Acı Kader

1639 Words
Nazlı Kocalar “G-Gülendam kaçmış oğlum?” Ne? Rojin hanımın dediği şeyle herkes şok geçirmişti. Kiminle kaçmıştı? Acaba o dediği adamla mı? Abisi onu öldürürdü bunu nasıl yapardı? Akılsız mıydı bu kız? “Ana sen ne diyorsun? Nasıl kaçmış? Kiminle kaçmış?” Baran abinin öfkeli sesiyle düşüncelerime ara vermek zorunda kaldım, telaşla etrafa bakınıyordum. Kim bilir ne haldeydi? Dahası bana neden bir şey anlatmamıştı? “O-onun Kuzeniyle?” Rojin Hanımın beni işaret etmesiyle bütün bakışlar bir anda bana çevrilmişti. Neler olduğunu anlayamadım, benim kuzenimi mi kast ediyorlardı? “Lan sen biliyor muydun?” Barana ters ters baktım, bu da anca öküz gibi böğürmeyi biliyordu. Böyle yapınca sinirlerim geriliyordu ve itiraf etmek gerekirse korkuytordum. Onun iyiliği kadar çfkesi de meşhurdu çünkü. “Ne bağrıyorsun? Bir şey bilmiyorum ben. Zaten kimi dediğinizi de anlamadım” dedim. Rojin Hanım bana öldürücü bakışlar atarken arkadan gelen amca kızı Elife kaydı gözlerim. Yüzünde saçma bir gülümseme vardı, sonuçta kuzeni kaçmıştı neden böyle keyifliydi anlayamıyordum “Mahmutla kaçmış Nazlı! Senin amca oğlun Mahmuta!” “NE!” diye bağırdım, duyduğum şey doğru olamaz değil mi? Gülendam onunla... hayır hayır.. “Sanki bilmiyormuşsun gibi birde şaşırma numarası yapma” ne dediğini hala idrak edemiyordum “Ne saçmalıyorsun Elif? Bende burada öğrendim ve doğru olduğuna inanmıyorum” dedim. Gerçekten de inanmıyorumdum, inanamıyordum. O pislikle ne işi olur Gülendamın? “Notta Nazlı zaten her şeyi biliyor yazmış” daha ne kadar şaşırabilririm derken yeni bir şey öğreniyordum “Ne zaman kaçmışlar?” Ciwan Ağa üzerimde ki öfkeli bakışları kendine çevirmeyi başarmıştı “Bilmiyoruz ağam” derken Roğin hanım beni öldürmek ister gibi bakıyordu hala. Sanki ben kaçmıştım kocaya! Baran abi birden beni kolumdan tutup bir yere sürüklemeye başladı. Hekes arkamızdan bağrıyordu ama umursamıyordu “C-canım acıyor bırak lütfen Baran abi” bir taraftan kurtulmak için debeleniyordum, bir taraftan ise bedenimi bir korku sarmıştı. Onun bu haline daha önce hiç tanık olmamıştım “Geç şuraya sen!” beni odadın odasında adeta fırlattı “Bekle” diyip çıktı odadan. Allahım ben ne yapacağım şimdi? Gülendan bana bunu nasıl yapar? Madem kaçtı bilmediğim halde nasıl bildiğimi söyler? Odada bir o tarafa bir bu tarafa gidip geliyordum, ne kadar düşünürsem düşümeyim cevabını bulamıyordum. Son zamanlarda yaşadığım o lanet gecenin etkisinden çıkmaya çalışıyordum ama sanırım bu süreçte en yakın arkadışımı da çok boşlamıştım sanırım. Bu düşünce kalbimde soğuk rüzgarlar estirmişti, kendimi çok kötü hissediyordum. Kapı öfkeyle açılınca yerimde sıçradım “Şimdi söyle ne zamandan beri devam ediyorlar?” boş boş baktım suratına, bilseydim keşke engel olmak için elimden gelen her şeyi yapardım. Ben cevap vermeyince zaten sinirli olab Baran abi daha çok sinirlendi “Nazlı! Sana söylüyorum” bağırması ile yüzümü buruşturdum “Bilmiyorum Baran abi” dedim en sonunda yoksa daha çok sinirlenecekti ve ben bunu kesinlikle istemiyordum. “Demek bilmiyorsun ha?” diyip elinde olan ufak bir kağıdı elime tutuşturdu “O arkadaşın olacak namussuz öyle demiyor ama” bir elimde ki kağıda bir de Baran abinin suratına bakıyordum. Canım kardeşimden namussuza ne kadar çabuk geçmişti, bu benim tanıdığım Baran Kayaoğulu değildi “Oku!” kafamı sallayıp kağıdı okumaya başladım. Her okuyuşta daha da şaşırıyordum “Ben Nazlı’nın amca oğlu Mahmutu seviyorum ve ona vermeyeceğinizi bildiğim için yeni bir hayata kaçıyorum. Bu konuda Nazlı bana çok yardım etti, o benim halimi görüyordu ama siz görmediniz! Herkese elveda” Nasıl böyle bir şey derdi? Benim hiçbir şeyden haberim yoktu “Hala bilmiyorum mu diyorsun?” Baran abiye döndüm, bana küçümseyici şekilde bakıyordu. Çaresizce kafamı iki yana salladım “Yemin ediyorum bir şey bilmiyorum Baran abi! Neden böyle bir şey dedi onu da anlamıyorum!” dedim. İnanmasını umud ediyordum fakat bu notu kim okusa bana inanmazdı, Annesi Rojin hanım bile bana inanmayıp hemen yargılamıştı. “Demek bir şey bilmiyorsun... Lan sen benimle dalga mı geçiyorsun?” kolumdan tutup beni kendine çekince afalladım “Bu notta ne yazıyor iyi oku Nazlı! Mahmut itini seviyorum diyor Nazlı! Sen onun halini görmüşsün de biz görmemişiz öyle diyor” o kadar sinirliydi ki, şuan ondan çok korkuyordum. Kolumu tuttuğu yer çok acıyordu, eminim şuan elinin izi net bir şekilde oraya çıkmıştı. Artık acıya dayanamayıp “B-Baran abi canım yanıyor” dedim ama sanki beni duymuyordu, başka bir dünyadaydı “ne zamandan beri birlikteler Nazlı?” Kafamı iki yana salladım yine “B-ben bilmiyorum. Gülendam hiç sevmezdi Mahmutu!” kaşları bu söylediğim ile daha da çatıldı, o kahverengi gözleri bana öyle sert ve öfkeli bakıyordu ki şuan keşke yok olsam da bu bakışlara maruz kalmasam diye düşünüyordum. Kollarımı hala deli gibi sıkıyordu “K-kolum...” ilk başta anlamaz gibi ateş saçan gözlerini sulu gözlerime diktiğinde tekrar etmek istedim “Kolum acıyor” sesim artık fısıltıyla çıkıyordu ama yinde duymuştu, birden bıraktı kolumu. O kadar sıkmıştı ki acıdan ne yapacağımı şaşırmıştım. Hem ağlıyordum hem de kolumu sıvazlıyordum “Senden başka kim biliyor?” diye sordu bu seferde. Bilmiyorum demekten yorulmuştum artık, gözlerimi diktim sadece cevap vermeyeceğimi anlayınca “İyi...Haşimi çağırın bana!” diye seslendi. O zaman farkettim kapıda ki adamları, sanırım Haşimi de sorgulayacaktı. “Bak! Konuş ki kardeşimin neden böyle bir şey yaptığını anlayım” bu sefer sesi daha yumuşaktı ama kızgınlığını hala koruyordu. Derin bir nefes aldım ve “Baran bak yemin ediyorum bilmiyordum. Ben buraya gelirken hatta amcam gil bize yemeğe gelecekti” dedim, tek kaşını kaldırıp “Sen niye bize geldin peki?” “Annemin yatalak olduğunu biliyorsun, haftalardır onunla ilgileniyorum bu yüzden de Gülendam ile hiç konuşamıyorduk bende her işi halledip ona sürpriz yapmak istemiştim” dedim, sonlara doğru sesim kıslmıştı. Ben ona sürpriz yapmak istemiştim ama asıl sürpriz bana yapılmıştı. Hala aklım almıyordu Mahmutla Gülendamın ne işi olur? O pis tecavüzcü ne işler karıştırmıştı anlayamıyorum! Baran bir sağa bir sola gidiyordu oda da, ara ara ters bakışlarını yakalıyordum, bana dönüp “Otur bir yere boş boş dikilip daha da sinirlerimi bozma” dedi. Hey Allahım ya bir iyi bir kötüydü cidden anlamıyordum onu, bir şey demeden gidip koltuğa oturdum. Bacaklarımı birleştirdim, öne eğilip ellerimi ovuşturmaya başladım, Haşimde gelmiyordu. Umarım Barana benimle ilgili olayı anlatmazdı. Kapı çalınca Baran volta atmayı bırakıp o herkesi ürküten sert sesiyle “Gel!” dedi “Ağam beni çağırmışsın” Haşim ellerini önünde birleştirmiş Baranın ona diyeceği şeyi bekliyordu “Nerede kaldın lan sen? Seni mi bekleyeceğiz?” “Ağam esteğfurullah, olur mu öyle şey? Çiftlikten gelen erzakları depolara yerleştiriyorduk, işimi devredip geldim hemen” Haşim kendini saygıyla açıklarken bir ara bakışları beni buldu ama hemen gözlerini kaçırıp Barana baktı “Gülendam Mahmut Kocolar’a kaçmış” dedi, sesi nefretini ve