╰☆☆ 𝕭. 10 ☆☆╮

841 Words
"Seni istemiyor." "Korumayı da bunun için mi koydun yani?" "Yo." dedim omuz silkerek. "Tamamen can sıkıntısı. Yoksa sizin durup durup Rima'yı kaçırma isteğiniz ile hiç alakası yok. İnan." "Pamir'le konuşmak istiyorum. Rima umurumda değil." "Onu biliyorum canım. Biraz umurunda olsa, öyle davranmazdın sonuçta." Umay gözlerini devirirken, onu umursamadan gitmeye kalkınca kolumdan tuttu. Ve anında çarpıldıgi için çığlık atarak geri bırakmak zorunda kalmıştı. "Kusura bakma. Biraz kaçak var da bende." Ben alayla gülerken, Umay sinirle baktı bana. "Söylemedin değil mi Pamir'e. Korumayi da o yüzden kaldırmıyorsun. Beni görmesin diye." "Yahu cama çıksa görür seni, bas bas bağırıyorsun deminden beri. Neyin tribi bu?" "Ona her şeyi sen anlattın değil mi? En baştan. Geldiğin gün söyledin hem de." "Neyi? Hain olduğunu mu? Yoksa Biray ile defalarca yatarken seninle birlikte olmadığı için onu suçladığıni mi? Ha, ya da Rima'yı ilk kaçırdıklsrinda nasıl yardım ettiğini mi? Yo." dedim omuz silkerek. "Anlatmadım." "Sen.. Nereden biliyorsun tüm bunları?" "Sandığından çok daha fazla güce sahibim Umay. Çok çok daha fazla. Bu yüzden, benimle ya da sevdiklerimle uğraşmadan önce iki kere düşünsen iyi edersin." "Pamir'le mi?" Geri dönüp giderken, "Rima ile." dedim. "Seninle görüşmek istemeyen o dedim ya, ne unutkansın." Unutkan.. Daha sonra aniden dönüp, gözlerinin içine baktım. "Ne var?" "Umay, Biray kim?" "Biray mi? Senin sevgilin değil miydi? Seni arıyordu her yerde." "Şaka mı ama bu ya?" diye söylenerek kolundan tutup korumayı geçmesini sağladıktannsonra "Gel benimle." diyerek onunla birlikte içeriye girdim. "Ne işi var onun burada?" "Umay, bu kim?" "E benim sevgilim. Asıl sen kimsin ya? Bıraksana kolumu." dediğinde, herkes şaşkınlıkla baktı ona, ben hariç. Ya bilerek, ya da bilmeyerek hafızası ile oynanmıștı. "Ne saçmalıyor bu ya?" diyen Pamir'e bakıp "Henüz anlamadım." diyerek oturması için itekledim Umay'ı. "Ama birazdan anlayacağım." "Pamir? Kim bu kız? Bir şey söylesene." Git gide unutuyor olması garipti. Pamir'i hâlâ sevgilisi sanıyor olması ise, sinir bozucu. Hiçbir şey söylemeyerek yanına oturdum ve ellerini avucumun içine aldım. Tamam. Neler olduğunu biraz daha anlayamazsam, onu kapının önüne tekrar atmamam için hiçbir sebep yoktu. Hafızasını kaybediyor oluşu benim suçum değildi bir kere. Ayrıca, onu kendimle de karşılaştırmamam gerekirdi. Ben, hiçbir zaman bile isteye hain olmamıştım. Acimamam lazımdı bu yüzden ona. "Anlatacak mısın artık?" "Yalan söylemiyor. Hafızası kötü durumda. Ama ne öncesini görebiliyorum ne de sonrasını. Ve bence, neler olduğunu öğrenmemiz gerek." "Ne yani, anlatıncaya kadar burada mı kalacak?" Rohan'a bakıp dudak büktüm. "Buna karar verecek olanın ben olduğunu hiç sanmıyorum." "Rima'yı koruyabilecek tek kişi olarak, bence buna karar verecek tek kişi de sensin." Pamir'le bir süre sinirle bakıştıktan sonra, pes edip gözlerini kaçıran ben olmuştum. Neden ben karar veriyordum? Benim eski sevgilim değildi ki? "Pamir? Ya