8. BÖLÜM YARALI KUŞ

1500 Words
Zeynep'in aklı kadir abisinde iken Senem geçmisini düsünüyordu. Aile ne demek bilmemişti hiç. Takii Yaren, Zeynep ve Leyla ile tanısana kadar. Senem için aile demek kizlar demekti. Annesi de babasıda kardeşi de kizlar idi. İnsan nasil evladını birakabilirdi ki, anlamiyordu. Kediler kopekler yavrularina sahip çikıp korurken onun ailesi neden onu istememisti anlamiyordu. 9 ay boyunca karnınızda taşıyorsunuz içinizde sizden bir can büyüyorken, gün be gün siz onun varlığını iliklerinize kadar hissederken, doğduğu an sıkı sıkı sarılmak, öpüp, koklamak, dünyada ki kötülüklere karşı korumak varken, onun yerine kendine emanet edilen can ı çöp gibi sokoğa bırakabiliyorlar . Senem in suçu neydi peki çöp gibi bırakılmıştı bir camii avlusuna. Camii cemaati bulup polislere teslim etmiş polislerde yetimhaneye teslim etmişlerdi. Minicik elleri boncuk boncuk gözleri bu dünya için fazla masumdu. Anne baba sevgisine hasret büyümüştü. İstenmeyen bebek olmayı o mu istemişti onu yapan adam ın doğuran annenin hiç mi suçu yoktu... Senem yetim ve öksüz olmanın bedelini çok ödemişti. Yurt da müdüre annesi onu koruyup kollamış aralarinda çok farklı bir bağ oluşmuştu. Zayıf cılız bir çocuk olduğu icin kendisi ile uğraşan çoçuklara sesini çikaramaz aradada dayaklarını yerdi. Müdüre annesi onu himayesi altına alınca biraz da olsa rahat nefes almış. Hayatı hep dikenli yollardan geçmişti. Eğer bir ailen yoksa güller vaad edilen bir yolun olmaz hayata hep bir sıfır yenik başlarsın. Ne elini tutup okula götüren bir baban olur nede beslenme çantanı hazırlayan annen. Ne şacların taranıp örülür ne önlüğünün yakasi düzgün olur hepsini kendin o kücücuk yaşında yapmaya başladığinda anlarsın kimsesizliğini. Anne babasının elini tutup okula gelen her çocuğu gördüğunde anlarsın yanlizliğinı. Her veli toplantisinda hissedersin bu hayatta bir başina olduğunu canın çok yanar ama sen hep gülersin acılarını o tebessümlerin arkasına saklar gizli kuytu köşelerde için çikana kadar ağladiğinda anlarsın ailesizliğin ne demek olduğunu. Senem'in yıllar geçsede kapanmayacak tek yarası aile özlemiydi. Tek nefreti ise yalnizlik olacak... Şairin dediği gibi ; "Çakalın pençesinde can çekişen ceylanın, Bakışından yansıyan, duygudur yalnızlığım, Dünyayı, yüreğine sığdıran şehzadenin, Cellatların, elinde ölüşüdür yalnızlığım, Zehri adalet diye sunuştur yalnızlığım".... ( Ahmed Günbay Yıldız) Zeynep akıp giden yolda düsündü. Öz babası olsa kimseye muhtaç etmez sahip çikardı baş tacı ederdi Zeynep i. Ama Zeynep öz babasını bile bilmiyordu annesi hep saklamıştı. Ne zaman bu konu açılsa annesi babasının iyi biri olduğunu ama gitmesi gerektiğini ne hamile olduğundan ne çocuğu olacağından haberinin olmadığını söyler gençtim hata yaptım deyip geçiştirirdi. Bir eksiklik vardi annesinin anlattıklarında küçükken pek sormaz ama aklı erdikçe hep babasını sorardı aldığı cevaplar ise ona yeterli gelmiyordu. Eksik parcalar vardi annesinin anlattiklarinda.. 10 yaşinda annesini kaybetmişti ve tamamen öz babasını bulma ihtimalini de kaybetmisti oldu . Zeynep dalmıstı ki, karşidan gelen arabada celladıni gormüştü onlar mahalleden çıkarken celladi olan üvey babası siyah bir arac ile mahalleye giriyordu...... Konakta sabah telaşı erken saatlerde başlamışti. Mutfakta Sultan hanım kızı Sevda ve yardımcısi zehra ile solan daki masayı hazırlamışlar kahvaltılıkları götürmüşler konak sakinlerinin kalkmasını bekliyorlardı. İlk olarak her sabah olduğu gibi Yade ( babanne demek ) Zergül hanim kalkmıştı. Sonra Leyal hanım gelmisti eşi ölünce Leyla annesinin konakta kalmasının uygun olacağını söylemişti. Kaynanasına " Hayırlı sabahlar Ana " diyip kanepeye oturdu. " Hayırlı sabahımiz mi kaldi gelin Berwan'im gitti Yavuz'um gitti. Leyla'm gitti konağin tadı tuzu kalmadı". Leyal hanım acı ile baktı kaynanasına haklıydı konağın eski tadı tuzu yoktu. Behram ağa ve Zergül hanimda kalkmışlar hazırlanıyorlardı Behram ağa nın telefonu çaldı. Arayan Yazgiran aşiretinin ileri gelenlerinden Perwer ağa'ydi. " Günaydın Perwer ağa hayrola sabah sabah sen beni bu saat de aramazsın" dedi. " Gün aydinlik mi karanlik mi bilmem Behram ağa pek hayırlı değildir. Bizim Kuyumcu Nurullah ın oğlu düşman oldukları Şeribağlı aşiretinden kız kaçırmış gece gelip bana sığındılar.Ağalarda toplantı istedi" dedi. Behram ağa bağladığı kravatını gevşetti bu olanlar duydukları hiç hayra alemet değildi kan davası çıkmasa iyiydi heleki iki aile arasında düşmanlık varsa. " Anladım ağa bu hiç iyi olmamış toplantı ne zaman ? "Kan dökülmeden hemen bu işi halletmeleri gerekiyordu. " Behram durum ortada beklemeye gelmez 2 saate bizde toplanacağız yalnız Yavuz ağa yoktur hüküm kararını Leyla kızımız verecek hanımağa olarak iki taraf da kararı hanimağalarınin vermesini ister eh Yavuz ağa olmayinca iş Leyla kızımıza kalıyor." Behram ağa derinden nefes aldı. Leyla'nin adeletine guvenen bazi aileler boyle durumlarda karari onun vermesini isterdi. 5 yılda Antep dahil diğer illerdeki aşiretlerinde konuştuğu bir hanim ağa olmuştu Leyla. Hem adaleti hem saygisi hem gorgusu hem gözü karaliği kendisine hayran birkatirdiği ozelliklerin başında geliyordu. Genç kızlarin çoğu onu örnek alıyor, saygı ve sevgi duyuyorlar idi. Leyla da elinden geldikce hepsinin derdine sıkıntısina mutluluğuna ortak olmaya çalişiyordu. Behram ağayı bir sıkinti sardı. Berdel isterlerse diye . Yavuz' un olmaması büyük sıkıntı idi gelinini tanıyordu can verir can alır ama berdel'e izin vermezdi. Deli kızı orda nasıl zapt edecek hiç bilemiyordu. " Tamam ağa toplantı başlamadan orda oluruz" dedi telefonunu bırakıp sıkıntılı nefesini verdi eşinin yüzünün düştüğünü gören Azade hanim yanına gitti. " Hayır ola Behram eyi misin kötü haber midir? " Karısının sorusu ile toparlandı. " iyiyim Azade ortalık karışmış Nurullah ın oğlu düşmanlarının kızını kaçırmış aşiret toplanacak Leyla' yı istemişler" Azade hanım " Hiiih" dedi eli yüreğine gitti. Biricik gelini hem çok genc hemde çok cesurdu gözü karaydi Leyla' sı ya birşey olursa diye içinden geçirmeden edemedi. Karısının korkularıni anlıyordu Behram aga keza kolay değildi. Sevenleri kadar sevmeyenleri de vardı. Şeribağlı aşireti de bunlardan bir tanesi idi. Pek sevmezlerdi birbirlerini. " Korkma hanim ben hep yanında olacağım kardeşimin emaneti o bana saçının teline zarar verdirtmem " diyerek karısının yüreğine su serpti. Şimdi gidip annesi ve yengesine de durumu anlatacak idi ama önce Leyla yı arayıp konağa çağırdı hayirlisi diyerek çiktı odadan. Behram ağa ,Azade hanım,Asmin ve Berzan da gelince salona Günaydın faslinin ardından kahvaltilarını yaptılar. Çalışanlar masayı toplarken Behram ağa Zergül hanım ve Leyal hanım a Telefon görüşmesini anlattı. Annesi Leyla yı götürmesini onaylarken Leyal hanım " olmaz abi ben kızımıda Berwan gibi kaybedemem ya Leyla ya birşey olursa?" Behram ağa yengesinin kizini da kaybetmekten korktuğunu biliyordu ama elinden birşey gelmezdi aşiret Leyla' yı istemişti. " Leyal korkmayasın merak etme ben yeğenimin hep yanında olacağim. Ölürüm ama yinede onun saçına zarar gelmesine müsade etmem " Leyal hanımin biraz olsun yüreğine su serpmek istedi. Yade Zergül " Gelin seni anlarız korkarsın ama ben sağ iken kimse benim torunlarıma zarar veremez bu toprakları zindan ederim. Dua edelim başka çare yoktur " diyerek gelininin acısını dindirmek istedi. Yade Zergül yıllara meydan okumuş görmüş geçirmiş kadındı. Kaç tane can kaybetmiş metanetli idi. Lafı sözü bu topraklarda geçen yiğit kadındı... Leyla şirketteki işlerini yarim bırakip hazirlandi Amcasi durduk yere çağirmazdi sesi de kötu gelmisti kulağina kapisinin önunde duran Adem e seslendi " Adem arabayı hazırla konağa gidiyoruz çantamı alıp geliyorum " dedi " tamam yenge" dedi. Adem çalışanlardan Sultan hanımın oğluydu çocukluğundan beri Yavuz un yanından hiç ayrılmamıştı taki Yavuz un gittıği güne kadar. O gün bugün de Leyla'nın yanindan ayrılmamış hem korumuş hem şöförlüğünü yapıyordu. Adem Leyla yı görünce kapısını açtı. " Adem ben sana demiyormuyum kapıyı açma diye sen niye beni dinlemiyorsun" Leyla sevmiyordu çalısani da olsa kapisinin açılmasini öylede yüce gönülluydu. Adem tebessüm etti " Yenge alışkanlık sende biliyorsun insan vazgecemiyor alışkanlıklarından hem abim e söz verdim biliyorsun". Kafasını salladı Leyla " Tamam tamam brem ne desem sen yine bildiğini yapacaksın hadi gidelim"dedi. Amcası önemli olmasa asla konağa gel demezdi biliyordu gelmeyeceğini. Leyla düğün gününde Yavuz'un gıtmesi ile zor günler geçirmişti. Hastaneden sonra konaktan ayrilip kendisine ait olan evine geçmişti. Konak kötü anilarini hatirlatiyordu ona. " Adem sohbetine doyum olmuyor be kardeşim bari aç bir türkü de azcık kendimize gelelim" türküleri çok severdi Leyla Adem tamam diyip Yavuz un en sevdiği şarkıyı açtı. Leyla şarkının her sözünde Yavuz u hatırladı beraber çok güzel zamanları olmuştu çocukken. Azmı nazını çekmişti Yavuz. Anılar bir bir geçti gözlerinden çocukken Elma, Erik toplarken düşmeleri biraz büyüyünce arabaları gizlice alıp aksam cay bahçesine gitmeleri , akşamları konağın terasında çay muhabbetleri, hepsi film şeridi gibi gecti gözünûn onünden. Said'in kendisini istemeye geldiğini öğrendiğinde Yavuz'un İstanbul'a gelip kıyameti koparması ve düğün günü yüzüne bir kez bile bakmadan hiçbir açıklama bile yapmadan terkedilmesi, neler yaşamişti neler hem tebessüm edip hem ağladı şarkı bitene kadar. Adem aynadan yengesine baktı ağladığını görünce üzüldü " yenge ben seni üzmek istemedim. Kusuruma bakma abim çok severdi hep bu şarkıyı dinlerdi seversin sende sandım ama seni üzeceğimi bilsem açmazdım" Leyla tebessüm edip Adem'e baktı elini omzuna koyup sıktı " üzülme sakın Adem bende çok severim bu şarkıyı anılar bazen güldürür bazen ağlatır senin bir suçun yok hayat "dedi. Adem kafasını salladı doğru diye. " Demek abin hep bu şarkıyı dinlerdi?" şarkının sözlerinde Leyla diyordu acaba Yavuz bu şarkıyı kendisi için mi dinliyordu? iç sesi " yok artık leyla sende adamın sevdiği var sevdiği" Leyla iç sesine hak verdi ama yine de bir umut diyordu. " Sorma yenge abim gece gündüz hep dinliyordu. Bir gün sordum neden bu şarkı diye " Leyla merakla bakmıştı umut dünyası işte sevda insanı ne hallere getiriyordu. " Eee ne dedi " Gözleri parlayarak merakla baktı Adem'e. Adem tıpkı Yavuz gibi kaşını kaldırıp " Koçum var bizimde bir Leyla'mız çöllere düşmesekte süründüren" Herkezin bir Leyla'sı olurdu kalbine hükmeden , isimler değişir sevda aynı kalır...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD