╰☆☆ 𝕭. 9 ☆☆╮

442 Words
"Pamir nerede?" "Sence?" diyen Rima'ya bakarak başımı iki yana salladım ve Pamir'in odasına doğru yol aldım. Ben gittiğimden beri odasına mı kapatmıştı kendisini yani? Oysa ki bir şey olursa haberim olacağını da, zihin yöneticinin hâlâ komada olduğunu da biliyordu. Kapıyı çaldığımda önce kim olduğumu sordu ve sonra da kapıyı açıp içeriyi işaret etti. "Kapıdan dışarıya adım atarsan ölmeyeceksin. Ya da herhangi birini öldürmeyeceksin, biliyorsun değil mi?" diye sordum içeriye bir adım atıp. Cevap vermeyince "Seninki dışarıda." dedim. "Tek geldiği ve ben de etrafa koruma koyduğum için içeriye giremiyor. İletmemi istedi. Aslına bakarsan içeriye almamı istedi ama, birazcık avucunu yalar." Güldükten sonra "Benimki kim?" diye sordu. Hafızasını da silmemiștim oysa ki. "Kaç tane eski sevgilin var acaba?" "Eski sevgiliye seninki denildiğini ilk senden duyduğum için şaşırmış olabilir miyim acaba?" "Neyse." dedim, kapıdaki anahtarı alıp elimde saklarken. "Haber ver dedi, ben de haber veriyorum işte." "Iyi." "Gitmeyecek misin? Yürüyüşe çıktığımdan beri dışarıda." "Bana ne." "Sen bana mı sinirlisin?" "Anahtarı yerine bırakır mısın?" "Hmm. Hayır." deyip hızlı adımlarla geri döndüm ve yürümeye başladım. "Saye! Getir şu anahtarı." Koşup bana yetiştiği sırada "Böyle gitmez bu." dedim. "Saçmalama." "Ben mutluyum öyle. Bırak." "Yutarım." "Yeni kilit yaptırırım." "Adamlar içeriye giremez ki." dediğimde tekrar kahkaha attı. Bu da, ilki gibi sinirdendi. "Gitmemi mi istiyorsun?" "Ne? Hayır." dedim aceleyle. "Rima'ya zarar vermeyeceğini görmeni istiyorum." "Ama verecektim." "Sadece boşluğuma geldi. Anlıyor musun? Zihin yöneticinin onlara katılacağını tahmin edemedim. Şu an biliyorum ve asla sorun çıkmayacak." "Ya beni durduramadan bayılıp kalırsan? Bende kendi ellerimle götürürsem Rima'yı onlara?" "Neden hep en kötüsünü düşünüyorsun?" "Neden beni kendine bağlamayı kabul etmiyorsun?" "Eski sevgilin kapıda." dedim, anahtarı sinirle avucuna verirken. "Al. Onunla birlikte kapan odana. Hem canın da sıkılmaz." "E içeri alamıyorum." Sinirle arkamı döndüm ve ona doğru yürüdüm. "Hey. Şaka yapıyorum." dedi ben sabit bakışlarla ona bakarken. "Gerçekten. Sadece şaka." "Korumayı kaldırdım. Al odana. Dışarıda üşümüştür yazık. Isıtırsın." Arkamı dönüp gittiğim sırada "Ne yaptın, ne yaptın?" diye yanıma gelip kolumdan tuttu. "Şaka yapıyorum dedim ya. İstemiyorum ben onu. Girecek edecek şimdi istiyoruz sanıp, geri koy korumayı." "Kaldırmamıștım ki zaten." diyerek omuz silktim. "Dalga mı geçiyorsun sen benimle ya?" "Yoo." dedim alaycı çıkan sesim ve buna tamamen zıt olan sabit bakışlarımla. "Şaka yapıyorum." "SAYE!" Gözlerini kapatıp sakinleşmeyi bekledi önce. Oha! Sinir değildi bu. Gözlerim kocaman açılırken, o gözlerini açmadan önce "Özür dilerim." dedim. "AA. Şey. Ben konuşurum istersen şeyle. Şey. Her neyse adı işte ya. Ya da direkt yollayabilirim. Neyse. Hallederim ben. Sen Şey etme." deyip, tüm bu cümleleri iki saniye içerisinde falan kurup, uzaklaştım oradan. Ne yani, onu kendime bağlamam bu yüzden mi önemli değildi onun için. O da benden hoşlandığı için mi? İyi de, hoşlanmak ayrı, bağlanmak apayrı şeylerdi. Evet evet, kesinlikle Rima içindi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD