" Yüreğimin kör kuyularına atsamda seni ,
Susturamadım sevdamın haykıran sesini....."
( 55Cerkezkizi055 )
Bölüm şarkısı : İpek Karabağır Yürek Sancısı.
Hayat ne acımasız oluyor bazen bir an da tepe taklak olabiliyoruz. En olmadık zamanlarda en kötü sürprizler ile karşılaşabiliyoruz .Canımızı en derinden yakan feleğin sillesini vurduğu ve hayatın bize hiç gülmediği kötü sürprizler..
Yavuz gördüğü silüet karşısında vucudunun tüm kanı çekildi sanki öfkesi düğün alanını yakacak kadar büyük idi. Bu adam en güzel anlarının katiliydi.
Leyla koluna girdiği adamın öfkesini iliklerine kadar hissetmişti. Korktu Leyla , Yavuz'un karşılarında ki adamı vurmasından hatta vurma ile kalmayıp öldürmesinden. Tüm vucudunu bir titreme sardı. Yavuz kolunda titreyen kadına baktığında gözlerinde ki yaşı gördü. Kim içindi peki o yaşlar karşısında ki 5 kuruş etmeyen adam için mi idi. Yoksa kendisi için mi idi.
Azade hanım ve Leyal hanımın korkudan beti benzi atmıştı. Yavuz her an düğün alanını kana bulayacak gibi bakıyordu. Elleri kalplerinde kala kaldılar. Behram ağa ise bildiği için hiç şaşırmadı oğlunun bu kararı kabul etmeyeceğini , Said'e de Antep'i zehir edeceğine adı kadar emindi.
Orkestra sesi birden kesildi herkez tetikde beklerken Berdan Yavuz'un birşey yapmaması için hemen yanına geldi.
" Yavuz kurban olayım sakin kal. Şerefsiz nasıl yaptı ise üstünde ki hükmü kaldırtmış. Şu düğün bitsin bakarız icabına " Yavuz Berdan'ın söylediklerini duyuyordu ama onun odaklandığı nokta Said Zaloğlu idi.
Yavuz yavaş yavaş aşiret ağalarının oturduğu masaya doğru yürüdü bakışlarında ki karanlık göreni korkutuyordu. Ağaların hepsinin yüzlerinde bakışlarını gezdirdi en son Said' de durdu.
" Senin üzerinde ki hükmü kaldıran, sana yardım eden, destek olan , selam veren selam alan her kim ise bundan sonra attığı adıma, uyuduğu uykuya , içtiği suya, yediği yemeğe dikkat etsin. Sen sen ol sakın rahat nefes alma duyan duymayana anlatsın bundan sonra Said Zaloğlu'na rahat nefes almak yok " Kimsenin cevap vermesine bile fırsat vermeden hızlı adımlar ile Leyla'nın yanına gitti titreyen elini sıkıca tutup herkezin duyacağı bir şekilde yükses ses ile konuştu.
" Her iki tarafada hayırlı uğurlu olsun Allah utandırmasın " diyerek cebinden çıkardığı bir kalın bileziği gelinin koluna takarken damada ise içi yüklü miktarda para olan zarfi uzatıp tokalaştı.
Leyla da çantasından çıkardığı pırlanta olan seti geline verdi. " Hayırlı olsun canım bir yastıkda yaşlanın " diyerek sarılıp tebrik etti damada ise başı ile selam verip " hayırlı olsun " dedi.
Yavuz tekrar dan Leyla'nın elini tutup yüzüne baktı. Hafif tebessüm edip kulağına doğru " Hanımağam bu gece madem herşeyi bir kenara bıraktık dosta düşmana çift nasıl olurmuş gösterelim mi ? Diye sordu. Leyla'nın kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya başladı Yavuz'un kulaklarına dolan sesi yutkunmasına neden olurken kokusu ciğerlerine bayram ettiriyordu.
" Nasıl " diye sordu Leyla meraklı gözler ile. Yani o Said'e birşey yapacak diye korkudan tir tir titrerken ne yapacaklardı ki anlamıyordu. Yavuz kafası ile orkestraya işaret etti. Yanına gelen adamın kulağına birşeyler söyledi. Adam gittikden bir dakika sonra düğün alanında ağlatan kafe müziği çalmaya başladı.
" Gel eyy sevgili! ister yar ol gel istersen yara. Ne gönlümün derdini sor bana, nede sararan yüzümü sor...
Eyy gönlümün sol yarısı aklıma koydum seni aklım almadı, kalbime koydum seni sana doymadı..
