İntikam, bir kişinin kendisinin ya da sevdiklerinin yaşadıkları acıya karşılık verdiği kişisel cezalandırma yöntemidir. Ancak bilinmeyen bir konu vardır ki o da intikamın insanı yiyip bitirdiği ve sonucun asla kişiyi tatmin etmediğidir. Bu amaçla toplumlar şekillenirken yasalar oluşmuş, bireysel intikamların yerini işlenen suçlar toplum nezlinde gerektiği şekilde cezalandırılmaya başlanmıştır. Yine de kendi adaletini sağlamak isteyenlerin önüne hiç bir devirde geçilememiştir. Öyle ki intikam ateşi ile yanan ve bunun için haklı nedenleri olan insanlar toplumun kurallarını hiçe saymışlardır.
Yasalar sadece insanları korumayı değil aynı zamanda toplumun bütünlüğünü de sağlamayı hedeflerler. Bu toplum olmanın getirdiği zorunluluklar içinde düzeni sağlamak içindir ama gelin görün ki gözü kararan bir kişi için doğrular anlamını yitirir. Adem bana bu dünyadaki en tehlikeli canlının yaralı olanlar olduğunu söylemişti. Şimdi yaşadıklarım Adem'in haklılığını açıkça ortaya koyuyordu. Benim madalyonun bir yüzüne bakarak kurduğum tüm teorilerim de bu cinayet haberi ile şekil değiştirmeye başlamıştı.
Bana endişe ile bakan Dursun'a hafif bir tebessüm edip hala bizi izleyen Sadık'a döndüm.
" Sadık, her şey için teşekkür ederim. Şimdilik gitmem gerek ve en kısa zamanda yeniden sohbet edelim."
Sadık sakin bir tebessüm ile beni başı ile onaylarken vedalaşıp reis ile birlikte geldiği araca bindim. Araç hızla mezarlıktan çıkarken aklımda yer eden binlerce soru ile yüzümdeki tebessüm soldu. Dursun buraya kadar koşarak geldiyse eğer bulunan cesedin durumunu tahmin etmem zor değildi ama ayrıntılara ihtiyacım vardı. Sorularım artık beni zorlamaya başladığında yerimde yana dönüp reise yöneldim.
" Dursun kimi bulmuşlar?"
Dursun derin bir iç çekip konuşmaya başladığında düşündüklerimin yaşananları tarif etmekte yetersiz kaldığını fark ettim.
" Şule'ye tecavüz ettiği düşünülen cemaatteki Ragıp denen herifi bulmuşlar. Adam yıkıma hazırlanılan bir binanın zemin katında tavana asılıymış. Feci şekilde öldürülmüş ve ondan önce de işkence yapıldığı düşünülüyormuş."
Dursun bazı konularda anlaşılması zor, soğukkanlı bir adam olsa da konu hayatındaki önemli insanlar olduğunda fazlası ile korumacı olabiliyordu. Bu özelliği normal hayatta bastırdığı tüm öfkesinin ve telaşının gün yüzüne çıkmasına da neden olmaktaydı.
"Reis, cesedi gördün mü?"
Reis başını olumsuz anlamda sağa sola salladı. Ama sonrasında endişeli bir şekilde dudaklarını birbirine bastırıp:
" Cesedi görmedim ama benim çocuklar dışarı çıkarılırken görmüşler. Ceset olduğunu anladıklarında ekip gidene kadar konuşulanları dinlemişler. Yarın tüm mahallenin diline dolanacaktır ama benim öğrendiğim kadarıyla adam ciddi şekilde dövülmüş. Ayrıca uzuvları da parçalanmış diye duydum."
Açıkçası ikimizin de elinde sağlıklı bir bilgi akışı yoktu. Bu da beni en doğru bilgi alabileceğim yeri aramaya yöneltti. Elimi telefonuma atıp Gökhan'ın numarasını buldum ve aramak için ismine tıklamadan çalan telefon ekranında değerli dostumu gördüğümde işlerin düşündüğümden kötü olduğunu anladım.
" Melek hocam, neredesin?"
"Şu an Dursun ile birlikte yoldayız. "
Gökhan'ın kısa bir süre sessiz kaldıktan sonra:
"Melek hocam Dursun reis yanında olduğuna göre yeni gelişmelerden haberdarsın diye düşünüyorum." dedi. Ses tonundaki rahatlama dikkatimden kaçmamıştı.
" Evet Gökhan olanları duydum. Ben de senden bilgi almayı umuyordum."
" Ceset daha yeni bulundu. Bu yüzden yüzeysel bilgilere sahibim. Ön otopsi yapıldıktan sonra buluşalım. Elimizdekileri değerlendiririz. Nerede olacaksınız?"
Dursun'a döndüğümde fark etmez anlamında omzunu silktiğinde:
" Biz benim dükkana geçiyoruz. Akşam üstü uğra konuşuruz." dedim. Gökhan'ın onaylaması üzerine telefonu kapatıp çantama geri koydum. İşler düşündüğümden farklı bir hal almaya başlamıştı. Artık bir azmettirici değil bir katil arıyorduk. Ve açık konuşmak gerekirse eğer reisin anlattığı gibi kurbanını parçalara ayırmışsa yapabileceklerinden korkmam gerekirdi.
Yol hızla akarken düşüncelerim beni fazlası ile rahatsız ediyordu. Dursun sayesinde çok sürmeden dükkana vardığımızda Dursun aracı park etti. Birlikte araçtan indiğimizde karşıdan gelen Neriman ile bıkkın bir nefes verdim. Mahalle haber ajansı olmak gibi ulvi bir görevi bir hakkın yapan arkadaşım yolumu gözlemişti anlaşılan. Başındaki eşarbı düzelterek hızla yanımıza ulaştığında derin bir nefes verdim.
" Kız Melek nerelerdesin sen? Bir türlü yüzünü göremez olduk."
Neriman'ın kaşı gözü ayrı oynayarak söylediklerine göz devirdim.
" Buralardayım Neriman, işle güçle koşuşturup duruyoruz."
Neriman yumruk yaptığı eli ile omzuma vurup:
" Ben o işleri bilirim." derken gözü ile reisi gösterdi. İmaları artık ileri giderken reisin tepkisine bakmak için başımı yan taraf çevirdi. Dursun, düz bir ifade ile Neriman'a bakarken kaşlarını havalandırdı. Haklıydı adam, zira Neriman'ın iması hiç de hoş değildi. Bu tavırlarını imalı ya da dolaylı anlatımlarla durduramayacağımı fark edip yüzüme ciddi bir ifade takınıp kaşlarımı çattım.
" Yeter artık Neriman, ben çoluk çocuk değilim ki onlara bile bu şekilde davranman yanlış. Söylediklerin ve imaların fazla olmaya başladı. Senin evin ,işin gücün yok mu da insanların özel hayatlarına burnunu sokuyorsun? Ben senin evlendirmekle yükümlü olduğun çocuğun değilim. Bu hallerin devam ederse seni rencide etmekten çekinmem haberin olsun."
Neriman'ın yüzü her kelimemde an be an değişirken sinirli bir nefes aldı. Başını sağa sola sallayarak "cık, cık, cık" şeklinde sesler çıkarıp öfke ile yanımdan ayrılırken söylenmesine gülmemek için oldukça fazla çaba sarf ettim.
" Seni düşünende kabahat, evin ailen olsun diye uğraşıyoruz senin tavrına bak."
Neriman gözden kaybolduğunda ben de içimde tuttuğum gülme isteğini bastırmayı bıraktım. Dudaklarımdan kaçan kıkırtı ile reisin kulaklarıma dolan kıkırtısı birbirine karışırken artık kendimizi tutmayı bırakmıştık. Kısa gülüşmemiz Sema'nın endişeli sesi ile bölündü.
" Hocam, iyisiniz değil mi?"
Başımı dükkanın kapısında bana endişe ile bakan yardımcıma döndürdüğümde yüzümdeki gülümsemeyi bozmadan:
" İyiyim Sema, şimdi daha iyiyim." dedikten sonra reisle birlikte içeri girdik. Sema da bizim arkamızdan içeri girdiğinde :
" Sema bir tanem bize hazırda çatın varsa getirir misin?" dedim. Sema başı ile beni onaylayıp arka tarafta bulunan mutfağa geçtiğinde ben de reise döndüm.
" Yukarı çıkalım Dursun. Sudenaz'ın günlüğü yanımda birlikte tekrar üzerinden geçeriz."
" Olur Melek, bu düğümün çözümü o günlükte gibi geliyor bana da."
Reisin beni onaylaması ile içeriye yöneldim. Babamın zamanında izin alarak büyüttüğü bu dükkan üç katlıydı. İlk katı antika dükkanı olarak faaliyet gösterirken ikinci katı çalışma odası olarak dizayn etmiştim. En üst katta ise Sema kalıyordu. Her katın kendine göre bir yapısı vardı. İlk katın büyük kısmı dükkan olsa da arka tarafta bir mutfak ve tuvaleti vardı. Yine arka tarafta depo olarak kullandığım zemine açılan bir de kapı mevcuttu. İkinci kat iki oda ve banyo tuvaletten oluşuyordu. Bu odalardan birini kütüphane haline getirmiş diğerini ise antikaları yenilediğimiz bir atölye yapmıştık. Kütüphane de bir masam, duvardan duvara kütüphanem ve dışarıya bakan camın önünde de üçlü rahat bir koltuğum vardı.
Dükkanın üst katına çıkan merdivenlere yöneldiğimde reisin sesi beni durdurdu.
" Melek, istersen lokantaya geçelim."
Bir an için ne demek istediğini anlamadığımdan Dursun'un yüzüne boş boş baktım. Ama neyse ki bu çok uzun sürmedi ve gülümseyerek:
" Reis çocuk değilim ve kimin ne düşündüğünü önemseyecek yaşı geçtim." dediğimde ne zamandır tuttuğunu bilmediğim nefesini sesli bir şekilde verdi.
" Neriman gibi insanların boş laflarına maruz kalmanı istemem."
Endişe ile söylediği kelimeler beni rahatsız hissettirmek yerine mutlu etmişti. Reis iyi ve düşünceli bir adamdı. Bana duygularını açtığı için daha dikkatli hareket ettiğinin de farkındaydım.
" Boş yere endişeleniyorsun. Dediğin gibi hepsi boş laf ve bu boş laflarla kaybedecek zamanımız yok."
Dursun anladığını belirten bir baş hareketi ile peşimden gelirken hayatta her zaman insanın seçeneği olduğunu daha iyi anlamıştım. Kimisi bu seçeneği görmezden gelirken kimisi de eline geçen böyle fırsatları en doğru şekilde kullanmayı tercih ediyordu. Karşımda artık bir katil vardı ve bu durumda bana gönderilen Dursun gibi bir hediye ile güçlenmiştim. Gerisi mi? Gerisi daha görmediklerimiz için kafa kafaya vermeye kalıyordu.