Yağız ameliyattan yeni çıkmiş hala uyuyor idi. Hakan arkadaşını hiç yalniz birakmamıs başında bekliyordu.
Çok şükür ki dostu göğsü ile omuz arasında ki bulunan thorax da denilen boşluktan yara almıştı. Başarılı bir emeliyat geçirmiş iki aya kadar da düzelebilecekdi.Yağiz' in başında baklerken kapı açildi ve içeri Behram ağa, Leyla ve Zeynep girdi.
Hakan gelenleri gorunce oturduğu koltukdan hemen ayağa kalktı. Gözleri ağlamaktan kıpkirmizı olmuştu. Behram ağa'ya diki varıp da hoşgeldiniz bile diyemiyordu.
Behram ağa yaklaştıkça tutduğu gözyaşları yeniden akmaya başladı.Behram bey önce Hakan'a baktı sonra evladına ilişti yorgun bakişları. Uyuyordu evladı tekrar Hakan' bakıp sıkıca sarıldılar birbirlerine.
" Pek hos olmadi ama hoşgeldin Behram amca " dedi.
Behram bey " Hoşbuldum evlat hepimize gelmiş geçmiş olsun" dedi.
Hakan kizlara da başı ile selam verip "hosgeldiniz" dedi.
Kizlarda "hosbulduk" deyip Hakan'ın gösterdiği kanepeye oturdular.
Behram bey avladinin başina geldi titreyen elini yavaş yavaş Yağiz saçlarina değdirdi. Yavas yavaş saçlarinda elini gezdirdi. Sonra yüzünü sevdi.
" Durumu nasil ne dedi doktorlar Hakan"dedi bir yandan da evladının her bir zerresine bakıyordu.
Hakan Behram ağa'nin yanına gidip" Çok şükür durumu iyi, kurşun herhangi bir yerine zarar vermemiş ama bir sure kolunu rahat hareket ettiremiycek"dedi.
Behram bey saçlarini sevdiği evladına seslendi " Evlat sen nasıl askersin bu kadar uyunur mu? Baban gelmiş insan bir hoşgeldin der" dedi.
Yağız yavas yavaş gozlerini açtı babasını karşısında görünce şaşırdı narkozunda etkisi hala devam ediyordu.
" Tövbe bismillah azrail misin melek mi birde babam kılığında gelmişsin?" Diyince herkes gülmeye başladı. Behram ağa bile gülüyordu.
Yağız odada farklı sesler duyunca etrafa bakındı Leyla ve Zeynep'i görünce " yok artik " dedi.
" Geçmiş olsun evlat nasılsın bakalım nasıl hissediyorsun" Yağiz babasına bakıp" Baba ben ölüp cennete gitmedim ise siz buraya ne zaman geldiniz" dedi.
Behram ağa yüzündeki tebessum ile " yeni geldik sen uyuyordun" dedi.
" Hoşgelmişsiniz babam da niye yordun kendini buraya kadar" dedi.
" Evlat seni görmeden durabilirmiydim sanıyorsun hem bu deli kızı zor zapt ettim tutturdu gidiciğim diye " deyip Leyla'yı gösterdi.
Leyla girdi göz hizasına Yağız'ın " Bremin geçmiş olsun cok korkuttun bizi aksiyondan hic uzak kalma emi" diyerek takıldı kardeşine.
" Dotmam( amca kizi) beni biliyorsun aksiyon olmazsa hayattan zevk alamıyorum " dedi
" Bilmem mi bremin ağaç tepelerinde geçti ömrümüz" Onlarin tatli atişmasi odadakileri güldürdü.
Yağiz bir an ciddilesti" Dotmam annem dayem nasil iyiler mi? Diye sordu.
" iyiler brem merak etme annem, Yaren, Senem başlarında" desede Leyla Yağız annesinin durumunu az çok tahmin edebiliyordu.
Behram ağa Hakan'la doktor ile gorüşmek için odadan çıkınca Yağiz Zeynep'i görür görmez inanamadı
"Leyla ben galiba narkozun etkisindeyim sen tek misin yoksa odada eli maşali da mi var? Diye sordu.
Leyla onun sorusu üzerine kahkaha attı Zeynep göz devirdi eli maşali demesine.
Huysuz iste ne olacak dedi içinden " yok rüya değil geçmiş olsun huysuz bey " dedi Zeynep.
Yağız' in bakişlarından birşeyler sezikledi Leyla. Amca oğlu Zeynep' e oyle bir bakiyordu ki Leyla yıllardır gözlerinin böyle parladığını gormemisti.
Yağız tebessum ederek " Sağolasın çimen gözlü" . Dedi.
