Bir kaç gün sonra Ev genişti. Taş duvarlı, yüksek tavanlı… Sessizliği ağırdı. Asu, misafir odasının kapısında durdu. Üzerinde yine uzun, bol bir çarşaf vardı. Kollarını, boynunu, dizlerini… Her yeri saklıyordu. Sadece gözleri açıktaydı. Salondan bir ses geldi. Sert. Keskin. — “Baba… bu ne şimdi?” Karan Alp’ti. Asu sesin tonundan irkildi. Adam sinirliydi. Alışık olduğu bir öfke vardı sesinde. — “Burası hayır kurumu mu?” diye devam etti Karan. — “Dağ başından kız toplayıp eve mi dolduruyoruz? Ne işi var bunun burada? Kimdir nedir necidir ? hırlı mı hırsız mı ? ” Asu nefesini tuttu. Başını hafifçe eğdi. Babasının sesi daha ağır çıktı. Daha derinden. — “Ağzını topla.” — “O kız masum bir kız sokağa mı atalım ? ” Karan Alp güldü ama gülüşte zerre neşe yoktu. — “Beni ilgile