Arşın aşkı yar! Aşk sandığın kadar değil yandığım kadar"...
Yavuz sahnenin ortasına Leyla ile giderken aynı anda şiiri de kulaklarına fısıldadı. Leyla duyduğu her kelime de mest oldu zaman durdu. Sanki şu an gerçek bir karı koca gibi idiler. Ruhunda ki yaralar sanki kabuk bağladı. Ağır ağır müziğin ritmine uyarak hareket etmeye başladılar. Onlar aynı ritim ile birbirlerinden gözlerini ayırmadan dans ederlerken görenler hayran kaldı.
Kızlar ise aralarındaki uyuma ask'a hayranlıkla bakıp dua ettiler. Yağız, Tahir ve Berdan başlarından aşağıya para attılar. Onları gören diğer ağalar düğün sahipleride çiftin başından para attılar. Leyal hanım ve Azade hanım ise mutlulukdan ağlıyorlardı. Evlatları nazar olması diyede nazar duası okuyorlardı.
Leyla'nın kuğu gibi süzüle süzüle yaptığı hareketler Yavuz'un ise işte bu kadın benim der gibi ona ayak uydurması tam bir görsel şölen sunuyordu konuklara.
Öyle bir bakıyorlardı ki birbirlerine Antep Antep olalı böyle bir aşk görmemişti. Nihayet müziğin sonuna geldiklerinde Leyla Yavuz'a doğru sırtını döndü ve birbirlerine baktılar. Müzik bitmişti ama onlar anın büyüsünden çıkamadılar. Düğün alanında alkıs kıyamet ıslık sesleri. Başlarından aşağiya doğru atılan paralar ile masalarına doğru gidip oturdular.
Leyla utanctan kıpkırmızı olmuşdu Yavuz ise o kadar rahattı ki. Said 'in kıskanç bakışlarını gördükçe keyfine diyecek yoktu.
" Ağam sen böyle oyunları bilir miydin yahu " dedi Yağız sırıtarak.
" Var bizimde kendimize göre maharetlerimiz paşam " dedi Yavuz da.
" Yavuz abi çok güzeldiniz ama izleyenler hayran kaldılar" derken Senem , Zeynep ise " Allah nazarlardan korusun mest ettiniz bizi" dedi. Yaren bir şey söylememişti çünkü abisine hala kırgındı ama. Leyla'ya dolu dolu gözleri ile baktı. O abisini ve Leyla'yı böyle mutlu görmek istiyordu. Leyla ile aralarında sanki bakışları ile bir çok şeyi konuşuyorlar idi. Onlar ezelden beri böyleydiler. Baktıklarında anliyorlardı söylemek isteyip de söyleyemediklerini.
Leyla kızlara yapmayin der gibi baktı zaten utanıyordu böyle diyerek daha çok utandırıyorlardı.
Said onları yanyana mutlu görmeye daha fazla dayanamadı ve masadan kalktı ve gitti. Yavuz ne demişti ona sana hayatı zehir edecem ehh bu başlangıçtı daha bunun lalası, lolosu vardı ki Said bin pişman olacaktı.
Leyla utana sıkıla Yavuz'a bakıp " Biz kızlar ile lavaboya gidiyoruz " dedi sessizce. Yavuz başı ile tamam tamam dedi.
Kalbi güzel insanlar olduğu gibi her yerde kalbi pis fesat insanlarda vardi tabi. Allah herkezi böylelerinden korusundu.
Yavuz Leyla'lar lavoboya gidince oda Perwer ağaya selam verip elini öpmek için ağaların olduğu masaya gitti. Selamlaştıktan sonra Berdan ile sigara içmek için düğün alanının biraz ilerisine gittiler.
Kalbi kötü olan biride Şeribağlı aşiretinden Fırat Şeribağlı idi. Kalbi pis içi fesatlık doluydu . Kötülük onun ruhunda vardı. Saman altından su yürütür izini belli etmezdi. Bunu fırsat bilen Fırat yılan diline zehrini almış Yavuz'u sokmak için hazırda bekliyirdu. .
" Oo Yavuz ağa hoşgeldin " diyerek elini uzattı. Yavuz kendisine uzatılan ele baktıkdan sonra Fırat'in yüzüne pislik görmüş gibi baktı başı ile selam verdi. Fırat'ın yaptıklarını ututmamışdı onunda sırası vardı. Fırat'ın uzattığı eli bos kalınca indirdi.
