ELVİNDEN Taş evdeki o iki günlük kaçamaktan dönmüştük. Dönüş için çocuklara hazırlamam gereken ders notlarını bahane etmiştim. Aslında tek gerçek; onunla bir arada olmak istemeyişimdi. Aramızdaki o tuhaf gerilimden kaçabileceğim en uzak köşe neresiyse, orada olmalıydım. Konağa döndüğümüzden beri odamdan pek çıkmamış, notlarıma gömülmüş disiplinli bir öğrenci gibi çalışmıştım. Kafamı dağıtmanın tek yolu buydu sanırım; kendimi işime adamak... Sessizdik. İkimiz de tek kelime konuşmuyorduk. O ya çok geç geliyor ya da ben uyanmadan erkenden çıkıp gidiyordu. Günlerdir yüzünü bile görmemiştim. Ama bugün nihayet okul vardı; sonunda öğrencilerime, o masum dünyaya kavuşacaktım. Aynadaki yansımama son kez baktım. Siyah, dizüstü bir etek giymiştim. Hava buz gibiydi; dizüstü çizmelerimi çektim, üze