ben neden bir cevap alamıyorum hayatım?" dediğinde sinirle "Sus be." deyivermiștim birden. Sonra anlık olarak Pamir'e bakıp, az önce söylediğim şeyi unutturmakla, kulaklarına varan ağzının ortasına tokatı yapıştırmak arasında kaldım bir süre. Sonra da, "Biraz sabırlı ol. Anlatacağız herhalde." diye toparlamaya çalışıp, derin bir nefes aldım. Bir oyun dönüyorsa eğer, gücüme ihtiyacım olacaktı. "Ayrıca, Rima da kim?" dediğinde şaşırtıcı olan onun sorduğu soru değildi. Şaşırtıcı olan Pamir'in "Bilmiyorum." deyip omuz silkmesiydi. "Rohan?" "Kızımı unutacak kadar delirmedim." dediğinde derin bir nefes alıp, gözlerimi kapattım. Tamam, annesi de hatırlıyordu. "Onu bize ver." Pamir ile Umay, aynı anda üzerime gelmeye başlayınca, ilk önce refleks olarak geriye bir kaç adım attım. Sonra da içeriye giren kalabalığa baktım. Ruh silici.. Tek eksiğimiz de oydu zaten.. Neden herkes bu salağın ordusuna katılıyordu ki? "Salak demesek yalnız?" "Olur. Şerefsiz diyelim." diyerek, karşıma geçen Umay'a baktım dik dik. "Hadi herkesi harcadın, peki ya sevgilin? Öldürebilirdim." "Hadi amaaa. Hafızası kayıp, aciz birine asla dokunmayacağını ikimiz de biliyoruz." dediğinde, Umay kendine gelmiş ve biricik sevgilisinin yanındaki yerini almıştı. Lanet olsun! Birlikte oldukları için onun sayesinde Biray da girebilmiști eve. Ve düşüncelerine ulaşabildiği diğer herkes.. "Hadi. Onu bana ver. Aksi takdirde, gölgeciğinin sonu hiç de iyi olmayacak." Rohan'a zarar veremezdi. Ama Pamir'in Rima ile hiçbir bağı olmadığı için, onun ölümünü heyete küçük bir kaza olarak geçirebilir ve oradaki herkesi de kolayca buna inandırabilirdi. Sinirden ellerim titremeye başlarken, bir an için duraksadım. Onlar evi ararken, Ruh silici ve zihin yönetici ile göz göze geldim. İkisinin de kendi isteği ile burada olması güzeldi. Böylece birazdan yapacaklarımdan sonra vicdan yapmama gerek kalmayacaktı. "Saye? Hadi güzelim. Yorma artık. Hiçbir şeyin değil o kız senin. Ver onu bize, kurtul benden." "Haklısın." dedim dudak büzüp. "Hiçbir şeyim değil." Adım adım ona yaklaşıyordum konuşurken. "Bu yüzden, ona acımama hiç gerek yok." Rohan'ın çatık kaşlarını görebiliyordum. Ya olanları anlamaya çalışıyor, ya da geleceği görmeye odaklanıyordu. "Biliyor musun, hayatımda en çok istediğim şey bu." Büyük bir hevesle bana bakarken biraz daha yaklaşıp kulağına yaklaştım. Ve onun asla duymak istemediği, ama benim söylemeyi de, olmasını da her şeyden çok istediğim o cümleyi kurdum. "Senden sonsuza dek kurtulmak." Geriye çekilmeden hemen önce zamanı yavaşlatıp, zihin yönetici ve ruh siliciyi etkisiz hale getirip, Pamir'i kurtardıktan sonra, onun hızını da kullanıp saniyeler içinde Rohan ile birlikte ayrılmıştık oradan. Bir süre sonra nefes nefese durup "Daha fazla gücüm kalmadı." dedim. Tekrar birinin Pamir'e zarar vermesi, benim en ufak yorgunluk belirtime bağlıydı. Anlık gözüm dalsa dahi, birinden biri onu ele geçirebilirdi. "Ee? Ne yapacağız ormanın ortasında?" "Bağlanma ayini."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD