Göz yaşlarım akmaya devam ederken gideceğim yeri bile bulanık görüyodum. Ağlamamı durdurmaya çalışırken aynı zamanda nefes almak benim için çok zordu. Bu dalga sesleri bu rüzgarın uğultusu ve bugünü ömrümün sonuna kadar unutmayacaktım.
Adımı attığım sırada kolumdan tutup kendine çevirdi beni. Ayakta duramıyordum çektiği gibi sendelemiş olsam da düşmeden durabildim. Bana söyleyecek bir şeyi kaldı mı çok merak ediyordum.
Elimi tuttu. Konuşmadan ne yapacağına baktım.
“Gel benimle” dedi.
“Neden”
“Gel konuşmamız bitmedi çünkü”
“Benim için bitti”
Elimden çekiştirip beni barakanın kapısının önüne getirdi. Elim acımıştı.
“Napıyorsun” dedim.
“Sorma içeri geç “ dedi.
Kapı açılınca içeriye doğru geçtim . Oda karanlık ve bir şey görmüyordum.
Işıklar açılınca şaşkın bir şekilde odaya baktım. Odada perdelerde ışıklar vardı. Yerde güller. Bir tane masa. Masanın üstünde mumlar. Ve odanın diğer tarafında bir de koltuk.
İçeriye biraz daha girip ne olduğunu anlamak istedim ama beynim durmuştu. Bunun süpriz olduğunu biraz zor anlamıştım.
Arkamı dönünce yerde diz çökmüş Mustafayı gördüm. Elindeki kutu içinde de yüzük.
“Ben böyle yapamıyorum belen . Ben seninle aynı evde uyumak istiyorum. Ben seninle aynı evde uyanmak istiyorum. Ben seninle böyle ayrı yaşayamıyorum. Benimle evlenir misin ?”
Algılamakta biraz zorlandım. Bu az önceki olanlar numara mıydı?
“Hah” dedim sinirden gülerek.
“Seni öldürecem “ dedim yere yanına eğilip ona vururken . Hem ağlıyor hem dövüyordum.
“Aptal aklım çıktı” dedim.
Elime uzanıp yüzüğü parmağıma taktı. Yüzüğe bakıp ağlarken yere çökmüş az önceki halimden hala çıkamamıştım.
“Ya insan böyle şaka yapar mı?” Dedim.
“Kabul et inandın” dedi.
“İnandım “ dedim.
“Seni asla bırakmayacağımı bildiğin halde nasıl inanırsın buna belen?” Dedi.
“Bilmiyorum “ dedim.
“Asla bırakmam seni” dedi.
“Hiç bir zaman mı?”
“Hiç bir zaman?” Dedi.
Dışarıda bir anda çakan şimşek ve gök gürültüsü yağmurun geldiğini gösteriyordu. Odanın içi sıcacıktı. Ya da ben yanıyordum bilmiyorum. Birbirimize sarılmış bir şekilde dururken alnını bana yasladı.
“Bana hala bir cevap vermedin. Sonsuza kadar benim olur musun?” Dedi.
“Evet “ dedim fısıltı ile. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Yüzük olan elimi aldı. Kalbinin üstüne koyarken tam dövmesinin üstüne.
“Sana söz sonsuza kadar burda kalacaksın”
Aynı şekilde bende onun elini aldım. Elini kalbimin üstüne koydum.
“Sana söz sonsuza kadar burda sadece sen olacaksın” dedim.
Bir süre böyle kaldıktan sonra aramızdaki sessizliği mustafa bozdu.
“Kalbin çok hızlı atıyor”
“Seninde” dedim gülümseyerek.
Bakışı yüzümdeydi. Yüzümü ezberler gibi bakıyordu. Yanağımı okşadıktan sonra dudaklarıma yaklaştı. Alt dudağımı iki dudağının arasına alıp öptükten sonra ayağa kalkıp beni omuzlarımdan kaldırdı.
Öpüşmemiz devam ederken çenemdeki elinin baş parmağı gamzemi okşuyordu. Ellerim boynunun arkasında birleşince onu kendime doğru çektim. Dudağından dökülen inleme sesi onun da beni çok istediğini söylüyordu.
Tişörtünün alt kısımlarından yukarıya doğru kaldırdım. Üzerinden çıktıktan sonra boynumu öperken başımı omzuna yasladım. Sırtını okşarken kendimi duvarda bulmuştum bir anda. Başımı duvara ittirince kaçacak yerim kalmamıştı. Duvarla onun arasında hapsolmuştum. Biraz benden uzaklaşıp tişörtümün altlarından tuttu. İzin ister gibi gözlerime baktı. Belime değen sıcacık ellerini hissettim. Yüzüm yerde yutkunarak başımı salladım. Üzerimdeki kıyafeti çıkarınca sadece sütyenle kalmıştım. Belimden tutup beni havaya kaldırınca bacaklarımı belince birleştirip kucağına aldı. Öpmesi boynumdan yavaş yavaş göğsüme inerken saçlarını koklayıp kokusunu içime çekiyordum. Beni kalçamdan kaldırdı.
