" Özür dilerim efüli bunca yıl sana yaşattıklarım için, bırakıp gittiğim için. Sana, kokuna , yüzüne saçının her bir teline hasret kaldığım için özür dilerim . Kendimi sana affettiremem belki hemen ama açtığım yaralarını tek tek sarabilirim. Seni çok seviyorum kadın dövsen de sövsen de yüzüme tükürsende, hatta beni istemesende seni çok seviyorum " dedi.
Leyla içinde ki acıyı bastıramıyordu. 5 yılı, yaşadıkları bu gece olanlar hepsi o kadar zordu ki ama Yavuz'un yaptığı sözleri nefesinin kesilmesine sebep oluyordu. İğrenç bir varlıkmıs gibi bakıp zar zor topladığı güç ile konuştu.
" Bir daha bana sakın dokunma ağa, bu yaptığının tekrarı olursa kendimi öldürürüm. Beni buna mecbur bırakma. Ve artık beni eve götür daha fazla seninle aynı havayı solumak istemiyorum. Sen bendeki bütün şanslarını tükettin. Seni asla ama asla affetmeyeceğim ve hiçbir zaman karın olmayacağım " Zehir zemberek sözleri ile Yavuz'u diri diri öldürdüğünü biliyordu. Daha ağır da konuşabilirdi ama geçmişin hatrına sustu Leyla.
Yavuz'un vucudunu bir anda öfke sardı kendisine dokunmasından bu kadar mı iğrenmişti. Leyla'nın kalbinde artık yeri yokmu idi. En çok da canını yakan" karın olmayacağım " demesi idi. O hiçbir zaman Leyla'nın kalbi dışında ondan birşey beklememişti. Şimdi bir sapık gibi vucudundan yararlanmak isteyebileceğini bu kadın nasıl düşünürdü. O kadar karaktersiz bir adam mı idi.
Leyla dan uzaklaşıp sehpaya koyduğu anahtarları hızla aldı Leyla'nın bileğinden tutup " yürü" dedi.
" Bırak kolumu canımı yakıyorsun " diyerek ayak diresede Yavuz'a gücü yetmiyordu.
Peşinden sürükleye sürükleye arabaya kadar götürdü Leyla'yı. Kapıyı açıp koltuğa poşet gibi savurdu kapıyı da sertçe örttü. Leyla korkmuştu inmek istedi ama kapı kilitlenmişti.
" Allah'ın cezası aç kapıyı " diye bağırsada Yavuz hiç umursamadı. Gidip bağ evinin ışıklarını söndürdü kapısını kilitleyip arabaya aynı öfke ile geldi. Kapıyı açıp bindi yüzünden bakışlarında ki karanlıktan bile belli oluyordu öfkesi.
" Ne yaptığını zannedi..." Demeye kalmadan gaza bastı. Leyla ön cama doğru gitti geldi " Kemerini tak" dedi buda konuşma demekti onun dilinde. Sesinde ki tınıdan ürktü Leyla çoğu kez onu öfkeli görmüştü ama şu an ki öfkesi bambaşka idi. Sanki gözü dönmüş gibi idi Yavuz demişti ama kötü tarafımı görmek istemezsin diye. Leyla kapının kulpuna sıkıca yapıstı kaza yapmaları an meselesi idi. Konuşsa birşey dese yanında ki adamın gazabından korkuyordu. Ayağını gazdan hiç çekmedi Yavuz öyle hızlı gidiyordu ki yanından geçtiği arabalar kornaya basıyordu.
1 saatlik yolu 15 dakika da geldi Yavuz konağın önüne geldiğınde anı frenle durdu. Kemerini çözüp indi arabadan Leyla da kemerini çözdü bu sırada içinden de şükür ettı kazasiz belasız geldikleri için. Kapıda ki korumalar Leyla'nin kapısıni açmak için koşarak yanına geldiğinde " Sakın " dedi eli ile durdurdu Yavuz buda karışmayın uzak durun demekti onun dilinde.
Arabanın önünden hızla dolanıp Leyla'nın kapısını açtı yine bileğinden tuttuğu gibi tekrar çekiştirmeye başladı konağın kapısını sert bir şekikde açtı.
"Miroğulları dışarı çıkın " diye kükredi resmen gür sesi konağın duvarlarında yankılandı.
Azade hanım ve Leyla hanım elleri yüreklerinde , Behra ağa da çalısma odasından üst avlunun balkonuna geldiler. Yade Zergül kükreyen torununun sesine odasındaki nazını yarım bırakıp cıktı " Ne oluyi Behram o ses nedir?" Diye sordu. Kızlar , Yağız ve Tahir de koşarak geldiler . Mutfaktakiler kapının gürültüsüne çıkmışlardı çoktan.
" Yavuz ne oluyor oğlum niye bağırıyorsun konağı inletti sesin" dedi Azade hanım sesi telaşlı bakışlarında ise korku vardı. Deli oğlu yine neye sinirlenmişti de kükrüyordu.
" Beni şimdi iyi dinleyin bundan sonra hep birlikte bu konakta yaşayacağiz. Leyla hanım da bu konakda benim odamda kalacak ve o Said şerefsizi Antep'i terkedene kadar bu konaktan dışarıya çıkmayacak. Yardım eden çıkmasına müsade eden kararlarıma karşı çıkan olursa affetmem acımam cezasını ellerim ile keserim beni kötü olmaya zorlamayın sabrımı sınamayın. Allah şahidimdie ki , annem, babam , kardeşim de olsa yardım eden cezasını ellerim ile veririm " diyip Leyla'yı ileriye doğru savurdu.
" Sende Leyla tek bir adım dahi atarsan şu kapıdan 5 yıl da yapmadığım kocalığı sana öyle bir yaparım ki, feleğin şaşar o indirmediğin burnunu indir ve yukarı çık. Ev ev dedin ya aha sana ev otur şimdi oturabildiğin kadar " dedi ve kimseyi dinlemeden aynı öfke ve hışımla çıktı konaktan. Adem de beyinin peşine koşarak gitti.
" Abi nereye bende geleyim " dedi. Yqvuz başı ile arabayı gösterip kafası ile hadi dedi. Korumalara bakıp " Söylediklerimi duydunuz ona göre davranın bu konağın etrafında kuş dahi uçmayacak nöbettekiler uyayacak herkezin gözü açıj olacak yakarim hepinizi" emirlerini de sıralayarak Adem ile birlikte gaza basarak gittiler.
Leyla giden adamın arkasından gözleri dolu dolu baktı. Yavuz'un damarına basmakla hata etmişti. Ama oda Leyla ise burnundan getirmesini de bilirdi. Bu konağı ona dar ederdi.
Konak ahalisi neye uğradıklarını şaşırdılar. İçlerinde mutlu iki kişi vardı Behram ağa ve Yade Zergül nihayet deli oğulları akıllanmış karısına sahip çıkmıştı.
Azade hanım ve Leyal hanım ise ağızları açık kaldı. Ne diyeceklerini de bilemediler. Kızsalar olmayacak sevinseler olmayacak idi.
" Vuuu Yavuz ağa kasırgası esti geçti. Dotmam bakma arkasından bos yere gel yukarıya da soğuk su iç bunun uzerine" diyince Yağız kızlar kendini tutamayıp kahkaha attılar. Leyla yukariya doğru sert bir bakış attı. Resmen kendisiyle dalga geçiliyordu. Gözyaşlarını silip el mahkum yukarıya çıktı.
" Aşk olsun kızlar hadi bundan beklerim her konuyla dalga geçecek birşey bulur ya siz buna nasıl uyarsınız" dedi lakin annesi , kaynanası, Yade Zergül bile onun isyanına güldüler.
" Yadem sende mi yaaa" diye isyan etti.
" De haydi haydi saat gec oldu yatın sabah ola hayrola. Deli oglan ile konusurum ben derdi neymiş anlarız" dedi ve odasina çekildi.
" Leylos ne oldu da abim delirdi. Ben abimi ilk defa böyle gördüm" Yaren bunca yıl abisini bu denli öfkeli görmemişti. Tamam sertdi, bazen huysuz oluyordu ama öfkeli yanını hic görmemişti.
" Senin o abini öldürmemek için kendimi zor tutuyorum Yaren . Adama bak yaa geldi emirler yağdırdı gitti. Bende Leyla isem ona bu konağı dar ederim" dedi.
Bu geceden sonra ikili arasında apaçık bir savaş başlamıştı. Kim kazanır bilinmezdi ama eğlenceli günler Miroğullarıni bekliyordu.
" Tühhh yaa ben kaçıracağim olayları neyse Yaren sen bana anlatırsın. Maçın sonuçlarını" Leyla'yı tiye alıyordu onunla uğraşmak Yağız'ın hobisi idi.
Leyla eline aldiğı çicek saksısıni Yağız'a fırlattı. Yağız askerliğin vermis olduğu egitim vw atiklik ile kendisine gelen saksıdan egılerek kurtulmuştu.
" Öldürürüm seni Yağız dalga gecme benle bütun öfkemi hırsımı senden çıkarırım " diyerek tehdit etti Leyla.
" Ya Leylam sen ona ne bakiyorsun boşver onun dediklerini gel içeri geçelim Senem bize kahve yapsın içelim sende bize neler oldu anlat bir çözüm yolu bulalım " diyerek Leyla'nın koluna girerek oturma odasına götürdü Zeynep.
Bu gece onlar için uzun olacağa benziyordu .
Yavuz yoldaki bir marketten sallama çay ve termos aldı. Önlerine çıkan bir benzinlikten de sıcak su aldılar ve Antep'in manzarasıni rahatça izleyebileceği tepeye geldi. Yolda dostu Berdan'ı da aramış buraya gelmesini istemişti. Arabadan Adem ile birlikte indiler. Manzaraya baktıklarında Antep ayaklarının altinda gibi idi.
"Duruma göre baya bir zaiyat almışsın gibi kardeşim hasar tespitine bakılırsa" Yavuz kendisine tuhaf tuhaf bakan dostuna gözlerini kısarak baktı. Eğer birazdaha böyle devam ederse asıl zaiyatı kendisine verecekti haberi yoktu.
" Bana bak eğer dalga geçeceksen siktir git yok adam gibi dinleyeceksen gel otur" Berdan ağzına fermuar çekermis gibi yapıp gidip Yavuz'un yanına oturdu. Poşetten aldığı sallama çayı pet bardağa koydu sıcak suyu da üzerine ekledi.
" Anlat bakalım Leyla ile ne olduda buraya attın kendini " dedi merak ediyordu Leyla ile nereye gittiklerini ne konuştuklarını.
" Ne anlatayım be Berdan ulan hiçmi kader yüzümüze gülmez. Ulan 5 yıl be boşa geçip giden 5 yıl " Kahrediyirdu Yavuz kaderine.
"Hergün hasreti ile yanıp kavrulduğum, özleminden geberdiğim, kokusuna hasret kaldığım, başkasına sevdalı diye kendimi sürgün ettiğim kadın meğerse o adamı değil beni seviyormuş" deyince Berdan ağzındaki çayı püskürttü. Kendi kulaklari ile duymuştu Said'i seviyorum dediğini İstanbul'a gttiklerinde.
" Ne diyorsun oğlum nasıl seni seviyormuş lan o şerefsiz peki" Yavuz çayından bir yudum aldı gökyüzüne baktı öyle bir ofladı ki yoruldum, tükendim ama ayakda durmaktayım görenim yok der gibi.
Sahi Leyla'nın acılarını herkez görmüştü yanında olmuşlardı da, Yavuz'un yaralarını neden kimse görmüyordu. Hep bunu yap şunu yap demişlerdi kimsede sen ne istersin dememiş kimsede halini sormamıştı.
"Çarşıda beni bir kız ile görmüş sevgilim sanmış çekip gitmiş unutmak içinde o Said itini bulmuş işte. Ulan ben kime kızayım kimden hesap sorayım şimdi bu nasıl kader Berdan ?" Kader miydi peki suçlanacak.
"Ben onun aşkından ölürken o bana hiçbirşey demeden gitmiş yüzüme o piçi sevdiğini söylediğinde neler yaşadım sen biliyorsun . Niye be Berdan niye ben ne günah işledim" Yavuz'un isyanı kendisine mi kaderine mi, yoksa Leyla'ya mıydı bilinmez.
" Kime ne kötülük ettim de sevdiğim kadın ile sınandım. Kimin vebalini ödüyorum kimin günahının cezasını çekiyorum" hem ağlıyor hem konuşuyordu. Erkek adam ağlamaz derler ya külliyen yalan canı yanınca içinde cehennem ateşi yanınca ağlarmış.
Yavuz cennetten kovulmuş Adem misali idi. Suçu yoktu ama dönüp baktığı da yine yanan, yıkılan kendisi oluyordu. Sırf Leyla'nın namusuna laf gelmesin diye onunla evlenmeyi kabul etmişti yine Leyla'yı düşünmüştü sonuç yine kaybeden kendisi idi.
Adem de Yavuz ile birlikte ağladı hiç konuşmadı yanında oturdu. O göz yaşı mı döktü onunla ağladı, onun canı mı yandı kendi canı da yandı. Şu hayatta birtek Adem onu anladı, acısını gördü, yanında oldu.
Bölüm eonuna geldik. Sizce hikayemiz nasıl gidiyor ?