurken masum bir çocuğa benzerken uyandığında kaba ve öfkeli bir canavara nasıl dönüşürdü? Anlamıyordum fakat Araf'ın bu haline aklıma kazımıştım onu bu şekilde hatırlamak istiyordum sadece! Masum ve sakin bir çocuk gibi! Uykulu gözlerim yavaş yavaş kapanırken daha fazla direnemeyip uykunun kollarına teslim olmuştum.Sabah uyandığımda kendimi Araf'ın göğsünde ona sarılı bir şekilde durduğumu gördüğümde yavaş bir şekilde ondan ayrıldım. Bakışlarımı Araf'a doğru çevirdiğimde hala uyuyor olduğunu gördüm. Bugün Araf'la beraber ofise gidecektik. Bugün benim ofisteki ilk günümde ve ben oldukça tedirgin ve gergindim. Ne yapacağımı nasıl davranacağımı hiç bilmiyordum. Saate baktığımda "10:00" olduğunu gördüm. Bir an önce Araf'ı uyandırmalı ve ofise gitmeliydik. Araf'ı dürtüp uyanmasını sağladım.Araf gözlerini aralayıp bana baktı daha sonra uzandığı yerden doğruldu. "Ofise geç kaldık! Bir an önce kalkmalısın!"diye açıkladım. Araf'ta önce gözlerini bir kaç kez ovup bana baktı daha sonra banyoya doğru yöneldi. Bende vakit kaybetmeden kendi odama geçip üzerimi değiştirdim. Odadan çıkar çıkmaz ikimizde arabada ki yerlerimizi almıştık. "Çok gerginsin! Biraz rahat ol adam öldürmeye gitmiyoruz!"deyip alayla dudaklarını kıvırdı. "Bu benim ilk iş günüm! Sence de normal değil mi?"diye sordum kaşlarımı çatarak. "Farkındayım ilk iş günün olduğunun! Ama sende biraz rahat olmalısın bu şekilde kimse ciddiye almaz seni!"diye açıkladı. "Nasıl yani?"diye sordum. Araf kısa bir süreliğine bakışlarını yoldan ayırıp bana odaklandı. "Şöyle ki! Rahat , ciddi ve biraz da sert olman gerekiyor!"diye itiraf etti. "Ben olduğumdan farklı davranamam! Ayrıca her zaman ciddi ve sert olmak gerekmiyor! Çalışanların patronlarından korkması gerekmiyor! Onlara sadece saygı duyulmasını ve işlerini ciddiye almalarını öğretmeleri gerekiyor!"diye itiraf ettim. "Peki çok bilmiş hanımefendi! Nasıl biliyorsanız öyle yapın!"diyerek bakışlarını tekrar yola doğru çevirdi. Nihayet ofisin önüne vardığımızda Araf önce arabayı park etti daha sonra arabadan inip ofise doğru yürüdük. Biz ofise geçer geçmez herkesin gözleri ben ve Araf'a çevrilmişti. "Beni takip et! Odanı göstereceğim!"diye fısıldadı. Daha sonra beraber asansöre bindik. Asansörde iki bayan vardı yukarı kata çıkana kadar ben ve Araf'a bakmışlardı ben bu durumdan her ne kadar rahatsız olduysam Araf'ın umurunda bile değildi. Nihayet bir oda kapısının önüne gelince duraksadık. Araf kapıyı açınca ikimizde içeri geçmiştik. İçerisi çok güzeldi büyük ve geniş bir masası kahverengiye yakın bir duvar rengi ve yan tarafta dosyalar için hazırlanmış özel bir dolap. Dikkatimi yan tarafta ki büyük cam çekmişti. Araf'ın odası hemen yan tarafımda olduğu için büyük ve geniş camdan odasının içini görebiliyordum. "Bu cam? Bunu sen mi yaptırdın?"diye sordum. "Evet! Gözüm hep üstünde olacak bu sayede!"diye itiraf etti. Konuşmama fırsat vermeden bileğimden tutup sandalyeme oturturdu. Daha sonra dolaptan bir kaç dosya çıkarıp önüme koydu. "Bugün ilk günün olduğu için sadece dosyalarla ilgilenmeni istiyorum!"deyip kendine de bir sandalye çekip yanıma oturdu. "Başlayalım o zaman!"deyip bana neyi nasıl yapmam gerektiğini öğretti. Araf'ın bana yardımcı olması hoşuma gitmişti. Araf'ın yanıma oturmasıyla yüzünü daha yakından izleme fırsatım olmuştu. Yaklaşık yarım saat sonra Araf ayağa kalkıp bakışlarını bana çevirdi. "Gösterdiğim gibi yapacaksın! Alfabe sırasına göre hepsini teker teker inceleyeceksin!"diye açıkladı. "Teşekkür ederim!"diye mırıldandım. Araf tepkisiz bir şekilde önce yüzüme baktı daha sonra konuşmaya devam etti. "Bir sorun olursa dışarıda senin asistanlığını yapması için görevlendirdiğim yardımcıya sorabilirsin!"diyerek dışarı çıktı. Daha sonra yan odaya geçerek onu büyük ve geniş cam sayesinde görebilmiştim. O da beni görüyordu. Bakışlarımı Araf'tan çekip az önce bana öğrettiği gibi dosyaları incelemeye başladım. Ara sıra Araf'ın bana baktığını ara ara yakalamıştım fakat hiç bir şey olmamış gibi devam etmiştim işime. Bir kaç saniye sonra kapının tıklatılmasıyla genç ve uzun boylu bir adam girdi içeri. "Merhaba yağmur hanım! Yeni asistanınız olarak ben görevlendirildim! Anlamadığınız bir şey varsa yardımcı olabilirim!"diye açıkladı sevecen bir yüz ifadesiyle. Bende aynı şekilde gülümseyip cevap verdim. "Çok iyi olur! Hem bana şirkette ki bazı kuralları anlatman gerekiyor!"diye açıklayıp bana yardımcı olmasını istedim. Karşıma oturup bana bilmem gereken her şeyi öğretmişti. Yan tarafa baktığımda Araf'ın odasında olmadığını görmüştüm. "Ben az sonra dönerim!"deyip kapıyı açtım ve Araf'ın nereye gidebilmiş olduğunu düşündüm. Fakat Araf'ın yakından gelen sesini takip edip onu görmem pek uzun sürmemişti. Araf'ın arkasında olduğum için beni göremiyordu. Bir çalışanla konuşuyordu. "Ben sanem hanımı görevlendirmiştim asistanlık için!"diyerek konuşuyordu. Karşısında ki çalışanın Araf'tan korktuğu çok belliydi. "Evet efendim! Fakat izne ayrıldığı için Buğra beyi yönlendirdik! Kendisi işinde çok başarılıdır!"diye açıklamaya çalışmıştı. Bahsettikleri benim yeni asistanım buğra beydi. "Bir sorun mu var!"deyip araya girdim. Araf bakışlarını bana çevirmişti. "Yok!"diye kısa bir cevap verdi Araf!""Benimle bir saniye gelebilir misiniz?"diye sordum. Araf'ta başıyla onayladıktan sonra Araf'ı bir köşeye çekmiştim. "Neden hesap soruyorsun zavallı kıza! Ha sanem ha Buğra ha Ayşe ne fark eder? Sonuçta hepsinin amacı işlerini doğru bir şekilde yapmak!"diye açıkladım. "Senin asistanlığını yapması için sanemi ayarlamıştım!"diye itiraf etti. "İzne ayrılmış! İzinden alıp buraya getirebilir misin?"diye sordum kaşlarımı çatarak. Araf dudaklarını alayla kıvırarak cevap verdi. "Evet!"diye mırıldandı. "Saçmalama istersen Araf! Ben asistanımdan memnunum! Ayrıca işinde de çok başarılı gözüküyor! Şimdi başka bir sorun yoksa ben gidiyorum!"deyip arkamı dönmüştüm ki Araf kolumdan tutup beni kendine çekmişti. "Dikkat et!"diye uyardı. "Neye dikkat etmeliyim?"diye sordum Araf'ın denizimsi kokusu burnuma dolarken. "Her şeye!"deyip yanımdan uzaklaştı. Her ne kadar Araf'ın ne söylediğini anlayamasam da fazla kurcalamadan odama döndüm. Daha sonra yeni asistanım buğrayla beraber çalışmaya devam ettik. "Buraya en yakın zamanda alışacağınıza eminim yağmur hanım!"diye itiraf etti karşımda ki güler yüzle bana bakan Buğra. "İnşallah!"deyip onayladım. Buğra yanımdan ayrılırken yan tarafta bizi izleyen Araf'ı fark etmem uzun sürmedi. Çalışması gerektiği yerde ben ve asistanım buğrayı bir film gibi izliyordu. Buğra gittikten hemen sonra Araf gelmişti. "Nasıl gidiyor çalışmalarınız? Bir sorun falan var mı?"diye sordu. Ben Araf'ın bu sorusuna biraz şaşırmıştım. "İyi gidiyor! Yakında toplantılara bile katılmaya başlarım!"diyerek gülümsedim. Araf sanki başka bir şey söylemek istiyor söyleyemiyordu. "Araf sen iyi misin? Bugünkü hareketlerin tuhaf biraz!"diye itiraf ettim. Ara öne eğdiği başını kaldırıp cevap verdi. "Karıma yardım ediyor olmam mı tuhaf?"diye sordu. "Yalnız burada karı koca değil! İş ortaklarıyız!"diye açıkladım. "Benim için mekanın bir önemi yok! Bu bir ofis olsun yada bir toplantı odası! Ben senin kocanım!"diye karşı çıktı sesini yükseltmeden. "Araf! Sen gerçekten iyi değilsin! Biz sadece kağıt üzerinde bir evlilik yaptık! Biz gerçek karı koca falan değiliz!"diye açıkladım çatallaşmış sesimle. Araf önce sustu cevap vermedi. Daha sonra ayağa kalkıp bakışlarını benimkiyle buluşturdu. "Çıkalım mı artık? Bugün bu kadar iş yeter!"diye mırıldandı. Bende hiç bir şey demeden ayağa kalkıp toparladım daha sonra beraber asansöre bindik. Tesadüfen asansörün içinde yeni asistanım Buğra vardı. "Çıkıyor musunuz yağmur hanım?"diye sordu. "Evet! Neden başka bir şey mi var?"diye sordum. "Yok eğer biraz daha kalsaydınız başka bir Proje göstermek istiyordum!"diye açıkladı tebessüm ederek. Tam cevap vereceğim sırada Araf araya girmişti. "Kalan işlerinizi yarın halledersiniz!"diye tersledi soğuk sesiyle. Ben Araf'ın bu tuhaf hallerini görmezden gelerek konuşmaya devam etmiştim. "Yarın gösterirsin hem bende görmek ve incelemek istiyorum o projeyi!"diye açıkladım gülümseyerek. Buğranın cevap vereceği sırada asansör durmuş hepimiz dağılmıştık. Ben ve Araf arabaya yerleşirken bakışlarımı Araf'a doğru çevirdim. "Sen Buğradan rahatsız mı oldun?"diye sordum. Araf önce arabayı çalıştırdı daha sonra bakışlarını bana doğru çevirdi. "Şu asistanın olan mı?"diye sordu umursamaz bir şekilde. "Evet!"diye kısa bir cevap verdim. "Rahatsız mı? Bunu da Nereden çıkardın?"diye sordu gergin bir şekilde. "Davranışların , hareketlerin çok tuhaf!"diye mırıldandım. "Sen yanlış anlamış olmalısın!"diye açıkladı. Daha sonra konuyu değiştirmişti. "İşte ki ilk günün nasıl geçti?"diye sordu. "Biraz tedirgindim fakat Buğra bana bu konuda çok yardımcı oldu. Bir sorun yok şimdilik!"diye cevap verdim. Buğra diyence Araf'ın tepkisi yine değişmişti. "Sadece o mu yardımcı oldu?"diye sordu kaşlarını çatarak. "Sen de aynı şekilde yardımcı oldun! Teşekkür ederim!"diye mırıldandım. Araf'ta bakışlarını benden çekerek tekrar yola çevirdi. Yarım saat sonra eve varmıştık. Araf odasına geçerken bende kendi odama geçmiş üzerimi değiştirmiş ve geniş yatağıma uzanmıştım. Araf'ın bugünkü davranışları aklıma gelince yine anlandıramadım o kıza "sanemin asistanlık için görevlendirdiği" bugün asansörde buğraya olan davranışları hepsi çok tuhaftı. Her an ne yapacağını kestiremiyordum. Odadan çıkmamla Araf'ın oda kapısının açıldığını gördüm. "Nereye gidiyorsun?"diye sordum. "Dışarıda işim var biraz!"diye açıkladı daha sonra konuşmama fırsat vermeden yanımdan ayrıldı. Muhtemelen o kızla ilgiliydi. Bende çaresiz bir şekilde odama geri