Gece sabaha dönmeden, Mardin’in arka sokaklarından birinde eski bir tamirhane vardı. Gündüz hurda… geceyse başka işlerin döndüğü bir yer. Rıza Karaaslan oradaydı. Masada çay değil, viski vardı. Etrafında üç adam… hepsinin yüzü sert, hepsi tetikte. Kapıdan içeri biri girdi. Tek başına. Ne silah gösterdi ne de bağırdı. Adam, masanın üstüne bir zarf bıraktı. — Bu ne lan? dedi Rıza. Adam konuşmadı. Sadece başıyla masayı işaret etti. Rıza zarfı açtı. İçinden iki fotoğraf çıktı. Birincisi: Hadi’nin adamları… liman tarafında, gece sevkiyatın olduğu yerde. İkincisi: Hadi’nin jeepi… uzaktan çekilmiş, plakası net. Rıza’nın kaşları çatıldı. — Ne ayak bu? Adam ilk kez konuştu. Sesi düzdü. Duygusuzdu. — Dün gece seni suçladılar. Rıza sertçe başını kaldırdı. — Kim? Adam sakin kald

