Halamın hamilelik testini görüp geçirdiği şokun daha fazlasını ben geçiriyordum.
Sarp, Cem'i benden uzaklaştırmak isterken halam arabadan inip engel olduktan sonra, "Bin gidelim." derken altında itiraz istemiyorum diyen bir ses tonu da vardı.
Cem'in bir elinde kimden aldığını bilmediğim test diğer elinde elim, adeta çekiştiriliyordum...
Mert, eşyalarımı bagajdan indirip, yolun kenarında beklerken halamların yolu açılmış umduklarını alamadan gitmişlerdi...
Halamların araba gözden kaybolunca elimi çekip, "Bırak." diye bağırdım.
"Cemre özür dilerim, bilmiyordum. Gel evlenelim."
"Ne saçmalıyorsun yaa, o benim değil." derken elindeki testi kasdediyordum,
Eline bakıp, "Bunu demiyorum yaa." diyerek testi omuzunun üzerinden arka bahçeye savurdu.
"Ne saçmalıyorsun o zaman?"
"Bin gidelim evde konuşuruz."
Biz kavga ederken Erkan abi, "Mert, amcanı bırakma lazım olabilirsin... Cem almadan gelme, kolay gelsin." derken Mert babasına, "Tamam baba, bizde..." dedikten sonra "Cemre abla, bana böyle bir aksiyon yaşattığın için çok teşekkür ederim." dedi elimi sıkarak.
Mert'in zevzek zevzek şakasına cevap vermeyecek kadar sinirliydim.
Cem'in kaputuna oturup kollarımı bağladım. Onun bütün bir düğün sürecinde yaptığının hepsini orada yapıyor olduğuma o kadar emindim ki, ikisi de patlamayayım diye sesini çıkartamıyordu.
Arabanın sağ çamurluktan götüm götüm yaklaşan Cem'e gerilip bi tokat atasım vardı ama şuan bi sebebim yoktu.
O nikah masasında yapamadığımı yapmak istiyordum. O anı tekrar hayâl edip, ondan tarafa bakmadan boşluğa konuştum.
"Bi evet deseydin bu kadar uğraşmayacaktın?"
"Haklısın."
"Geri zekalısın."
"Evet."
"Salaksın."
"Hemde en süzmesinden."
"Şimdi ne olacak?"
"Eve gidelim orada düşünürüz."
"Salak, salak, salak... Sarp'ı göndermesi kolaydı, ana kuzusu... Ben boşuna mı peşine düştüm gidiyordum. İstediklerini yaptığım zaman beni babama bile gönderirdi ama Selçuk öyle değil. Gönül halam dokuz ay her gün arar, erkek mi kız mı? Oooffff." derken saçlarımı yoluyordum...