dönmüştüm. Araf'ın ne zaman geleceği belli değildi belkide gelmezdi. Ama gelirdi bütün gece beni tek başıma bırakmazdı diye düşündüm. Ben gözlerimi kapatırken kısa bir uykuya dalmıştım.Dakikalar sonra bir elin ağzımı kapatmasıyla gözlerimi açmıştım. Dışarıdan gelen ışığın yansımasıyla karşımda Mehmet'i görmeyi beklemiyordum. "Nasıl girdin buraya?"diye sordum şaşkın bir şekilde. "Korumaları atlatmak çok zordu! Seninle konuşmaya geldim!"diye açıkladı. "Bu şekilde olmaz! Mehmet lütfen buradan git!"diye tısladım. "Lütfen yağmur beni dinle! Bak senin bu adamla isteyerek evlenmediğini biliyorum! Ben her şeyi ayarladım sen sadece evet de! Seni buradan uzaklara götüreyim! Tıpkı çocukluğumda sana verdiğim söz gibi!"diye mırıldandı yalvarır gibi çıkan sesiyle. "Olmaz bunu yapamam! Şimdi olmaz Mehmet! Lütfen git! Araf birazdan gelecektir!"diye karşı çıktım sesimi yükseltmeden. "Ondan korkma! Ben her zaman senin yanındayım ve her zamanda öyle olacak!"diye itiraf etti. "Biliyorum sen beni asla yalnız bırakmazsın! Ama sende beni anlamaya çalış! Bir anlaşma imzaladım ve bu anlaşma bitene kadar bir yere gidemem! Lütfen sende Araf gelmeden buradan bir an önce git!"diye açıkladım. Fakat Mehmet ısrar etmeye devam ediyordu. Kapının açılmasıyla Araf'ın geldiğini anladım. Ve hızlı bir şekilde Mehmet'e dönüp konuşmaya başladım. "Ben Araf'ı oyalarken sende bir an önce git!"diye fısıldayıp Araf'ın odasına doğru ilerledim. İçeri geçince Araf'ın üstü çıplak elinde yarım kol bir tişört vardı. Ben gözlerimi başka yöne çevirirken Araf dudaklarını alayla kıvırıp konuşmaya başlamıştı bile. "Daha önce de beni bu şekilde gördün! Neden hala utanıyorsun?"diye sordu alaycı bir ifadeyle. "Kusura bakma! Alışık değilim böyle şeylere! Her gün üzeri çıplak birini görmüyorum!"diye mırıldandım başımı öne eğerek. Saniyeler sonra Araf yanıma yaklaşıp öne eğdiğim başımı kaldırıp ona bakmamı sağladı. "Sen niye geldin?"diye sordu. "Dün uyuyana kadar yanında kalmamı söylemiştin! Ama fikrin değiştiyse sorun değil giderim!"diye itiraf ettim. Araf biraz şaşırmıştı benden böyle bir hareket beklemiyordu. Bunu sadece Mehmet'in Araf'a yakalanmadan çıkması için yapıyordum. "Olur!"diye mırıldanıp tepkisiz bir şekilde yatağa uzandı bende ışığı kapatarak Araf'ın yan tarafına uzanmıştım. Ondan uzak durmam gerektiği yerde soluğu yine yanında alıyordum. Bu hiç adil değildi.Araf bakışlarını bana çevirip konuşmaya başladı. "Bu soruyu önce sen sormuştun! Şimdi ben soruyorum! Sen iyi misin?"diye mırıldandı. Bende derin bir nefes aldıktan sonra cevap verdim. "Evet iyiyim!"diye açıkladım bana inanmasını sağlayarak. "Hadi uyu artık! Yarın yine iş var!"diye söylendim. "İşini bu kadar çok önemsemen güzel! En azından tembel değilsin!"diyerek alayla gülümsedi. Araf'ın gülümsemesi yüzümde bir gülümsemeye sebep olmuştu. "Tembel mi? Ben senden daha başarılıyım! Fakat bunu bugüne kadar pek gösteremedim!"diye itiraf ettim. "Mesela hangi konularda başarılısın?"diye sordu alayla. "Resim! Ben çizim konusunda çok iyiyimdir! Sadece bu yeteneğimi kanıtlayacak bir fırsatım olmadı bugüne kadar!"diye itiraf ettim tebessüm ederek. "Buna inanmam için bana kanıtlamanız gerekecek başarılı bayan!"deyip dudaklarını alayla kıvırdı. Bende aynı şekilde gülümsedim. "Peki o zaman kanıtım en kısa zamanda eline ulaşacak!"diye fısıldadım. Araf'ta gülümsedikten sonra ikimizde gözlerimizi kapattık ve uykunun kollarına teslim olduk. Sabah uyanır uyanmaz odama geçmiş Mehmet'in gidip gitmediğini kontrol etmiştim. Ama gitmişti rahat bir nefes alıp Araf'ın odasına tekrar yönelmiştim. Odaya geçtiğimde Araf çoktan uyanmıştı. "Uyanmışsın! Bende uyandırmak için gelmiştim!"diye açıkladım. "Sandığınız kadar tembel değilmişim! Sorumluluklarımın bilincindeyim!"diye itiraf etti bende alayla gülümsedikten sonra hazırlanmak için odama geçmiştim. Mehmet'in her fırsatta soluğu yanımda alması beni korkutuyordu. Dün Araf'a yakalanacak diye çok korkmuştum fakat son anda yine kurtulmuştum. Bir daha kine bu kadar şanslı olmayabilirdim bu yüzden Mehmet'i gördüğüm yerde onu uyarmalıydım. Hazırlandıktan hemen sonra arabaya yerleşmiştik. Ofise gidene ikimizde konuşmamıştık ben kendi odama geçerken Araf'ta kendi odasına geçmişti. Odaya geçer geçmez buğrayı aramış dün asansörde bahsettiği proje kağıtlarını getirmesini istemiştim. Buğra elinde iki kahve fincanı ve bir kaç evraklar gelmişti. Fincanın bir tanesini bana uzatmıştı. "Teşekkür ederim!"diye mırıldandım. Daha sonra bu proje hakkında konuşmaya başlamıştık. Buğra yaptığım hataları gösteriyor ve düzeltip öğretiyordu. Takıldığım bir yerde yanıma gelip sorunu çözmeye çalıştı fakat ben kahve fincanımı elime alacağım sırada Buğranın evrakları eline alacağı sırada kahve elimden kayıp yere düşmüş ve biraz da elimi yakmıştı.Buğra hızlı bir şekilde dışarı çıkıp biz getirmiş elimin üzerine koymuştu. "Çok özür dilerim! İstemeden oldu gerçekten!"diye mırıldandı başını öne eğerek. Cevap vereceğim sırada içeri Araf girmiş Buğranın yakasına yapışmıştı. "Sen nasıl ona dokunmaya cesaret edersin?"diye sordu öfkeden deliye dönmüş bir şekilde. Ben neyden bahsettiğini anlamaya çalışırken Buğranın elime koyduğu buz torbası aklıma gelince Araf'ın her şeyi yanlış anladığını fark ettim. Ve aralarına girip onları ayırdım. Çalışanlar buğrayı odadan çıkarırken odada ben ve Araf baş başa kalmıştık. "Ne yaptığını sanıyorsun sen? O bana yardım ediyordu sadece!"diye çıkıştım."Bu şekilde mi?"diye sordu kaşlarını çatarak. "Sen gerçekten delirmişsin!"deyip yanan elimi Araf'a gösterdim. "Sıcak Kahve elime dökülünce Buğra da buz torbası getirdi!"diye açıkladım. Araf öfkesini kontrol etmek için derin bir nefes aldı daha sonra bakışlarını tekrar bana çevirdi. "Sebebi ne olursa olsun sana dokunması!"devamını getiremeden sözünü kestim. "Neden Araf? Bana yardım etmek için ellerimi tutması bu seni neden bu kadar öfkelendiriyor? Neden başka bir erkeğin adını ağzıma aldığımda deliye dönüyorsun?"diye sordum bağırarak. Araf kollarından tutup beni sakinleştirmeye çalıştı. Fakat ben yine ona karşı çıkmış beni bırakması için elimden geleni yapmıştım. Araf'ın ani bir hareketle beni kendine çekmesi ve denizimsi kokusunun burnuma dolması saniyeler sürmüştü. Araf'ın denizimsi kokusu beni sakinleştirirken beni sıkıca sarmıştı. Ben derin bir nefes aldıktan sonra toparlanıp Araf'tan ayrılmak isterken Araf'ın kulağıma doğru eğilmesi ve bir şeyler söylemesi buna engel olmuştu. "Özür dilerim!"diye fısıldadı. Daha sonra