“Kendimi kaybetmeme neden oluyorsun” dedi saç diplerimde nefesini hissederken. Dudakları alnımda duruyordu.
Omuzlarını okşadım. Ve elim adımın yazılı olduğu yerin üzerine geldi. Parmağımla okşarken dudaklarımı yaklaştırıp oraya bastırdım. İçimde bir şey sürekli beni tetikliyordu.
Dilimi çıkarıp yalamaya başlarken resmen kıvranıyordu.
“Yapma “ dedi zorlanarak.
“Neden” dedim.
Dilim iki göğsünün ortasından boynuna çıkarken yarın büyük ihtimalle boynu morarmış olacaktı.
“Engel olamıyorum kendime” dedi.
“Olma”
“Evlenelim öyle sonra pişman olmanı istemiyorum “
“Bundan asla pişmanlık duymayacağım. Senle yaşadığım hiç bir şeyden pişman olmadım ve olmayacağım”
Kafasını iki yana sallayıp kendini toparlamaya çalışıyordu.
“Mustafa ilkim ol istiyorum. “ dedim.
“Belen yapma” dedi.
“Lütfen” dedim. Dudaklarına uzanırken.
“Emin misin” dedi.
Kafa salladım.
Kalçalarımdan tutup beni koltuğa götürürken kalbim heyecandan çıkacak gibiydi.
Koltuk çok geniş ve yatak gibiydi. Beni yatırdıktan sonra yatağa dizlerini koyarak üzerime doğru geldi.
Ellerimi ellerine kenetleyip başımın üstünde tutturdu. Öpmesi boynumdan göğüslerime inerken kendimi bu sefer tamamen ona bırakmıştım.
Ellerimi bırakıp sütyenin arkasına uzandı.
Onu eliyle açınca bir süre sonra üzerimdeki sütyen çıkmıştı. Gözleri kapkara olmuş bir şekilde bana bakıyordu. Siyah bir inci gibi , kara bir elmas gibi.
“Çok güzelsin hayalimden bile güzelsin” dedi.
Yatakta dik durup pantolonunu çıkardı. Ellerinin titrediğini burdan görebiliyordum. Ardından benim altımdaki pantolonu çıkardı. Bu ilk sefer olmasına rağmen asla korkmuyordum.
Üzerime doğru tekrar geldi.
“Emin misin “ diye sordu tekrar.
Kafamı salladım.
Omuz başlarımdan başlayıp göğüslerimi okşayarak iç çamaşırıma geldi. O da ayaklarımdan çıkarken artık utanmaya başlamıştım sanki.
Derin bir nefes aldım.
Bakışları üzerimde gezerken gözleri giderek daha da kararıyordu.
Üzerime geldiğinde bedeninin ağırlığı ve sıcaklığı bana çok iyi gelmişti.
“Birazcık canın yanabilir” dedi.
Kafa salladım. Bacaklarımı iki yana açıp kendini aldı.
İşte şimdi korkmaya başlamıştım.
“Belen korkuyorsan bırakalım”
“Hayır “ dedim dudaklarımı ısırıp.
“Isırma şu dudaklarını”
Kafa salladım.
“Hazır mısın” dedi.
Kafa salladım. İçime yavaş yavaş ilerlerken bir acı benim içimi kesiyordu sanki. Canım yanıyordu şu an. Her hareketinde biraz daha canım yanıyordu. Gözlerimi açınca karşımda mustafayı görmemle acım azaldı.
“Özür dilerim” dedi alnımı öperken.
“Önemli değil” dedim
“Bir daha bu kadar acımayacak değil mi?”
“Hayır acımayacak” dedi.
Benim acım biraz azalınca ileri geri kendini hareket ettirmeye başlayınca asıl zevk alınan yerin burası olduğunu anladım.
Çok garip bir histi içinde bir şeylerin yerini oynatıyordu. Sanki bir el kalbimi sıkıp bırakıyordu Zevk ayrı bir şeydi. Benim aldığım zevk başka duyduğum aşk başkaydı.
Aşık olduğum insanla birlikte olmuştum. Mustafa biraz daha ileri geri gitmeye başlayınca gözlerindeki bakışlar daha da karardı. Terlemeye başlayınca şu an yaşadığımız şeyin tuhaflığı sarmıştı beni. Artık çıkardığım seslere engel olamıyordum.
“Belen” dedi nefes nefese.
“Sen artık sadece benimsin”