Aşiret konağı. Avlu doluydu. Yaşlılar, gençler, reisler… Herkes yerini almıştı. Kimse yüksek sesle konuşmuyordu. Çünkü çağıran isim belliydi. Çakır Selmanoğlu. Ön tarafa uzun masa kurulmuştu. Çakır ortada oturuyordu. Sağında Azat, solunda iki yaşlı ağa. Gözleri kalabalığın üstünden ağır ağır geçti. Kimseyle tokalaşmadı. Kimseye selam vermedi. Sessizlik uzadı. Sonra Çakır ayağa kalktı. Sesi bağırmadan yayıldı. — Bu toplantı hayırlı olsun diye yapılmadı. Avluda bir kıpırdanma oldu ama kimse ses çıkarmadı. — Bugün isim okunacak.İki şerefsiz ismi ! — Bugün sınır çizilecek.Aşiret sınırı !! . Bir an durdu. Azat’a baktı. Azat başıyla onayladı. — Hepiniz biliyorsunuz. — Bu topraklarda bir kural var. — Aşiret adını kirleten, aşiretten düşer. Gözleri sertleşti. — Uyuşturucu. — İh