Zeynep bu hitap ile utandi ilk defa biri gözleriyle hitap ediyordu kendisine. Yüzu hafif pembeleşti utançtan.
Leyla Yağız'a yapma der gibi bakti " brem ben bi annemleri arayayim dayem Azade annem de çok merak ederler şimdi " diyerek izin istedi ve odadan dışari çikti.
Yağiz Zeynep'e koltugu gösterek " otursana ayakta kalma"
Zeynep çekinerek koltuğa oturdu " Gerçekten iyimisin biz haberi ilk duyunca herkez çok korktu ve üzüldüler " dedi.
Yağız tek kaşını kaldırdı " peki sen sende üzüldün mü?
Zeynep gelen soru ile ne diyeceğini bilemedi boyle bir soruyu beklemiyordu Ne diyecekti cok üzüldüm icimde bir yer acıdı mi tabiki de söyleyemezdi.
Oda " Yani kismen tanıdığim insan olarak üzüldüm tabiki " dedi Yağız onun bu tavrina tebbessum etti " iyiyim merak etmeyin alışkın olduğum durumlar "dedi sıradan birşeyden bahseder gibi..
Leyla annesini aradı telefon 3.cu calısinda açıldi " Kızim " dedi Leyal hanim.
" Annem biz geldik Yağız cok şükür iyi korkulacak bir durum yok dayeme, Azade anneme, evdekilere soyle merak etmesinler doktor izin verirse Yağiz'ı da alıp geleceğiz dedi.
" Oh cok şukur yavrum bizi sık sık haberdar edin emi annem kendinize dikkat edin Leylam amcan sana emanet kızım ilaçlarini alsin tamam mi yavrum"
Leyla alnını ovarak " merak etme annem burasi bende sende evdekilere dikkat et hadi öptüm görüşürüz"dedi.
Telefonu kapattı baş ağrısı yüzünden fazla lonuşmak istemedi.
Adem Yavuz' u havaalaninda karşıladı özlediği abisine sıkı sıkı sarıldı.
"Abi hosgeldin" dedi. Yavuz' da kardeşlerinden ayirmadıği genç adama sarılıp "Hoşbuldum" dedi . Daha sonra tekntek herkezi sordu arabada gelirken. Adem'de herkez iyi deyip geçiştirdi.
Adem Leyla'nın da hastanede olduğunu söylemedi. Çünkü Yavuz bilirse inadından gelmezdi hastaneye. Artık onlarında karşılaşma zamanı gelmiş geçiyordu bile dayanamıyordu ikisininde acı çekmesine.
Yağız'ın odasinin bulunduğu kata çiktilar. Yavuz tüm karizmasi ile hastaneye girdiği ilk andan itibaren hemşirelerin bile dikkatini çekmişti.
Leyla arkası dönük olduğu için onların geldiğini görmemişti. Lakin bir anda kalbi hızlı hızlı atmaya başladı.Elini kalbine koydu, birde üstüne hasret kaldıği o koku burnuna gelince kafayı yediğini düşündü.
Eli kalbinde sakinleşmeye çaliştı. Telefonunu cebine koyup arkasıni dönmüştü ki, kehribar gözleri bir çift kara göz ile kesişti.
Nefesi kesilecek gibi oldu. Saçı başı dağılmış, sakalları uzamış, gözlerinin altı morarmış sevdiğini görünce beş yılda bu adama ne olmuş diye geçirdi içinden.
Yüreği oyle bir sızladı ki, içi acıdı canı çok yandı gözleri doldu ama ağlamamak için ellerini yumruk yaptı " Sen" dedi.
Öyle şaşkın,üzgün, kırgındı ki, ne diyeceğini bilemedi geleceğini hiç düşünmemişti.
Boğazını temizleyip zar zor " Hoşgeldin " diyebildi.
Yavuz'un hastaneye girdiği ilk andan itibaren içini bir huzur kapladı. 5 yıl sonra ilk defa nefes aldığını hissetti. Sanki tüm hastane kehribar gözlüsü gibi kokuyordu. Özlemden beyninin kendisine oyun oynadığını delirdiğinı düşündü. Leyla ölürdü ama kendisi ile değil yanyana gelmek aynı ortama dahi girmezdi.
Nihayet kardeşinin bulunduğu odanın koridoruna gelmişlerdi ki arkası dönük olan sevdasını gördü.
Olduğu yere çakılıp kaldı bir adım bile ileriye gidemedi. Özlediği kokusu yakından tüm ciğerlerini doldurdu. Gözlerini kapatıp derince içine çekti. Bir yandan da hayal olmaması için dua etti.
Sevdiği kadın yüzünü dönünce göz vöze geldiler. Kehribar gözlere doya doya baktı. Sanki beş yılın acısını çıkarır gibi.
Geçen yıllar güzelliğine güzellik katmiş, birazda olgunlaşmıştı. Ama çok da zayıflamış buldu. Kendisine şaşkın bakan kadına o özlem ile baktı. " Sen" dediğinde hasret kaldığı sesini duydu. Nede çok özlemişti.
Sonra buz gibi bakışları ile kuru bir "Hoşgeldin" diyen kadına oda soğuk bir şekilde " Hoşbuldum" dedi. İçinde fırtınalar kopuyordu oysa ki.
Behram ağa doktor ile görüsmesini bitirmiş Hakan ile birlikte tekrar odaya döndükleri esnada Yavuz'u gördüler.
Behram ağa hem özlem, hemde acı ile evladına baktı. Sonra öfkesi geldi aklına " Ne işin var senin burda kim çağırdı seni" dedi sert bir tonda kaşlarını çoktan çatmıştı.
Yavuz babasının sesi ile ona doğru döndü " Baba" dedi üzgün sesi ile. Behram ağa oğlunun perisan haline baktı. Ne kadar çökmüştü oğlu içi cız etti baba yüreği dayanamadı oğlunun bu haline ama yine de tavrından ödün vermedi.
Leyla bir kavga çıkmaması için amcasının yanına gidip gözlerinin içine baktı. Biliyordu oğlunu çok özlemişti ama sırf kendisi üzülmesin diye ona sert davraniyordu.
" Amcam böyle bir günde küslük kırgınlık olmaz biliyorum sende özledin onu hasretsin affet gitsin artık et ile tırnak ayrılır mı hiç" dedi.
Derin bir nefes aldı " ben senden razıyım olanları çoktan unuttum gitti. Böyle olması gerekiyordu oldu ona.." dedi durdu. Nefes alıp " Ben ona kızgın değilim sende barış artık yetmedi mi bu ayrılık" dedi.
Behram ağa Leyla'nın ciddi olup olmadığına baktı konuşurken. Gelini çok ciddi idi. Asaleti tavrı konuşması ile kendisini ikna etmiş yeğenine hak vermişti.
Oğluna şu beş yıllık ceza yeterdi. " Hadi amca biz bir aileyiz Yağiz'ın hepimize ihtiyacı var bak oda hemen koşup gelmiş " deyince Behram ağa Yavuz'a tekrar baktı.
Leyla içi yana yana konuşsada belli etmedi kalbinde ki kırılmişliğin verdiği acıyı amcasının bakişlarindan ogluna ozlemini görmüstü . İçi kan ağlasada bunu yapmak zorunda idi.
Amcasının affedeceğini anlayınca önünden çekildi. Behram ağa Leyla'ya son kez baktı Leyla gözlerini kapatıp açınca oğluna kollarını açıp " Gel ulan buraya " dedi.
Yavuz iki adımda uçar gibi gelip babasına sıkıca sarıldı. Behram ağa da oğluna karşılik verdi. Ellerini sırtına hafifçe vurdu.
Yavuz Leyla'ya gözleri ile teşekkur etti. Leyla önemli değil der gibi başını salladı. Mutlu olsada baba oğulun kavuşmasına onun içi oluk oluk kanıyordu.
Baba oğul özlemlerini giderirken Tahir de hastaneye gelmiş onları izliyordu. Dayısını kıskanan Tahir " Dayı birak da bizde hasret giderelim abim ile " dedi.
Tahir ile de kucaklaştıkdan sonra odaya girdiler. Zeynep oturduğu koltuktan ayağa kalkti Behram ağa eli ile işaret edip " otur kızım otur sende heba oldun bizle " dedi.
Zeynep tebessüm etti girenlere bakti gördüğü adam ile şaşırdı gelmişmiydi. Peki ya Leyla napmıştı gözleri dostunu aradı.
En son odaya Leyla girdi Zeynep gözleri ile soruyordu Leyla ya halini Leyla anlamıştı kafasını iyiyim sonra der gibi salladı. İci yangin yıkık virane olsa da dışı dimdik ayakta idi.
Yavuz kardeşinin baş ucuna gidip durdu. Yağız gözlerini açar açmaz abisini gorünce gözlerini irice açip " Yok artık vayy anasıni iyiki vurulmusum lan Hakan Yavuz ağa bile geldiyse artık Dayem'in gelmesi de an meselesi" dedi...
Yağız yattığı yerde yaşadığı durumu şakaya vuruyordu ama ciddi bir operasyondan çikmis idi....