12. Büyümek

1209 Words
Hilal... Zaman su gibi akıp geçiyordu. lise son sınıfta onsekizime aylar kala sabah erkenden uyanmış büyük bir heyecanla hazırlanıp kahvaltımı yaptım. Herkesin hayatta bir dönüm noktası vardır ve ben sanırım iki yıl önce yaşadım. bir ay sonra 18 yaşıma gireceğim bana sorarsanız heyecanlımısın diye çok heyecanlıyım. Hala çocuk olsamda kendimi bir nebze de olsa yetişkin gibi hissediyorum. Şunda ise yks sınavının birinci oturumunda hayatımın belki de en önemli sınavlarından birini veriyorum. Buraya kadar gelen süreçte ne mi oldu size anlatayım Miran abi askerden geldikten kısa bir süre sonra bir saldırıya uğradı çok şükür ağır bir yara almadan atlattı suçlularda cezasını buldu. Okulda öğlen arasında kantinde tost yerken haberi geldi. Ebru apar topar okuldan çıkınca bende dayanamayıp peşinden hastaneye gittim. Hastaneye vardığınızda her iki ilede oradaydı Miran abi henüz ameliyattan çıkmamış herkes bir köşede öfke ve üzüntü karışımıyla gelecek iyi bir haberi bekliyordu. Ben mi, boğazımdan göğsüme kadar sanki bir bıçakla kesiyorlar mış gibi hissediyorum. Ameliyattaki o değilde benmişim gibi ve doktorlar narkoz vermeden bedenimi kesiyorlar mış gibi hissediyorum. Saatlerce bekleyişin ardından sonunda doktor çıkıp güzel haberi verdi bize, görmek istediğimizde ise bir süre yoğun bakımda kalacağını daha sonra normal odaya alınacağını söyledi. Göremesem de iyi olduğunu bilmek rahat nefes almıştım. Biz sevinçle Ebruyla birbirimize sarılırken annem yanıma gelip KURT konağından çocuklarıda alıp Ebru ile bize gitmemizi söyledi her ne kadar gitmek istemesemde mecburdum evde çalışanlar olsada çocuklar yalnızdı ve bu kaoston en çok etkilenen de onlardı. Ebruyu da uzun uğraşlar sonucunda ikna edip şoförle önce onların konağına gidip Havin ve Baran'ı aldık daha sonrada bizim konağa geçtik. Çocuklara her ne kadar birşey olmadığını hissettirmeye çalışsakta bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındaydılar, yine de çok sorgulamadan yemeklerini yiyip uyudular. bizde Ebru ile odama çıktık Ebru bitik durumdaydı onu birazda olsun teselli edebilmek için dizlerime yatırıp saçlarını okşadım. " Merak etme bitanem geçecek, hepsi geçecek Miran çok güçlü öyle kolay kolay yıkılmaz sanki tanımıyorsun." Ebru ağlayarak "biliyorum ama çok korktum böyle sanki içimden birşey kopuyormuş gibi". "Oyy kıyamam sana bebeğim abisine de hiç kıyamaz. Bak gör bir haftaya kalmaz yine etrafta firtınalar estirecek." böyle deyince Ebru kıkırdayıp "doğru valla iki güne burnumuzdan getirmeye başlar" Bunları Ebruya diyordum ama benimde durumum ondan farksız değildi. Ebru anlatınca daha da taşlar yerinde oturdu bende. Neden bu kadar canım yanıyor demiştim meğerse bende onu öz abim gibi gördüğüm sahiplendiğim için böyle hissediyorum. İçimden bolca dua ettim çabucak iyileşsin bana yine soğuk davransın ama yinede sapasağlam karşımda dursun diye. Ertesi gün erkenden kalkıp çocukları okula gönderdikten sonra Ebru ile birlikte hastaneye geçtik Miran normal odaya alınmıştı ama enfeksiyon riskinden dolayı ziyarete izin vermiyorlardı sadece refakatçi yaninda kalabilirdi. Sadece Kapıdan uzaktan görebildim rengi solmuş sanki bir gecede zayıflamış gibiydi. Miran abinin durumunun iyi olduğunu öğrenince aşiret büyükleri evlere dağılmış annem eve babamda hana gitmişti burada sadece Kadir ağa ile Zerda hanım ağa kalmıştı bende Ebruyu yanlız bırakmamak için gitmeyip yanlarında kaldım. Akşam olunca Zerda teyzeyle Ebru yemek için aşağıya inmişti bende tuvalate gidip geleceğim diyip yanlarından ayrılıp Miran'ın odasina gittim kapıyı hafifçe tıklatıp içeri girdim uyuyordu, bu yüzden konuşamasam da yanında olmak istediğim için yatağa yaklaşıp bir süre uyuyan yüzünü seyrettim. "Konuşmayı düşünmüyorsun sanırım." Diyip gözlerini açtı Konuşmasıyla bir an ürkesem de hemen toparlayıp "ben şey uyuyordun yani uyuduğunu düşündüğüm için ses çıkarmak istemedim." " Annem dedi sabahtan beri buradaymışşın yemek yedin mi eve gitseydin yorulmuşsundur." Bu haldeyken bile başkalarını düşünüyordu. "Sen beni düşüneceğine kendine bak bir an önce toparlan koskoca Miran ağaya böyle yatmak yakışmıyor" dedim şakayla. Dediğime gülüp "çok düşüncelisin sağol" dedi . "Ne demek herzaman." daha sonra üzgün bir şekilde "çok korktum birşey olacak diye" dediğimle oda bir anda ciddileşip o kömür karası gözleri ile gözlerimin içine bakıp bir süre sessiz kaldı "özür dilerim" şaşkın bir şekilde ona bakıp "hm anlamadım neden özür diliyorsun." "Seni korkuttuğum üzdüğüm için" birşey diyemedim, ne diyebilirdim ki yada ne denirdi ki. "Çok geçmiş olsun Miran abi Ebrular merak etmeden ben gideyim artık, kendine iyi bak çabucak toprarlan eskisi gibi sapasağlam dur karşımda." Kafasını sallayıp "eve git artık burada bekleme Ebruyu da al götür okuluda aksatmayın." Gitmemi istediği için üzülsem de belli etmeden odadan ayrılıp Ebrunun yanına gittim "Zerda teyze biz Ebru ile gidelim artık. Birşey olursa biliyorsun ŞAHDAR aşireti bir telefon uzağınızda." Zerda hanım ağa şefkatle saçımı okşayıp "sağol güzel kızım düşünmen yeter siz gidin ben buradayım." Ebru yine gelmek istemeyince Zerda teyze konuşup ikna etti şoför önce beni eve bıraktı Ebrunun da benimle gelmesini söylesem de eve gitmek istediğini söyleyince ısrar etmedim. ** Aradan iki gün geçmişti ve Miran daha fazla hastanede durmak istemediği için bugün taburcu edilecek içimde anlam veremediğim bir heyecanla akşam edip sonunda babamlarla KURT konağına gelmiştik salonda Miran'ı göremeyince bir anlık hayal kırıklığına uğradım, büyük hanım ağa dikkat edip daha çabuk toparlanması için odasına yatırdıklarını ve bir hemşire ayarladıklarını söyledi. uygun olmayacağı için gidip onu odasinda göremezdim belki annemler giderse onlarla arada kaynayıp giderim diye düşünmüştüm ama onlarda yormamak için gitmeyip salonda oturdular. Evin yanıma gelip başını omzuma yasladı ayıptır söylemesi beni Ebrudan daha çok sever "Hilal abla biliyor musun bize gelen hemşire abla çok güzel ama en güzel sensin yinede." İçimde istemsiz bir kıskançlık oluştu neden erkek hemşire değildi ki yada evdekiler bakamıyormuydu. Geçen günlerde aynı şekilde devam etti sürekli bahane ile Ebrulardaydım ve Miran abiyi sadece birkez görebilmiştim. Dayanamayıp gizlice odasına gittiğimde Miran'ın üst kısmı çıplaktı ve yatakta oturuyordu arkası bana dönük olduğu için hemşire sanmıştı. "Gözde yardım et şu sargıyı sar hızlıca" yanına gidip "benim Miran abi Hilal nasıl olduğunu merak ettim görmeye geldim" yüzünde bir anlık tebessüm oluştu sonrasında hemen kendini toparlayıp ciddi bir şekilde "merak etme iyim bugün hastaneye gideceğim dikişler alınacak" "sevindim senin adina Miran abi." Elindeki sargı bezini görünce uzanıp "ver istersen ben yardım edeyim abi" dediğim ile elini geri çekip sargı bezini sıkıca sıktı, kafasını duvara doğru çevirip "sen zahmet etme gözde gelir şimdi o yardım eder" kalbim kırılmıştı sitemkar bir sekilde "tamam ben gideyim artık belli sende turp gibisin bir şeyin yok" diyip cevap vermesini beklemeden hızla çıktım odadan. Çıkarken hemşireyle karşılaştık sebepsiz bir şekilde bu kıza da gıcıktım, bilerek omzuna çarpıp "pardon canım" diyip onun şaşkın bakışları altında oradan uzaklaştım. O gün Ebruya bile haber vermeden çıkmıştım evden. Arayıp sorduğunda ise kendimi iyi hissetmediğim eve döndüğümü söyledim Günlerce düşündükten sonra hemşire olamaya karar vermiştim. Tembel bir öğrenci değildim ama başarılıda değildim. Zararın neresinden dönülse kardır diyip kendimi o saatten sonra derslerime verdim ve bugünde o hayalin için en büyük ve en önemli adımlarından birini atıyorum. Sınav beklediğimden kolay geçmişti içim kıpır kıpır dışarı çıktığımda Ömer dışarıd beni bekliyordu 15 yaşında olmasına rağmen boyu benden uzun ve yapılıydı aynı zamanda çok olgun ve sahipleniciydi. Beni görünce hızlı adımlarla yanıma gelip "nasıl geçti sınavın, zorlandın mı?" diye sordu. Böyle anlarda Karşımda sanki kardeşim değil de abim varmış gibi hissediyorum. Koluna girip kafamı omzuna yasladım eve doğru yürürken "çok güzel geçti beklediğimden daha kolaydı, inşAllah yarın ki sınavda böyle geçer" kafamın üzerinden öpüp "çok çalıştın emeğinin karşılığını da alacaksın inanıyorum ben sana. Olurda kötü giderse de üzülme senin bunların hiçbirine ihtiyacın yok yaninda biz varız" "Oyyyşşş benim paşam büyümüşte ailesine sahip çıkıyor" diyip yanaklarını sıktım. "Ya abla ya yapma şunu hoşlanmıyorum." Onu taklit edip "yopmo yo hoslonmiyorum." Diyip güldüm "aman ağamızın karizması çizilmesin". "Tabi ki öyle büyüdüm ben artık zamanı geldiğinde de bu aşiretin ağası ben olacağım. Ailemi koruyup kollayacağım" Rabbim seni alana sabır versin ne diyeyim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD