Gece çoktan dağılmıştı. Ev sessizdi. Ama Asu’nun içi ilk defa bu kadar gürültülüydü. Sabah olduğunda Nihat Ağa kahvaltıya inmedi. Asu’ya haber salındı. Çalışma odasına girdiğinde, adam masanın arkasında ayakta duruyordu. Pencere açıktı. Işık içeri giriyor ama odayı aydınlatmıyordu. Nihat Ağa arkasını dönmeden konuştu: — “Otur kızım.” Asu oturdu. Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi. Başını eğmedi. Bu defa eğmedi. Nihat Ağa yavaşça döndü. Bakışı sert değildi ama derindi. — “Senin dosyana baktım.” Asu’nun kalbi bir an hızlandı. Yüzü değişmedi. — “Okulunu,” diye devam etti adam. — “Yarım kalmış bir hayatın var senin. Hukuk okuyormuşsun.” Asu’nun boğazı kurudu. Ama sesi sakindi. — “Evet.” Nihat Ağa masaya yaslandı. — “Burada kalman seni iyileştirmez. Bu topraklar ba