yutkunup konuşmaya devam etti. "Hayatımda ilk defa ne hissettiğimi ifade edemiyorum. Nasıl olduğumu ya da ne düşündüğümü! Bu belirsizlik beni de çok yıpratıyor!"diye itiraf etti. Araf'ın benden özür dilemesi! Bu gerçek miydi? Araf Demirsoy özür diliyordu. Araf'tan uzaklaşarak konuşmaya başladım. "Sorumun cevabı bu değildi!"diye tısladım sakin bir şekilde. "Bak neden böyle davrandığımı bende bilmiyorum! Buğra denen o adamın sana dokunduğunu görünce elim ayağıma dolaştı! Bende ne yapacağımı bilemedim!"diye itiraf etti. Daha sonra başka bir şey söylememe fırsat vermeden odadan çıktı. Benim yüzümden Buğra da zarar görmüştü. Araf'la eve gidince konuşmalıydım! En azından öfkesini kontrol etmeyi öğrenmeliydi hemde en kısa zamanda. Sandalyeye doğru oturup sakinleşmeye çalıştım. Yan tarafta ki camdan Araf'ın odasında olmadığını gördüm. Nereye gitmişti? Dışarı çıkıp Araf'a bakacaktım ki bir kaç kız çalışanın toplanıp Araf'ın hakkında konuştuklarını duydum ve onları dinlemek için beni göremeyecekleri bir tarafa geçtim. Orta boylu sarışın kız konuşuyordu diğerleri ise dinlemiyordu. "Az önce olanları siz de gördünüz değil mi? Araf beyin katı biri olduğunu biliyorduk fakat bugüne kadar hiç bir çalışanına el kaldırmadı! Kim bilir daha neler göreceğiz!"diye açıkladı. Hiç bir şey diyemeden odaya dönmüştüm ortalığı karıştırmıştım ve kendimi bu yüzden kötü hissediyordum. Araf'ın nereye gittiğini bile bilmiyordum. İş ortaklığı bana göre değildi. Araf'la da bu meseleyi bir an önce konuşmalıydım fakat yine ortalıkta yoktu. Telefonumu ve çantamı alıp Araf'ı aramaya çıkacaktım ki karşımda buğrayı görüp duraksamıştım. "Kusura bakma Buğra! Olanlar için!"diye mırıldandım. Buğra güler yüzle cevap vermişti. "Sorun değil yağmur hanım! Araf beyi mi arıyordunuz?"diye sordu. "Evet! Yoksa sen gördün mü?"diye sordum tedirgin bir şekilde. "Evet ofisin en üst katında ki toplantı odasında!"diye açıkladı. Bende hemen hızlı bir şekilde Buğranın tarif ettiği toplantı odasına çıktım. Daha sonra doğru odayı bulduğumda vakit kaybetmeden içeri geçtim. Karşımda arkasına dönmüş bir şekilde oturan Araf'ı görünce bende bir sandalye çekip yanına oturmuştum. "Araf sana bir şey söylemem gerekiyor!"diye mırıldandım. Araf bakışlarını bana çevirerek konuşmaya başladı. "Bak ne desen haklısın! Böyle bir şey yapmamalıydım! Ama bunun içinden senden özür dilemiştim!"diye açıkladı. "Söyleyeceklerim bununla ilgili değil! Ben ayrılmak istiyorum!"diye itiraf ettim. Araf şaşkın bir şekilde bana bakıp konuşmaya başladı. "Ne? Nasıl? Anlaşma ne olacak? Altı ay benimle evli kalmak zorundasın!"diye tısladı. Yine yanlış anlamıştı. "Hayır öyle bir ayrılık değil! Bu ortalık bana göre bir şey değil! Zaten bu ortaklığı da hak etmiyorum!"diye açıkladım. Araf derin bir nefes aldıktan sonra bakışlarını bana doğru çevirdi. "Sen şirketten ayrılmak istiyorsun! Ama neden? Tüm bu olanlar benim hatamdı!"diye karşı çıktı soğuk sesiyle. "Sorun senin hatan veya benim hatam değil! Ben yapamıyorum! Bu dosyalar projeler , hepsi bana çok uzak! Şimdi aşağı inip üzerimde ki tüm hisseyi sana devredeceğim!"deyip ayağa kalktım. Fakat Araf'ında ayağa kalkıp beni durdurmasıyla afalladım. "Emin misin? Bak bunu yapmak zorunda değilsin! Bir daha aynı olayla karşılaşmayacaksın!"diye açıkladı."Biliyorum! Fakat senden ilk defa bir şey istiyorum kendim için! Lütfen izin ver!"diye mırıldandım. Araf önce yüzümü inceledi daha sonra ayağa kalkıp konuşmaya başladı. "Peki senin istediğin gibi olsun!"diye fısıldayıp beraber aşağı indik. Ve bütün yetkimi Araf'a devretmek adın bir kaç kağıt imzaladım. Aynı şekilde Araf'ta imzalamıştı. Çalışanlar odadan ayrılırken durgun ve gergin olan Araf'a çevirdim bakışlarımı. "Senin işin varsa ben giderim! Sen işlerini bak!"diye önerdim. "Tek başına gidemezsin şirketten arkadaşlar bırakacak seni!"diye açıkladı. Bende ısrar etmeden kabul ettim daha sonra Araf ofisin içine geçerken bende Araf'ın yolladığı arabaya binmiştim. Kariyerim başlamadan bitmişti belkide en iyisi buydu. Ben eve girerken telefonumun çaldığın fark ettim ve kimin aradığına bakmak için bakışlarımı telefonuma çevirdim. Arayan mehmetti. Bende telefonu açıp kulağıma doğru götürdüm. "Dün gece olanlar için üzgünüm!"diye mırıldandı telefonu açar açmaz. "Dün gece beni çok zor durumda bıraktın! Yakalansaydın Araf'ın neler yapabileceğini biliyor musun?"diye sordum çatallaşmış sesime. "Ondan korkmuyorum! Benim niyetim sadece seni o adamdan kurtarmak!"diye cevap verdi. "O bana zarar vermiyor! Bak ben iyiyim! Anlaşma bitene kadar buradayım! Hiç bir yere gitmiyorum! Lütfen peşimden gelme!"diye açıkladım. "Yağmur o adamı bana koruyorsun! O adam için beni çocukluk arkadaşını yok sayıyorsun!"diye söylendi. İçinde bulunduğum durum çok zordu bir tarafta Araf varken diğer tarafta çocukluk arkadaşım vardı. Mehmetle neden gitmek istemiyordum? Neden aklım ve kalbim burada kalmak istiyordu? Bilmiyordum. "Mehmet beni anlamıyorsun! Senden sadece bir şey istiyorum!"diye itiraf ettim. "Bu anlaşma bitene kadar hiç görüşmeyelim! Anlaşma biter bitmez yanına geleceğim!"diye açıkladım. "Sen nasıl istersen yağmur! Ama şunu unutma yardıma ihtiyacın olduğunda lütfen hiç çekinme!"diye mırıldanıp telefonu kapattı. Bende derin bir nefes alarak odama geçip üzerimi değiştirdim. Araf gelmeden önce yemek hazırlamak için mutfağa doğru ilerledim. Ben yemeği hazırlarken Araf'ın ne yemek sevdiğini düşündüm. Onun hakkında hiç bir şey bilmiyordum neyi sevip sevmediğini öğrenmeliydim en azından bilmem gerektiği kadarını öğrenecektim. Bunu aklımın bir köşesine yazarken masayı hazırlayıp Araf'ın gelmesini bekledim. Çok beklemeden Araf'ta gelmişti. Araf hiç bir şey demeden elinde bir poşetle beni kahverengi koltuklardan birine oturturdu daha sonra kendisi de yanıma oturdu. Ben Araf'ın ne yaptığını düşünürken Araf beyaz poşetten bir krem çıkardı. Daha sonra hiç bir şey söylemeden elimi tutup bugün kahve yüzünden yanan elime sürdü. "Gerek yoktu!"diye mırıldandım. Araf kısa bir süreliğine bakışlarını bana çevirdi. "Gerek vardı!"diye karşı çıktı sesini yükseltmeden. "Sen ne zamandır en ufak bir acıyı önemsemeye başladın?"diye sordum. Araf kremin kapağını kapatıp masanın üzerine koydu daha sonra koyu kahverengi gözlerini benimle buluşturdu. "Bazı yaraların dışarıdan ufak gibi gözükse de içeriden çok fazla canını acıttığını anladığım günden beri!"diye fısıldadı gözlerimin içine bakarak.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD