Sude Bakır Ambulansın siren sesleri Bayburt’un karlı sokaklarını döverken, içindeki o küçük kabinde Erdal’ın elini sımsıkı tutuyordum. Üzerimdeki beyaz önlük kan revan içindeydi, parmaklarımın arasındaki o soğukluk askerin yaşamla ölüm arasındaki ince çizgisiydi. Ama zihnim hâlâ o karların üzerindeydi. Emre’nin bana bakışındaki o çaresiz itirafı, dizlerimizin birbirine değdiği o saniyeyi unutamıyordum. Hastaneye vardığımızda Erdal’ı ameliyathaneye teslim ettim. Koridorda, o soğuk sandalyelerden birine çöktüğümde vaktin nasıl geçtiğini anlamadım. Saatler sonra, Erdal’ın hayati tehlikeyi atlattığı haberiyle derin bir nefes aldım. Ama o an, o koca hastanede ne kadar yalnız olduğumu fark ettim. Emre gelmemişti. Belki gelemezdi, belki o lojmanda yanan ışıklar ayaklarına engel olmuştu. E