" Maşallah baya marifetliymişsin, gerçi sen karısını düğün günü bırakıp gitmedede marifetliydin unutmuştuk hatırlattın " Yavuz şacma sapan konuşan adamın daha ne kadar saçmalayacağını merak etti . " Sahi ya Said Zaloğlu Antep'e dönünce bir anda sende çıktın piyasaya yoksa korktun mu Leyla'yı elinden alır diye ehh malum eski ask..." Lafını bitiremeden Yavuz eli ile Fırat'ın boğazını var gücü ile sıktı.
" Şerefini sikerim senin lan it o zehir saçan diline sahip çık yoksa kökünden kesmesini de bilirim. Şerefsiz sen kimsin lan benim hakkımda karım hakkında ileri geri konuşuyorsun puşt " diyip suratına yumruğunu gecirdi.
Fırat aldıği darbe ile yere kapaklandı. Berdan Yavuz'u zar zor zapt etmeye çalıştı yoksa Fırat'ı öldürecekti.
" Kardeşim tamam bırak bu tihniyetsiz için elini kirletmene değmez it le köpekle niye muhatap oluyorsun onun kuyruk acısı başka hadi gel uyma şuna " diyerek uzaklaştırmaya çaliştı.
"Yalan mı söylediklerim Yavuz ağa doğru ki zoruna gitti. Karını bırakip gitmedin mi? Milletin diline düşürmedin mi? Sen Said Zoloğlu kadar bile adam değilmişsin " dediği anda Yavuz avına odaklanmış aslan gibi Berdan'ın elinden kurtulup Fırat'ın üzerine atlaması ile yüzüne yumruk darbelerini indirmesi bir oldu.
Yavuz'da ki nasıl bir güç ise Berdan Yavuz'u Fırat'ın üzerinden alamıyordu. Bu sırada Tahir ve Yağız yetişdi imdadına.
" Noluyor lan burda" diye sordu Tahir
" Delirdi bizimki adamı öldurecek " Berdan bir yandan Yavuz tutmaya çalışıyor bir yandan konuşuyordu.
" Abi tamam bırak yeter adamı öldürecek misin? Bırak ne hale getirmişsin zaten bu kadarı ona yeter" dedi Yağız ve üçü bir olup Yavuz'u Fırat'ın üzerinden aldılar.
" Tamam sakin ol kaedeşim densiz işte ne konuştuğunu bilmiyor " dedi Berdan.
Yavuz'un öfkesi Karadeniz'in hırçın dalgalarına benziyordu. Öyle kolay kolay geçmezdi. Ellerinden kurtulduğu gibi annesi gilin olduğu masaya doğru gitti. Leyla kızgın boğa gibi kendilerine doğru gelen Yavuz'u görünce ayağa kalktı. Ne oldu demeye kalmadan Yavuz Leyla'yı kolundan tuttuğu gibi peşinden çekiştirerek göturmeye başladı.
Azade hanım ve Leyal hanım arkasından " Dur napıyorsun oğlum " desede onları duymadı.
Yaren ve kizlarda peşlerinden gitmeye başladı. Yaren " abi dur yapma " diye seslendi ama dinlemedi kardeşini.
En son Leyla canı yandığı için bağırdı Yavuz bileğini öyle bir sıkıyordu ki daha ne olduğunu bile bilmeden apar topar sürükleniyordu.
" Yavuz dur yeterr" diye çığlık attı.
" Ne var Leyla ne var " diye bağırdı tüm öfkesi ile. Sürüklediği kadının canını yaktığından bir haberdi.
" Ne mi var ? Süs köpeği gibi beni peşinden çekiştiriyorsun birde dönmüş ne var mı diyorsun? Canımı yakıyorsun " dedi Leyla da aynı Yavuz kadar öfkeli idi. Bu adam kendinde nasıl böyle bir hak görüyordu anlamıyordu. İki yaninda durdu diye mi bu cesareti buluyordu.
" Sus Leyla tek kelime etme bin şu arabaya konuşacağız herşeyi tek tek konuşacağız " diyip Leyla'yı arabaya bindirdi. Kendiside şöför koltuğuna geçer geçmez gaza yüklendi.
Yaren , Senem ve Zeynep peşlerinden bağırdılar ama yetişemediler gitmişlerdi.
" Kemerini tak " dedi Yavuz Leyla'ya . Eminiyet kemerini işaret ederek. Leyla öfke ile kemeri taktı. Yol bohunca ikiside konuşmadı. Çünkü Yavuz'un öfkeden gözü dönmüş, son gaz deli gibi araba kullanıyordu. Leyla nereye gittiklerini merak etsede soramıyordu mazallah bu öfke ile kendisini ıssız yerlerde arabadan indirip kurda kuşa yem ederdi.