Azat sessizce kapıyı kapattı. Çakır Selmanoğlu’nun gözleri hâlâ pencereye kilitliydi. Azat adım adım odadan çıktı, telefonunu cebine koydu. Gizlice izleyecekti. Ama Asu evdeydi. Bir haftadır hiç çıkmamıştı. Oda karanlık, perdelere güneş sızmıyordu. Gözlerinin altındaki morluklar derindi, saçları darmadağınık. Kollarını karnına doğru çekmiş, sessizce oturuyordu. Azat telefonu eline aldı, parmağı ekranın üstünde titredi. — “Abi… evde… her şey hâlâ aynı.” Fısıldadı kendi kendine. Kız hâlâ hareket etmiyor, dışarı çıkmıyor, ama Çakır Selmanoğlu’nun gözünden kaçmayacak bir işaret varsa yakalayacaktı.Bir hafta sonra. Asu ilk defa evden çıktı. Kapıyı açarken eli titredi. Sanki dışarısı başka bir dünyaydı. Fırat yanındaydı. Zorla çıkarmıştı onu. — “Asu yeter,” demişti. — “Bu ev