kırgınlığını açıkça belli ediyordu “NE!” Haşimin şaşkın hali ile Baran ve ben biribirimize baktık “Lan oğlum kapıda ki korumasın birde hepsinin başısın ama bir boktan haberin yok bu nasıl iş?” “Ağam vallahi de billahi de görmedim yoksa böyle bir şeye izin verir miyim? O pisliği sizden önce ben öldürürdüm” “İyi ama işte kaçmış Haşim! Kimse de bir şey yapamamış” “Ağam gidip o konağı basalım hemen! Olmaz hanımım o adamla olmaz” Haşimin abartılı tepkisi ile Baran kaşlarını olabildiğince çatıp o iri gövdesi ile Haşimin önüne dikildi “Ne oluyor lan? Ne bu şiddet bu celal?” “Ağam o şeref yoksunun nasıl bir insan olduğunu herkes bilir. Hanımım onun elinde mahvolur” “bakacağız koçum” diyip bakışlarını bana çevirdi, konuyla alakasız “Bu nasıl elbise Nazlı? Adam gibi bir şey giysene!” diyince şaşırdım. Konu ne ara benim elbiseme geldi, üzerime bir göz attım ve “Ne var ki ?” dedim, eline karşı koltukta bulunan şalı alıp “Al şunu kapat önünü delirtme beni!” şaşkın şaşkın bakarken “Al!” diye bağırması ile transtan çıktım, kaşlarımı çattım “Takamam! Hem şuan Gülendama gitmemiz gerekiyor” dedim, suratına alaycı bir ifade yerleştirip “Hayırdır sen neden geliyorsun?” diye sordu “Çünkü yazdığı şu saçma notu sormam gerek” dedim. sözlerimi tartıp “İyi gel” dedi ve çıktı. Haşim yanıma yaklaşıp “İyi misin?” dedi “kafamı iki yana sallyıp odadan çıktım. “Nazlıı! Yılann!” Rojin hanımın birden saçıma yapışması ile acıyla inlemem bir oldu “Koynumda yılan beslemişim resmen! Demek o ipsiz sapsız kuzenini Gülendama yamamak için uğraşıyordun ha?” bir yandan saçımı sertçe çekiyor bir yanda ileri doğru sürüklüyordu “Rojin anne vallahi de ben bir şey bil...” “Sus yılan kız sus! Bana bir daha anne dersen seni doğduğuna pişman ederim” yanağıma yediğim tokat bu sözler kadar acıtmamıştı canımı. Daha sözümü bile bitirmeme izin vermemişti ve ynığa darbeyi vurmuştu“Ana sen ne yapıyorsun?” Baran birden beni arkasına alıp annesine hesap sorunca oldukça şaşırmıştım “Oğlum bu kız..” “Anne yeter daha bir şey belli değil bi dur!” diyip susturdu ve o büyük elleriyle incecik bileğimi kavrayıp sürüklemeye başladı “Seni koruduğumu düşünme! Ağalar toplandı, karar çıkana kadar zarar görmemen gerek ...Yılan kız!” Ağlamaktan acıyan gözlerim hala bana ihanet ediyor ve göz yaşı akıtıyordu. Benim bu kaderim neden hep acı veriyordu bana? Her zaman hayran olduğum, sevdiğim adam tarafından böyle görülecek bir şey yapmamıştım oysa. Dahası haftalar önce bana tecevüze kalkışmış kuzenim en yakın arkadaşımı kaçırmıştı. Bu nasıl kaderdi? Baran beni resmen arabaya fırlattıktan sonra hızla bizim konağa gittik. Korumaların sayısı artmıştı, demekki doğruydu olanlar. Omuzlarım umutsuzca aşağı düştü “Yürü!” diyip açılan kapıdan beni kavarayıp her zamanki sertliğini koruyarak sürüklemeye başladı “Lan Mahmut çık lan dışarıya” diye kükreyince korumalar silah çekti, Baran da belinde ki silahı çıkarıp doğrulttu onlara. “Mahmut bu itlerin arkasına sığınma lan!” bir eli bileğimi tutuyor bir eli de silahı tutuyordu. Kendinden taviz vermeden kapıya tek başına dayanmış onca korumaya silah çekmişti ve dediği gibi şuan o kuzenim olacak şeytan konakta pinekliyordu “Mahmut çıkmazsan bende senin en değerlini alacağım lan! Çık dışarıya!” bağırtısı tüm şehirde yankılanıyordu ama ben dediği şeyde takılı kalmıştım. En değerlin derken? “Mahm...” tekrar çağıracakken konağın ahşap büyük kapısı açıldı ama açılması ile silahın patlaması bir oldu. “Gülendammm!”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD